Merhaba arkadaşlar,

Ben forumdaki ___EG___ adlı kullanıcıyım. Adım Esra Gökdemir. Bu sene yeni bir fantastik seri yazmaya başladım ve dün kitap satışa çıktı. Siz fantastik severlerin de desteğini ve güvendiğim okuyucular olarak yorumlarını bekliyorum. Kitabın genişletilmiş özeti :

Kitap, istedikleri her türe dönüşebilen evalonların dünyasında geçmektedir. 12. yüzyılda insanların bedenen yapabildiklerinin çok sınırlı olduğunu düşünen bir grup insan toplanmış, on yıllar süren bilimsel araştırmalar sonucu 13. yüzyılda kendilerini evalona dönüştürmüşlerdir. İnsanlar varlıklarından haberdar olmadan Dünya gezegeninde kendileri oluşturdukları bir kıtada yaşamaya başlamışlardır. Evalon dünyası tam bir ütopyadır. Eşitsizliğin, fakirliğin ya da açlığın, ırkçılığın, siyasetin ya da savaşların olmadığı bir dünyadır. Ancak kuralsız bir toplum hayatı düşünülemez. Evalon dünyasında üç büyük kural denilen kurallar vardır.

Bunlardan ilki, insanları evalona dönüştürmenin yasak olmasıydı. Söylenene göre çok acılı bir evreydi ancak evalonlar insanların dünyasıyla çok ilgilenmedikleri için nasıl dönüştürüleceği de kimse tarafından bilinmiyordu. Aykırı olarak doğduğu türün dünyasını merak etmezlerdi.

İkinci kural ise gizlilikti. İnsanlara evalon olduklarını söylemeleri yasaktı. Zaten insanlardan farklı bir dünyada yaşadıkları için bu pek bir sorun olmazdı. Üçüncü kural ise aşkın onlar için yasak elma olmasıydı. Aşk, tehlikeli bir duygu olarak görülmüş ve evalonlar ilk dönüştüğü sırada ninpatülüs adlı devasa bir bitkiye hapsedilmişti. Bu bitkiden evalon dünyasında herkes için birer tane bulunmaktaydı. Ninpatülüs yok edilemez bir bitkiydi. Yanmazdı, köklerine değdiğiniz anda sizi boğmaya başlar, kesmeye çalışırsanız içindeki sıvı fışkırır ve kriz geçirerek ölmenize neden olurdu.

Kitabın ana karakterleri olan Burossiyo, Erosa ve Arrieta bebekliklerinden beri yakın arkadaş olan 15 yaşındaki üç evalondur. Burossiyo ve Arrieta dişi, Erosa ise erkektir. Kitabın ilk bölümü bu üçlünün karakterlerine ve günlük yaşamlarına kısaca yer verir. Burossiyo sorgulayıcı, Erosa zeki, Arrieta naif olandır. İkinci bölümde ise esas konu başlar. Bu üçlünün yaşadığı şehir olan Obsidyen’de sadece bu şehirde bulunan Yasak Kökler adlı bir orman vardır. Bu ormanda her biri zehirli bitki meyveleri ve tohumları bulunmaktadır. Ninpatülüs bu ormanı çevreler. Burossiyo’nun çok sevdiği dedesi hayatını bir ekiple beraber bu ormanı araştırmaklla geçirmiş ve elde ettiği bilgileri kimseye söylememesini tembih ederek Burossiyo’ya bırakmıştır. Burossiyo 9 yaşındayken de vefat etmiştir. Dedesinin ninpatülüs köklerini araştırmak için kazdığı tünelin yerini evalon dünyasından sadece bu üç kişi bilmektedir ve kendi özel yerleri olarak ara sıra uğrarlar. İkinci bölümde Burossiyo ve Arrieta birkaç saat geçirmek üzere tünele giderler. Tünelin bir kısmı topraktır ve diğer kısmı da ninpatülüsün kökleriyle kaplıdır. Tünelde Burossiyo’nun dedesinin neden araştırma bilgilerini gizli tutmaya çalıştığı hakkında sohbet ederler ancak sohbet sırasında Arrieta yere düşer. Bunun üzerine Burossiyo kahkaya boğulur ve dengisini kaybeder. Dengesini sağlamak amacıyla refleks olarak ninpatülüslerle kaplı olan duvara tutunur ve kökler onu saniyesinde boğmaya başlar. Şimdi Arrieta’nın yapması gereken onun hayatını kurtarmaktır.

Burossiyo’nun köklere kapılmasıyla başlayan serüven evalon dünyasındaki kuralların yıkılmasına yol açacak ve bu ütopyanın temelinde yatan korkunç sırları ortaya çıkarmaya kadar varacaktır.

Kitap şu an kitabevlerine dağılmış durumda değil. Sadece Kitapyurdu’ndan alabilirsiniz.

Yazar hakkında : 1996 Ankara doğumluyum. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Yazmayı öğrendiğimden beri öyküler ve şiirler kaleme almaya başladım. “Kıvılcım”ı 16 yaşındayken içinde bulunduğum dünyayı çok sıkıcı bulduğum için kaçış amacıyla yazmaya başladım. Bu kitap ilk romanımdır. Biz Harry Potter’la büyüyen bir nesil olarak J.K. Rowling’ten etkilendiğimi söyleyebilirim ancak bu sadece fantastik yazmamdaki adım oldu. Konular ve öykülerin içinde bulunduğu dünya tamamen farklıdır. 10 yaşımdan beri roman denemeleri yapıyorum. J.K. Rowling’ten en çok etkilendiğim nokta cümle yapılarını çok beğendiğim için birkaç yerde çok fazla olmamakla birlikte onun yapısına benzettim. Onun dışında okuduğum tek fantastik seri A Song of Ice and Fire. Bu seriyi çok sevmekle beraber kitaptaki karakterleri öldürmek açısından beni etkilediğini söyleyebilirim. En sevdiğim Türk yazar Elif Şafak’tır. Onun yazdığı konular çok farklı zaten ama ileride fantastik kurgu yerine kurgu roman yazmaya başlarsam onun karakterlerinden esinlenebileceğimi düşünüyorum.

Seri hakkında : Planladığım kitap sayısı şu an üç. Daha fazla artacağını sanmıyorum. Kitap 306 sayfa. Yazı boyutu ve paragraf sayısını da Harry Potter kitaplarındaki gibi düşünebilirsiniz. Henüz ikinci kitaba başlamadım ancak kafamda birkaç bölüm oluştu diyebilirim. Kitapta yeni karakterler de olacak şu an onlar üzerinde düşünme aşamasındayım. Uzun zamandır da yazdığım için azıcık ara vereceğim ve ilk kitabın biraz yayılmasını bekleyeceğim. Kafamdaki plana göre ikinci kitabın 1-1,5 yıl içerisinde çıkacağının sözünü verebilirim. Ayrıca bu kitabı yazma hızım düşünüldüğünde 306 sayfalık bir kitabı 1,5 ayda bitirdim. Yazma konusunda GRRM gibi yavaştan almıyorum. Yayınevinin serinin diğer kitaplarını yayınlayıp yayınlamayacağı konusunda bir soru geldi ancak ben yayınevinden bu konuda sözlü olarak onay aldığımı söyleyebilirim.

  • SummerIsComing

    Kitabı okuyan biri olarak ok beğendiğimi söyleyebilirim. Tamamen orjinal bir dünya. Daha önce okuduklarımıza hiç benzemiyor. Fantastik-severlere öneririm. Fantastik sevmeyenlere de sevdirecek türden bir roman.

  • Tebrik ederim, zengin içerikli bir romana benziyor. Hayırlı olsun. 🙂