Onu çok sevilen parçası Adam’la tanıdık. Evlat edindiği kızıyla adını tekrar duyduk. Önümüzdeki aylarda yeni bir albüm çıkartacak olan Sibel Alaş şimdi bambaşka bir uğraşla isminden söz ettiriyor. Alaş Buz ve Ateşin Şarkısı dizisini Türkçeye çeviriyor.

90’lı yıllarda Adam şarkısını dinlemeyen, hatırlamayan yoktur aranızda. Hatta zaman zaman hala aklımıza gelir, mırıldanırız Sibel Alaş’ın bu güzel parçasını. Şarkıları aklımızda, dilimizdeydi ama uzun süredir ortalarda yoktu Sibel Alaş. Hepimiz yeni albümünü beklerken o bambaşka bir çalışmayla karşımıza çıktı. Geçen yıl kitap çevirmenliğine başlayan Alaş, şu sıralar Epsilon Yayınevi’nden çıkan George R. R. Martin’in yazdığı A Song of Ice and Fire (Buz ve Ateşin Şarkısı) serisini Türkçeye çeviriyor.

ABD’de HBO kanalında yayınlanan ve Türkiye’de internet üzerinden takip edilen Game of Thrones dizisinin uyarlandığı serinin çevirisini yapan Alaş, üniversitede eğitimini aldığı işi yapmaktan çok memnun. 2005 yılının başında birtakım sağlık sorunları yaşayan ve birkaç yıl sonra çevirmenliğe başlayan Alaş, işini keyifle yaptığını söylüyor: “Beyin kanamasına neden olan bir damar deformasyonu yaşıyordum. Düşük tansiyonla gezmeliydim. Hastalık hayatımı yavaşlatmıştı. Müzik piyasasında sağlığımı korumam kolay değildi. İstanbul Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı mezunuydum. Epsilon Yayınevi’nden bunu bilen bir arkadaşım çeviri yapmamı önerdi. Daha önce hiç kitap çevirmediğim için başta çekindim. Yine de bu fırsatı kaçırmak istemedim. Denedim ve çok zevk aldım. İlk Kırık Kalpler Oteli adında bir kitabı çevirdim. Şimdi George R. R. Martin’in Buz ve Ateşin Şarkısı serisini çeviriyorum. İlk kitap Taht Oyunları yayımlandı.”

Günde 15 saat çalıştım

Şu an serinin ikinci kitabını çeviren Alaş’ın günleri yoğun geçiyor. Yazarın uzun cümleler kurma üstadı olduğunu ve bazen satır satır çeviri yapmanın kolay olmadığını belirten Alaş, sürecin zevkli ama zor olduğunu anlatıyor: “Taht Oyunları 900 sayfaydı. Bir ay boyunca her gün 08.00-23.00 arasında başka hiçbir şey yapmadan ancak bitirebildim. Hayatımda hiçbir şey için böyle mesai harcamamıştım. Yorucu ama çok tatmin edici bir süreçti. Çevirmen olduğum için kitabı ilk ben okuyorum. Kendi ruhumu da katmak beni etkiliyor. Seri epik ve fantastik öğelerden kurulu ama sizi tamamen masal dünyasına götürmüyor. Ayakları yere basan, akıcı bir dili var. Bu da beni cezbediyor.”

Diziyi sevenler okusun

Serinin uyarlandığı Game of Thrones dizisinin ilk sezonu bitti. Alaş da dizinin ilk bölümünü izlemiş ama çeviriyle çok uğraştığı için takip edememiş. Kitapta daha detaylı bilgilerin olduğuna dikkat çeken Alaş, bu yüzden eserin mutlaka okunması gerektiğini anlatıyor: “Eğer diziden tat alıyorsa izleyici, esas baharatın kitapta olduğunu anlar. Kitap dünyada 90’lı yıllardan beri okunuyor. Bir edebiyat eserinin Türkiye’de duyulması için dizi mi olması gerekiyordu? Yine de bu sayede kitabın okunacağına seviniyorum. En azından eleştirebilmek adına okumak lazım. Çünkü diziler yanlış da yönlendirebiliyor. Dizi, kitaptaki karakterlere yüz çiziyor. Diziyi izlediğimde onların çok azı oturdu yerine ve hayal kırıklığına uğradım.” İnsanlar nefret etse de hikayede en çok Tyrion Lannister adlı karakteri sevdiğini de belirten Alaş “Kötü niyetli bir adam olmasına rağmen en zeki karakter. Onun bir şeytana dönüşmesinin çok geçerli nedenleri var. Anti-kahramanları çok severim” diyor.

Aklım kızımda kalmıyor

Sibel Alaş’ın henüz bebekken evlat edindiği Tuğçe şimdi 15 yaşında bir genç kız. O dönem önce çocuk doğurup ardından evlat edinmeyi planladıklarını ama bir süre sonra önceliklerinin değiştiğini belirten Alaş, kızına durumu 6-7 yaşındayken açıkladıklarını söylüyor: “Onu gördüğüm an aşık olmuştum. Bir anne doğum yapıp çocuğunu kucağına ilk kez aldığında ne hissederse aynı duyguları yaşamıştım. Bu yüzden çocuk yapmayı hiç düşünmedim. Biz bir aile olmuştuk. İlkokul öncesinde psikologlarla konuştuktan sonra Tuğçe’ye anlattık her şeyi. Altyapıyı oluşturduğumuz için endişemiz olmadı. Önce birkaç soru sordu, ardından kalktı gitti. Hiçbir sorun yaşamadık. Ancak onu evlat edindiğimiz sorulduğunda aklıma geliyor bu durum. Herhangi aile gibi benim de bir kızım var. Aşık oluyor, ergenliğini yaşıyor, o yaşa uygun kavgalar ediyor ama kızımdan çok memnunum. Ayakları yere basıyor. Aklım onda kalmıyor. ”

Maymun iştahlıyım

Peki Sibel Alaş’ı müzik ve çevirmenlik dışında yazar olarak da görmemiz mümkün mü? Alaş bunun haddi olmadığı görüşünde: “Çok okuyorum ve o kadar iyi yazılmış cümlelere rastlıyorum ki yazarlığın başka bir şey olduğunu görüyorum. Başka bir donanım, birikim istiyor. Yani yazar olmaya utanırım. Haddim değil. Yazarlık şarkı söylemekten daha ciddi bir iş.” Her dönem okuduğu kitapların değiştiğini de sözlerine ekleyen Alaş “Maymun iştahlıyım. Bir dönem modern dünya edebiyatını okuyorum, bir dönem klasikleri… Bir ara yeni nesil polisiyelere takmıştım. Son zamanlarda ise fantastik edebiyata merak saldım” diyor.

Şebnem ve Gripin çok iyi

Son zamanlarda her ne kadar çevirmenliğe gönül verse de müzikten kopmuyor Sibel Alaş. Yeni albüm için 35-40 şarkı biriktirmiş bile. Sonbahar ya da kışa doğru hayranlarının karşısına çıkmayı planladığını belirten Alaş, müzik piyasasını çok iyi takip edemediğini söylüyor: “Evimde televizyonum yok. Birkaç gündür ise müzik kanallarına bakmaya çalışıyorum. Ukalalık etmek istemem ama dinleyecek bir şey bulamıyorum. Popta yapılan müzik çok kaliteli değil. Şebnem Ferah, Gripin’i dinlerken çok keyif alıyorum.”

Röportajı gerçekleştiren(Teşekkürler!): Aslı Gür / aslid@stargazete.com

Kaynak: http://www.stargazete.com/pazar/tercume-cok-zevkli-bir-is-ama-yazarlik-beni-asar-haber-367218.htm