Geldik bir çeviri kurama daha. Face öbeklerinden birinde Kral Jaehaerys ve karısı Alys. tanıtılırken kralın Jon ile benzerliğine vurgu yapmış, hemen ardından da kraliçesinin Arya ile olan benzerliğine dair bir kuramı hatırlayınca kolları sıvadım ve kuramı bularak sizin için çevirdim. 

Rica edeceğim OKUYUN İYİCE ondan sonra yorum yazın, okumadan yazanlar var maalesef. Büyük saygısızlık.

Kuram asoiaf sitesinden a black swan isimli kullanıcıya ait.

Kuramın ANA TEMASI: Arya Stark ve Kraliçe Alysanne BENZERLİKLERİ; Arya ve Jon’un Nihai Kaderi kuramı ile de bağlantısı var diyebilirim; Arya’nın ve Jon’un Nihai Kaderi

DİPÇE: Parantez içindeki yazılar, benim yorumumdur.

Arya, babasına soruyor.

“Ben kralın bir konsey üyesi olabilir miyim? Veya kaleler inşa edebilir ve de Yüksek Rahip olabilir miyim?”

Babasının cevabı ise; “Sen,” dedi, Ned, hafifçe kaşlarının üzerinden öperek, “bir gün bir kral ile evleneceksin ve onun kalesini yöneteceksin ve oğulların, şövalye, prens ve lord hatta evet, belki de Yüce Rahip olacak.” oluyor.

1- Alysanne kraliçe olacağı beklentisiyle yetiştirilmedi. Aynı şekilde Arya da öyle.( Bildiğiniz gibi bütün erkek çocukların ölmesi halinde Kışyarı, yasal olarak büyük kız kardeşi olarak Sansa’ya ait. Yani Arya’nın Kışyarı Leydisi olma beklentisi bile olamaz; lady olmak isteyen biri olsaydı dahi.)

2- Alysanne, Kral Aenys I Targaryen’in en küçük kız çocuğu ve de hayatta kalan tek kızı. Arya da Ned Stark’ın yaşayan en küçük kızı. (Sansa’nın seri sonunda ölmesi halinde aynı zamanda hayatta kalan/yaşayan tek kız çocuğu olacak.)

3- Alysanne, erkek kardeşi kral olduğu zaman 12 yaşındaydı. Arya da, erkek kardeşi Jon kral olduğunda(artık bundan kimsenin şüphesi yoktur herhalde.) 12 yaşlarında oldu/olacak.

4- Alysanne, uçmayı seven bir ejder sürücüsüydü. Arya da gizemli bir yaratık olan ulukurdu Nymeria’ya ile özel bir bağı var; onu warglıyor. Ayrıca birkaç kez uçmayı arzuladığından bahsediyor. Arya’nın ejderhalarla garip bir bağlantısı ve yakınlığı var; kurdunu kanatları olan bir kurda çevirmek istediğini söylüyordu. (Yani Nymeria’nın kanatları olmasını; böylece üstüne binip uçabilmeyi hayal ediyor.)

5- Alysanne keskin bir okçu ve avcı. ‘Leydilere yakışmayan’ etkinlikler. Arya da Lady olmakla ilgilenmediğini bize gösterdi. (Suikastçı olarak yetişmesi ve bir nevi insan avcısına dönüşmesini göz önüne almayı unutmayın.)

6- Alys. güçlü bir bağımsızlık, macera ve istediğini yapma arzusuna sahiptir. “Alysanne sıkıldı ve ejderhası Gümüşkanat’a atlayıp, Sur’u görmek için kuzeye uçtu.” Aynı şekilde Arya’nın da benzer duygu ve düşünceleri vardır. Yazar, 9 yaşındayken ona istediği macerayı vermiştir.

7- Kraliçe Alys. fiziksel etkinliklerden hoşlanırdı; iyi bir sürücü(ejderha), okçu ve binici olduğunu biliniyor. Ayrıca Kraliçe’nin ablası bir kaç defa şiddet içeren ve politik evlilikler yapmıştır. Arya da fiziksel etkinliklerden hoşlanıyor; su dansçısı olmak, at sürmek ve ağaçlara tırmanmak istiyor. (Unutmayalım ki Arya’nın ablası Sansa da şiddet içeren ve politik malzemeye konu olan nişan/evlilik/nişan meselelerinden muzdarip bir geçmişe/geleceğe sahip.)

8- Alys. keskin zekalı, büyüleyici ve yüksek/güçlü ruhlu olarak tarif edilir. Arya bir kaç dil konuşabiliyor, mükemmel bir hafızası var ve durumlara hızlı uyum sağlayabiliyor; Stark Hanesini taht oyuncularından ve komploculardan/hilekarlardan koruyabileceği duygusal bir zekası var. Arya ayrıca inandırıcı şekilde yalan söylemeyi ve söylenen sözdeki gerçek ile yalanı ayırt edebilmeyi öğrenmiştir; neyin gerçek neyin bakış açısı(perceived kelimesi kullanılmış) olduğunu ayırt edebilir; bilgi toplamayı, dış görünüşünü değiştirip farklı bir role/karaktere bürünmeyi biliyor. Bunlar yüksek seviyede duygusal zeka ve yaşam deneyimi gerektiren şeylerdir. Arya, yüksek/güçlü ruhlu, oyun oynamayı(çocuk oyununu kast etmiyor) seven, arkadaş edinme yeteneği olan(her seviyede insanlarla arkadaşlık kurabiliyor) biri ki bu da cazibe ve insanlarla ilişki kurma yeteneği gerektiren bir şeydir. Braavos da iken bile arkadaş edinmeye ve insanlarla ilişki kurmaya devam ediyor(dışa açık bir kişilik diyelim). Bu, Alysanne’nin de yapmayı sevdiği bir şey.

9- Alys. erkek kardeşi Jaehaerys ile evlendi ve kraliçesi oldu, ayrıca onun en güvenilir konsey danışmanıydı. Arya’nın Ned’e ne istediğini hatırlayın; sahip olduğu tüm yetenekler ve Syrio’nun ona öğrettikleri; doğal yetenekleri vs. ile çok iyi bir Kral’ın Danışmanı olabilir. (Ayrıca yukarıda bağlantısını verdiğim yazıyla bağlantısı olan şu kuramın gerçek olması halinde; ileride kraliçe de olabilir: Kitap Serisinde Jon ve Arya İlişkilerine Dair İpuçları)

10- Alys. halk tarafından çok sevilirdi. Kraliçe olduktan sonra bile onların arasında gezmeye devam etti.Arya da bunu Kral’ın Şehrinden kaçmadan önceki yaşamında yapıyordu. Sonrasında bile Westeros ve Essos/Braavos’daki halkın arasında geziyor ve onların hayatını yaşıyor.

“Sansa, Arya’nın konuşmaktan hoşlandığı insanların hepsini biliyordu: yaverler ve saray uşakları, hizmetçi kızlar; yaşlı insanlarla ve çıplak çocuklar ile doğumu belirsiz özgürce kaba konuşanlara kadar Arya, herkesle arkadaş olabilirdi.”

“Arya babasının masasına oturmayı ve onların konuşmalarını dinlemeyi severdi. Tezgahlardaki adamları dinlemeyi de saray şövalyelerini ve cesur yaverleri dinlemeyi de sevmişti.”

(Birkaç örnek daha vermiş kitaplardan ama çevirme lüzumu görmedim.)

11- Kraliçe Alys. Derin Göl kalesinin(Sur’da) yapımını planlar ve finanse eder(mücevherlerini gönderir.). Onun onuruna kalelerden birine Kraliçe Kapısı dendi. Arya da babasına kaleler inşa etmek istediğini söylemiştir.

12- İyi Kraliçe Alysanne’nin kızı Maegelle, rahibe olmuştur. Ned, Arya’ya çocuklarından birinin belki bir gün Yüce Rahip olabileceğini söyler.

13-Alys. kadın hakları konusunda oldukça şiddetli bir inanç besler ve toplum standartlarını etkin olarak değiştirdi.(Kocasını, lordların ilk gece hakkını alması geleneğini kaldırması konusunda ikna etti. Öncesinde lordlar/krallar, altında yaşan insanların evlendikleri kadınlarla ilk gerdeğe girme hakkına sahip kişilerdi.) Kadın hakları konusunda Arya da Alys. gibi bir inanca sahip hatta bunu Jon’a söylüyor da(1. kitapta Jon, Joff’un annesinin aile armasını da üstünde taşımasını eleştirince Arya; “kadınlar da önemlidir.” diyerek, Jon’a itiraz etmişti.).

Yazının ingilizce asıl metnini okumak için; http://asoiaf.westeros.org/index.php?/topic/143130-arya-stark-good-queen-alysanne/

Ek olarak kraliçenin kocası kral Jaehaerys ve Jon arasında benzer birkaç özelik var, ayrı başlık gerek görmediğimden buraya sıkıştırmak istedim.

  • Kral I. Jaehaerys bilge bir kral idi ve İnanç ile taht arasındaki uzun zamandır süren sorunu çözmeyi başardığı için ‘arabulucu’ lakabını almıştır. Jon’un da arabulucu/pazarlık yetenekleri kitaplarda öne çıkmakta ve Yabanıllar ile Gece Nöbetçileri arasında arabuluculuk etmiştir. Kral gibi diplomasi yeteneği var.
  • Kral Jaehaerys’ın en yakın dostu Rahip Barth isminde, kalenin kütüphanesinde de çalışan keskin zekalı bir adamdır. Daha sonra onu Kral’ın Eli yapar. Jon da akıllı ve kitap okumayı çok seven/araştırmacı yönü ile öne çıkan Sam ile Sur’da tanışır ve onun bir üstadın yaveri olması konusunda lord kumandanı ikna eder. Sonra da üstat olması için onu Hisar’a yollar. Sam, Jon’un en yakın arkadaşıdır.
  • Kral, iyi bir savaşçıdır. Jon da aynı şekilde iyi bir savaşıdır.
  • Kral ve kraliçesinin( iki kardeşin) birbirlerine duydukları derin muhabbet ve uyum Arya ve Jon’da da var(kitapta ne olacağı kesin olmadığından aşk yerine derin muhabbet terimini kullanıyorum.)

Evet, sizin düşünceleriniz nedir? :slight_smile:

Önemli Cevaplar

  1. Yukarda çok zorlama benzerlikler gördüm ama Arya ile ilgili en büyük problem sanki problem değilmiş gibi gösterilmiş bana göre …
    Bu problemde onun yüzsüz adamların arasında olması
    Yüzsüz adamlar bu derece sırlarını bilen birini bırakırlar mı ? Kaçsa peşine düşmezler mi ? Kraliçe olacak olsa iyi tamam ol mu diyecekler.
    Ben hiç sanmıyorum
    Dahası ben hala Jon ve Arya arasında kardeşlikten öte bir şey görmüyorum göremiyorum.
    Bir şey daha Martin çoğu şeyi gözümüze sokmadan belki 1 2 kez gizliden şifreleyerek veriyor. Aryayı Jon’a, yada Jon u Arya’ya bu kadar düşündürmesininde ben aşktan olduğunu sanmıyorum. Sağ gösterip sol vurmak amaç gürültüye değil fısıltıya bakın derim.

  2. Bakarsan Dany ile daha çok benzerlik çıkar mesela
    yada kaleler meselesi söylemek ayrı yapmak ayrı bende kale yapmak istiyorum benimde mi onla ortak benzerliklerim var
    Kurdunu warglıyormuş diğerinin ejderhası var bence aynı şey yada aynı şey değil hem Sansanın kurdu kimin yüzünden öldü belki o da warglayacaktı o da mı benzer olacaktı Alysanne ile
    hayatta kalan tek kızmış benzerlikleri henüz Sansa ne zaman öldü de benim haberim yok
    kızı rahibe olmuşmuş henüz kızı yokken burda benzerlik bulmak…
    kadın hakları Arya kadın hakları konusunda ne yaptı tek bir itiraz ama o meceralarını yaşarken kaç kadın kurtardı yok yanlış oldu kadın hakları için ne yaptı ben hayırlamıyorum da !! bu konuda tek örnek o kadarı hepimizde vardır

    bir kere yüzsüz adamlardan nasıl ve nereye kaçacak aklın alıyor mu ? Benim almıyor.
    ben uzun süre onu yüzsüzlerin arasında görüyorum. Yüzsüzlerden tek bir yolla çıkabilir hafızasını silerler sildiler ok uzun süre nerede ne yaptığını bilmeyen hatırlamayan bir Lady yada kraliçe adayı biri çıksa dese ki ben onu aldım korudum sakladım o sıra evlendim onla ama korkudan kayıt ettiremedim nasıl kanıtlayacak evlenmediğini o adamı tanımadığı hatta belki 100 kişi çıkacak bu fahişeydi diyecek
    Bir kraliçe için hoş bir imaj mı olacak hayatının bir dönemini hatırlamaması ve bu dönemle ilgili bir yığın dedikodu !..
    Yüzsüzlerin sırrını bildikçe onu bu sırları bilerek asla serbest bırakmazlar bu seferde hatırlamadığı kısım onun için ailesi için dert olur bu sebeple onu sadece hafızasını silerek bırakırlar bence bırakırlarsa eğer

    evet ama onları kehanet ile yaptı Arya’nın tek bir kehaneti yada tek bir kehanete malzeme olduğunu görmedim ben
    Jon Arya yı arya jon u şu kadar düşünmüş saymışlar diyeceksin bir kere bana 9 yaşında kıza aşık olmuş bir tane 15 yaşında çocuk göster
    Arya jon için ev aile demek jonda Arya nın evde en yakın olduğu onu anlayan destekleyen aile bireyi Jon a herşeyi anlatım yargılanmadan dinlenile biliyordu.
    Sancaksızlarca bulunduğunda orda Winterfelden bir adam vardı içinden diyordu ki o çocuğu öldürdüğümü ona anlatmayacağım bu babama anlatmak gibi bişey ama jon a çok rahat dökülebileceği için jon u özlüyordu Jon onu kalıplara sokmuyordu böyleyken onun Jon u düşünmesi hemde defalarca gayet doğal
    Jon içinde Arya ev çünkü anne yoksa yada evde bizi anlayan kabul eden kim varsa o dur ev aile özlem bana göre
    yani birbirlerini düşünmeleri aşktan değil bana göre kardeşlikten dostluktan aile hasretinden

    hikayesi gözümüze sokuluyor demedim hazırlayan kişi benzerlik görmüş dedim ve bende Dany ile daha çok benzerlik gördüm diyorum

    bu Alysanne benzerliği ilk isimden dolayı Sansaya yapılmadı mı ben öyle hayırlıyorum
    Alysanne/ Aleyne Jon un da gerçek adı Jaehaerys demişlerdi
    bence buda bir theory

    Jon Arya konusunda artık konuşmamaya çalışacağım ben çünkü çok sıkıldım bu konudan bana göre değil sana göre öyle kitapta belli olacak uzatmanın manası yok

  3. Kışyarı’ndan haber getiren kuş geldiğinde, kızlarını kalenin tanrı korusuna götürmüştü Ned. Kalenin tanrı korusundaki siyah kavaklar, karaağaç ve akçaağaçlar nehre yukarıdan bakıyordu. Bu korudaki yürek ağacı, yaşlı dallarına is böğürtleni sarmaşıkları dolanmış ulu bir meşeydi. Meşenin dibinde diz çökmüşler, bir büvet ağacıymış gibi dua edip şükranlarını sunmuşlardı. Ay tepeye çıktığında Sansa uyuyakalmıştı ve birkaç saat sonra da Arya, Ned’in pelerininin altında uykuya teslim olmuştu. Uzun ve karanlık saatler boyunca Ned tek başına nöbete durmuştu. Şafak şehrin üzerinde sökmeye başladığında, ejderhanın sıcak nefesi kızlarının üzerine vurmuştu. “Rüyamda Bran’ı gördüm,” diye fısıldamıştı Sansa. “Gülümsüyordu.”
    “O bir şövalye olacaktı,” diyordu şimdi Arya. “Kral Muhafızları şövalyesi. Hâlâ şövalye olabilir mi?”
    “Hayır,” dedi Ned. Kızına yalan söylemesi için bir sebep yoktu. “Ama bir gün, büyük bir hanedanın lordu olup kralın konseyinde yer alabilir. Mimar Brandon gibi kaleler inşa edebilir. Gün Batımı Denizi’nde büyük gemiler yüzdürebilir. Ya da annenin İnanç’ına geçip bir Yüce Rahip olabilir.” Ama bir daha asla ulu kurduyla birlikte koşamaz, diye düşündü kelimelere dökülmesi imkânsız bir hüzün içinde. Asla bir kadınla yatamaz ve asla kendi oğlunu kollarının arasında tutamaz.
    Arya başını yana eğip, "Ben de kralın konseyinde yer sahibi olabilir miyim? Ben de Mimar Brandon gibi kaleler inşa edebilir miyim? Yüce Rahip olabilir miyim?"
    Ned hafifçe kızının alnını öptü. "Sen bir gün bir kralla evleneceksin ve onun kalesini yöneteceksin. Oğulların soylu şövalyeler, prensler, lordlar ve evet belki Yüce Rahipler olacak."
    Arya yüzünü buruşturdu ve, “Hayır, o Sansa,” dedi. Tek bacağını yukarı kaldırıp dengede durma dersine kaldığını yerden devam etti. Ned içini çekti ve kızının yanından ayrıldı.

    koca metnin içinde cümleleri ayırırsan Arya ile ilgili teori ve kaynak oluşturusun tabiki ama tüm metne ve finale bakarsan Sansayı işaret ettiği açık
    bu kısımla ilgi cevabım
    bazı kısımları geçiyorum çok sıkıldım artık aynı şeyleri konuşmaktan dediğim gibi ama

    şu foruma geldim geleli hatta ziyaretçi olarak takip ederken de bir kere Arya ya kıl kadar bir şey dediğini görmedim ki bu da en büyük örnek
    bir kere o kurt masumdu.
    kurttan başka orada hizmetçi çocuktu galiba o da öldü o da mı Sansanın ahmaklığından öldü
    hadi öyle diyelim ne yapacaktı sansa sen vahşi hayvanınla (haklı haksız demiyorum ) git prensi ısır sonra kardeşi ile birlikte prense yalancı de ne olurdu.
    Lannester Stark savaşı o zamanda başlamaz mıydı nişanı iptal olmaz mıydı üstüne dahası tüm ülkeye bu savaşı başlatan starklar denmez miydi. Joffrey ve diğerlerinin piç olduğu hiç ortaya çıkmaz boşu boşuna bir savaşa girilirdi. Sonunda starklar hem kraliyet düşmanı hem hain olurlardı.
    senin ahmaklık dediğin şey Starkları haklı bir savaşa girene kadar korudu,zaman kazandırdı onlara hatta sen bile şuan o ahmaklık sayesinde jon kral olacak Aryada kraliçesi olacak diyorsun
    bunları geçelim ne olursa olsun prense saldırıyor sonrada ablası babası mı kurtaracaktı onu

    1 Kraliçenin 9 çocuğundan 3 ü ölmüş Dany ninde ilk çocuğu öldü
    2 Dany de ona benzer bir esaret sürgünle yaşadı 13 yaşına kadar
    bu 2 si benim vikide hayatını okurken çıkardığım benzerlikler sıra seninkilerde

    Dany de sürgünde ve kraliçeliğe dair hiç birşey bilmeden öğretilmeden büyüdü

    aynen en küçük ve diğer tüm çocuklar öldüğüne göre en küçük kıza da uyuyor

    Dany de sevecek daha yeni bindi ejderhasına

    bu da benziyor bence

    Dany de çok seviliyor

    Dany de halkı için zeytin ağaçları diktirmiş büyüsünler diye bekliyordu,

    neresinin benzediğini söylemeye gerek yok herhalde mir i mazdur u buluşu ve kölelik

    şuanda var olanlar üzerinden benzettiklerim

  4. Tartismanin detayini bilmiyorum, tüm yorumlari okumadim ama belli ki Dany ve Arya’dan kimin daha çok Alysanne’a “benzedigini” tartisiyorsunuz.
    Ben aslinda bir karakteri geçmiste yasamis baska bir karakterle benzetmeyi ve ortak noktalarini öne sürüp bundan bir anlam çikarmayi sevmiyorum, dogru da bulmuyorum. Hele ki geçmiste yasamis karakterle benzetilen bu karakter Arya gibi, Dany gibi önemli karakterler ise eger. Dany, Arya, hatta Sansa ve hatta Jon, ve diger önemli olanlar… Bunlarin hepsi çok özel karakterler, biz onlarin hikayesini okuyoruz, Buz ve Atesin Sarkisi onlarin hikayesi. Dolayisiyla onlardan birini geçmisten bir karakterle karsilastirip sonuçlar çikarmak bana pek dogru gelmiyor. Onlari bir nevi “tarih tekerrürden ibarettir” gibisinden bir durumun içine sokmak hosuma da gitmiyor açikçasi.
    Yani toparlamak gerekirse, geçmisteki bir karakter ile simdiki bir karakter arasinda benzerlikler, ortak noktalar olabilir ama bu, bana göre, hiçbir sekilde simdiki karakterin durumu ve gelecegi ile ilgili ipuçlari tasimaz. Emin konusmak da istemiyorum ama umarim böyle bir sey yoktur.
    Bunlari ekledikten sonra sunu söyleyebilirim… Hiçbir anlam çikarmadan, sadece, basitçe, benzerlikler ve ortak noktalar üzerinden bir degerlendirme yapmam gerekirse… Alysanne ve Dany diyorum ben. Bu ikisi arasindaki benzerlikler daha saglam, daha derin; kisilikleri arasinda daha çok yakinlik var. Arya, benim ciddi anlamda Alysanne’a benzetecegim son karakterlerden biri olurdu herhalde.
    Ama dedigim gibi, hos olmasinin disinda bunlarin benim için pek bir önemi yok, bu tür benzerliklerden anlam çikarmayi pek dogru bulmuyorum. GRRM editörüne gönderdigi mektupta, Buz ve Atesin Sarkisinin 5 genç karakterin hikayesi olacagini söylemisti. Dany, Jon, Arya, Bran ve Tyrion. Bunlari birçok badire atlatacaklar, degisecekler ve yasadiklari dünyayi da degistirecekler demisti. Ben bu karakterlerden hiçbirini geçmisteki bir karakterle benzetip anlamlar çikarmayi, sirf benzerlikler yüzünden gelecegin tahmininde bulunmayi sevmiyorum gerçekten. Bu 5 karakter çok özel, ve yasadiklari da, biraktiklari etki de çok özel oldu ve olacak. Baska bir karaktere benziyor olabilirler, gayet normal, ama bu, hayatlarinin, o benzetildikleri karakterin hayatina benzeyecegi anlamina gelmiyor, gelmemeli.

  5. Dizinin etkisinde kalma; Khal’ın yarası, savaş sırasında oldu; kan süvarilerinin isyanıyla değil. Dizide o şekilde gerçekleşti. Yani kitapta bir çatlak vs. olmadı. Dany, tecavüze uğrayanları topladı ve kölesi olarak alarak-korumaya çalıştı; kocası da müsaade etti. Dany’e göre onları istiyorlar ise “nazik davranmalı ve karıları olarak khalasarlarına katmalılar.”

    Şimdi sana kadın hakları ile insan hakları arasında ince farkı açıklamama müsaade et lütfen.

    Kadın hakları, kaba bir tabir ile özetlenecek olur ise kadınların, toplum içerisindeki (bilhassa erkekler karşısındaki) konumlarını üst seviyelere çıkarmak ve mevcut haklarını da koruma üzerinedir. Bir idealizmdir.

    İnsan hakları ise, aynı şeyin tüm insanlar için geçerli halidir.

    Şimdi ortada bir kadına ‘tecavüz’ var diye; buna karşı çıkan da ‘kadın’ diye; bu, kadın hakları savunuculuğuna girmez. Çünkü tecavüz olgusu; kadından erkeğe; çocuktan hayvana kadar herkesin ve gariptir ki her şeyin başına gelen iğrenç bir insanlık suçudur. Tecavüz eden özne erkek de kadın da olabilir; keza aynı şekilde taciz eden de kadın ve erkek olabilir ki yakın tarihlerde de bunun örneklerini -aradığın takdirde- bulacağından eminim. Hal böyle olunca tecavüz karşıtlığı nasıl salt ‘kadın hakları’ olarak kabul edilebilir ki? Bunu ‘insanlık hakları’ çerçevesine alman gerekiyor, kadına indirgersen erkeğe tecavüzü; kadının tecavüzünü vs. halkanın dışına atarsın.

    Yolun karşısında Dany’nin yaşlarında bir kız tiz çığlıklar atarak ağlıyordu. Dany, kızın bir atlı tarafından yüzüstü cesetlerin üstüne itildiğini gördü. Adam kızın üstüne çıkıp içine girerken, diğer atlılar tepelerinde durmuş sıralarının gelmesini bekliyordu. Dothraklar’ın Kuzu İnsanlar’a getirdiği kurtuluş buydu.

    Kafasını çevirirken, ben ejderhanın kanıyım, diye hatırlattı kendine Daenerys Targaryen. Dişlerini sıktı, kalbini katılaştırdı ve kapıya doğru atını sürmeye devam etti.

    “Ogo’nun süvarilerinin çoğu kaçtı,” dedi Sör Jorah. “Buna rağmen yaklaşık on bin esir var.”

    Köleler, diye düşündü Daenerys. Khal Drogo onları nehrin alt bölgesine, Köle Koyu’ndaki kasabalardan birine götürecekti. Ağlamak istiyordu ama güçlü olmak zorundaydı. Bu bir savaş. Savaşlar böyle olur. Bu Demir Taht için ödediğin bedel.

    Sonrasında da tecavüzü durduruyor ve kocasının yanına gidene kadar gördüğü her tecavüze uğrayan kadını kölesi olarak yanına alıyor, korumak için.

    Dany’nin o savaş sonrası yaptığı şey insanlık namına yapılan bir şeydir. Vicdanı olan herkesin yapması gereken bir şey. Lakin kadın hakları meselesi Dany’nin idealleri arasında yer almıyor; öyle bir mücadelesi yok. Onun mücadelesi özgürlük mücadelesi, köle karşıtlığı mücadelesi. Dany, bizim evrende yaşasaydı onu “insan hakları savunucusu” derdik, “kadın hakları savunucusu” değil.

    Köleliği de kadın hakları içine alman keza ‘tecavüz’ konusu ile aynı şekilde hatalı ve yanlış; sadece kadının başına gelen bir şey olmadığı gibi kadınların da erkekleri köle olarak satın aldığı bir gerçek. Verdiğim kitap alıntısında gördüğün gibi “köleler” cümlesini okursan bu aslında Dany’nin bu konudaki hassasiyetinin ilk delili olarak gözümüze seriliyor ve o kızları da kurtarması kölelik hareketi için bir mihenk taşı oluyor. Sonrasında işi büyütüyor elbette ve bir idealizm haline getiriyor kendisi için. Dany’yi Dany yapan şey 'özgürlük idealizm’dir. Arya’yı Arya yapan şey de onun cinsiyeti yüzünden toplum tarafından ona biçilen kadın rolünü reddetmesi ve bunun dışına çıkarak hareket etmesidir. Ha dersen ki Dany ve İyi Kraliçe, idealist insanlardı; eyvallah, bak o zaman olur sana bir ortak özellik… Starkgaryen’nin söylediği gibi 5 ana karakterin hikayesini okuyoruz burada; her birinin kendine özel bir yolu ve amacı var iken tüm bunların ya da bazısını amacının aynı olması karakterlerin özgünlüğünü ‘bana göre’ kaybettirir. Madem 5 ayrı karakterin macerasını okuyoruz o zaman 5 ayrı idealizm, amaç ve hedefe ulaşmanın hikayesini okumalıyız; birbirinden farklı olmalı; lakin benzer noktaları pektabi olacaktır. (Örneğin Jon, Tyrion ve Dany’nin anneleri doğumda ölmüş ve annesiz büyümüşler. Keza Jon ve Dany sıfırdan yükselerek ilerliyorlar; Arya, sıfır doğmadı ama 9 yaşındayken sıfırı tüketti ve Jon ve Dany gibi sıfırdan yükselmeye başladı; bu sefer ailesi sayesinde değil, kendi çabasıyla. Tyrion bile ailesinden gelen konum ve gücü kaybetti; sıfırı tüketti. Şimdi de onun kendi eliyle yükselişini göreceğiz muhtemelen. Bran da aynı diyebiliriz. )

    Benim Dany’nin çabalarını vs. görmezden geldiğimi söylemek de büyük haksızlık! Dany’nin bu mücadele konusunu açtığından beri sana onun yaptığının “insanlık hakları savunuculuğuna” girdiğini söylüyorum ama sen, sanki “Dany de ne yapmış ki?” demişim gibi bir konuşma sergiliyorsun. Hatta cümlende “İyi Kraliçe alt tarafı ilk gece hakkını kaldırmış, Dany daha büyük şeyler yapmış; görmezden geliyorsun.” diye algıladım… Komik. Yazdıklarımın bu kadar zıttı, tersini anlamak da bir beceri. Hatta yazmadığım şeyleri yazmışım gibi sunman da ayrı bir olay… Okuduğun mu işine gelmiyor yazmamışım gibi davranıyorsun yoksa gerçekten yazdıklarımı anlayamıyor musun? Türkçe’m kötüyse, kötü cümle kuruyor isem söyle; düzeltmeye çalışayım.

    Ağaç diktirmiş; halkı aç kalmasın diye? Ben de bunu sordum sana; nerede olmuş bu? 5. kitabın sonunda gördüğü düşte bahsettiğin şey ise o bunu “yapmak istiyorum” tarzında bir şey söylemişti, yaptım manasında değil. Arada bir yerde ağaç diktirdi ise hatırlamıyorum. Ben sana ağaç dikme ile kale yaptırmayı nasıl aynı şey kabul edersin? diye soruyorum, benzerlik bunun neresinde? Sen “Halkı aç kalmasın diye ağaç diktirdi, buna nasıl farklı gözle bakarsın?” diye soruyorsun. Aklınca konuyu Dany’nin yaptığı iyi şeyleri görmezden gelip, küçümsemişim gibi bir algı yaratıp, havaya sokmaya çalışıyorsun ama yemezler kardeşim. Yazdıklarım yukarıda; buradaki ANA KONU DA ortada. Bu arada bilesin Dany, benim sevdiğim karakterler listesinde başlarda yer alıyor. Jon, Arya, Rhaegar, Tyrion ve Dany diye gider bu… :slight_smile: Sana göre sevdiklerime dil uzatmıyorum ya, o yüzden belirtmek istedim. :smiley:

    Yok, hayır. Böyle bir tartışma yok. Fecr, kendisi böyle bir tartışma alanı yarattı Arya ile İyi Kraliçe’nin birbirine benzediğini reddetmek için, o kadar. Bunun için de 8 tane benzerlik olduğunu iddia ettiği şeye cevap verip; sadece 3 tanesinin İyi Kraliçe ile ortak özellik gösterdiğini söyledim; kalanı ise alakasız şeyler. Örneğin kraliçenin 3 bebeği ölmüş, dany’nin 1 tane, bunu benzerlik kabul etmiş. Kraliçenin kraliçe olma beklentisi olmadığı(çünkü ablası vs. vardı) belirtmiş kuramı yazan; fecr’e göre dany de aynı şekildeymiş; oysa hanenin yaşayan tek kızı olarak kral olan abisi ile evlenmesi beklenen ve doğal olarak en başından beri kraliçe olması beklenen biriydi… gibi gibi şeyler var… Babalarının yaşayan tek kızları olmaları, geniş bir halk kitlesi olarak sevilmeleri ve her ne kadar dany için daha belirtilmese de (illa sevecektir) ikisinin de uçmayı sevmesi dışında saydığı özellikler tutmuyor.

    Yazarın, karakterler arası bazı paslaşmalar yaptığını düşünüyorum aslında. Misal Dany’yi karakter ve eylem bazında Fatih Aegon’un memeli haline ve ağabeyi Rhaegar’a benzetmişti. Bir nevi bu ikisinin karşımı gibi bir şey, bilhassa ağabeyi ile çok mukayese ediliyor ve aşırı benzetiliyor, biliyorsun. Ve bu tip olarak değil kişilik, eylem olarak… Bu yüzden yazar böyle şeyler yapmıyor, diyemeyiz. Arya ve İyi Kraliçe arasında da 13 maddelik bir benzerlik çıkartmışlar; kaderlerinin ortak/benzeştiği yönünde bir düşünceye sahip yazan kişi. Olmalı ya da olmamalı meselesi için bir şey diyemem, lakin yazarın yaptığı bir şey olduğunu söyleyebilirim. Elbette bu bir kuram ve daha doğrulanmadığı için kesin olarak Arya ileride aynı İyi Kraliçe gibi bir pozisyonda olacak da diyemeyiz, tartışıyoruz. Başka türlü kitabı ve diziyi beklemek zor, malum. :slight_smile:

    Öncelikle tartışmalar büyümez, devam eder. Kavga/anlaşmazlıklar büyür. Biz-en azından ben- konu tartışmaya ve güzel zaman geçirip, eğlenmeye çalışıyorum.

    Sen, nereden girmeye çalıştın konuya, anlayamadım? Dany ve İyi Kraliçe daha çok benziyor, konusu mu? Ki bunu açıkça söyledin zaten, anlaşılmayan bir şey yok… Yoksa karakterlerin birbirine benzetilmesi doğru değil, hepsi kendine özel, meselesi mi?

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

20 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar