Bu kuramı geçen sene görmüştüm ama burada buna özel bir başlık açmamıştım. Bence özel bir başlık hak ediyor. Gray Area’nın videolarından biri… Video çevirilerini genelde kendi cümlelerimle yapmayı daha kolay bulduğumdan (çünkü yarı yarıya dinleyip oto ingilizce altyazı ile anlayıp çevirmeye çalışıyorum) bu şekilde devam edeceğim. Genel olarak desteklediğim bir kuram.

Şimdi 1. kitabın başında WW’leri görüyoruz, bildiğimiz kadarıyla kendilerini ilk gösterişleri bundan da önceye dayanıyor, çünkü Mance çoktan Yabanılları tek bir yere toplayıp, Sur’a yürüme planları yapıyor ve Kış Borusu aramalarını sürdürüyor. Tüm bunları sebebi de WW saldırıları, elbette Gece Nöbeti daha hiçbir şeyden haberdar değil. Yine de WW’lerin tam olarak ne zaman harekete geçtiğini bilmiyoruz ama çok bir zaman öncesine dayanmasa gerek, çünkü o zaman bunca zaman gizli kalmaları, haberleri ulaşmamaları pek mümkün olmazdı gibime geliyor. Şimdi devam edelim…

WW’lerin neler istediğini ne planladığını bilemiyoruz; tek bildiğimiz (o da karşı tarafın söyledikleri) bitmeyen kışı; uzun geceyi getirmek istedikleri. Gerçi bu adamların doğalarını ve yan etkilerini vs. düşünür isek kış ve uzun gece(çünkü gündüzleri yol alamıyorlar) zaten kendiliğinden bunlarla gelen bir şey. Yani istedikleri tam olarak bu da olamaz. Birinci kitabın açılışında WW’leri oldukça ilginç bir durum içerisinde gördük, eğer tekrar tekrar okursanız yazarın bize GÖSTERDİĞİ şeyler düşündürücü.

Sör Waymar, Garret ve Will, Yabanıl bir köydeki katliamı incelemek için Sur ötesinde bir operasyona çıkıyorlar. Yabanıl köyü gören ve haber eden Will’in kendisi. Lakin köye ulaştıkları zaman Will’in bahsettiği ölüler ortalıkta yoktur, hatta bu yüzden kendisi ile dalga da geçilir ama bir süre sonra hava iyice soğumaya başlar, karanlık çökmüştür ve bir anda daha önce hiç görmedikleri bir düşman ağaçların arasından çıkagelir; ak gezenler!

MARTİN, Waymer’ı tepeden tırnağa oldukça ayrıntılı betimlemeye, tanıtmaya özen göstermiş; giydiği kıyafetten, kullandığı kılıca; görüntüsüne kadar.

Waymer oldukça kibirli bir lord oğlu olsa da cesur bir adam hatta bence kendi çapında akıllı da… Ötekiler ile karşılaşma anı…

Ormanın karanlığından bir gölge çıkıp geldi. Royce’un tam önünde durdu. Uzundu. Eski kemikler gibi sert ve inceydi. Teni süt kadar beyazdı. Gölge hareket ettikçe zırhı renk değiştiriyor gibiydi. Önce yeni yağmış kar kadar beyaz, ardından gölgeler kadar kara, bazen ağaçların derin yeşil grisi üzerine damlamış gibi benekli. Gölge hareket ettikçe ay ışığı yakamoz gibi zırhın üstünde parlıyordu.

Will, Sör Waymar Royce’un tıslayarak konuştuğunu duydu. “Daha fazla yaklaşma!” diyerek uyardı soylu, karşısına çıkan şeyi. Sesi ergen çocuklarınki gibi çatallı çıkmıştı. Uzun samur kürkünü daha rahat savaşabilmek için omuzlarının arkasına attı ve kılıcını iki eliyle sıkı sıkı tuttu. Rüzgâr durmuştu. Çok soğuktu.

Öteki, sessiz adımlarla öne doğru geldi. Elinde Will’in bu zamana kadar benzerini görmediği bir uzun kılıç vardı. İnsan evladının bildiği hiçbir metal karışmamıştı bu kılıcın alaşımına. Ay ışığı altında canlı gibiydi, yarı şeffaftı. Kristalden bir dilimdi adeta. O kadar inceydi ki kenarından bakıldığında görünmüyordu. Kenarlarında belli belirsiz gerçek dışı mavi bir ışık peydahlanıyordu sonra. Will bir şekilde bu kılıcın her türlü usturadan daha keskin olduğunu hissetti.

Sör Waymar cesurca meydan okudu. “Haydi dans et benimle öyleyse.” Kılıcını küstahça başının üzerine kaldırdı. Elleri kılıcın ağırlığıyla titredi. Belki de soğuktu onu titreten. Ama tam o anda, Will bu genç soylunun artık bir çocuk olmadığını biliyordu. O, Gece Nöbetçileri’ndeki erkeklerden biriydi şimdi.

Dikkat ediyoruz, Waymer kılıcını çıkarım gösterene kadar Öteki şüphe duymadan ilerlemeye devam ediyor ama sonra o kılıcı görünce bir duraksama yaşıyor ve ardından birkaç tane daha Öteki geliyor. Ne zaman? KILICI çekince.

Öteki duraksadı…O mavi gözler yüksekte titreyen uzun kılıca sabitlenmişti; metalin üzerinden akan ay ışığına bakıyordu. Will sadece bir kalp atışı süresince umutlanmaya cesaret etti.

Gölgelerin arasından sessizce çıktılar. İlkinin ikiziydi sanki hepsi de. Üç tane… dört… beş…

 

Dikkat ederseniz kılıca odaklanıyor ve temkinli olmak istiyor gibi ve diğer Ötekiler de destek olmaya geliyor gibi. Fakat dövüş başlayınca diğerleri ilk aşamada müdahale etme gereği duymuyor, emin olmak istiyorlar…Kılıçtan ne bekliyorlar? Işıkgetiren mi sanıyorlar acaba? :stuck_out_tongue:

Sağında, solunda, arkasında, Ötekiler’den oluşan bir izleyici grubu sessizce, sabırla, ifadesiz duruyordu. Eşsiz zırhlarının değişen renkleri onları ormanın içinde neredeyse görünmez kılıyordu ama dövüşe müdahale etmek için kıpırdamıyorlardı bile…Royce savunma yapmak için bir an geç kaldı. Öteki’nin solgun kılıcı soylunun metal örgü zırhını tam kolunun altından deldi. Soylu acı içinde bir çığlık attı… Öteki, Will’in bilmediği bir dilde konuşmaya başladı. Sesi kış soğuğunda donmuş bir göl yüzeyinin çatlaması gibiydi ve ağzından çıkan kelimelerin alay yüklü olduğu anlaşılıyordu…Kılıçlar buluştuğunda çelik toza dönmüştü. Ormanın karanlığında bir çığlık yankılandı ve uzun kılıç yüzlerce ince parçaya bölündü…İzleyiciler gizli bir işaret almışçasına aynı anda yavaşça ileri doğru hareketlendi. Ellerindeki kılıçlar ölüm gibi, sessiz inip kalkıyordu. Merhametsiz ve soğuk bir kıyımdı. Solgun kılıçlar soylunun zırhını ipekmişçesine kesiyordu. Will gözlerini kapattı ama saçaklardan aşağı sarkan buzlar kadar delici kahkahaları duyabiliyordu.

WW’ler karşısındaki kişinin dikkate değer biri olmadığını anladıklarında dalga geçiyor, kahkaha atıyor ve sonra rahatlamış gibi diğerleri de gelip oğlanı katlediyorlar.

Şu ana kadar olan her şey; Yabanıl köydeki ölülerin öylece yatması(koca bir köy de değil; küçük bir öbek, 8-10 kişilik) ve Waymer ve diğerleri buraya gelir gelmez WW’lerin saldırıya geçmesi bunun bir tuzak olduğunu gösteriyor. Will bu ölüleri ilk gördüğü zaman uzunca süre onları izliyor ve ölü olduklarından emin olduktan sonra Sur’a dönüp haber veriyordu ve wightlar ayaklanıp Will’e saldırmadılar yahut WW’ler ortaya çıkmadı, demek ki birini çekmek istediler. Waymer da 6 aylık bir Gece Nöbetçisi, bu önemli mi bilmiyorum, eklemek istedim. Sonuç? Garret kaçtı, Waymer öldü, dirildi ve Will’i öldürdü ve Garret kaçak olduğu gerekçesi ile Ned Stark tarafından idam edildi. Ek olarak belirtmeliyim ki WW’lerin tek odaklandığı kişi Ser Waymer Royce idi, diğerlerine hiç odaklanmadılar bile. Bir kişi için en az 6 WW gelmiş… Üstüne bir de tuzak kurma zahmetine girmişler… Devam.

Kralların Çarpışması kitabına geçiyoruz; Jon ve Mormont malum sebeplerle Sur Ötesine çıkıyorlar ve bir gecelik Craster’ın Kalesine sığınıyorlar. Mormont burada Waymer ve Benjen konusunda Craster’ı sorguya çekiyor.

Craster, “Benjen Stark’ı tam üç yıldır görmedim,” dedi Mormont’a. “Doğrusunu söylemem gerekirse onu hiç özlemedim.”

“Geçen yıl buraya uğramış olmalı,” dedi Thoren Smallwood.

“Ben Stark, geçen yıl Gared ve Will’le birlikte kaybolan Sör Waymar Royce’u arıyordu,” dedi Lord Mormont.

“Evet, o üçünü hatırlıyorum. Küçük lord şu köpek yavrularından daha yaşlı değildi. Samur kürkü ve parlak kılıcıyla benim çatımın altında kalamayacak kadar da kibirliydi. Karılarımın hepsi daha önce insan görmemiş gibi ona bakmıştı.” Yan gözle en yakınındaki kadını süzdü. “Gared akıncıların peşinde olduklarını söylemişti. Başlarında o kadar yeşil bir kumandan varken yağmacıları yakalamamalarının daha hayırlı olacağını söylemiştim ben de. Gared bir karga için fena sayılmazdı. Onun benden daha az kulağı vardı. Soğuk onun kulaklarını da ısırmış.” Güldü. “Duyduğuma göre şimdi kafası da yokmuş. Soğuk, kafa da ısırabiliyor mu?”

Craster, Sur Ötesinde yaşayan biri olarak Sur gerisinde olan bir olaya nasıl vakıf? Garret’ın WW’lerden ve Nöbetten kaçıp kafasının kesildiğini kimden ve nasıl öğrendi? Çünkü bildiğimiz kadarıyla Benjen’ı 3 yıldır görmemiş ve yalan söylemek için de bir sebebi yok. Royce’ı vs. gördüğünü söylüyor, değil mi? Son bir sene içerisinde Kara Kardeşlikten hiç kimse Sur ötesine uzun bir yolculuğa keşfe vs. bir şeye çıkmadı(Benjen sonrası), yani Craster’ın yakın zamanda bir karga ile konuştuğuna dair de bir bilgi yok. Yani Royce ve diğerleri dışında.

Sahne devam ediyor. Craster bizim Jon’u fark ediyor…

Jon henüz salondan çıkmadan, “Bu kim?” diye sordu Craster. “Bir Stark gibi görünüyor.”

“Kâhyam ve yaverim Jon Kar.”

Bir Stark gibi görünüyor? Bir Stark nasıl görünüyor? Koyu saçlar, uzun yüz ve gri gözler. Bizim Jon’un kitaptaki tarifi nedir?

Peki, Waymer Royce nasıl görünüyor?

Karşılaştırma Tablosu

Gri gözler, vakur/zarif duruş ve ince bir beden yapısı ile yakışıklılık(gerçi yakışıklı kelimesi bildiğim kadarıyla Jon için kullanılmadı ama çirkin olduğunu düşünmek için bir sebep yok; ana güzel, baba süper güzel; bu iksinden çirkin çıkarsa kendimi 8. kattan aşağı atmam gerek :smiley: )

Mormont ve kafile Craster’ın Kalesinden ayrıldıktan sonra İlk İnsanların Yumruğu dedikleri bir tepede durdular ve orada Yarım El ile buluştular(arada Jon ve Hayalet, ejderha camı ve boruyu buluyor.). Yarım El vazifesi için tekrar yanlarından ayrılırken Jon’u da yanında götürmek istiyor ve bizimki Mormont kafilesinden ayrılarak başka bir yöne gidiyor. Unutmayın ki Craster bizimkilerin Yarım El ile buluşacaklarını ve Jon’un onlarla birlikte gidip başka yöne gideceğini bilmiyor; Mormont’un gittiği yöne vakıf en fazla.

Kılıçların Fırtınası açılışı da WW’lerin Lord Mormont ve kafilesine saldırısı ile başlıyor. Bir sürü Öteki ve wightlardan oluşan bir ordu saldırıya geçiyor. Lakin Jon orada değil.

Craster’ın Ötekiler ile anlaşması olduğunu biliyoruz; onlarla iletişim kuruyor. Videoya göre Craster, “Bir Stark NW ile kuzeye yöneldi.” diyor ve Ötekiler de ordu ile saldırıyor. Unutmayın ki daha önce Jon’un tarifine uyan birine saldırmışlar, tuzak kurmuşlardı. Şimdi ise Jon’un olduğu kafileye saldırıyorlar ama yine istediklerini elde edemiyorlar.

Ondan sonra da kitaplarda ww’lerin topluca saldırılarını görmedik yahut -bildiğim kadarıyla- duymadık. Kitaplarda değil ama dizinin ilk bölümünde bahsettiğim tuzak sahnesinde ölülerin değişik simgeler bıraktığını gördük… Bu bile başlı başına WW’lerin akılsız buz zombiler olmadığını aksine düşünen, amaçlayan, hedefi olan ve planlar yapan birileri olduğunu gösterir ki zaten tuzak kuruyor ve iletişim kurabiliyorlarsa başka türlüsünü beklemek saçma olurdu. Kısaca karşımızda beyinsiz zombi adamlar yok.

Yani bu adamlar bir şeyin peşinde, öldürmek için öldürmüyor, tahtım olsun diye saldırmıyor… Amaçları bilinmiyor ama bir amaçları olduğu kesin… Ve bir şekilde Jon’un tariflerine uyan biriyle bağlantılı bir amaç…

Video bu kısımdan sonra dizi referansına geçmiş, şahsen pek sevdiğim bir şey olmasa da ekleyeceğim.

Çetinocak Saldırısında Jon ilk kez bir WW ile yüz yüze gelip savaşıyor ve Uzun Pençe ile yaratığın saldırısını karşıladığında WW şaşkınlık içinde önce kılıcına sonra Jon’a bakıyor(o ana kadar haklarım ben bunu rahatlı ile hareket ediyordu) ve Jon bir hamle ile yaratığı öldürüyor, sonrasında zaten bizim NK’nin pis bir bakışı vardı Jon’a. Hatta kaçış sahnelerinde NK’nin ölüleri diriltme anını hep Jon’a bir hareket çekiş olarak görüp, gülümsemişimdir; güç gösterisi yapıyordu resmen. Bilmem size nasıl okundu o sahne. :stuck_out_tongue:

Kuramı toparlar isek eğer WW’ler Jon’u arıyor. Ablaya göre “Çünkü Jon, Vaat Edilmiş Prens.” Kitabın açılışında kılıca verdikleri tepkinin sebebi buydu… Elbette Jon Snow’un Rüyası kuramı başlığında Jon’a AA değil, dengeyi sağlayacak kişi diyor ama bu iki video arasında bir sene var, unutmayın; fikri değişmiş olabilir.

WW’ler ne için Jon’u arıyorlar, onun ne ve kim olduğunu düşünüyorlar bilmiyorum ama onu aradıkları kesin gibi bir şey. Jon’u öldürmek mi istiyorlar yoksa başka bir niyetleri mi var? Dahası Jon’un tarifine uyan birini nasıl haber aldılar? Kim söyledi? “Şu şu özellikleri olan biri…” diye bir kehanet mi var? Bunlar karanlıkta kalan sorular.

Belki alelade bir Stark arıyor diye de düşünebilirsiniz ama Benjen uzun yıllardır Sur’da ve Baş Korucu olarak sayısız defa Sur ötesinde geçmiş olsa gerek, yani çok kere onu haklamak için imkanları olurdu; ayrıca koyu saç ve gri gözler dışında Jon ile benzeşen bir betimlemesi yok. Dahası Benjen kaybolduktan bir sene sonra yine de Jon’un peşine düşüyorlar, sıradan bir Stark olsaydı en kötüsünden bir Benjen Stark ellerindeydi.

Fikirlerinizi alalım. :slight_smile:

Kapak görseli sanatçısı: oshuart

Önemli Cevaplar

  1. ayrıca jon ve waymar’ın diğer adaylardan ayrılan özellikleri kılıçları.waymar’ın kılıcı bayağı süslü bir kılıçtı ve ikisi de genç olmalarına rağmen gece nöbetçilerine liderlik edecek kadar yetenekliler-gerçi waymar gibi soylular pek yeteneğe ihtiyaç duymuyorlar,bknz.janos slynt-

    teori’ye genel olarak bakınca da genel olarak ilk okuduğum zamandan beri mantıklı bulduğum ve r+l=j den daha fazla inandığım bir teori.ek olarak bence gece nöbeti’nin yüksek makamları aemon ve mormont gibi jon’la ilgili birşeyler biliyorlar bence.hatta bu yüzden onu yaver yapıp korucu yapmadılar.jon’un qhorin le gidip gitmemesini tartıştıkları yerde de gizli bir düello vardı sanki.bence brynden önceden aemon u ve onun eliyle mormont’u ayarlamıştı.

    bence de. jon özel biri ve onu great other ve rhollor kendi takımları için istiyorlar.seçtiği taraf güç dengesini bozacak.ama muhtemelen o arada kalıp dengeyi kuracak.
    @YeniAy_Ottoman yazı için teşekkürler :slightly_smiling_face:

  2. Rica ederim… Bu da bakış açısı, açıkçası aklıma gelmedi değil; ya öldürmek isteyecekler ya da başlarına geçirmek… %50 iki ihtimal var sonuçta.

    Misal İlk Öteki saldırmış iken diğerlerinin ilk aşamada sadece izlemesini belki, bir ihtimal bu açıdan da yorumlanabilir; Royce’un aradıkları kişi olduğuna inanıyorlar ise ve ölmesini istiyorlar ise aynı anda saldırabilirlerdi de ama bunun yerine ilk önce bekleyip, kimliğinden emin olduktan sonra “Aradığımız bu değil, öldürün.” der gibi saldırdılar oğlana. Elbette diğer ihtimal ‘çekindikleri’ için de olabilir… Royce kanamaya vs. başlayınca yaralanıp Öteki dalga geçmeye ve gülmeye başlıyor, rahatlamış gibi.

    Evet, betimlemede kılıcına ve üstündeki kıyafetlere kadar betimleme söz konusu; kılıç baya kaliteli ve güzeldi. Işıkgetiren gibi bir kılıç bekliyorlar ise sonuç olarak yamuk yumuk, kalitesiz bir kılıç olmasını ummuyorlardır, böyle parlak, şaşalı bir şey bekleniyordur.

    Bir düello sezinlemedim açıkçası. :slight_smile: Mormont sadece yeşil ve tecrübesiz bir çocuğun böyle bir vazife için hazır olmadığını düşünüyordu ve bir de Mormontların Starklara düşkünlüğü ortada… Ayrıca gelecekteki Lord Kumandanlar soylu ailelerin çocuklarından seçilir, Jon’u bu yüzden kahyası yaptı; Mormont için Jon, onun halefi idi. Vazife bir çeşit ölüm mangası gibi idi çünkü… Ölme ihtimali yüksekti. Sam zaten bu kahya işini Jon’a açıklamıştı, onun hakkında özel bir şey bildiklerini hiç sanmam. Lakin benim merak ettiğim şey; Yarımel neden Jon’u yanına almak istedi? Kurgusal açıdan… Yazar açısından bakar ise illa ki onu Öteki saldırısından koruyup, Yabanıl kampına sızmasını sağlayacaktı. Gerçi bu bile yeterli bir sebep, karakterler için çok belirgin ve net bir sebebe gerek yok herhalde. :smiley:

    Qhorin Yarımel başını çevirdi. Gözleri Jon’un gözleriyle buluştu ve uzun süre orada kaldı. “Güzel. Jon Kar’ı seçiyorum.”

    Mormont irkildi. “O daha çocuk sayılır. Üstelik benim kâhyam. Bir korucu bile değil.”

    “Tollett de sizinle ilgilenebilir lordum.” Qhorin iki parmaklı, sakat elini yukarı kaldırdı. “Eski tanrılar Sur’un ötesinde hâlâ çok güçlü. İlk İnsanlar’ın tanrıları… ve Starklar’ın.”

    Mormont, Jon’a baktı. “Senin arzun nedir?”

    “Gitmek,” dedi Jon bir çırpıda.

    Yaşlı adam hüzünle gülümsedi. “Biliyordum.”

    Ölü ve Buz Adamlarda warg/yeşilgören gibi yetenekler olduğundan şüpheliyim. Fakat bunların başındaki her kim ise aynı şey onun için geçerli olmayabilir. Gecenin Kraliçesi gibi… Kitapta bir NK göreceğimizi sanmam, o tamamen dizi için oluşturulmuş bir komutan/lider… Seride tek bir NK var, onun da hikayesi zaten belli ve Ötekilerin başı vs. değildi. Ben onun yanındaki kadından şüpheleniyorum.

  3. Yanlış hatırlamıyorsam, Geek Teori bir videosunda bundan bahsetmişti.

  4. Tamam o zaman, onlar da ateş olarak nitelendirilebilir madem. :slight_smile:

    Yok ya, vermem o parayı. Bir gün illa indirime girer. :smiley:

    Şimdi ‘bağ’ derken sanırsam ‘aidiyet’ duygusundan bahsediyorsun? Jon bir Targaryen ama aidiyet duygusu ‘Stark’

    Kan Kuzgun’u bir Targaryen (annesi ilk insan olan) ve aidiyet duygusu da hal, hareket ve eylemlerinden öyle görünüyor; Targ Hanesi içerisinde yaşıyor, onun için iyi kötü şeyler yapıyor ve onun adına krallığı kral eli olarak yönetiyor. Yani adamın aidiyetinin Targaryen olduğu aşikar.

    Yani işe kültürel olarak yaklaşırsak bile adam Targ yani. Fakat Jon da Stark. Burada ‘aidiyet’ önemli ama ‘kan’ da önemli. Lakin aidiyet, kandan daha önemli. Kan kısmı ‘büyü’ ‘mistik gücü’ olması açısından değer taşıyor benim gözümde; warg/yeşilgören olması gibi. Yahut ejderhalara hükmedebilmesi gibi.

    Kanıtın var ise onları da sırala kitaptan ama evet, motivesini sordum, doğru. Ötekileri boş ver, Kan Kuzgun’u bir Öteki değil, bir insan ve yeşilgören; Büvet Ağacı sayesinde hala hayatta olan son büyük yeşilgören.

    Ölümsüzlük için Kankuzgun’u bir yol biliyordur, büyü ile; nasıl yani? Bu adamın ve üvey kız kardeşinin büyücü olduğu biliniyor; o kız kardeşin anasının olduğundan daha yaşlı olduğu da biliniyor(en azından söylentiler o yönde). Şu başlığı hatırlatmak isterim: Savaşın Sonsuza Kadar Sürecek; Jon Snow ve Gri Kral

    Çok güçlü oldukları için pes etmek? Daha önce 2 kere Uzun Gece oldu ve ikisinde de yaşayanlar kazandı, 3. niye farklı olsun? Adam zaten ölüyor, ölmüş olması gerekiyor; oysa bu adam Bran gelecek de ben onu eğiteceğim diye bekliyor bunca zaman. Şu uygulama vardı ya, orada öyle yazıyormuş işte.

    Karanlık meselesi ilgi çekici, kabul ediyorum ve beni de düşündüren konulardan biri; doğrusu sadece Kan Kuzgun’u değil; Arya meselesinde de işlenen bir şey bu. Hafızam yanıltmıyor ise Nazik Adam da “karanlıktan korkma” gibisinden şeyler söylüyordu. Ayrıca Arya’nın Gece Kurdu ve Karanlık Kalp; Jon’a sürekli söylenen ‘kara kalpli piç’ gibi sözler vs. dikkate değer şeyler. Seri boyunca karanlığın kötülük olduğunu vurgulayan hatırladığım tek kişi; Melisandre. O da zaten ateşe tapan biri olarak böyle görmesini olağan buluyorum.

    Lakin karanlık ve onlarla ilişkili her şey ve herkes gerçekten kötü mü? Melisandre’nin bakış açısı da en az Sansa kadar sakat aslında ve Cersei kadar. Biliyorsun bu üçü bir garip.

    Bran’a söylediği söz.

    “Karanlıktan asla korkma Bran.” Lordun sözlerine, ağaçla yaprağın belli belirsiz hışırtısı ve adamın hafif baş bükmesi eşlik ediyordu. “En güçlü ağaçlar, dünyanın karanlık yerlerinde kök salanlardır. Karanlık senin pelerinin, kalkanın, anne sütün olacak. Karanlık seni güçlü kılacak.”

    O sözü nerede söylediğini bulabilir misin? Site vs.? Tüm cümleyi okumak isterim, belki arada kullandığı bir kelime ipucu veriyor olabilir.

    Ötekileri biz kötü adamlar gibi görüyoruz; tüm o saldırılar ve ölülerin diriltilmesi ve anlatılan hikayeler; Melisandre’nin sözleri vs. Bunlar Ramsey ve Euron gibi tipler değil ise yarı iyi yarı kötü tipler olabilir mi diye bazen soruyorum kendime. Fakat hiçbir işaret göremedim daha.

    Eski ilahlar hakkında bir şey bilmiyoruz ki yüzleri yok, isimleri yok, kaç tane oldukları belli değil… Ağaçlar aracılığı ile bağlantı kurdukları söylenen tipler. Bir de şu Yüce Yürek Hayaleti “hala buradalar, zayıflar vs. ama buradalar.” gibisinden bir şeyler söylemişti; demek güçleri ciddi oranda azalmış.

    Kehanet daha gerçekleşmedi, evet. Daha bebeler ölecek, o kraliçe gelip tahtını vs. ne ise hepsini elinden alacak ve ölecek. Lakin o aşamaya gelene kadar yaşayacakları vs. şu anki konunun ilgi alanına girmiyor işte. :smiley:

    Prens hakkında olumlu söylenen şeyler dışında bir tek kehanete takık olduğunu biliyoruz, o kadar. Robert’ın sözlerini kaile almıyoruz çünkü adam zaten yanlış, biliyoruz.

    Şimdi karısını boşaması için geçerli bir sebep görmüyorum, o yüzden o başlıkta itiraz ettim. Ha şöyle bir olay olur; tek eş almak zorunda, 2. eşe izin verilmiyor dersen o zaman derim ki karısını boşamıştır, sevdiği ile evlenmek vs. için, eyvallah. Lakin bu evrende Targ Hanesi çok eşli olabiliyor, Jorah bile Dany’e 2 koca alabilirsin demişti(bu adam bir de kuzeyli ha :stuck_out_tongue: ). Bundan yola çıkar isek Elia’yı boşamak mana dışı ve amaçsız bir eylem olur, ayrıca Dorne’u kendine düşman eder ki aptal bir adam değil bu, bu kadar hassas bir siyasi çalkantıda düşmandan ziyade dosta ihtiyacı var. Senin iddia ettiğin gibi Lyanna’dan doğacak çocuğu veliaht yapmak istiyor iddiası ‘olasılık’ dahilinde olabilir ama benim gözümde çok düşük bir olasılık olurdu; çünkü amaç AA’yı bulmak, veliaht sahibi olmak vs. değil. Adamın derdi AA… Ayrıca öyle olmasını arzuladı diyelim, Aegon’un ileride tahtından feragat etmesini sağlayabileceği gibi yaşar iken veliaht olarak Jon’u da ilan edebilir. Meşru doğmuş çocuklarını da piçleştirme gibi bir gücü, imkanı vs. yok. Zaten bu kadarı da karakterin kendisine ters işte. Sonuçta Değersiz Aegon değil bu adam.

  5. Waymar’ ı ortaya aldıklarında alay edip gülebiliyorlarsa, çığlık atıp duygusal tepki gösterebiliyorlarsa, değer verdikleri bir kavramın ya da nesnenin zarar görmesi ya da kaybedilmesi durumunda ağlayabilirler de. Akgezenler buz ile ilişkili olabilir, ancak buz ile ilişkili olmak duygusal tepki vermeye engel değildir. Sinirlenen, alay eden, bağıran bir varlık aynı zamanda ağlama potansiyeli de taşır.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

29 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar