Kitabın sonunda Jon Snow’un Kraliçe & adamları ve diğer nöbet adamlarının gözü önünde bıçaklanarak öldürüldüğünü biliyoruz. Jon tekrar dirilecek mi dirilmeyecek mi tartışmasına girmeye gerek yok, dirilecek. Vazifesini daha tamamlamamış ve üstüne başrol olan karakterlerden biri olarak en azından son kitabın sonuna kadar öldürülmeyecektir (inşallah hiç ölmez).

Şimdi 6. kitapla birlikte Jon’un nasıl dirileceğine dair görüşlerinizi belirtmenizi rica edeceğim. Çoğu kişi bu işi kızıl kadının yapacağına inanıyor ama bence ihtimal dahilinde olmakla beraber daha farklı bir şekilde dirilecek.

Kuramımı basit bir iki temele dayandırıyorum.

1- 5. kitapta Mel. ateşlerin içine bakarken Jon’u görmüş; yüzünün insan-kurt-insan şekline büründüğünü fark etmişti. “Önce insan sonra kurt sonra yine insan.” Kimi kişi bunun Jon’un varg gücüne direnmesinden dolayı diye fikir yürütmüşse de ben bu görüşte değilim. Zira zaten Jon’un varg olduğu, yetenekli/güçlü ama eğitimsiz olduğu(kitabın açılış sahensindeki vargın düşünceleriyle) biliniyor. Zaten Mel de ona direndiğini falan söylüyordu. Yani zaten bildiğimiz bir şeyi ateşin içinde görüp bize tekrar tekrar söylemenin/anlatmanın bir manası yok.

2- 5. kitap açılış bölümü Wymar isimli yabanıl varg’ın sahnesiyle açıldı. Bize varg olmakla ilgili bir çok şey öğretti yazar bu bölümle. Şimdi dikkatinizi çekti ise eğer her kitabın açılış sahnesinde olan şeyler bir şekilde kitabın sonunda olan bir şeyle bağlantılı çıkıyor(örneğin 4. kitap Hisar’da Jaqen’in bir çırağı öldürmesiyle sonuçlanan macerası ile açıldı, kitap sonunda Sam’in yolu Hisar’a düşmüş, yüzsüz adamla yolu kesişmişti.). Açılış bölümünde vurgulanan ana konulardan biri kurt ve vargın bağının bir kadın ile evlikte olduğu gibi birleşmesine benzetiliyor ve ikisinin de sonsuza kadar değiştiğine değiniliyordu. Ayrıca bir insanın ölüm anında bir insan ya da hayvanın içine nasıl girdiğini gördük, bahsettiğimiz yabanıl varg sayesinde; o, bunu bilinçli yapıyordu. Fakat bu adamı eğiten varg’ın söylediğine göre zamanla insan kaybolur ve daha fazla hayvana dönüşür ama ruhu yaşamaya devam eder.

3- Bu ikisine dayanarak Jon’un ölüm anında (istemsizce olduğunu, içgüdüsel olduğunu tahmin ediyorum.) “Hayalet” diyerek öldüğünü biliyoruz. Hatta Robb da kendi kurdunun ismini söyleyerek ölüyordu. Bir çok okuyucu Jon ve Robb’un ruhlarının ölüm anında kendi kurtlarının içine atladığı görüşünde ki ben de aynı fikirdeyim. Aksi halde yazarın o kadar insan varken söyleye söyleye Hayalet ve Gri Rüzgar diyerek öldürmesine mana veremeyiz. Dizide sadece Bran’ın varglığı işlendiği(ilk sezonda Rickon’a da değinseler de sonrasında bir daha değinip, oğlanı da göstermediler zaten) için Robb ve Jon ölürken bambaşka isimler isimler söylüyordu, buradaki değişim bile aslında Stark çocuklarının varg ve kurt ilişkisindeki bağlantıya işarettir.

Bu üç şeye dayanarak Jon’un ruhunun şu anda Hayalet’in içinde olduğunu ve cenazesinde ya da öncesinde bir şekilde tekrar bedenine geri döneceğini tahmin ediyorum. Olağan şartlarda ölen varg, başka bedene ya da hayvana atladığı zaman tekrar eski bedenine ya da başka bedenlere/hayvanlara atlama yapamıyor, zira varg özelliklerini kaybediyorlar. Lakin Jon’un bu konuda bir istisna olacağına inanıyorum. Hatta bu durum karşısında Mel.’in Jon’un Vaat Edilmiş Prens olduğunu düşünmesine yol açarak, Stannis’i takip etmeyi bırakacaktır.

Dizide Mel. Jon’u diriltince asıl seçilmişin o olduğunu düşünmesini saçma buluyorum zira dizide ve kitapta ölüp ölüp dirilen iki karakter daha var ve kimse onların öyle olduğunu düşünmedi. Bu yüzden Mel’den ziyade başka kimsenin etkisi olmadan kendiliğinden geri döneceğini düşündüm. Aslında bir de cenaze ateşinin içinde dirilip, yanmaz ise o zaman Mel. için onun asıl vaat edilmiş prens olduğunu düşünmesi daha mantıklı ve nispeten(en azından Stannis’ten daha mantıklı) bir sebebe dayanmış olur.

EK OLARAK: Sizce Jon’un ölüm sonrası karakterinde nasıl bir değişim olur? Bildiğiniz üzere yazar, Beric Dond.’ın ölümünden bahsederken artık bu kadar dirilmesinin ardından her defasında daha az insan olduğunu, nefes almadığını, damarlarında kanın pompalanmadığını ve geçmişini unutmaya başladığını belirtmişti. O buz yerine ateşle diriltilmiş bir yürüyen ölü. Ayrıca Jon’un ölümünün Cat’in ölümüne benzer bir travmada olduğunu da söylemişti. Bu durumda Jon’un dirildikten sonra daha karanlık ve soğuk bir ruh halinde görme ihtimalimiz var gibi? Dizide bu değişim hiç olmadı, bildiğiniz gibi. O yüzden öldürüp diriltmek çok gereksiz oldu, sırf heyecan ve şok yaratmak için kullandılar dizide.

DİPÇE: Yine 5. kitapta Tormund sık sık Jon’a “Kara kalpli kara piç” ifadesi kullanmıştı yanlış hatırlamıyor isem, belki bu da gelecekle ilgili ima olabilir.

Fikirlerinizi alayım arkadaşlar. (Dizi bitti, mecbur artık kitaplar üzerinden tartışıp tatmin olacağız. :smiley: )

Önemli Cevaplar

  1. Burada da değindiğim gibi İSTİSNA olacağını/olabileceğini düşünüyorum, herkes için geçerli olmayacak. Eğer Jon, AA ise zaten olağanüstü şartlarda YENİDEN DOĞMASI vs. gerekiyor bu oğlanın. TUZ ve ATEŞ(DUMAN) içinde doğmak… Her ne kadar ölüm anı tanımlanırken buna denk gelecek mecazi ortam olmuş olsa da bir cenazede ateş/duman ikilisi ve sevenlerinin gözyaşlarındaki tuz ile bu kehanet gerçekleşmiş olur.

    Karakter değişiminin Cat ve Beric gibi birebir olacağını sanmıyorum zaten, benzer olabileceğini düşündüm Cat ile, bu fikre de yazarın açıklaması dolayısıyla kapıldım. :slight_smile:

  2. Dizide ölüp dirildikten sonra Jon’da değişen hiçbir şey olmadı. Aynı eziklik, aynı utangaçlıkla devam ediyor. Senaristler resmen Türk dizilerinde sık sık önümüze sunulan mazlum edebiyatını Jon Snow’a uyarladılar. Sezercik’ten, Küçük Emrah’tan hallice… Lord Kumandan oldu, Kuzey Kralı oldu yok abi yok hala aynı ben piçim, anam belli değil ühü sendromu devam ediyor. Ölüp dirildikten sonra daha duygusuz, daha makineleşmiş olsaydı keşke. Karakterde karizma bırakmadılar.

    Kitapta Lord Kumandan olduktan sonra kesinlikle kendine güveni geldi. Çok sağlam ilerleyen bir karakter oldu. Asla taviz vermiyor, doğru bildiği şeyi iyice ölçüp biçip hayata geçiriyor. Jon, Janos Slynt’in kellesini alırken Stannis uzaktan bir baş hareketiyle Jon’u onaylıyor. Bakın Stannis gibi bir adam tarafından onaylanıyor Jon. Stannis adil, tavizsiz bir adam ve Jon’un bu hareketini onaylıyor. Buradan nice anlam çıkarılabilir uzun uzun yazmaya gerek yok, paragraf aldı başını gidiyor. Amele Othell ve kinci pislik Alliser, Jon’a çok fazla tepki gösteriyor, konumunu ve otoritesini sorgulama cüretinde bulunuyorlar. Buna rağmen Jon, yabanıllarla çok makul bir anlaşma yapıyor, kimseye eyvallah vermiyor. Neyse kısaca Jon’un çok sağlam bir karakter gelişimi geçirdiğini söyleyebiliriz.

    Dirildikten sonra çok daha soğuk bir hale geleceğini söyleyebilirim sanırım. Zaten soğuk ve az konuşan bir karakterdi. Duygusuzlaşacağı söyleniyor buna katılmıyorum ben. Jon serideki özel karakterlerden biri. Stoneheart ya da Beric’le kıyaslanması yanlış bence. Stoneheart duygusuzlaşmadı, olması gereken hale büründü. Kendisini ve oğlunu katleden aileye karşı intikam duygusundan başka şey hissetmemesi çok normal. Jon’un da kendisine ihanet edenlere karşı intikam duygusu beslemesi çok da garipsenecek bir sonuç olmaz.

    Dirilmesinin Ghost aracılığıyla gerçekleşmesi çok olası. Melisandre’nin gördüğü kurttan insana dönüşen imgeler de bunu destekler nitelikte. Dizide gördüğümüze ek olarak, Melisandre’nin yanında Ghost da Jon’un dirilmesinde büyük rol oynayacak.

  3. Ben Jon’un Targ olarak dirilmesini bekliyorum beyaz saç renkli göz ve belki ateşte yanmama dahası sizler gibi ghost’un içine gireceğini tam yanacakken uyanacağını düşünüyorum

  4. Bazen, örnekler paralellik kurmak için verilmez. Yazar, bu örnekleri verdi çünkü Jon’un FARKLI olduğunu göstermek istiyor. Jon ve Hayalet’in aslında bunlardan farklı olduğunu. @YeniAy_Ottoman’un da dediği gibi, Hayalet sadece Jon’un dirilmesi için konulmamış. Ve Hayaletin kanında BÜYÜ var.
    Bütçeden alakasız şeyler söylüyorsun fakat bunları yazmamın sebebi diziden referans veriyordun. Dizide böyle anlatılmasının sebebi bütçe Ama kitap yazarken böyle bir zorunluluğun yok. İster bir ejderha ister 1000.

    Seride 3 sayısının yerini anlatmama gerek yoktur heralde. Yaşayan 3 ulukurt kaldı.

    Aralarındaki bağın güçlü olması, 2’sinin arasında sadece Nymeria halkını kurtarmak için gemiye bindi. Arya’yı da gemiye bindirip batıya yollayarak ismine bu anlam yükleyelim diyemez. Aralarında daha fazla paralellik çekmeli. Gerçekten kitapta böyle olacağını mı düşünüyorsun?:joy::joy::joy::joy::joy::joy::joy:

    Üstte de belirtim. Sağ kalan 3 ulukurdun seri sonuna kadar yaşayacağını düşünüyorum.
    TARGARYENLERİN 3 EJDERHASINA KARŞIN STARKLARIN 3 ULUKURDU
    Yani kış geldiğinde de Summer olacak. Bu yüzden, ölümü bütçeyle alakalı dedim. Bir teori hazırlıyorum. Teori yazımı bitirdiğimde, eğer bir göz atarsan ne demek istediğimi anlayacaksın.

  5. Videoda yeterince açıklanmış aslında ama Jon ile ilgili kısımlardan sonrasına bakmadım demiştin. Uzun gece 30 metre karın olduğu, nefes almanın bile insanın canını yaktığı, kıtlığın geldiği, soğuktan hareket etmenin bile neredeyse imkansız olduğu, Stannis örneği üzerinden gördüğümüz üzere orduların bir yerden bir yere hareket etmesinin bile ordunun çoğunun kırılmasına ve normalde 17 günlük (15?) bir yolculuğun 17. gününde daha yarısının bile alınamadığı bir ortam.

    Böyle bir ortamda eğer ak gezenlere karşı koyacaksan, bunu ancak ölüp dirilerek yapabilirsin. Wight olmanın avantajları. Bu arada wightlıktan bahsederken genel olarak tamamen bilinçli wightlardan bahsediyorum. Coldhands ve Jon’un olacağı gibi. Yeşilgören veya Derideğiştiren olmak şart bu tarz bir wight olman için. Neyse konuya dönelim. Coldhands’ten gördüğümüz üzere, ölü topraklarda gezen, soğuğun işlemediği, açlığın işlemediği, uykuya gerek duymayan (emin değilim tekrar bakmam lazım kanıtlara) ölümsüz - rahatsız edilmediği sürece ölümsüz olarak açayım bunu. Coldhans’in binlerce yıldır wight olduğuna dair işaretler var. Öldürülebiliyordur ama uzun gece şartları tarafından değil- biri oluyorsun. Büyük teori part 6 ve 8 bu konulara odaklanıyor. Orijinal Gece nöbetçilerinin hepsi ölüp diriliyordu ve bu da neredeyse su götürmez bir gerçek. Yeni gece nöbetçilerinin de hepsinin ölüp dirilmesi gerekecek çünkü başka türlü bu ak gezen tehtidini bırak, uzun gece (ve kışın) getirdiği şartlara bile dayanamaz westeroslular. Zaten yiyecek yok ve duvarda yetecek kadar olmadığı veriliyor. Bunlar için gerekli kanıtlar bahsi geçen videolarda bulunabilir.

    Şimdi Jon’un neden cat ve beric’ten farklı olacağı konusuna tekrar geleyim. Jon bir deri değiştiren olarak öldüğünde bilinci dünyayı terk etmedi. Cat ve Beric’in bilinçleri ise bu diyarlardan gitti ve yabancıların hayalet konseptinde geri döndü. vengeful spirit şeklinde, ölmeden önce ne yapıyorlarsa ona takıntılı halde geldiler. Onlar değişmedi aslında. Geri gelen kişi/bilinç aynı kişi/bilinç değil. Beric nehir topraklarını korumaya gönderilmiş biriydi. Geri geldiğinde buna takıntılı oldu. Cat ailesine yapılanlar için büyük acılar çeken biriydi ve o da buna takıntılı oldu. Tamemen yabancılardaki hayalet konsepti yani.

    Jon ise videoda da söylendiği gibi, Hayvanının içinde yaşıyor. Bilinci kurtsallaşacak ve bu kaçınılmaz bir şey. Varamyr, Orell’in başına gelenleri anlatıyor. Haggon’un anlattıklarına göre de yine öldüğünde bilincin kurtun ile birleşiyor ve bir süre sonra insan olduğunu bile unutup tamamen kurtlaşıyorsun. Jon’un kurtsallaşması, değişmesi, keskin kararlar alması derken, daha hayvani içgüdülere sahip olacağı ve artık “aman ete süte fazla karışmayayım, aman politik davranmalıyım” gibi olmayacak demek istiyorum.

    Bu sebeple de ortaya birleşmiş bir bilinç çıkınca -çünkü birleşme dediğin iki taraflı olur- Ortada ortak bir bilinç bulunacak. Bu çekilip de jon’un bedenine geri geldiğinde, sadece eski jon olarak gelemez. Çünkü tek bir bilinç var ve birleşik bilinçten söz ediyoruz. Kurt kurban edilmese bile -ki mithras paralelliğine tekrar geleceğim, edilmesi lazım- jon geri geldiğinde, kurtta herhangi bir bilinç kalmayacak. Jon’un geri gelmesi demek, kurtun ölmesi demek yani. Bahsi geçen pasajları vereyim de tam olsun.

    Haggon, kendi ölümünden birkaç hafta önce, “Unuttuğunu söylerler,” demişti Varamyr’e. “Bir insanın eti öldüğünde, ruhu hayvanın içinde yaşamaya devam eder fakat anıları her gün biraz daha silikleşir. İnsan daha az varg ve daha çok kurt olur, sonunda insana dair her şey kaybolur ve geriye yalnızca hayvan kalır.”
    Varamyr bunun doğru olduğunu biliyordu. Bir zamanlar Orell’e ait olan kartalı aldığında, diğer derideğiştirenin onun mevcudiyetine öfkelendiğini hissetmişti. Orell, dönek Jon Kar tarafından katledilmişti ve katiline duyduğu nefret o kadar güçlüydü ki Varamyr de kendini varg çocuktan nefret ederken bulmuştu.

    Yani Jon ve Hayaletin bilinci kesin birleşecek Bu konuda anlaşamıyorsak, devam etmeyelim hiç. Anlaştıysak, şunu da kesinleştirelim. Orell ile kartalın bilinci de birleşmişti. “Varamyr bunun doğru olduğunu biliyordu” diyor verdiğim kısımda. Neyin doğruluğu? Bilinç birleşmesinin. Varamyr kartala deri değiştirdiğinde Orell’in bilincinin bir parçası da Varamyr’e geçmiş, bu da tamam.

    Bunlarla beraber şunu göz önüne alalım.

    “Çocuk Bran ve Kurt Yaz. O halde iki kişisiniz?”

    “İki,” dedi Bran iç geçirerek, “ve tek.” Böyle aptalca davrandığında Jojen’den nefret ediyordu. Kışyarı’ndayken kurt rüyaları görmemi istiyordu, şimdi de sürekli geri çağırıyor.

    “Bunu unutma Bran. Kendini unutma. Yoksa kurt seni tüketir. Birleştiğinizde Yaz’ın derisinin içinde koşman, uluman ve avlanman yeterli değil.”

    Yani hayattayken de iki taraflı bilinç birleşmesi gerçekleşebiliyor. Bran kurtsallaşırken, Kurt insanlaşabilir. Bunun en güzel örneği de zaten yine Stark çocukları ve kurtlar. Bu ulukurtlar aşırı zekiler. Normalde bu kadar zekiler mi bunu bilmiyoruz. (ejderhaların zeki olduğunu bilsek de bu konuda bir bilgimiz yok diye biliyorum) Yani aslında kurtlar da insani özellikler kazanıyor. Rickon’un kurtunun içinde çok zaman geçirmesi ve iyice asileşmesi ve insanlara yabancılaşmasına neden oluyor.

    Bunlarla varmaya çalıştığım nokta şu; yaşarken gerçekleşen bu bilinç olayları, ölüykenkinden farklı. Yaşarken, iki taraf da birbirine benzeşiyor. Kurtun zekileşmesi, İnsanın kurtlaşması. Ancak ölüyken ortada tek bir bilinç oluyor. Yani belki ilk etapta olmayabilir ama biraz zaman geçmesi bunun için yeterli. Ortak bir bilinç oluşuyor. Bu yüzden Kurt ve Jon’un bilinci ortak bir bilinç olarak geri dönmek zorunda. Sadece Jon’u çekip çıkaramıyoruz malesef.

    Mithras örneğine gelirsem, kimse sadece buna dayandırmıyor olayları. Serimizde bilinci bir hayvandeyken geri getirilen bir insan örneği yok. Sürekli Cat ve Beric üzerinden gidiyorsun ama aynı zamanda bu olayın farklı olduğunu da kabul ediyorsun. Onlar eski hayatlarının bir gölgesi olarak canlandırılmış kuklalardan başka bir şey değil. Bizim bildiğimiz catelyn ile bir alakası var mı leydi taşyüreğin? İki örnekte de bilinçler dünyayı terk etti ve geri geldi. Jon’da da terk etmiş olsaydı bu üçünü aynı potada eritebilirdik ama değil malesef.

    Kurt ile birleşen bu bilincin nasıl vücuduna döndürüleceğini bilemiyoruz. Hayat öpücüğü versen ne olur? Adam ölmedi ki! İkinci hayatını yaşıyor. Onu oradan söküp almadığın sürece de yaşayacak. Burada da mirri ve mithras olayları devreye girerek, işin süslemesini yapıyor. “Jon doğarken beyaz boğa öldü” olayı ile canlanması için arkadaşı olan, beyaz ve kendi parçası olan hayvanın ölmesi olayı bir değil. Birinde bir insan ilk kez doğuyor. Öbüründe ölüyor ve dirilmesi için beyaz hayvan kurban ediliyor.

    Ulukurtları seviyoruz ve bunun olmasını istemiyoruz. Ulukurtlar’ın starklar için veya hayaletin Jon için anlamı büyük. Jon ve hayalet arasındaki bağı şu videoda çok güzel anlatmış geek. Ancak önümüzdeki iki örneğe bakmamız şart. Leydi ve Boz Rüzgar. Bu kurtlar ve isimleri bir hikaye amacı güdüyordu. Hikayedeki amaçlarını tamamladıklarında öldüler.

    Leydi, Sansa’nın şövalyelik, krallık, leydilik, turnuvalar, kraliçelik gibi şarkılar ve anlatılarda duyduğu şeylere olan sanrısal yaklaşımını temsil ediyordu. İlk kitapta bu sanrıların hepsi birden yıkıldı. Şövalyelerin düşündüğü gibi olmadığını, prenslerin öyle beyaz atlı prens olmadığını, herkesin dürüst olmadığını vs. gördü ve yanılgılarından kurtuldu. Leydi ismi de bu yanılgılar için verilmişti. Yanılgılar kalkarken, Leydi öldü.

    Boz rüzgar, Robb Stark’ın boz bir rüzgar gibi westeros’ta esmesini temsil ediyordu. Onun da kurtuyla bağlantılı olduğunu ve warg olduğunu okuduklarımızdan rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Yani bağ olması kurtun hikayesel işlevini tamamlayınca ölmeyeceğini göstermiyor. İsmin anlamı gibi, Robb boz bir rüzgar şeklinde, hüzünlü, sert ama kısa bir şekilde estirdi gitti. Gittiğinde, kurtu öldü.

    Summer da Kış geldiğinde ölebilir. Bran’in hikayesi, son kahraman hikayesi ile neredeyse birebir. Bu yüzden bu beni şaşırtmaz.

    Hayalet isminin işlevi ne peki? Bunu tartışmıyoruz zaten. Bu ismin verilmesinin tek amacı var. O da jon öldüğünde, kurtun ruh kavanozu olacağı. Elimizdeki iki örnekte de Kurt, isminin işlevini yerine getirirken/getirince öldü. Üçüncü örnekte de bunun olacağını düşünmek için mithras veya mirri maz duur’un gölgeleri olayına ihtiyacımız yok. Zaten birleşen bilinçleri ve Jon hikayesinin de Son kahramanla aşırı paralellik içeriyor olmasına bakınca, bunu görebilmemiz gerekli. Son kahramanın köpeği ölüyor ve Jon bu rüyada Son kahraman rolü oynuyor.

    O gece rüyasında; ormanda uluyan, savaş borularının feryatları ve davulların vuruşları eşliğinde ilerleyen yabanılları gördü. Güm GÜM güm GÜM güm GÜM, diye geliyordu ses, bir vuruşta bin yürek. Kiminin mızrağı, kiminin yayı, kiminin baltası vardı. Diğerleri, kemikten yapılmış arabalar sürüyordu, midilliler kadar iri köpekler arabaları çekiyordu. Arabaların arasında devler yürüyordu, boyları on iki metreydi, meşe ağaçları kadar büyük tokmakları vardı. “Sağlam durun,” diye seslendi Jon Kar. “Onları geri püskürtün.” Sur’un üstünde duruyordu. Tek başınaydı. “Alev,” diye bağırdı, “onları alevle besleyin.” Ama onu duyacak kimse yoktu. Gittiler. Beni terk ettiler. Yanan oklar tıslayarak yukarı fırladı, arkalarında alev dilleri kaldı. Korkuluk kardeşler yere tökezlendi, siyah pelerinleri alev aldı. Düşmanlar, örümcekler misali buza tırmanırken, “Kar,” diye feryat etti bir kartal.

    Tek başına Ak gezenlerle savaşan biri. Yani illa Mithras’a bakmamıza gerek yok. Son kahramana da bakabiliriz arkadaşı olan hayvanın öldüğünü/öleceğini görmek için -Ki son kahramanın bir stark olabileceğini düşünürsek, ilk isanlar zamanında yaşadığını ve o dönemlerde yeşilgörü/derideğiştirenlik güçlerinin çok daha yaygın olduğunu da göz önüne alırsak, kendi parçası olan, arkadaşı olan hayvanı ölmüş oluyor.

    Sanırım benden bu kadar ve evet. İnatçılık konusunda aşırı haklısın. Bu seriyi, karakter hikayelerini, paralellikleri çok ama çok iyi kavradığını düşünen biriyim. Tekrarlıyorum, Hayalet kesin ölecektir demiyor olsam da öleceğine dair işaretler, ölmeyeceğine dair işaretlere göre çok ağır basıyor.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

64 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar