Aslında bu konuyu Starkgaryen ile birlikte bizim meşhur başlığımızda konuşmuştuk. Kendi başına bir başlığı hakkettiğini düşündüğümden ve de birkaç kere bazı yerlerde konusu geçtiğinde konu açmak istedim. Kuramı oluştururken postapocalypticmedia’dan Derek ve Reddit’teki jtd1776 isimli kullanıcının bilgilerinden, yazdıklarından faydalandım; bilginize. Yani bu sefer tam bir çeviri kuram olmadı. :stuck_out_tongue:

İDDİA: Uzunpençe, Blackfyre olabilir mi?

Blackfyre kılıcı ile ilgili bildiğimiz şeyler(daha doğrusu kitaplarda, diğerlerine anlatılan; aktarılan bilgiler.) şu; Blackfyre, Fatih Aegon’ın fetih sırasında kullandığı piç denen Valirya kılıcıdır ve Deamon Blackfyre’a kadar Targ krallarının simgesi olarak kral ve varislerine geçmişti.

Blackfyre isyanında Deamon Blackfyre, kılıcı kullanarak taht için meşruluğunu arttırmak istemiştir. Sebep? Çünkü Demir Taht’a geçen/geçecek kralların hükümdarlık alameti gibi görülüyordu.

Lakin ilk isyan sırasında kardeşi KanKuzgunu tarafından öldürüldü; kılıç, o sırada Blackfyre’ın oğluna geçmişse de Kankuzgun’u onu da savaşta öldürdü. Bundan sonra ise kılıcın Acıçelik’in eline geçtiği ve o zamandan beri Deamon’ın oğulları ve torunlarının elinde olduğu ama son Blackfyre üyesi de ölünce, kılıcın ortadan kaybolduğu ama bir ihtimal/söylentiye göre de Altın Mürettabat’ın elinde olduğu dillendiriliyor. Peki, gerçekten de öyle mi? Ya kılıç en baştan beri Kankuzgun’un elinde idi ise?

Gelelim Uzunkılıç’a… Uzunkılıç, Lord Kumandan Mormont’un (Jorah’ın babası) söyleyişine göre 500 yıldır Mormont Hanesinin elinde. Oğlu Jorah, kaçmadan önce kılıcı bırakacak kadar onurlu davranmıştır ve kılıç, hanenin başına geçen Jorah’ın halası tarafından ağabeyine; Sur’a yollanır. O da oğlunun rezilliğini hatırlattığı için bir köşeye atar ve varlığını unutur. Ölü saldırısı ve yangın sonrasında kılıcın başı vs. yandığı gerekçesi ile beyaz kurt başı vs. ile değiştirilip, Jon’a verilir. Kılıç bir piç kılıçtır.

Uzunpençe viki maddesine göz atabilirsiniz. 

Kılıç Karşılaştırmaları

Uzunpençe

“Jon, Uzunpençe’yi kınından çıkarıp arkadaşlarına gösterdi. İyice görebilmeleri için sağına soluna çevirdi. Piç kılıcı soluk güneş ışığında parıldadı. Siyah ve ölümcül.

“Jon cevap olarak, Uzunpençe’yi Sam’in eline bastırmıştı. Kılıcın hafifliğini ve dengesini hissetmesine izin vermişti. Duman karası metaldeki harelerin ışıldaması için bıçağı çevirmesini söylemişti. “Valyria çeliği,” demişti, “büyüyle dövülmüş, ustura keskinliğinde ve neredeyse yok edilemez.

Bıçağı Jon’un alıştığı kılıçların bıçağından on beş santim kadar daha uzundu. Sadece kesmek için değil, sokmak için de dövülmüştü. Üzerinde üç derin oluk vardı. Babasının kılıcı Buz, iki elle kullanılan gerçek bir çift el kılıcıydı. Bu kılıçsa bazı yerlerde adına piç kılıcı da denen bir buçuk el kılıçlardandı. “

Blackfyre

“Blackfyre should be somewhat larger and darker than the other two, and its design needs to suggest flames”  – George R. R. Martin

Yıllar önce yazarın kılıç hakkında söylediği bir sözmüş, tasviri ile ilgili. Dediğine göre diğer ikisinden (buradaki kasıt hangi kılıçlar bilmiyorum; belki de Buz’dan dövülen iki kılıç için söylüyordur.) daha büyük ve karanlık olmalıymış ve ateş izlenimi verilmiş şekilde tasarlanmalıymış.

Bunun dışında bir tasvir bulamadım, bilen varsa yazsın lütfen. :slight_smile:

Gelelim Sorgulamalara

“Jon, kılıç elinin yanık parmaklarını esnetti; Uzunpençe atın eyerinden sarkıyordu, büyük piç kılıcınıntaştan oyulmuş kurt başlı kabzası ve yumuşak deriyle kaplı sapı Jon’un kolayca ulaşabileceği kadar yakındaydı.”

  • Şimdi şu alıntıda geçen BÜYÜK PİÇ KILICI tabirinin Deamon Blackfyre’a gönderme olduğunu söyleyenler var, yani kılıcın en son onun tarafından kullanıldığına vs. işaret diye. Unutmayın ki bu arkadaş(ve kardeşleri) tarihe BÜYÜK TARG PİÇİ olarak geçmiştir. Olabilir de olmayabilir de. Biz devam edelim.
  • Gördüğünüz gibi iki kılıç tasviri; piç, siyah, büyük ve kara-duman kelimeleriyle betimleniyor. (Piç kılıçları 1,5 el büyüklüğünde tasvir ediliyor. Buz, 2 el büyüklüğünde; yani 2 el ile kullanılabilecek bir kılıç.)
  • Mormont Hanesi, Uzunkılıç’a 500 yıldır sahip olduğunu söylüyor; Buz ise 400 yıldır Stark Hanesinde. Mormontlar maddi olarak çok zengin olmayan bir halk olmasına rağmen Starklardan 100 yıl önce bu kılıca sahip olmayı başarmış? Yalnız asıl dikkat çekilmesi gereken nokta; Ayı Adası’nın Mormon’lara Lord Rodrik Stark tarafından verilmiş olması. Bu bahsi geçen Ned’in babası olan değil, geçmişte yaşamış ve besbelli ki fetih sonrası yaşamış bir Lord Stark. Yani Ayı Adasına sahip olmadan önce bile bu kılıca sahiplermiş, öyle mi? Nasıl?
  • Valirya Çeliği kılıçlar muazzam pahalı ve ender görülen kılıçlar. Tywin bile bu kılıçları bulmak veya satın almak için uğraşmasına rağmen her daim eli boş dönmüştür; kimse kılıcını satmak istememiştir. Zira herkes elindeki kılıcın değerinin gayet farkındadır. Kısacası kılıç, hazinelere bedel. Lakin Mormont, 500 yıllık aile yadigarını gidip Jon’a veriyor? Sebep? Bu adamın ailesinde başka adam mı yok? Oğlu bir halt etti diye kılıç, artık hanesine layık değil mi? Starkları seviyorsun ve sadıksın da 500 yıllık aile yadigarından kolayca vazgeçecek kadar da çılgın mısın Lord Mormont?
  • Kılıcı, kız kardeşinin kendisine gönderdiğini söylüyor. Şimdi bu ailenin kadınları da savaşçı; kılıç, Ayı Adası Lordunun alameti ama Ayı Adasının lordu gidiyor kılıcı ağabeyine gönderiyor? O ölünce ne olacaktı? Geri göndereceklerini mi düşündü sonraki lord kumandanın? Herkes salaktı ya… Lady Mormont, Robb ile birlikte savaşa katılıyor, kılıcı kendisinin kullanması veya varisine vermesi gerekmez miydi? Olağan kişiler böyle yapmaz mı böyle yapılmıyor mu? Öyle. Mormontların bu kadar ahmak olduklarını düşünemem; ne oğlu ne de babası hiç öyle görünmüyordu.
  • Sırf aşık olduğu karısının masraflarını karşılıyabilmek adına köle tacirliği yapacak kadar ileri gidip, hem kuzeyin hem hanesinin onurunu ayaklar altına alıp, kellesini ortaya koyan adamın Tywin Lannister’a dünyanın hazineleri karşılığında satabileceği böyle bir kılıcı olup da el sürmemesi mantıklı mıdır? Yani köle tacirliği yapmak mı daha kötü kılıcı satmak mı? Birinde lord olmayı, karını yanında tutmayı, kelleni korumayı devam ettiriyorsun; olsa olsa şeref meselesinde değişim olmazdı.
  • Beş kitap boyunca ise Jorah veya başkası, Mormont yadigarı Valirya Çeliği kılıçtan bahsetmiyor???

O zaman Blackfyre nasıl Jon’un eline geçti?

İşte burada biraz bu kılıcın tarihi deşmemiş gerekiyor. En başta kılıç hakkında kısa bir özet tarihi verdim. Şimdi buradan devam edip, biraz daha ayrıntıya girelim.

1- Babası Deamon’a Blackfyre’ı verir.
2- Kardeşi sevdiği kızı başkası ile evlendirince isyan eder ve Blackfyre kılıcını, hükümdar alameti olarak taht hakkını güçlendirmek için öne sürer.
3- İsyan sırasında Kankuzgunu olarak bilinen üvey kardeşi (diğer ünlü büyük targ piçi; Üç Gözlü Karga/Kuzgun olarak da biliyoruz) tarafından savaşta öldürülür.
4- Kılıç, savaş devam ederken, babasının elinden oğlu tarafından alınır ama tabir-i caiz ise kullanmaya fırsat bulamadan amcası Kankuzgunu, onu da öldürür.
5- Bundan sonra ise kılıcın Acıçelik’e geçtiği ve ondan da Deamon’ın oğulları ve torunları eline geçtiği ve son Blackfyre oğlanı da ölünce kaybolduğu söylense de kılıcın Deamon’ın ölümünden sonra görüldüğüne dair bir tanık yoktur. Sadece üstatların, tarihi yazarken, bu bahsettiğim bilgiyi aktarması vardır ama bu bir duyduğunu/tahmini aktarmadan ibarettir, unutmayın.

“Young Aemon took up Blackfyre when the blade slipped from his dying father’s fingers, so Bloodraven slew him, too, the younger of the twins. Thus perished the black dragon and his sons. “There was much and more afterward, I know. I saw a bit of it myself . . . the rebels running, Bittersteel turning the rout and leading his mad charge . . . his battle with Bloodraven, second only to the one Daemon fought with Gwayne Corbray . . . Prince Baelor’s hammerblow against the rebel rear, the Dornishmen all screaming as they filled the air with spears . . . but at the end of the day, it made no matter. The war was done when Daemon died.”
-Ser Eustace, The Sworn Sword.

Deamon ve ikizlerin en genç olanın öldürülüşünü anlatan bir tanık; Şövalye Eustace’ın anlatımı. Kılıç en son burada görülüyor; Deamon, Genç Aemon ve Kankuzgun’u üçgeni arasında.

Sonrasından gelen alıntı ise Buz ve Ateşin Dünyası isimli kitabın yazarından; Maester Yandel(GoT evreninde olan bir kitap yani, bizim evrende değil :stuck_out_tongue: ) yazmış. Bu kişi olaya tanık vs. değil, bu bir bilgi aktarımı. Yani kılıcın Acıçelik’in elinde olması, onu kardeşine karşı kullanıp sonra onu gözünden yaralayıp, kaçmasına tanık olmamış. Olayın gerçek olduğunu başka anlatımlarla biliyoruz ama kılıcın gerçekten onun elinde olduğuna dair resmi bilgi olarak kabul edemeyiz. Büyük olasılıkla Blackfyre kılıcı ortalıkta görünmeyince olsa olsa o gün orada olan ve Essos’a kaçan Acıçelik ile gitmiştir ve onun tarafından kullanılmıştır(sonra Blackfyre’ın oğul ve torunları tarafından) diye tahmin yürütülmüştür. Onlar da böyle bir bilgiyi inkar edemezlerdi, çünkü kılıcın kendisi hak taleplerini güçlendirmek için kullandıkları bir araçtı. Sonuçta Fatih Aegon’a aitti.

“This was followed by Bittersteel’s mad charge, with Blackfyre in his hand, as he attempted to rally Daemon’s forces. Meeting with Bloodraven in the midst of the charge, a mighty duel ensued, which left Bloodraven blinded in one eye and sent Bittersteel fleeing.”

Bu söylediğimi destekleyen bir başka alıntı.

“He does not bear the sword! If he were his father’s son, Bittersteel would have armed him with Blackfyre.”
Lord Butterwell, The Mystery Knight, talking about the alleged Daemon II Blackfyre at the tourney at Whitewalls

Deamon’ın oğlu 2. Deamon’ın 2. İsyan girişimi sırasında Beyazduvar Turnuvasında geçen bir konuşma… “Kılıcı taşımıyor! Eğer babasının oğlu olsaydı, Acıcelik onu Blackfyre ile silahlandırır idi.”

  • Unutmayın, kılıç taht hakkını güçlendirmek için kullanılıyor ama Acıcelik, ona kılıcı vermemiş mi? Sebep? Hanenin tahta geçmesi için bu kadar idealist olan bir adam, kılıcı kendine mi saklamış? Sanmıyorum. Bence kılıç onda olmadığı için ona vermedi. Ayrıca Selmy’nin son karşılaştığı Blackfyre’da da kılıç onunla birlikte değildi, neden? Çünkü Deamon’ın ölümü ile birlikte kılıç onların da elinden çıkmıştı, kaybolmuştu.
  • Dark Sister, bir diğer Targ Hanesine ait kılıç(Fatih’in karısı Visenya’ya ait.); Kankuzgun’u bu kılıcın son taşıyıcısı ve onunla birlikte kılıç da kayıplara karışıyor. Gariptir ki aynı şekilde Blackfyre da en son onun yanında, Deamon’ın ve oğullarının ölüsünün yanında görünüyor ve kullanılıyor.
  • Kankuzgun’ı gibi bir adamın aile yadigarı bu kılıcı-hem de isyanı meşrulaştırmak için kullanılan politik bir aleti- Acıçelik ve yeğenlerine bırakır mı? İsyanların durdurulması için uğraş veren başat adam zaten kendisi. Bence bırakmazdı.

Uzun lafın kısası Kankuzgun’u kılıcı aldı ve sakladı; Gece Nöbeti’ne gönderildiğinde de Dark Sister ile birlikte yanında götürdü. Bundan sonrası ise tam manası ile karanlık, adam bir süre sonra Duvarın Ötesinde kayboldu.

Mormont’un neden nöbete katıldığı ya da o büyük geveze kuzgunu neden sürekli yanında taşıdığı(Kankuzgun’u tarafından kontrol edildiği kesin gibi bir şey denebilir aslında. ) ve kılıcı nasıl buldu da Jon’a vermeye karar verdi gibi şeylere şu an cevap veremiyoruz, lakin eğer tahminde bulunmak gerekirse Kankuzgun’unun insanlara rüya gönderdiğini biliyoruz(Jon’a gönderen de kesin o ve bunu bir kere Mormont’un kuzgunu aracılığı ile yaptığını gördük; mahzen mezar ve duvarda gördüğü ww saldırı rüyaları); Mormont’un rüyasına girerek belki onu nöbete yönlendirmiş, kuzgun aracılığı ile bağlantıda kalmış; kılıcı da vakti gelince Jon’a vermesini sağlamış olabilir.

Sizin eklemek istediğiniz var mı? Fikirlerinizi okumak isterim.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!

Önemli Cevaplar

  1. Blackfire kılıcı kanlı kuzgun da olsaydı o da krala teslim etmez miydi ?
    yani herkes iddiasını güçlendirmek için kullanıyorsa kanlı kuzgun ne amaçla saklamış olabilir ki kılıcı onu anlamadım
    o sıra yetenek diyeyim büyük ihtimal onunda farkında değildi benim kafama da bu takıldı

  2. Tahta bu kadar bağlı bir insanın ilk yapacağı şeyin bu olacağı düşünülür ama babası, Targ yadigarı iki kılıcı kendisine ve piç kardeşine vermişti. Yani belki de kılıcın kendi hakkı olduğunu düşünmüştür, düşük bir ihtimal de olsa. Sonuçta hayatı boyunca bir piç olarak yaşadı; meşrulaştırılması sonrasında bile Targaryen soyismi ile anılmadı, bu yüzden vermek istememiş olabilir.

    Lakin benim asıl düşüncem kılıcın ileride daha yarar sağlayacak birinin elinde olacağını düşünmesi olabilir. Daha doğrusu bunu biliyor olması olabilir. Unutmayalım ki bu adam hem bir warg hem de bir yeşilgören. Yani hayvanları vs. wargladığı gibi Büvetağacı sayesinde geçmiş ve gelecek arasında gidip gelebiliyor.

    “Ben çok şey oldum Bran. Şimdi ne görüyorsan oyum ve şimdi neden sana gelemediğimi anlayacaksın… rüyalar dışında. Seni uzun zaman izledim, seni bin bir gözle izledim. Doğumunu izledim, senden önce de lord babanın doğumunu. Senin ilk adımını gördüm, ilk kelimeni duydum, gördüğün ilk rüyanın bir parçasıydım. Sen düşerken ben seyrediyordum. Ve sonunda bana geldin Brandon Stark, lâkin vakit geç oldu.”

    Bran ve Kankuzgun’un ilk karşılaşmasında söylediği bir sözlere bakar isek Bran’ın bir şekilde doğduğunu/doğacağını ve kendisi gibi olacağını; WW savaşında bir vazifesi olacağının gayet farkında. Yoksa neden kendisi gibi bir çocuğun yetiştirilmesi için uğraş versin ki? Oğlanın babasının doğumunu bile izlemiş. Demek ki Jon’un ve diğerlerin doğumunu izlemiş ve dahası herkesin kendince vazifesini biliyor.

    Şimdi, Jon’un mahzen ve Sur’da ateşli kılıçla savaş rüyasını bu adam göstermişse(zira rüyalar gösterebiliyor) ki gösterdiğinden eminim; demek ki Jon’un kim olduğunun gayet bilincinde. Mormont’un kuzgunu aracılığı ile Sur’da olan bitenleri izliyor bu adam (resmi olarak onaylanmadı kitapta ama her şey o kadar açık ki).

    Kazanın içinden, boğuk bir çığlık ve kanat sesleriyle birlikte iri bir kuzgun fırladı. Yukarı doğru kanat çırptı, belki kirişleri arıyordu, belki de kaçmak için bir pencere, fakat mahzende kiriş yoktu, pencere de. Kuzgun kapana kısılmıştı. Yüksek sesle gaklayarak salonda bir tur attı, iki, üç. Jon, Samwell Tarly’nin bağırdığını duydu, “Bu kuşu tanıyorum! Bu Lord Mormont’un kuzgunu!”
    Kuzgun, Jon’a en yakın olan masaya kondu. “Kar diye gakladı. Yaşlı bir kuştu, pis ve dağınıktı. “Kar,” dedi tekrar. “Kar, kar, kar.” Masanın ucuna doğru yürüdü, tekrar kanatlarını açtı ve Jon’un omzuna uçtu…Kuzgun kafasını yana eğdi ve Jon’a baktı. “Mısır?” dedi umutla. Ne mısır ne de cevap aldığında gakadı ve mırıldandı, “Kazan? Kazan? Kazan?”

    Bu alıntı, kuzgun’un Jon’un kazanacağı yönünde bir işaret verdiğini gösteriyor ki zaten Lord Mormont’un kuzgununun Jon’un yanına gitmesi, Kar ve Kazan demesi, oylamada Jon lehine olumlu bir etki yarattı. Ayrıca Mormont’un ölümünden beri kuzgun, ortalıkta görünmüyordu. Demek ki bir şekilde Sur’a dönmüş, döndürülmüş… Sonralarda da kuzgun Jon’a “Jon Kar… Kral…” diye seslenliyor. Dizide Jon’un kuzey kralı olduğunu biliyoruz; kitapta ise Robb’un meşru varisi ilan edildiğini biliyoruz. Ayrıca Rhaegar’ın yaşayan tek oğlu ise Demir Taht’ın asıl varisi olduğunu da biliyoruz… Kuş da biliyor, yani Kankuzgun’u…

    Sonra pürüzlü bir el, Jon’u omzundan yakaladı. Jon döndü…
    …ve göğsünü gagalayan bir kuzgunla uyandı.
    “Kar,” diye bağırdı kuş. Jon kuşa vurdu. Kuzgun, memnuniyetsizliğini çığlık atarak duyurdu ve bir yatak direğine kondu, şafak öncesi karanlığın içinden uğursuz bir şekilde Jon’a baktı.

    Buradaki pürüzlü elin Kankuzgun’a ait olduğunu düşünüyorum; adam yaşlı sonuçta, yaşlı insanların pürüzlü eli olur. Kuş da göğsünde duruyordu uyandığı zaman. Kısacası Kankuzgun’u Jon ile ilgileniyor ve onun aile kimliğini büyük olasılıkla biliyor. WW savaşındaki rolüne de bizden daha vakıf olduğunu farz ediyoruz. Onun için saklamış olduğunu düşünüyorum.

    Bu kısmı anlamadım?

  3. Warg yeteneği gelişmemişti demek istedim

  4. Bu teoriyi daha önceden ekşide de görmüştüm.

    Öncelikle şunu söyleyim, Jon Snow’un Targeryan ve Starklardan olmasının tek sonucu tahtın asıl adayı olması değil. Zira duvarın ötesindekiler için asıl savaş othersla olan savaş. Yani Demir tahtın asıl varisinin kim olması gerektiği onları ilgilendirmez. Ancak Brandon bunu özel olarak gördüğüne göre bu birleşme zaten pek çok işarette de görüldüğü üzere vaadedilmiş prens olayıyla bizzat bağlantılı. Dolayısıyla üç gözlü kuzgun bunu öngörmüş ve krala vermek yerine ileride asıl sahibine ulaşmasını sağlamak istemiş olabilir. Yani bu üstteki arkadaşların söylediği neden krala vermedi meselesi için yeterince tatmin edici bence. Ayrıca biraz sikkofieldvari olacak ama kılıcın ismi karaateş. Jon ne? Özünde ateş ama kara.

    Her neyse gelelim bu mesajın asıl konusuna, benim aklımı karıştıran şeyse şu, neden Mormont kuyruklu bir yalan söylesin? Yani bu kılıçlar nadir ve hangi kılıç hangi aileye ait biliniyor aşağı yukarı. Jon kılıç hakkında bir şeyler söylese ayı adasından gelen bir kara kardeş valla hocu ben o kadar zaman Maege’nin maiyetinde çalıştım Jorah’u ve güzel karısını da hatırlarım ama böyle bir kılıç duymadım derse ne olacak? Yani kimsenin aksinin ispatlamasının mümkün olmadığı bir yalan daha fazla işlev görmez mi? Örneğin evlat ben kuzeyde dolanırken antik bir mezardan buldum bhbu ama aynı zamanda arkadaşımı kaybettim moralimi bozuyor al şunu tarzı bir şey diyebilirdi.

    Buradan şöyle bir yorum da yapılabilir. Belki Mormont’un böyle bir yalan ortaya atma Şebebi ilerde Jon’un öğrenmesini istediği içindir.

    Öte yandan başka bir mesele eğer öyle olsa Aemon bilirdi. Başından beri bilip gerçeği çaktırmıyor olabilir. Ama Martin genelde sert biçimde ima ediyor. Ben 4’ kitaptayım ama daha Aemondan bir ima görmedim. Üstelik kendisi ileride prens bekledik prenses çıktı falan diyormuş.

    Bence o kılıç göründüğü gibi olmayabilir gerçekten ama arkasından farklı hikayelerin çıkabileceğini düşünüyorum.

  5. Blackfyre kılıcının Bloodraven’da ne işi var arkadaşlar duyduğum en saçma şeylerden biri. Kılıcın en son sahibi Acıçelik olduğu ve Golden Company’e geçtiği biliniyor gibi kesin bir bilgi var elimizde. Kesin bilgiyle çelişen bir şey bu teori.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!

2 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar