Yine bir kuram ile karşınızdayım(sanki program sunuyorum. :smiley: ). Bayadır kuram çevirmemiştim, kendimi forumun Başkuramcısı gibi hisseder oldum. :stuck_out_tongue:

Daha önce Savaşın Sonsuza Kadar Sürecek; Jon Snow ve Gri Kral başlığında bahsettiğim Qarth ve Assahi’de ölmeyen bazı tiplerin olduğuna dair işaretlerden bahsetmiş, bunun çevirisini ileride yapabileceğimi söylemiştim. Vakit o vakittir. Haydi bismillah.

Şimdi, yine parantez içinde yazanlar benim kişisel yorumum olmakla beraber uzun bir metin olduğu için olabildiğince ana hatları çevirip, özet olarak sunmaya çalışacağım inşallah.

Metnin İngilizce aslı burada, bakmak isteyen olursa.

Qarth’daki Ölümsüzler Sarayı ve Gölge Assahi… Kitaplardaki iki tane inanılmaz derecede garip ve gizemli mekanlar. Birinde mavi dudaklı büyücüler, ilüzyoncular ve neredeyse ölü Ölümsüzler ile dolu bir yer; diğeri ise maskeli garip insanların olduğu; çocukların ya da taze suyun olmadığı iki başlı balıklı antik ve tuhaf bir şehir…

KURAMIN İDDİASI: Ölümsüzler Sarayındaki Ölümsüzler ile Assahi’nin daimi vatandaşları birer wight.

(Kuram, yukarıda verdiğim Jon Snow kuramındaki Gri Kral meselesinin diğer örnekleri üzerine kurulmuş. Kısacası serideki yegane wightlar; Jon, Cat. Beric, Dağ ve Ötekiler değil, deniyor.)

Kralların Çarpışması Dany – 4 POV’una bakalım.

Çivit renkli sisin arasından sağ tarafındaki Ölümsüz’ün pörsümüş ayrıntılarını çıkarabiliyordu Dany. Yaşlı bir adamdı, buruş buruş ve saçsızdı. Teni menekşe mavisiydi, dudakları ve tırnakları daha da mavi, neredeyse siyah denecek kadar koyu. Gözlerinin akı bile maviydi. Masanın karşısında oturan kadim kadına görmeden bakıyordu o gözler. Kadının ipek elbisesi bedeninde çürümüştü. Açıktaki göğsünün içi boşalmıştı. Mavi göğüs ucu kayış kadar sertti.
Nefes almıyor. Dany sessizliği dinledi. Hiçbiri nefes almıyor. Hareket etmiyorlar. Gözleri görmüyor. Ölümsüzler, ölmüş olabilir mi?
Cevap bir kedi tüyü kadar ince bir fısıltıydı. …biz yaşıyoruz… yaşıyoruz… yaşıyoruz… dedi. Sayısız ses fısıltıyla yankılandı. …ve biliyoruz… biliyoruz… biliyoruz…

Dany’nin gözünden; ona göre cildi buruş buruş olmuş cesetlere bakıyor. Fakat Dany’yi yakalamak için tuzak kurduklarında, aslında hareket edebildiklerini görüyor.

Sonra siyah kanatlar başına çarptı. Öfkeli bir çığlık çivit mavisi havayı kesti. İmgeler bir anda kayboldu. Dany’nin ciğerleri korkuyla doldu. Ölümsüzler etrafındaydı, mayi ve soğuk, ona doğru uzanırken fısıldaşıyorlardı, elbisesini çekiştiriyor, kuru ve soğuk elleriyle tenine dokunuyor, parmaklarını saçlarının arasında gezdiriyorlardı. Dany’nin bacakları çözüldü. Hareket edemiyordu. Kalbi bile atmaktan vazgeçmiş gibiydi. Dişler, boğazının yumuşak derisini buldu. Bir ağız tek gözünün üstüne kapandı, yalıyordu, emiyordu, ısırıyordu.

Ötekilerin wightlarının özellikleri nedir?

Etrafında, karın altından wightlar yükseliyordu. İki, üç, dört. Bran sayıyı kaybetti. Aniden kar yağışı bulutlarının arasında şiddetli bir şekilde yükseldi. Bazıları siyah pelerin, bazı pütürlü deriler giymişti, hiçbir şey yoktu. Hepsinin solgun etli ve siyah elleri vardı. Gözleri soluk mavi yıldızlar gibi parladı.

Ölümsüzler, doğal nedenlerle ölmesi gereken insanların bu noktayı çoktan geçip yaşamaya devam eden insanların vücutlarıdır. Garip bir şekilde Kara Kapı’nın Yüzüne benziyor.

Beyaz büvet ağacıydı ve üstünde bir yüz vardı.
Ağaçtan bir ışıltı geliyordu, süt ve ay ışığı gibi. Öyle belli belirsizdi ki, kapının kendisinden öte hiçbir şeye dokunmuyordu sanki, tam önde duran Sam’e bile. Ağaçtaki yüz, yaşlı ve solgundu, buruşmuştu ve küçülmüştü. Ölü görünüyor. Ağzı ve gözleri kapalıydı, yanakları çökmüştü, alnı kurumuştu, çenesi sarkmıştı. Bir adam bin yıl yaşayabilse, sadece yaşlansa ve asla ölmese, yüzü böyle görünür.
Kapı gözlerini açtı. Gözleri de beyazdı. Ve kör. “Kimsin?” diye sordu kapı ve kuyu fısıldadı, “Kim, kim, kim, kim, kim, kim.”

GRRM’in söyleşisinden alıntı.

S: Dizide Jon Snow da ölümden dönme tecrübesi yüzünden bitkin, tükenmiş durumda…

GRRM: Evet,. Ve zavallı Beric Dondarrion… Her defasından daha az Beric; anıları soluyor, yara izleri var, fiziksel olarak daha korkunçlaşıyor, çünkü artık yaşayan bir insan değil. Kalbi atmıyor, kan damarlarında akmıyor, o bir wight, ancak buz yerine ateşle canlandırılmış bir wight, şimdi bütün ateş ve buz şeyine geri dönüyoruz.

Ötekilerin wightlarının aksine Ölümsüzlerin de Beric, Jon, Soğukel, Cat gibi kendi özgür iradeleri ve bilinçleri var. Lanetli hayatlarına güç veren buz ya da ateş olup olmasına bakılmaksızın, kendi öz-kontrolleriyle aynı sınıfa ait wightlardanlar.(Ayrıca Ölümsüzler Dany ile karşılaştıklarında “Bize geleceğini biliyorduk,” dedi büyücü kral. “Bin yıldır biliyoruz ve bunca zaman seni bekledik. Yolu bulman için sana kuyruklu yıldızı gönderdik.”diyorlar. Bu adamların en az 1000 yıldır yaşadığını söyleyebiliriz. Garip bir şekilde hayalete benzeyen ve 1000 yıldır yaşadığını iddia eden biri daha var; Yüce Yürek Hayaleti. Ölümsüzler bir çok kehanet gösterdiler ve bu kadın da kahin, bir şeyler görüyor. Bu ölümsüzlerle bir bağlantısı olabilir belki.)

Ve sonra Asshai halkına geldik. Şehrin ve sakinlerinin tasvirle

Asshai, kara Ash nehrinin iki yakasına fersahlarca uzanan, oldukça büyük bir şehirdir; Kral’ın Şehri, Volantis ve Qarth yan yana koyulsa Eskişehir için hala yer olurdu.

Archmaester Marwyn’ia göre Assahi’de ata binen adamlar yok; savaşçı, tüccar ya da prens de yok. Asshai’de at yok, fil yok, katır yok, eşek yok, at, deve yok, köpek yok. Böyle yaratıklar, oraya gemiyle getirildiğinde yakında ölürler. Harmon’s On Miasmas’tan iyi anlaşıldığına göre, hayvanların bu suların sızıntısına, hatta içmeden içmeye daha duyarlı oldukları anlaşılacağı üzere, Külün ve kirli sularının kötü niyetli etkisi söz konusudur. Septon Barth’ın yazıları, daha az delille yüksek sırlara atıfta bulunarak daha çılgınca spekülasyon yapıyor.

Unutmayın ki wightların beslenme, güneş ışığı, su ve benzeri vücudun temel ihtiyaçlarına karşı bir gereksinimleri yok. (Melisandre de bu topraklardan geliyor ve bu kadın günde 1 saatten fazla uyumaya ihtiyaç duymadığı gibi hiçbir şekilde yeme içme gibi bir ihtiyacı yok, sırf milletin gözü korkmasın diye ağzına bir şeyler atıştırıyor.)

Yine de, Asshai nüfusu, iyi ölçekli bir pazar kasabasından daha büyük değildir. Geceleri caddeler terk ediliyor ve yalnızca onda sadece bir bina bir ışık yakıyor. Günün en yüksek saatlerinde bile görülecek kalabalık yok, gürültülü pazarlarda mallarını bağışlayan esnaf yok, iyi dedikoducu yapan kadın yok. Asshai sokaklarını yürütenler maskelenmiş ve örtülüdür ve onlar hakkında hain bir hava vardır. Öyle değilse, yalnız yürürler ya da karanlık perdelerin arkasında gizlenmiş abanoz ve demirden paltoklarla binerler ve köle sırtlarındaki karanlık caddeler boyunca taşınırlar.

Ve Asshai’de çocuk da yoktur.

Hiçbir yiyecek yetişmiyor, su içilmez, çürüme tüm hayvanlara ve balıklara meydan okuyor. Ve yine de orada bir nüfus var. Maske giyen ve büyü, kan sihirbazlığı ve gölgelik bağlamasıyla tanınan bir nüfus. Hayatlarında yaşayan bir ateş wight’ı halkı bulmak istiyorsanız, bunlar görmek isteyeceğiniz kesin işaretlerdir. Konuksever olmama, ateş wightları için mükemmeldir, bütün zamanlarını daha gizemli noktalara odaklayabilir ve şehrin çoğunun kendisini nasıl beslediğinden endişelenmezler. Yapmaları gerekmiyor. Ve yabancılar için gereğinden az olan gemiye ithalat yapılır. Ölümsüzler, Beric Dondarrion ve Kara Kapı ile gördüğümüz gibi maskeler de… zamanın etkisindeki wightlar için (yani yaşlanmadıklarını gizlemek ya da ciltlerindeki ötelenmeyi gizlemek adına) maskeler bu insanlara kamusal alanda gizleme imkanı sağlıyor olabilir.

Kapıların ötesinde büyük bir salon ve sihirbazların ihtişamı vardı. Bazıları ermine, yakutlu kadife ve altın bezden oluşan görkemli kıyafetler giymişlerdi. Başkaları, değerli taşlarla kaplı zırh ya da yıldızlarla benekli uzun sivri şapkalar düşündüler. Aramızda aşkın ömrü olan kıyafetler giymiş aralarında kadınlar vardı. Güneş ışığı şaftları vitraylı pencerelerin arasından eğimli ve hava şimdiye kadar duyduğu en güzel müzikle hayata geçirildi.

Asshai sokaklarını yürütenler maskelenmiş ve örtülüdür ve onlar hakkında hain bir hava vardır. Öyle değilse, yalnız yürürler ya da karanlık perdelerin arkasında gizlenmiş abanoz ve demirden paltoklarla binerler ve köle sırtlarındaki karanlık caddeler boyunca taşınırlar.

Bunlar sıradan halk değil, onlar güçlü ve görkemli olduklarını düşünüyor. (Ölmeyen insanların, korkacakları pek bir şey olmayacağı gibi zenginlik, güç ve kibir muhtemeldir ki olmazsa olmazları arasındadır. Tam da bunlar gibi. Kuram sahibi kişi bu zengin, güçlü ailelerin bir ritüel ile kendilerini öldürüp, diriltiyor olabileceklerini düşünüyor. Sonuç olarak bu kadar ölünün etrafta dolanıp, bir şehirde hüküm sürmesi biraz olağan dışı, eğer adamlar bunu bilerek yapmıyorsa. Güç güçtür, değil mi? Ölümsüzler, açgözlü ve eskimiş gibi görünüyorlar ama Asshai insanlarının zamanında Valirya ve Yi Ti imparatorlukların yöneticileri ya da ona yakın birileri olabilir, diye düşünüyor.)

Gri Kral’ın deniz canavarı Nagga’yı öldürdüğü ve Boğulmuş Tanrı’nın deniz ejderhasının kemiklerini taşa çevirdiği söylenir. Kemiklerden Gri Kral’ın Kalesi inşa edilmiş ve Nagga’nın yaşayan ateşi ile kale ısıtılmıştır. Gri Kral’ın ismini gri olmasının sebebi saçlarının, sakallarının ve gözlerinin kış denizi gibi gri renkte olduğundandır hatta hayatının sonlarına doğru cildi bile griye döner. 1000 yıl hüküm sürmüştür. Daha sonra boğulmuş ilahının salonlarına gitmek için tahtı bırakır ve denize yürür. (Gariptir 100 oğlu, babasının ölümünden sonra savaşmıştır; 1000 yıl içerisinde bu kadar çocuk doğmuş ve onlar da babaları gibi 1000 yıla yakın yaşamış besbelli… Demek bu ölümsüzlük bir şekilde çocuklara da mı geçiyor? Gece’nin Kralının yattığı ww kadın yüzünden dönüşmesini hatırlayın; belki 1. nesile bir aktarma oluyordur? Adamın karısı da deniz kızıymış.)

Ondan sonrasını çevirmiyorum, bana biraz gereksiz geldi; son iki paragrafı okuyabilirsiniz ilginizi çekiyor ise. Fikirlerinizi alayım, ayrıca kurama ek olarak katacağınız bilgiler varsa seve seve eklemeyi yaparım. Şimdiden teşekkürler.

 

Önemli Cevaplar

  1. deri değişiterenlerin hepsi warg
    jon için konuşurkende deri değiştiren demek daha doğru ama alışmışız warg demeye

    yüzlerini gizleme ihtiyaçları yok bence öyle olsa Ashai dışında da böyle gezerlerdi mel diğer 2 kırmızı rahip falan normal geziyorlar ama bu rahip rahibelere özgüyse onu bilmem ama Ashaide yüzlerini gizlemelerini vebde merak ettim

  2. Wightların ölümsüz olduklarından şüphe ediyorum, sadece bedenleri çok yavaş yaşlanıyor diye düşündüm. Zira Gri Kral hikayesine bakarsak o da bir wight ama zaman, onu etkiliyor; fiziksel olarak rengini değiştiriyor vb. Evet işin sonunda kendisi ölümü seçiyor ama sonuç olarak etkiliyor zaman bedenini. Zaman etkiliyor ise o zaman ölümsüz değillerdir.

  3. Bir anda bir Asshai’de yaşama isteği geldi. Ayda bir ölüp dirilme ritüelleri falan tam benlik eventler. Atmosferi falan da hoşuma gidiyor. Asshai’de bir wight olmak için nereye başvurmam gerekiyor Allah katına mı ?

  4. Atmosferi (resimlerde) bence de çok hoş. Ben severim öyle loş mekanları. :slight_smile: Siyah Jon gibi benim de en sevdiğim renklerden.

    Asshai’ye gidip, oradakilere yalakalık yapacaksın, öyle önüne geleni dönüştürmezler herhalde. :slight_smile:

  5. Açıkçası çevirin için teşekkür ederim. Öncelikle Gri Kral’ın 1000 yıl yaşadığı söyleniyor. Gören ve bilen var mı yok. Bana göre bu sadece efsane veya mit. Her devletin veya krallığın yaratılış miti olur. Bu da onlardan biri tıpkı diğerleri gibi. Yürek Hayaleti’nin kendisi ben 1000 yaşındayım deyince 1000 yaşında mı oluyor? Ne malum yalan söylemediği ya da aklını biraz kaçırıp o yaşta olduğuna inanmadığı? Bana bu tür şeyler uydurma geliyor. Yok o 1000 yıl yaşamış yok bu şu kadar uzun yaşamış. Tamam evrende fantastik şeyler ve büyü var ama herkesin dediğine de inanılmaz ki.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

17 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar