Selamlar, yeni kuramla karşınızdayım. Elbette ki her zamanki gibi çeviri işini üstleniyorum. Asıl metin için mavi yere tıklayabilirsiniz. Parantez içinde yorum var ise benim kişisel görüşümdür.

KURAM: Faceless Men’lerin kökeni, cehennem madenlerinde çalıştırılarak ölüp tekrar diriltilmiş bir köle olabilir. Onların ölüm hediyesi ise bu yeniden diriliş döngüsünü kıracak sonsuz bir ölüm olabilir. Siyah ve Beyaz Evi ise ejderhalordlarına karşı savaşta bir finans kaynağı olabilir.

Faceless Men, Braavos’tan gelen ve görünüşte fiziksel özelliklerini değiştirebilecek bir grup uzman katil. Nazik Adam’a göre, Valyrian Freehold’un cehennemdeki madenlerinde kök salmışlardır.

“Bizim başlangıcımızın hikâyesi. Eğer bizden biri olacaksan, kim olduğumuzu ve nasıl olduğumuzu bilmen gerekir, insanlar Braavos’un Yüzsüz Adamları hakkında fısıldaşabilir ama bizler Gizli Şehir’den daha yaşlıyız. Titan’ın doğuşundan önce, Uthero’nun Maskesiz Bırakılışı’ndan önce, Kuruluş’tan önce biz vardık. Biz, bu kuzeyli sislerin arasında, Braavos’ta çiçek açtık ama ilk kez Valyria’da, Özgür Kale’nin gecelerini aydınlatan On Dört Alevler’in altındaki derin madenlerde çalışan sefil kölelerin arasında kök saldık. Madenlerin çoğu, ölü taşlara oyulmuş nemli ve soğuk yerlerdir. Fakat On Dört Alevler, erimiş taşlardan damarları ve ateşten kalpleri olan canlı dağlardı. Bu yüzden eski Valyria’nın madenleri her zaman sıcaktı ve tüneller daha derinlere indikçe madenler daha da ısınırdı. Köleler bir ocağın içinde çalışırdı, etraflarındaki taşlar el değdiremeyecekleri kadar sıcak olurdu. Hava kükürt kokardı ve kölelerin ciğerlerini kavururdu. Kölelerin ayak tabanları, en kalın sandaletlere rağmen yanar ve su toplardı. Köleler bazen, altın bulmak için bir duvarı kırdıklarında, altın yerine buhar, kaynar su ya da erimiş kaya bulurlardı. Bazı tüneller o kadar alçaktı ki köleler ayakta duramazdı, eğilmek ya da emeklemek zorunda kalırlardı. Ve o kırmızı karanlığın içinde yılanlar da vardı.” Nazik Adam (Arya POV)

Elbette Ejderhalordlarına karşı bir çok ayaklanma oldu ama hiçbiri ilk Faceless Man’in doğumuna kadar başarılı olamadı.

“Köleler ayaklanıp dövüşmedi mi?”
“Bazıları yaptı,” dedi nazik adam. “Madenlerde sık sık ayaklanma çıkardı ama çok azı başarıyla sonuçlanırdı. Eski Özgür Kale’nin ejderha lordları büyücülük konusunda güçlüydü ve daha güçsüz adamlar onlara hayatları pahasına meydan okurdu. İlk Yüzsüz Adam, o meydan okuyanlardan biriydi.”
Düşünmek için durmadan önce, “Kimdi?” deyiverdi Arya. “Kimse!” diye yanıtladı adam. “Bazıları onun da bir köle olduğunu söyler. Bazıları da bir mülk sahibinin oğlu olduğunu ve soylu bir silsileden geldiğini iddia eder. Emrindeki kölelere merhamet eden bir maden müfettişi olduğunu söyleyenlere bile rastlayabilirsin. Gerçek şu ki, kimse bilmiyor. O her kimdiyse, kölelerin arasında dolaştı ve onların dualarını duydu. Madenlerde yüz farklı ulustan adam çalışıyordu ve her biri kendi dilinde kendi tanrısına yakarıyordu ama hepsi aynı şey için dua ediyordu. İstedikleri azattı, acının son bulmasıydı.
Küçük ve basit bir şey. Lâkin tanrılar cevap vermiyordu ve adamların ıstırabı devam ediyordu. Bütün tanrılar sağır mı? diye merak etti bizim adam… sonra bir gece, kırmızı karanlığın içinde, bir idrak ânı yaşadı.
Bütün tanrıların vasıtaları vardır; onlara hizmet eden ve onların buyruklarını yeryüzünde işleten erkekler ve kadınlar. Köleler aslında yüz farklı tanrıya yakarmıyordu; yüz suratı olan bir tek tanrıya sesleniyorlardı… ve bizim adam, o tanrının vasıtasıydı. O gece, kölelerin en perişan olanını seçti, azat için en içten dua edenini. Ve onu zincirlerinden kurtardı. İlk hediye verilmişti.” Arya nazik adamdan uzaklaştı. “Köleyi öldürdü mü?” Bu, kulağa doğru gelmiyordu. “Efendileri öldürmeliydi!”
“Hediyeyi onlara da götürdü… ama bu başka bir günün hikâyesi, kimseyle paylaşılmaması daha iyi olan bir hikâye.” Nazik adam başını yana eğdi. “Peki, sen kimsin çocuk?”

Nazik Adam’ın söylediği hikayenin mantık tuhaflığı var. Kölelerin, içinde bulundukları korkunç güvensiz koşullardan sürekli olarak öldüğünü söylüyor. Fakat daha sonra, kölelerin açıkça ölümü isteyen “ağrıya son vermeleri için serbest bırakmaları” için dua ettiklerini söylüyor. Ve ilk Faceless Man’in hediyesi; ölüm hediyesini bir köleye verdi. Tutarsızlık şu ki Arya’ya kölelerin ölmesinin zor olmadığını söylüyordu. Düzenli olarak ölüyorlar. Yardımlı intihar bir hediye olarak kabul edilebilir, ancak bunun için tanrılara dua etmeniz gerekmez. Bu köleler neden her köşede hazır bulunan ölüme yalvarıyorlardı? Ve duaları madem bu senaryoda yanıtlanacaktı, er ya da geç zaten öleceklerdi. Madenlerin her yerinde ölüm olduğunu görebildiklerine göre neden duaları cevapsız kabul edildi?

ASOIAF’ın en büyük oyun değiştiricisi, insanları ölüler diyarından çıkarma yeteneği. Ötekiler, tüm gizemleri ve tuhaflıkları içinde ölüleri hafif olarak canlandırabilecekleri büyük bir güce sahiptirler. Onların düşmanca, yorulmaz ve ölümcül ordusu… Bütün dünyada benzer hikayeler var. Demir Doğumlular, ölülerin asla ölmediklerinin hikayelerini anlatıyor; daha da sert ve daha güçlü bir şekilde yükseliyor. R’hllor’un inancı, son zamanlarda Myr’li Thoros’u tarafından Beric Dondarrion’un 6 kez dirilişi ve Catelyn Stark’ın dirilişi ile insanları lanetli bir yarı yaşayan halde geri getirme imkânına sahiptir. Bu gelenekler ve dünyadaki gerçek örneklerle belki de Nazik Adam’ın hikayesini anlayabiliriz.

Valyrian büyü ustalarıydı. 14 Alevler, vatanlarındaki yanardağlar; ejderhaların hükmü, dünya ötesini görmek için cam mum kullanmak, herhangi şekle sokabildikleri siyah taşlar ve kim başka hangi güçlere sahipler/biliyorlar. Ölü diriltmeyi bildikleri soru dahilinde bile değil… Onların sadece bunu bildiklerini değil, ekonomik bir araç olarak kullandıklarını tahmin ediyorum.

Ondört Alevler ve onların madenleri çok uzun süredir doyumsuz. Valyrianlılar, madenleri ve kan sihirleri için yeni köle kazanmak için kesinlikle savaşa başlarken, bu operasyonların kölelerin dayattığı koşullarla çalışmaya devam etmesini istemek büyük bir şeymiş gibi geliyor. Bununla birlikte, bir köleyi ölümden geri getirip, yaralarını sihirle iyileştirirseniz eğer bu yakalayıp, bakım yapıp madenlerde ölüme terk etmeniz gereken daha az köle demektir. Beric Dondarrion örneğinde olduğu gibi; makul şekilde, fazla zarar görmeden, bir kişiyi diriltmenin sınırı yok.

yanan kılıç ikiye ayrıldı ve Hound’un soğuk çelikleri, Lord Beric’in omzunun boynuna katıldığı ete çekildi ve onu karın kömürüne yapıştırdu. Kan sıcak bir siyah fışkırtarak hızla ortaya çıktı. – ASOS Arya VI

Beric, neredeyse birkaç dakika içinde yarısı kesilmekten geri döndü, iyileşti ve göreceli olarak fiziksel olarak zarar görmedi. Bu, uygulandığında köle madenlerinin nüfusunun korunması için acımasız ve vahşice verimli bir yol olmasını sağlayacak ve mümkün olan her şeyden biliyoruz. İşçiler neredeyse herhangi bir sebepten ölebilir ve neredeyse anında tekrar çalışmaya hazır olabilirler. Bütün bunlara rağmen korkunç bir dezavantaj var. Beric, siyahın her dönüşünden sonra zihnini ve kimliğini giderek kaybediyor. (Gerçi bunun ne kadar dezavantaj olduğu tartışılır, kişi geçmişini ve kimliğini kaybettikçe daha kolay kontrol edilebilir olmaz mı?)

Beric: “Hayal meyal hatırladığım bir şeyi nasıl fazla düşünebilirim? Bir zamanlar Hudutlar’da bir kale tutuyordum ve evlenmek üzere sözlendiğim bir kadın vardı ama bugün ne o kaleyi bulabilirim ne de sana o kadının saçının rengini söyleyebilirim. Beni kim şövalye yaptı eski dostum? En sevdiğim yiyecekler neler? Her şey siliniyor. Bazen, şu dişbudak ağaçlarının ortasındaki kahrolası çimenlerde doğduğumu düşünüyorum, göğsümde bir delik ve ağzımda alev tadıyla. Sen benim annem misin Thoros?”

Arya, Myrli rahibe baktı; kabarık saçlara, pembe paçavralara vc eski zırh parçalarına. Adamın yanakları ve sarkık gıdısı fırça gibi sert, gri sakallarla kaplıydı. Adam, Yaşlı Dadının hikâyelerindeki büyücülere benzemiyordu ama yine de… ARYA POV(Kılıçların Fırtınası)

Köle, nihayetinde acı, ateş ve kükürt taşı hatırlardı; kan efendileri/büyücüleri tarafından tekrar tekrar geri getirildi. Ona ait birkaç mutlu anı ve on dört alevden önceki hayatları yıkıyor. Ve ben, ilk Faceless Man’in kölelere verdiği hediye, buydu; Geri getirilemeyeceklerini sağlayan bir yol bularak onlara ebedi dinlenme hediyesi verdi. Her şeyden önce, kendinizi öldürseydiniz bile, kan büyücüleri sizi yeniden canlandırabilir.

Yüzsüz Adam’ın kendine gelince, pek çok kez geri getirilmiş olabilir, çünkü artık bir kişilik ya da anısı yoktu.(Bu yüzden Yüzsüz Adam ve Hiçkimse olarak tabir ediliyor olabilir, artık o eskisi o değil.) Gerçekten Hiçkimse, hatırlayabilecekleri kimliksiz ya da geçmişi olmayan boş bir plaka. Ve bu, Valyria’yı neden gizli şehirlerinden avlamaya devam ettiklerini ve medeniyeti yok ettiğini iddia ettiğini bize anlatıyor. Valyrianların mümkün olan en kötü şekilde ruhları yok etmeye devam etmelerine izin veremezsiniz, hepsi temelde ekonomik kazanç içindi. Bu, ne olursa olsun durdurulması gerekiyordu. Ancak Myr’un Thoros’u “Halkı silah, at ve yemek olmadan savunamayız” dediği gibi, “silahı, at ve yemeği de altın olmadan alamayız “. Gelirlerine ve gizli savaşlarını finanse etmek için bir yol bulmaları gerekir. Yüksek fiyatlı bir katilin loncası,ihtiyaç duydukları kaynakları elde etmesini sağlarken el becerilerinin de gelişmesine olanak sağladı. Bütün insanlar ölmeli.

(Aslında oldukça ilginç bir kuram; Yüzsüz Adamlar ile ilgili neredeyse bir çok kuram üretildi, bilhassa Ötekiler ile olan bağlantısının altını çizenler olduysa da olaya hiç bu şekilde bakmamıştım. Aslında şu ana dek gördüğüm kuramlar arasında akla en yatkın olanı bu kuram oldu. Gerçi kölelerin isteği ‘azat olmak, acıların son bulması’ diye ifade edilmişse de onların yaşadıkları hayatı gözler önüne getirirsek intihar vs. de gayet hızlı bir kurtuluş yolu ve onlar da bunun gayet bilincinde olsa gerek; yani bu hayatta bezip kendi canlarını alabilecek iken neden hepsi topluca bunu yapmıyor? Elbet bir şey buna engel olmuyor ise? Misal ölüm sonsuza kadar sürmüyor, geri döndürülüyorlar ise? Ölümün kol gezdiği madenlerde hediye diye adamları öldürmenin neresi başarı?)

Bu konu doğrudan ya da dolaylı olarak aşağıdaki konularla bağlantılı

Qarth ve Asshai: Ölmeyen İnsanlar

Savaşın Sonsuza Kadar Sürecek: Jon Snow ve Gri Kral

Bu son bağlantıdaki konu ile alakası ne? diye soracak olursanız; belki, Targaryenlere karşı düzenlenen Güneyli Komplosunda Yüzsüz Adamların da bir parmağı vardır?

Souther Ambitions(güneyli amacı) ve Lyanna’nın kaçırılması hakkında

Önemli Cevaplar

  1. belkide kendi varlığını unuttuğu için kimse diyordur. Çünkü ilk Yüzsüz Adam kimse demeye başlamış. Akıllıca olabilir yani uçuk değil en azından

  2. benim bu teorilerin birleşiminden çıkardığım sonuçta Beric neden Cat i dirilrti de kendi öldü de takılıyor belkide ölmedi şuana kadar görmedik diye öyle öldü de demek değil belki başka yerdeydi
    neyse öyle değilse işte Beric kısmında kafamı karıştırıyor tüm teoriler kendi içinde mantıklı gibi

  3. Beric, 6. kez dirildiğinde artık zorlandığını, bıktığını vs. belirtiyor aslında; Thoros’a “bu çok fazla” diyor, tekrar tekrar dirilmek ciddi bir sıkıntı, psikolojik çöküntü ve tükeniş aslında. Bu açıdan bakar isen eğer kuram doğru ise kölelerin durumu daha bir anlaşılır.

    Çünkü bunu gerçekte istemiyorlar. Sen bu sözü söyleyen herkesin gerçekten de ölmeyi dilediğini mi sanıyorsun? Ölümle burun buruna geldikleri an, kaçarlar. Lakin intihar eden insanlar da var; nasıl bir ruh hali bu? Bir tükenmişlik,vazgeçmişlik ve kurtuluş umuduyla yapıyorlar bunu. Yani şöyle söyleyeyim; intihar eden kişi, gerçekten ölmeyi seçmiş kişidir; bunu eyleme geçirmemiş ama ağzı ile sık sık söyleyen ya da düşünen kişi ise gerçekte ölmeyi istemeyendir. Yani bahsettiğin cesaret meselesi de bu zaten, bir insan yapmak zorunda olduğu şeylerde bile her daim cesaret gösteremese bile gerçekten yapmayı istediği şeylerde cesaret gösterip, eyleme geçer. GoT evreninde intihar günah değil, dinlerde böyle bir şey görmedim. :stuck_out_tongue:

    Ben çevirirken belki aktarımda eksik kalmış olabilirim. Benim burada anladığım şey; zaten her saniye ölüm ile burun burunalar ve uzun bir yaşamları olmayacak; ölmek istese bile zaten kendini bir o yılanlara atsa ya da o sıcak kısımlara vs. ölecek; neden ölmek için dua ediyor? Ve ölümün olduğu madenlerde ölüm neden hediye olsun? Dahası zaten her saat başı ölürlerken ettikleri duanın neden kabul edilmediğini düşünmüşler ya da ilk yüzsüz adam düşünmüş? Ben böyle anladım. Bundan yola çıkarak da kölelerin, Beric gibi öldükten sonra tekrar tekrar diriltilmiş olabileceğini ve o nasıl bezmiş ise onların da bezdiğini, kimliklerini kaybettiğini ve bir türlü sonsuz bir ölüme kavuşamadıklarını; ilk Yüzsüz Adamın bu sonsuz ölümü ona vermiş olabileceğini, düşünüyor. Eğer bu kişi de diriltilen kölelerden biriyse, geçmişi vs. yok olduğu için kimliksiz hale gelmiş olması ihtimal diyor.

    Tamam, sonraki Yüzsüz Adamlar senin söylediğin mantıkla bu kimliğe bürünüyorlar da ilki bu şekilde olmamış olabilir, başka şey olabilir ya da o da senin dediğin gibi olmuş olabilir; ihtimaller çok. :slight_smile:

    Hikayenin devamı yok diye biliyorum?Efendilerin ölümünün hikayesi anlatılmıyor. Zaten köleler de bunun için dua etti de demiyor, Nazik Adam…

    Arya, “efendiyi öldürmeliydi” dediğinde de Nazik Adam “O da öldü ama o anlatılmamış başka bir hikaye ve başkaları ile paylaşılmaması daha iyi olur.” diyor. Burada Valirya Kıyametine gönderme var, diye düşünmek yanlış olmaz herhalde. Başka bir kitapta anlatıldı ise ben okumadım, görmedim.

    Şüphesiz yok. Çıkarımdan ibaret kendisi. Tahminim o ki bu fikri ona; Nazik Adam’ın Valiryalıların büyüde çok güçlü olduklarını ve bu yetenekleri yüzünden de isyanların vs. pek işe yaramadığını söylemesi, verdi. Bu kadar güçlü olmaları vs. ister istemez Ölü Diriltme becerisinin de bilgileri dahilinde olduklarını su götürmez bir gerçek olarak, görünmesine neden olmuş onun açısından. Assahi insanları ile ilgili kuram doğru ise Valiryalıların da bu bilgiye sahip olduğunu düşünmek tamamen yanlış olmaz aslında. Onlar bilebiliyor ise Valiryalı büyücüler hayli hayli bilebilir.

    Lakin köle toplamak için sağa sola uçup, savaş açmak ile ölenleri diriltmek arasında hangisi daha az uğraştırıcı dersen, diriltme işlemi derim. Thoros’dan gördüğümüz kadarıyla öyle çok bir malzeme de gerekmiyor. :smiley: Fakat ölenleri diritseler bile bu, doyumsuz madenlerini doyurmak için yeterli olur muydu? Çünkü şöyle bir şey var; diriltme yeteneğine sahipler diyelim. Bu adamlar sadece atıyorum buhar sıcağından yandı diye vs. ölmüyor. Ya da sırf zehirli gaz soludukları için. Yanıyorlar, kavruluyorlar, ateş yılanlarına yem oluyorlar ve muhtemelen maden açarlarken vs. uçurumdan vs. düşüyor parçalanıyorlar. Diriltme işlemlerinin de belli fiziksel şartları var yani. Haliyle savaş yoluyla köle sahibi olmaktan tamamen vazgeçirmez bu işlem ama bir katkı sağlayacağı gibi bu bahsi geçen büyü konusunda da gelişmek ve köleler üzerinde deneyler yapmak açısından güzel bir fırsat.

  4. katılmıyorum 6 kez de psikolojik olarak dağılan biri 14 yada daha çok kezde ne hale gelir akıl, düşünce diye bişey kalmaz bence bu da yüzsüz adamların yaptığı mantıklı zekice hareketlere gölge düşürür
    @Starkgaryen a şu noktada katılıyorum her insanda hayatta kalma iç güdüsü vardır mesela kocasından defalarca dayak yiyen ölüm tehdine rağmen her seferinde ona döner; ekonomik özgürlüğü olmadığından, aç kalacağından. Bu gibi pek çok örnek sunula bilir gerçek hayatla ilgili
    bu bakımdan kölelerin gerçekten ölmek için dua etmeleri farklı bunu istemeleri yada eyleme dökmeleri,dökmemeleri farklı bir durumdur

  5. Cehennem gerçek zaten haşa ama 14 aleviyi anlamadım. Bizde 12 imam var

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

9 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar