Burada bulduğum bir yazıyı çevirmek istedim.

Geçen sene görmüştüm sanırım böyle bir şey; Arya ve Ejderhalar meselesini. Karakter Paralelliği başlığını açtığımda eklediğim bir madde ile aklıma yeniden geldi ve bulup çevirmek istedim.

Aslında bu başlığın içeriğinin çok belirgin bir amacı, hedefi yok. Sadece ilginç bulduğum bir durum ve aslında bir Stark olarak Arya’nın ejderhalar ile sandığımızdan daha içli dışlı olduğu/olabileceği yönünde bir yazı diye düşünüyorum. Yani sadece üvey ağabeyinin bir ejderha olması vs. ile sınırlı olmayabilir de…

Başlayalım. Yine kendi yorumlarımı da katarak… Bismillah.

Arya’nın Kızıl Kale’de ejderha kemikleri ile ilk teması… Dany’nin POV’larında birinde ejderhaların canavar olarak tabir edildiğini ve bu durumda onların annesi olarak kendisinin de bir canavar olduğunu söylediği aklıma ilk gelen şeylerden biri. Haliyle bilmiyorum, belki bir şey çıkacağından değil ama Arya’nın ejderha kemiklerini vs. canavar olarak görmesi dikkate değer bir ayrıntı olabilir. Neyse, ilk başta onlardan korkuyor ve gözlerini açıp kapadıktan korkusu yok oluyor ama canavarlar hala orada… Yani onun için hala canavarlar ama artık korkutucu değiller.

Gözleri karanlığa iyice alışmış halde seksen yediye kadar saydığında odanın hafifçe aydınlanmaya başladığını fark etti. Yavaş yavaş çevresindeki nesneler şekillenmeye başladı. Kocaman aç gözler karanlığın içinden Arya’ya bakıyordu ve loş ışıkta uzun keskin dişli bir çene belli belirsiz seçilebiliyordu. Kaça kadar saydığını unuttu. Gözlerini kapattı, dudaklarını ısırdı ve korkuyu başından savdı. Gözlerini tekrar açtığında canavarlar gitmiş olacaktı. Syrio’nun orada, yanında olduğunu ve kulağına fısıldadığını hayal etti. Durgun su kadar sakin. Ayı kadar güçlü. Dişi kurt kadar gözü kara. Gözlerini açtı.

Canavarlar hâlâ oradaydı ama artık korkusu kalmamıştı.

Aşağıdaki alıntıda Arya’nın yaptığı tek şey ejderha kemiklerine öyle bakıp geçmek değil; onlara karşı ilgisi var; dokunuyor, inceliyor, tecrübe ediyor… anlamaya, tanımaya çalışıyor, keşfediyor.

Arya ağırca ayağa kalktı ve temkinli adımlarla yürümeye başladı. Canavar kafaları her taraftaydı. Merakla birine dokundu, gerçek olup olmadıklarını anlamak istiyordu. Parmakları devasa bir çeneye değdi. Gayet gerçekti. Eline değen kemik pürüzsüz, soğuk ve sertti. Parmağını çenedeki bir dişin üzerinde gezdirdi. Siyah ve keskin. Karanlıktan yapılmış bir hançer. Titredi.

Burada bir nevi ejderha kemikleri ile minik bir mücadele verir gibi… Bir an bir tanesinin canlanıp kendisinden bir et parçası koparmak istediğini düşünüyor; onların ölü olmasına rağmen onu izlediğini ve buradaki bir şeylerin ondan hoşlanmadığını da hissediyor. Belki Targaryen ve Stark Haneleri arasında gerçekleşmiş olan o hoşnutsuzluğun Dany geldiği zaman -bir süre dahi olsa- devam edecek olmasını simgeliyordur?

“Bunlar ölü,” dedi yüksek sesle. “Bunlar kafatası; bana zarar veremezler.” Ama canavar Arya’nın orada olduğunu biliyordu sanki. Boş göz çukurlarının loş odada kendisini izlediğini hissediyordu ve bu loş, mağaraya benzer yerde Arya’dan hiç hoşlanmayan bir şeyler var gibiydi. Yavaşça uzaklaştı kafatasından ve daha büyük bir başkasına çarptı. Bir an, kafatasının keskin dişinin bir parça et koparmak için omzunu ısırdığını düşündü. Arya döndü, keskin diş deri yeleğine takıldı ve kocaman bir parçayı koparıp aldı. Koşmaya başladı. Önünde diğerlerinden de büyük bir kafatası daha belirdi ama Arya yavaşlamadı bile. Bir kılıç uzunluğundaki dişlerin üstünden atladı, çenelerin arasından geçti ve kendini kapıya attı.

Bundan sonra Varys ve Illyrio’nun konuşmasına şahit oluyor. Daha sonraki sahnelerde Arya, Lannister askerlerinden kaçarken güvenli bir yere gitmesi gerektiğini düşünüyor ama giriş çıkışların kapandığından emin olduğu için şehirden vs. çıkamayacağını iyi bildiğinden sığınmak için tek bir yer aklına geliyor. Orayı bulduğunda kullandığı kelime de ilginç “Canavarların BEKLEDİĞİ” Neden canavarların olduğu değil de beklediği? Ne için bekliyor ve kim için bekliyorlar? Arya için mi bekliyorlar? Unutmayın ARYA’NIN GÖZÜNDEN okuyoruz. Haliyle Arya için canavarlar bekliyor…

İçinde canavarların olduğu odayı tekrar bulabilir miydi? Emin değildi ama denemek zorunda olduğunu biliyordu…
Canavarların beklediği mahzenin alçak ve dar penceresini bulmak bir saatten fazla vaktini aldı.

Arya’nın canavarları ilk bulduğunda ki deneyim nasıldı? Korktu. Ondan hoşlanmıyorlardı. Onu izliyorlardı. Peki, bu 2. deneyim nasıl? İlk deneyimde bir ‘olumsuzluk’ var iken 2. deneyimde bir ‘olumluluk’ var. Arya onları “eski dostlar” olarak tanımlıyor, artık ondan hoşlanmayan ve korktuğu canavarlar değil, tam tersi. Fakat hala onu izliyorlar. Şu bir ejderhanın onu izlemesi meselesine bir parantez açmak istiyorum; hatırlar iseniz Arya’nın kurt rüyalarında birinin onu izlediğini hissediyordu; bu işi genelde Kan Kuzgun’unun yaptığını biliyoruz. Ve Arya, canavarların mahzenini bulmaya giderken ortada hiç kimse olmamasına rağmen ona cesaret veren bir ses duyuyordu.

Gölge kadar sesiz, dedi ses. Kendi sesi miydi, yoksa Syrio’nun sesi mi? Anlayamıyordu ama ses korkusunu yatıştırmıştı.

Ayrıca yine de elindeki küçük kılıçla, karşısındaki büyük ejderhalara karşı daha iyi hissediyor, bir çeşit önlem? Dikkatli olmak? Dany ile karşılaştıklarında gerçekleşmesi muhtemel ittifaka duygusal bir gönderme? Belki. Unutmayalım ki Arya şu sırada Lannisterlardan kaçıyor ve ejderha kemikleri ile olan mahzene sığınmayı seçerek “neredeyse eski dostlarını’ görmüş gibi oluyor. Ve hem Stark hem Targaryen hanesinin ortak düşmanı Lannister olduğuna göre pek tabi bir gönderme olabilir.

Canavarlar onu korkutmuyordu bu kez. Neredeyse eski dostlarını görmüş gibi olmuştu. Mumu başının üstüne kaldırdı. Her adım attığında sanki onun geçişini izliyormuş gibi dönüyordu gölgeler. “Ejderhalar,” diye fısıldadı. İğneyi pelerininin altından çıkardı. İncecik kılıç çok küçük, ejderhalar kocamandı ama nedense elinde çelik varken kendini çok daha iyi hissediyordu.

Aşağıdaki alıntının son satırı ilginç geliyor; ejderhanın sıcak nefesi Arya ve Sansa’nın üstüne çöküyor. Öyle yahut böyle bu iki Stark kızının ejderhalar ile bir karşılaşması, iletişimi vs. mi olacak? Hemen her şeyi Jon’a bağlamaya gerek yok; tek ejderha kendisi değil… Aklıma ilk gelen Dany ve Aegon… Elbet aslında sadece edebi bir anlatım olarak gelecekle ilgili hiçbir şey de ima etmiyor olabilir.

Kışyarı’ndan haber getiren kuş geldiğinde, kızlarını kalenin tanrı korusuna götürmüştü Ned. Kalenin tanrı korusundaki siyah kavaklar, karaağaç ve akçaağaçlar nehre yukarıdan bakıyordu. Bu korudaki yürek ağacı, yaşlı dallarına is böğürtleni sarmaşıkları dolanmış ulu bir meşeydi. Meşenin dibinde diz çökmüşler, bir büvet ağacıymış gibi dua edip şükranlarını sunmuşlardı. Ay tepeye çıktığında Sansa uyuyakalmıştı ve birkaç saat sonra da Arya, Ned’in pelerininin altında uykuya teslim olmuştu. Uzun ve karanlık saatler boyunca Ned tek başına nöbete durmuştu. Şafak şehrin üzerinde sökmeye başladığında, ejderhanın sıcak nefesi kızlarının üzerine vurmuştu.

Daha sonra 2. kitapta Arya, Aegon’un harabeye çevirdiği Harrenhall kalesine gidiyordu; onun hikayesini hatırlıyordu ve zaman içerisinde kendisini “Harrenhall Hayaleti” olarak tanımlıyordu. Burası ayrıca çok benzediği halası Lyanna ve Rhaegar arasındaki olayların başladığı yer. Yani ejderhalar ile sürekli bir ucundan da olsa ilişkili geziniyor. KL’ye giderken Üç Dişli Mızrak’ta Rhaegar’ın yakutlarını araması; ejderhalar ile ilişkili Yüce Yürek Hayalet’i ile karşılaşması ki kendisini görünce yaşlı kadın ağır bir tepki vermişti…

Eğer kanatlarım olsaydı Winterfell’e geri dönüp kendim görebildim. Ve eğer doğru olsaydı, uçup giderdim, ay’ı ve parlayan yıldızları uçurup Old Nan’un öyküleri, ejderhaları ve deniz canavarları ve Braavos’un Titan’ındaki tüm şeyleri görebilirdim ve belki de İstediğim sürece geri dönerdim.

Arya’nın kanatlarının çıkıp uçarak (ki daha önce kurdunun da kanatları olmasını istemişti, yani uçmaya karşı bir düşkünlüğü, ilgisi var.) görmek istediği 3 şey var; titan(gördü ki burada ayrıca gideceği yer hakkında da açık bir ima görüyoruz.), deniz canavarı(belki geri dönerken görebilir) ve ejderhalar…Eh göreceğine şüphemiz yok. Braavos’ta iken onların söylentilerini de duyuyordu zaten. Ejderhalar hem gerçek olan hem iki ayaklı olabilir yahut ikisi birden; Kraken meselesi de illa gerçeğini görmesi gerekmiyor aslında; Greyjoylar da kraken olarak anılıyorlar; şu an kuzeyde Theon ve ablası; doğuda ise Victorian Greyjoy var ki Dany ile ittifak yapmaya gidiyor. Yani burada yine bir ittifak kurma, ilişki meselesi ortaya çıkıyor olabilir.

Daha sonraki kitaplarda Arya, Braavos’a gidiyor ve buranın ejderhalardan gizlendiğini; nasıl kurulduğunu; İlk Yüzsüz Adam’ın ve kölelerin hikayesini öğreniyor ki her biri ejderhalar ve ejderha lordları ile bağlantılı. Hatta Siyah İnci isimli ünlü kevaşe bile ejderha prenslerden birinin soyundan geliyormuş. Alıntı yapma gereği duymuyorum anlatımları, hepiniz iyi kötü hatırlıyorsunuzdur zaten hikayeleri.

Şimdilik bu kadar, umarım beğenmişsinizdir. :slight_smile:

 

Önemli Cevaplar

  1. Ceviri için ellerine, emegine saglik.

    Güzel yazi; ama netice nedir? :smile:
    Referans yazisi da olsa, argümanlarla da zenginlestirilmis olmasindan dolayi, ben bir sonuç bekliyorum. Bunu yazan kisi nasil bir sonuç elde etmis? Ortaya çikan durum, olasilik nedir?

    :grin:

  2. Sonuç elde etmemiş, mesele de bu, sadece ilginç bulmuş. :joy:

    Genel olarak sanırım Stark ve Targaryen arasındaki gerçekleşecek olan ilişki/ittifak için ima olabileceği ve Arya’nın bir şekilde ejderhalar ile içli dışlı olacağı, bir bağı olduğu/olacağı sonucunu çıkartabiliriz gibi yazılanlardan. Kızın kendisi bile başlı başına Lyanna benzerliği yüzünden dolaylı yoldan bir dokunuyor zaten. :crazy_face:

    Stark Çocukları arasında da ejderhalar ile bu kadar içli dışlı etkileşim/referansları olan bir Arya, diğerleri en fazla bir iki kere düşünmüş taşınmıştır.

  3. Pek anlamadım, Yen’i uyandım??? @Starkgaryen

    @Symmachus Jon’un referansı yoktu demedim zaten ama bu kadar içli dışlı bir sohbet vs. Etkileşim olmadı dedim… İlk olay Tyrion ile Konuşması ve sonrasında da 2 bilemedin 3 kere konuşuyor.

    Cin ve kanatlı at meselesini ciddi ciddi yazmadın değil mi? :joy:

  4. Aman Allahim, daha neler okuyacagim? :smile:
    Aegon-Jon… Daenerys-Rhaenys… Visenya-Arya…
    Böyle mi? …on, …ys, …ya ?
    Güzel yakalamislar :smile: Kisilik benzerlikleri de var tabi. Arya tipki Visenya gibi savasçi. Jon tipki Aegon gibi yönetme meraklisi degil. Dany tipki Rhaenys gibi… Neydi benzerlik?
    Peki orjinal üçlünün iliskisini de uyduruyor muyuz? Jon Arya ile geçirdigi her gece karsiliginda Dany ile on gece mi geçirecek mesela? :smile:

    Matin çok güzel yemliyor, valla bak, müthis yemliyor :grin:

  5. Evet. Aynen bu şekilde. Dediğin gibi kişilik benzerlikleri de iyi kötü var. :slight_smile:

    Dany’nin Rhae ile olan benzerliği daha çok kılıç kullanmak yerine ejderha binicisi olması ve kadınsı kişiliği, annesinin de ismini düşünürsek oradan da bir bağlantı-zorlama da olsa :stuck_out_tongue: - kurabiliriz; Arya’nın ise savaşçılığı… Zaten bildiğim kadarıyla Arya’nın en sevdiği kahramanlar Nymeria ve Visenya(bu kısım dizide bahsedildi ama kitapta bahsedildi mi hatırlamıyorum.).

    Diğer yandan Raegar’ın çocuklarına Aegon ve kız kardeşlerinin isimlerini vermeye eğilimli olduğunu da gördük; kızı ve oğlu… Belki 3. çocuğu da kız olursa Visenya’nın farklı versiyonunu vermeyi düşünmüştür, bilemeyiz şu aşamada elbette. Dany 2. kitaptan beri Aegon ve kız kardeşleri gibi olmak istiyor… Targların 3 ejder başı takıntısını miras almış yani… Yazar açısından Jon’a 2 kraliçe vermek mantıksız mı kaçar ki? Babası bile 2 kadın almış iken… Ha ben böyle olacak vs. şeklinde tartışmıyorum bu arada. İhtimal üzerinden gidiyorum. :joy:

    Şahsen ben Jon hayatta kalacak mı ondan bile emin değil iken kaç karısı olacak şeklinde bir iddia ortaya atmayacağım ama tartışması güzel olur…

    Karakter Paraleli konusunda; Jon ve Arya başlığının 13. ve 14. maddesi bu ihtimali aklıma getirdi; sonra şu isim sonlarının benzerliği aklıma geldi.

    1. Jon ve Arya’nın ‘ejderhalar’ ile ilgili bazı düşünceleri, yakınlıkları söz konusu. Jon birkaç kere ejderhalar hakkında konuşup, misal Sur’da ejderha olsaydı şeklinde gibi düşüncelere sahip iken Arya da kurdunu ejderha gibi kanatlı olup, uçmasını arzuluyor ve Varys ve Yargıç’ı gördüğü yere gittiğinde oradaki ejderha kemiklerini “eski dostlar” olarak tanımlıyor. (Aslında bu kısmı bir forumda gördüm, orada Dany’yi de eklemişler bu ikisine; iki kere kurt uluması duyduğundan falan bahsediliyor; biri çocuğu düşürdüğünde ki kurt gölgeler de vardı orada, sonuncusu da son kitabın son sahnesinde. Kısacası bu üçünün bir şekilde birbiri ile bağlantısı olduğu söyleniyor, ne yalan acep Aegon ve kız kardeşlerine mi dönüşecek Jon, aklıma gelmedi değil. :stuck_out_tongue: Oysa bunu düşleyen Dany idi ama kimin düşündüğün aynen gerçekleşmiş mi? :smiley: )
    2. (Bir üst maddede parantez içinde yazılan ile bağlantılı olabilecek bir şey. Gene aynı forumda gördüm, ekledim. Dany de zaten buna dahil ama bu ikisinin başlığı olduğu için onu koymuyorum.) Arya ve Jon ‘kral’ ve ‘kraliçe’ benzeşmeleri, betimlemeleri… Aslında bunun için şuraya baksanız yeter; Arya'nın ve Jon'un Nihai Kaderi

    Şurası Türkçe’ye çevirdiğim başlığın aslı; o son paragrafı eklememiştim, çünkü o zamanlar ihtimal vermemiş, saçma bulmuştum. https://www.reddit.com/r/asoiaf/comments/5obh9w/spoilers_extended_aryas_ultimate_fate/

    Orada Arya ve Dany arasındaki paralelliklere kısa özet geçmiş(gerçi duygu ile bakacağız buna ama olsun ekleyim): Yazana göre; İkisi de ebeveynlerinin ölümü sonrası öyle yahut böyle Essos’a yolu düşen iki soylu kız karakter. İkisi de eve dönüş yolunu ve hanelerine yapılanların intikamının peşinde. İkisi de miraslarını kurcalarken etraflarında dönen kimlik krizleriyle uğraşıyorlar.

    Bu kısmı şey edemedim; they both have a close bond with a burly knight with a burly animal sigil; and so on.

    When we consider this quote foreshadowing Arya’s possible future:

    Arya cocked her head to one side. “Can I be a king’s councillor and build castles and become the High Septon?“

    "You,” Ned said, kissing her lightly on the brow, “will marry a king and rule his castle, and your sons will be knights and princes and lords and, yes, perhaps even a High Septon.”

    Ömer, Arya başlığında değinmişti aslında. Haklı olma ihtimalin var demiştim; burada “çocukların kral olacak” şeklinde bir ifade geçmiyor, eğer bu bir önceden ima ise ki bence çok açık bir imaya benziyor… Bu durumda Jon’un 2 eşinin olması, bir eşinden ilk mirasçısının doğması halinde Arya’nın çocukları prens, lord ve şövalye olacaktır; kral değil. Ha elbette diğer ihtimal de zaten “kral ile evleneceksin, çocukların şu bu olacaklar…” şeklinde bir edebi anlatım tarzı belirlenmiş olması da var, yani kral ile evlenecek çocuğun kral olacak şeklinde başlayan bir cümleden daha uygun görünüyor…

    Bu arada bir yerde okumuştum; şimdi birebir hatırlayamıyorum çünkü çok iyi çevirememiştim ama GRRM’in 3 aşamalı bir tip bırakma meselesi varmış serilerde galiba. Yani ilk önce böyle belli belirsiz serpiyor olacakları, sonra 2. aşamada bunu daha belirgin hale getirdikten sonra 3. aşamada patlatıyor meseleyi şeklinde… Bulursam koyarım buraya. Bunu söyleyen de ya HBO ile ya da GRRM ile çalışan, ilişkili biriydi sanırım. Bu yüzden seriyi okurken buna göre dikkat edin. :smiley:

    Şimdi yaşayan karakterlerin geçmiş karakterlere benzeyip onların geleceğine sahip olma meselesine gelince… Bu ne tamamen evet ne de tamamen hayır, diyebileceğim bir mesele değil. Çünkü bence GRRM dahil herkes iyi kötü bunu İRONİ olması açısından kullanıyor, her şey ve herkes yemleme değil yani, öyle bakarsak meseleye çok başka şeylere de iyi yemlemiş diyebiliriz…

    Elbette x karakter ile y karakteri birebir aynı yaşam döngüsüne sokarak yaptığını yahut yapacağını sanmam çünkü bu hem okuyucu olarak bize hem de karakterin kendisine saygısızlık ve kolaya kaçmak olur kanısındayım; ironi vb. bir şey başka ama birebir olması çok başka bir şey olur. Zaten hepimiz hemfikiriz ki karakterler arasında paralel çok benzer şeyler söz konusu.

    Misal Tyrion’ın Tywin’in asıl halini verisyonu olması gibi? Tywin’in bir fahişe ile yattıktan sonra ölmesi ve tüm bunların ayyuka çıkması vs. şeklinde babası ile bir paralellik kurulması benim hoşuma gidiyor. Dany’nin Fatih Aegon’a benzetilmesi… “memeli hali” ama o değil ve onun yaşam döngüsünün aynısını yaşayacak demek de değil, karakter olarak bile neredeyse hiç benzemiyor zaten. Fakat onun gibi fetihler yapan, insanları çevresinde toplayan biri olması gibi özellikler onu geçmişte yaşamış biri ile doğrudan paralel bir benzerliğe sokmuş, yapıyor yani yazar bunu; karakterlerin eylemlerini vs. benzetiyor ama birebir değil.

    Bu yüzden bence belki hiç olmayacaktır, sadece hayranların temennisi veya o an aklına gelen bir düşüncesidir ama “haydi canım komik şey bunlar” şeklinde yaklaşmamak gerekir, diye düşünüyorum. :slight_smile:

    Bu arada Duygu, çok manyak bir konu buldum az önce, çevireceğim sana canım. Konu ne? Kış Çiçeği + Tatlı Koku + Ölüm :smiley:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

20 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar