Serinin başlangıcından bu yana Arya Stark’ın ve Braavos’un ay ve su ile yakın ilişkili bir etkileşimi var. İçerik Braavos ve bir noktadan FM’leri de ilgilendirdiği için, burası ile bağlantılı olabilecek bir konu olabilir.

Öncelikle ay ve su konusunda kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Ay, mitlerde bazen erkek bazen de kadın olarak kabul edilir. Örneğin Türk mitlerinde ay, önemli bir yere sahiptir. Kozmolojik olarak gökyüzünde ilk ölen ve dirilen Tanrı Ay’dır; 3 gün gökyüzünde görülmez ve sonra yeniden doğar. İlk dönem insanlar bunu ‘ay’ın ölmesi’ olarak algılamıştır. Tüm dünya mitlerindeki ‘kahraman’ anlatıları ‘Ay’ üzerinden kurgulanmıştır. … Mitlerinde ay tutulmaları, ejderhanın (Türklerde kurt-ejder) Ay’ı yediği inancıyla bağlantılı görülmüştür. Viking mitlerinde Ay tutulması, Ay’ı kurtların yemesinden kaynaklıdır. Aynı mantık Türk mitlerinde de vardır; kurtlar ay’a saldırarak onu yer ve böylece ay tutulur. Eliade’ye göre tufan ile ilgili mitlerin çoğu, tufan sonunda tek bir insanın sağ kaldığından ve bu sağ kalan insanın bir ‘ay’ hayvanı ile evlendiğinden bahseder. Sonuçta bu hayvan o kavmin ya da milletin atası olur; Türkler’de bu ay hayvanı Gökbörü’dür. Gökbörü, kurt-ejder kavramı ile de ilişkilidir. Kavim ve boyların atası su baskınına yani tufana sebep olan bir ay hayvanıdır. Türkler çoğu zaman kurt ve ejderi birlikte tasavvur etmiştir. (Bu paragrafta yazan bilgiler Nuray Bilgili’nin Türk Mitolojisi kitabından alıntılanmıştır.)

Elbette ki GoT serisi batı kültür ve mitlerinden esinlenildiği için Türk mitlerinden doğrudan bir referans ile hareket etmek doğru değil ama yazanlardan ‘ortak’ olan öğeleri alarak devam edebiliriz. İskandinav mitleri ve Türk mitlerinin ortak bazı noktaları var aslında, yok değil. Kurt ve Ay kısmı buna bir örnek(Zaten İskandinav mitleri, GRRM’in esinlendiği yerlerden biri; Valhala, Valkyire ve Odin gibi konular aklınıza gelsin.).

Astroloji ile ilgilenenler bilir, ‘ay’ su elementi ile ilişkilidir ve kurt-ay ilişkisinin gerek dünya mitlerindeki gerekse efsanelerdeki yerine hepiniz vakıfsınız.

Hermetics sitesinden ay ve su ilişkisi hakkında bir yazı.

” Su elemanı içeren temel esas içe çekilmedir. Özellikleri ateşe zıttır. Dişi unsuru içerir. Kadim cağlarda hayatın denizden başladığı inanılırdı. Deniz, ayı da hükmeden bir ana tanrıçanın rahmi olarak görülürdü. Suyun yansıma gücünden dolayı kadimler onu bilgeliğin simgesi olarak görmüşlerdir. Onun diğer özellikleri soğukluk, gizlilik ve uykudur. Ateş elemanı şuuru ve su elemanı şuur-altını simgeler. Ateş gündüzün hakimi güneşi içerir, su ise gecenin hakimi ayı içerir. Alevler göğe doğru yükselir, su ise yere doğru düşer. Su bünyesinde her türlü maddeyi eritip barındırır. Su değişkendir ve etraftaki tesirlerin özelliklerini özümseyerek sergiler. Dolaysıyla hayat verici de olabilir, zehirleyici de olabilir. Temizleyici de olabilir, kirletici de. Ancak saf hali ile sadece hayat verici ve arındırıcıdır. Astrolojik özellikleri duygusallık, duyarlılık ve sezgidir. Su eterik alemi simgeler.”

Kısa özet; AY + SU (BUZ) + GECE + KURT hepsi birbiri ile bağlantılı. (Unutmayın buz ve kar, donmuş sudur.)

Ay ve su ilişkisini ve mitlerdeki anlamını gördükten sonra bunun izlerini seride aramaya başlayalım.

  • Braavos(ay ve su), deniz ve sisler ile ejderha lordlarından ( ateş ve güneş) gizlenmiş bir şehir olarak hayatına başladı. Braavos’un köle atalarını buraya getirenler kimlerdi? AY OZANLARI ismi verilen KADIN RAHİPLER; kölelerin, ejderha lordlarından gizlenebilecekleri bu yerin kehanetini ortaya atıyorlar ve sonuç olarak onları buraya getiriyorlar. Bunun sonucunda Braavos’taki en büyük tapınak bu ay ozanlarının tapınağı.

“Ay Ozanları bizi buraya, Valyria ejderhalarının bulamayacağı bu sığınağa getirdi,” dedi Denyo. “Onlarınki en büyük tapınaktır.”

  • Braavos’un bir çok yanında ay/hilal ile ilgili bazı işaretler bulabilirsiniz; misal Ay Havuzu oldukça popüler noktalardan biridir. Ay Gölgesi ; Ay Tanrıçası, Ay Tapınağı vb…

Arya arkasına baktı, liman ve deniz kulağı kaybolmuştu. İleride, kanalın her iki kıyısı boyunca bir sıra büyük heykel yükseliyordu; deniz kuşlarının pislikleriyle lekelenmiş uzun etekli bronz elbiseler giyen, vakur, taş adamlar. Bazıları kitaplar, bazıları hançerler, bazıları da çekiçler tutuyordu. Biri, yukarı kaldırdığı eliyle altın bir yıldız kavramıştı. Bir diğeri taş bir matarayı baş aşağı etmişti, kanalın içine sonsuz bir su akıntısı gönderiyordu. “Onlar tanrı mı?” diye sordu Arya.
“Deniz Lordları,” dedi Yorko. “Tanrıların Adası daha ileride. Gördün mü? Altı köprü aşağıda, sağ kıyıda. O, Ay Ozanlarının Tapınağı.”
Arya’nın deniz kulağından gördüğü binalardan biriydi; kar beyazı mermerden inşa edilmiş muazzam yapının üstü, ayın her safhasını gösteren süt camı bir kubbeyle örtülmüştü. Kapıların yanında bir çift mermer kız duruyordu, Deniz Lordları kadar uzun olan kızlar, hilal şeklindeki kapı pervazınıdestekliyordu.

Benim ise en çok dikkatimi çeken FM’lerin tapınağı olan Siyahın ve Beyazın Evi. Oraya merhamet hediyesi için gelenler ne yapıyordu? Zehirlenmiş ‘tatlı’ suyu içerek ölüyordu. Su konusundaki verdiğim metinde ne diyordu? “Dolaysıyla hayat verici de olabilir, zehirleyici de olabilir. “

Bu evin kapısına odaklanalım.

Yukarıda, üç buçuk metre yüksekliğinde oymalı ahşap kapılar buldu. Sol taraftaki kapı kemik kadar beyaz büvet ağacından yapılmıştı, sağdaki parlak abanozdan. Kapıların ortasında bir ay yüzü oyması vardı; büvet tarafta abanoz ve abanoz tarafta büvet. Ayın görüntüsü, Arya’ya Kışyarı’nın tanrı korusundaki yürek ağacını hatırlattı. Kapılar beni izliyor, diye düşündü.

Gelin şimdide benzer betimlemeyi rahipler toplantısında görelim.

Yüksek sırtlı sandalyeler, yukarıdaki tapınağın kapıları gibi abanozdan ve büvet ağacından yapılmıştı. Abanoz sandalyelerin arkasına büvet yüzler kakılmıştı, büvet sandalyelerin arkasına da abanoz yüzler.

Çıraklar, ellerinde şarap sürahileri tutuyordu ama Arya, elinde SU sürahisi tutuyor. Hatırlar iseniz bu eve ilk geldiğinde de birine elleriyle zehirli suyu içirmişti.

Şimdi FM’lerin ay ile doğrudan ilişkisini anlatan bir şey yok (eğer gözden kaçırmadım ise) fakat Büvet Ağacından kapıları ve sandalyeleri olması; bunlara da AY simgesini kazımaları oldukça ilginç. Aslında başka ilginç ayrıntı da var ama o başka bir konunun konusu olduğu için geçiyorum. Yalnız ay ve suyun ilişkisi yazısında suyun gizlilik, uyku ve soğukluk özellikleri olduğunu unutmayın… aklıma ister istemez FM ve Ötekiler geldi. :smiley:

Arya, ilk kitaptan itibaren ay/su ve bununla ilişkili Braavos/FM’ler ile doğrudan veya dolaylı yoldan etkileşim halinde.

İlk kitapta Jon, Arya’ya Braavos işi bir suikastçı kılıcı vermişti, sonrasında oradan gelen bir öğretmen tarafından SU DANSÇISI olmak için eğitil almıştı ki Braavos’un suikastçılarının kullandığı kılıç sanatının SU DANSI olarak isimlendirmesi bile dikkate değer bir ayrıntı. Ayrıca babası onu “AY” olarak ifade ediyordu. Ayrıca buz/kar ile kaplı soğuk bir coğrafyada yaşadığını unutmayalım.

“Aynen öyle. Şimdi dansa başlayacağız. Unutma çocuk, bu Batıdiyarlıların demir dansı değil, şövalyelerin çekme ya da dövme dansı da değil. Bu suikastçilerin dansı, su dansı. Hızlı ve kıvrak. Bütün insanlar sudan yapılmıştır bunu biliyor muydun? Onları deldiğinde sıvı vücutlarından akar ve ölürler.”

Normal şartlar bir kişiden “insan sudan yaratılmıştır.” diye duyar isek buna pek önem vermeyiz ama bunu su ve ay ile bu kadar ilişkili bir yerden gelen Braavos’lu bir su dansçısı söyler ise kulak kabartmak gerekir, diye düşünüyorum.

Arya, kimliğini geride bırakması gerektiğinde Arya’ya ait tüm eşyaları (İğne hariç) suya atıyordu. bu eylemi bir nevi Arya kimliğinin BİLİNÇ ALTINA atma çabası olarak da görebiliriz. Su, bilinçaltını temsil ediyordu, unutmayın. Hatta ilginç bir ayrıntı da var; gümüş bir çatal vermişlerdi yolculuğu sırasında ve bu ve benzeri birkaç eşyayı Arya, hazinesi olarak kabul ediyordu. Üç ağızlı çatallar, batı mitlerinde genelde su ile ilişkilidir, biliyorsunuz. Türk mitlerinde de hayat ağacı ile ilişkidir ki su, hayat demektir. Lakin elbette ki ölüm ile ilişkili FM’ler için hayat, pek kayda değer bir kısım oluşturmuyor ama biz burada FM olmayan, onların yöntemlerini öğrenmeye çalışan Arya’dan bahsediyoruz.

Arya, KL’den Braavos’a kadar olan yolculuğunda yine Braavoslu olan bir FM, Jaqen ile karşılaşıyor ve onun tarafından Braavos/FM’lerin yanına yönlendiriliyor. Arya burada olduğu süre zarfında hizmet ederken bir süre sonra Braavos dilini öğrenebilmesi için deniz mahsulleri satan bir adamın yanına gönderiliyor ama ayrıca edindiği bilgileri FM’lere getirmek için de zaman zaman geri dönüyor. Ne zaman geri dönüyor? Karanlık çöküp ay çıktığında.

Cat, ay karardığında tepenin üstündeki tapmağa gizlice geri dönüyor ve her seferinde nazik adamı onu beklerken buluyordu. Adam her seferinde, “Bizden ayrılırken bilmediğin ne biliyorsun?” diye soruyordu.

“Bütün insanlar hizmet etmeli.” Ve Cat hizmet ediyordu, her otuz günün üç gününde. Ay karardığında Cat hiç kimseydi, Çok Yüzlü Tanrı’nın siyah beyaz cübbeli hizmetkârıydı. Demir bir fener taşıyarak nazik adamla birlikte güzel kokulu karanlığın içinde yürüyordu. Ölüleri yıkıyor, onların kıyafetlerini karıştırıyor ve sikkelerini sayıyordu. Bazı günler yine aşçı Umma’ya yardım ediyordu, büyük beyaz mantarları doğruyor ve balıkları temizliyordu. Ama sadece ay karanlık olduğunda. Diğer vakitlerde, ayağına çok büyük gelen çizmeler ve etekleri aşınmış kahverengi bir pelerin giyen, Paçavracı Limanı’nda el arabasıyla dolaşıp, “Midyeler;istiridyeler, deniz tarakları,”diye bağıran öksüz bir kız oluyordu.

Ay bu gece kara olacaktı; dün gece incecik bir çizgiden ibaretti. “Bizden ayrılırken bilmediğin ne biliyorsun?” diye soracaktı nazik adam.
“Bu gece ay karanlık olacak,” diye hatırlattı Cat.
“Öyleyse dua etsen iyi olur.” Brusco çizmeyi bıraktı ve keseyi masaya boşaltıp sikkeleri saymaya başladı.

Ama küçük kız cevap veremeden, nazik adam gülümseyerek odaya girdi. “Bize geri dönmüşsün.”
“Ay karardı.”
“Karardı. Bizden ayrılmadan önce bilmediğin ne biliyorsun?”

Dikkatinizi çekti ise Ay Karanlık Olacak yahut Ay Karardı deniyor, biz genelde “bugün gökyüzünde ay yok.” deriz ama özünde ay oradadır, sadece ışığını yansıtmaz ama burada Ay Karanlık olarak tabir edilmesi dikkat çekici. Ay’ın gece ile ilişkili olduğunu unutmayın. Ayrıca Arya kendini sık sık GECE KURDU olarak nitelendiriyor.

Onun geceleri uzak yıldızlarla ve karların üstüne vuran ay ışığıyla aydınlanıyordu ama kız her sabah karanlığa uyanıyordu.(Kör Beth olduğu zaman.)… Kızın gri kuzenlerinden bazıları insanlardan korkuyordu, ölü insanlardan bile, ama kız korkmuyordu. Et, etti ve insanlar avdı. Kız, gece kurduydu.
“Ne kadar zaman kör olmak zorundayım?” diye soruyordu.
Karanlık, senin için aydınlık kadar tatlı olana dek,” diyordu küçük kız.

Arya, kurdu aracılığı ile de ay ile bağlantılı olmaya devam ediyor. Birkaç alıntı.

Gece sona ermeden önce Arya’nın aklı gidip gelmeye başladı. Elinde sürahiyle öylece dikilirken bir kurt olduğunu düşledi, ay ışığıyla aydınlanmış bir ormanda özgürce koşuyordu, arkasında koca bir sürü uluyordu.

“Çünkü gece karanlık ve dehşet dolu.”
Benim için değil.Kör kızın geceleri ay ışığıyla, kurt sürüsünün şarkılarıyla, kemikten koparılmış kırmızı etin tadıyla ve gri kuzenlerin tanıdık kokularıyla doluydu. Kız sadece gündüzleri kör ve yalnızdı.

Kurtların ay ile ilişkisine Jon’un rüyası ile de örnek verebiliriz.

Beyaz kurt siyah bir ormanın içinde, gökyüzü kadar yüksek bir uçurumun altında koşuyordu. Ay, yukarıdaki çıplak dalların oluşturduğu düğümün arasından kayarak, yıldızlı sema boyunca kurtla birlikte gidiyordu. “Kar,” diye mırıldandı ay.

Arya’nın kurdunu görüyor; her gece kurt rüyası gördüğüne göre Arya da görüyordur bunu.

Başka bir yerde, kurdun küçük kız kardeşi başını yukarı kaldırdı ve aya şarkı söyledi. Yüz küçük gri kuzen, dişi kurtla birlikte şarkı söylemek için avlanmaya ara verdi.

Ay’a şarkı söylemek için avlanmaya ara veriyorlar. Devam ediyor rüya…

“Kar,” diye seslendi ay tekrar, kıkırdayarak. Beyaz kurt, buzlu uçurumun altındaki insan izlerini takip ederek yürüdü. Dilinde kan tadı vardı, kulakları yüz kuzenin şarkısıyla çınlıyordu. Bir zamanlar altı kurttular. Beşi, karın içinde, ölü annelerinin yanında kör bir şekilde inliyor ve sertleşmiş ölü memelerden soğuk süt emiyordu, beyaz kurt tek başına emeklemiş ve onlardan uzaklaşmıştı. Geriye dört kurt kalmıştı… ve beyaz kurt onlardan birini artık hissedemiyordu.
“Kar,” diye üsteledi ay.
Beyaz kurt ondan kaçtı, güneşin gizlendiği gece mağarasına doğru koştu, nefesi havada donuyordu. Muazzam uçurum, yıldızsız gecelerde taş kadar siyahtı, engin dünyanın üzerinde yükselen bir karanlıktı, ama ay çıktığında uçurum, donmuş bir dere gibi solgun ve buzlu ışıldardı.

Genel olarak toparlar isek Ay ve Kurtların; dahası Stark çocuklarının bağlantılı olduğunu görüyoruz. Bilhassa Arya’nın Ay ve Su ile bağlantısı ilginç bir nokta.

Aslında Starkların kurt ve buz’u temsil ettiği düşünülür ise ay ve su ve bunlarla ilişkili şeylerle bağlantılı olması şaşılacak bir durum değil. Sizce seri için bunun ne gibi önemi olabilir?

 

Önemli Cevaplar

  1. Aslında Braavos ile Starkların pek Alakası yok ve şimdilik bu sadece ebedi bir yakıştırma gibi duruyor. Çünkü dediğin gibi genelde her zaman kurtlarla ayın bilindik ilişkisine rağmen seri içinde böyle bir şey görmedik. Ancak geçenlerde açılan Dany ve ejderler konusu, antik efsaneler vb unsurlarla düşünüldüğünde bir ihtimal bazı noktalardan anlamlı olabilir.

  2. Braavos daha çok Arya ile ilgisi olan bir yer, özelde Arya… Ay için Stark çocukları dedim ama Sansa’yı katamam. Onun kurdu en baştan ölü.

  3. Sağ ol canım. :kissing_heart: Şimdi sen de üstün körü geçmeden aşağıdaki yorumu oku. Fakat önce oku, sonra yaz. Okurken yazma :smiley:

    Lakin bak şimdi, Discord’da konuştuklarımızı da hatırlayınca olmadı bu diyorum.

    Ne dedin bana? Dany güneş değil… Kurtlar üzerinden bağ kurma, çok zorlama vs. Senin şu Ay, Güneş ve Ejderhalar bağlantına yazdığın yorumu hatırlıyor musun?

    Jon’un güneş olması ile ilgili aşırı zorlama (cidden aşırı ve uçuk bir zolrmaydı) bir bağlantı kurup Jon-Dany diye birleştirme yapmıştın. Peki, o bağlantıyı nasıl kurdun? Jon’un ULUKURT rüyasını aldın oradan GÜNEŞİN SAKLANDIĞI GECE MAĞARASI’na getirdin meseleyi. Hayalet, Jon’u temsil eden bir hayvan diyerek de pekiştirdin işi. Bununla dayetinmeyip benim dahi kullandığım aylı kurt rüyasındaki ay kısımlarını ve gece mağarsı-güneş kısmını alarak bağlantıyı kurmuşsun. Bana da kurtları kullanıyorsun, ay geçiyor yapıştırıyorsun AY bağlantısı diye, karşı çıkıyorsun. Oldu mu bu şimdi? :smirk:

    Diğer yandan Aegon’un saçı Ay olamaz, çünkü onun ay ile bağdaştıran “AY’IM BENİM” diye bir ifade yok demiştin. Doğru yok. Lakin bu benzetmeyi ona yapan yegane kişi 1. kitapta Drogo olduğu ve bir daha Dany ve Ay benzetmesi hiç kimse ve bir şey tarafından yapılmadığı; hatta ay ile etkileşimli bir yerde dahi bulunmadığı halde bu bağlantıyı sürdürmeye devam ettin. Hani TATLI-ÖLÜM kavramlarında bir yorum yapmıştın, hatırlıyor musun? Bütün tatlı tat ve kokunun ölüm ile bağlantılı olduğu aşikar bir şekilde ortada ve yorum dahi götürmez iken sen sen gittin çiçek ve tatlı koku yayıyor meselesini BİR KERELİĞİNE İSTİSNA şeklinde ifade etmiştin. Şimdi ay-güneş meselesi; neden sadece 1. kitapta EJDERHALARIN GÜNEŞE YAKLAŞMA meselesi ile ilgili hikaye ve doğumlarına daha doğrusu yeniden doğumlarına işaret etmek için kullanılmış olması için istisna olarak kullanıldığı(elbet senin kurduğun hikaye bağlantısının gerçek olduğunu doğru kabul ederek yazıyorum) belirgin olduğu halde(çünkü sonrasında bir daha bu bağlantı asla kurulmamış) bunu kabul etmeyip, hala ay=dany ile simgeleniyor, diye inat ediyorsun ki?

    Bir de Robb üzerinden sırf aynı bölümde ve hemen hemen benzer sahneler var diye ortak payda bilmem ne diye Jon-Dany arasında bağlantı kuruyorsun da resmen bir Ay Şehri olan Braavos(Braavos tanımı ve hikayesi = Arya Ay’dır meselesi değil. Ben sana orada BRAAVOS ŞEHRİNİN AY ŞEHRİ OLDUĞUNU anlatıyorum, okurken anlamamışsın işte. Bu yüzden zorlam zorlama demen komik kaçıyor, Braavos ve ay bir bütün, simgesel olarak bağlanmıyor mu diyorsu yani? :smiley: Yok artık, derim. :slight_smile: Haliyle seri başından beri Braavos’un suikast kılıcına sahip olması, SU DANSI öğrenmesi; Braavos’a ve Yüzsüzlere yönlendirilmesi ve oraya gönderilmesi ve oradaki yaşanılmışlıklar üzerinde bağlantılı kuruluyor. ) ve FM’ler ile bu kadar içli dışlı/etkileşimli olan Arya’nın Ay ile olan bağlantısına zorlama,doğrudan tanım yok, bağlantı kurulamaz diyorsun.

    Bir de Val’ın saçları ay ışığında tatlı koku vs. tarzı bir yorum da yapmıştın, benzetme; Val’ın saçları ve tatlı koku meselesini aldın çiçek ve yaydığı koku meselesine bağladın… Şimdi ben aynı şeyi Jon Arya başlığında yapınca zorlama oluyor, sen yapınca oluyor? Öyle mi? Öyle ya Hayalet, Jon’un kurdu; Jon’u simgeliyor ki kurtların sahiplerinin kişiliklerini ve hatta kaderlerindeki bazı şeyleri işaret ettikleri artık kesinleşmiş bir gerçek… haliyle Nymeria da kraliçe/prenses olarak anılan biri iken Arya’nın ileride kraliçe/prenses’e dönüşeceği(ki teknil olarak prenses ve sonra kraliçe) kısmına neden karşı çıkıyorsunuz? Yahut Karstark kıznın tıpatıp Arya gibi kahverengi saçlara-gri gözlere sahip olup(bak ay ışığı yahut güneşle renk değiştirmiyor Val’da olduğu gibi, tıpatıp aynı renkler); Jon’un onu ilk gördüğünde Arya’ya benzetip kalbinin acıdığı hatta bir an durması… sonrası düğün sırasında gülüşünün ona Arya’y hatırlatıp içinin acımasından sonra duvağına biriken karı kardan bir taç şeklinde dönüşmesi de (kış leydisi demişti Jon içinde ona) kraliçe olacağına işaret olarak kullanıldığında da karşı çıktınız; Widow muydu kız kimdi, Gendry’nin yanında Brienne görmüştü; kızı Arya sanmıştı ve buranın kraliçesi bu demişti… ona da karşı çıktınız. Ned Arya’ya açıkça “kral ile evleneceksin…” diye başlayan bir cümle kurarak kraliçe olacağı ile ilgili foreshadowingin alasını vermiş ama yok, değil diyorsunuz. Sansa o sansa sansa diyorsunuz… Bunun gibi karşı çıktığınız ama kendi kuramlarınıza geldiğinde savunduğunuz kullandığınız bir sürü argüman çıkartırım daha. Tarht hanesinde de ay ve güneş var hatta onları da ay güneş olarak simgeleyip bağlantı kuralım mı bir şeylerle? :smiley:

    Diğer yandan AY SİMGESİNİN bu evrende OLUMLU bir anlam taşımadığı(kötü mana olmasa da) aşikardır. Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler buradaki kuramda ayrıntıları ile verilmiş durumda; Ateş-Buz=Ay-Güneş arasındaki bağlantı ve tabiri caiz ise karşıtlığına. Bunlar birbirine düşman karşıt iki kavram; ateş temsil eden bir kadına sen AY AY AY AY AY diyemezsin. Hele ki senin başlıkta en son yazdığım ve burada da değindiğim gibi senin de zamanında kullandığın 'istisna" olma durumu ortada iken.

    Arya da ay ile sembolize edilmişti babası tarafından, Sansa da güneş. Kızılların ateşle öpülmüş olması (haliyle ateşin simgesinin güneş olması da göz önünde tutulursa) gibi ateşle sembolize edilmeleri de var, Ygrite misal. O anlık bir sembolizeyi tüm hikayeye yayıp, tamamen karakterle bütünleştirir isek o zaman Cersei de dahil bir çok kişi güneş, ay, ateş, alev diye gider sayarız, olmaz böyle.

    Ay’ın ölümle ilgili bir bağlantısı olduğuna dair bir kuram buldum. Misal AY KAPISI, orada hep insanlar ölüyor, değil mi? Orası infaz alanı Lord Arryn için. En son Lysa öldü. Diğer yandan 1. kitapta Drogo için Dany, AY idi ve Drogo’nun ayı onu boğup öldürdü. WW’lerin gece çöküp ay ışığında ya da yarım ayda vs. vs. ortaya çıktığına dair anlatılar vardı misal. Arryn Hanesinin bayrağında ay var, Jon Arryn ta en başta öldü hikayenin.

    Misal şu güzel bayıldığım örneğe bak;

    -Roose Bolton’s eyes look empty in the moonlight, as if there were no one behind them. (Bolt-on? Or will he be killed by a faceless man? Maybe Arya?)

    Bunu da ayrı başlık olarak açayım, değişik. :smiley:

    Bunları verme sebebim, Dany tarafının değil Arya tarafının ay hatta su(çünkü buz-kar) ile bağlantılı, simgeleselleştiği yönünde. Başka türlüsü de olamaz zaten. Mümkün değil yani.

    Zaten bu yüzden Türk mitleri ile değil İSKANDİNAV MİTLERİ ile bağ kurdum; çünkü MARTİN İSKANDİNAV MİTLERİNDEN DE faydalandı; bakınız Valkyrie ve Yüzsüz Adamlar ile Valhala Ölüler Ziyafeti ve Theon’un Ölüler Ziyafeti görmesi gibi… Ayrıca AY ve KURT bütün mitlerde EVRENSEL OLARAK bağlantılıdır çünkü KURT bir AY HAYVANI’dır(kurt adamların ay çıktığında dönüşmesi gibi). Eliade de bunu söylüyor. O kısımları da görmezden gelme. Kısacası AY-KURT bir bütündür, birbirinden kopartıp ilgileri yok asla ama asla diyemezsin, zira evrensel mit kavramına zıt bir şey iddia edersin. Misal EJDERHA da GÜNEŞ hayvanıdır. :wink: Yani ben ejderhayım ejderhayım diyen arkadaş güneş ile bağlantılı tipler. Hatta Çinliler’de ejderha, erkek-ışık-güneş üçlüsü ile tanımlanır. Kendi araştırmanı da yapabilirsin AY VE KURT; GÜNEŞ VE EJDER ile ilgili.

    Ateş elemanı içeren esas yayılma ve genişlemem prensibidir. Diğer özelikleri de parlaklık, sıcaklık, hareketlilik ve canlılıktır. Temel faaliyeti dışa yöneliktir. Ateş tarih boyunca ilahi gücün simgesi olarak görülmüştür. Bu açıdan bazen ona tapınılmıştır. Heraklitüs’e göre her şey ateşten meydana gelmiştir ve ateşe dönecektir. Ateş dönüşüm aracıdır. Dolayısıyla, diğer elemanlar arasında bir aracı görevi görür. Ateşin rengi kırmızı ve erkeklik unsuru içerir. Hint Tantrik sisteminde rajas gunasının içerdiği aktif ve pozitif doğa unsurunu içerir. Ateş ışık verdiği için aydınlığı simgeler. Titan Prometeos insanlara ateş verdiği için cezalandırılmıştı. Ateş yakıcı olduğu için azap verici rolü de olmuştur. Yıkıcı ve tahrip edici yanı da vardır. Dolayısıyla, sembolik olarak arınmak ve aydınlanma ile ifade edilen yüksek bir yanı olduğu gibi ayrıca ihtirasları, azabı ve yıkıcılığı simgeleyen aşağılık bir yanı da vardır. Yüksek unsurunu güneş simgeler ve aşağı unsurunu mars gezegeni simgeler. Ancak tabii ki marsın da yüksek yanları vardır. Ayrıca insanın ilahi pırıltısını veya cevherini simgeler. Bazı kadim mabetlerin sunaklarında daimi bir ateş bulunurdu. Sönmemesi için büyük çaba gösterilirdi. Çünkü o ilahi ilhamı simgelerdi. Majikal çalışmalarda ateş elemanın astral karşılığı ile çalışmanın daha çabuk sonuç vereceği söylenir. Ancak bu tür çalışmamaların daha tehlikeli olduğu ve daha fazla dikkat gerektiği ilave edilir. Ateş çekicidir ve hipnotik bir özelliği vardır. Astrolojik özellikleri, bağımsızlık, önderlik, yaratıcılık, girişkenlik ve enerjidir. Ateş astral alemi simgeler.

    Bildiğin R’hllor inancı işte bu ateş,güneş ve onla bağlantılı her şey.

    Ha Türk mitlerine göre yorumlasak ay hayvanı Türklerde kurt-ejder motifi ile simgelenir. :smiley: Ama kurt-ejder birleşimi olan kimera gibi olan kişi de Jon, yine Dany ile bağ yine kuramıyoruz. :stuck_out_tongue:

    Bir yorum okudum, hiç dikkatimi çekmemişti ama çok mantıklı. Biliyorsun ki ayın döngüleri vardır, bunlar aşamadır(aslında kadınların da ay gibi sürekli döngü içerisinde olup değişip durdukları söylenir, ruhsal değişimlerimiz buna bağlanır, sanırım aya dişi unsuru yakıştırılma sebeplerinden biri de bu galiba :smiley: ) Arya ve Ay’ın döngüleri de bağdaştırılmış. Arya’nın ay gibi döngü yaşama başladığını, değişime tabi tutulduğunu söylemiş ki çok ama çok doğru bir yorum; fiziksel, zihinsel ve kadınsal vs. vs. (yani işte erkek çocuğu gibi başlayıp, aşama aşama kadına dönüşmesi; duygusal olarak değişim yaşaması ve zihinsel olarak 40 yaşındaki birinin olgunluğuna sahip olması gibi gibi gibi) Arya hayatına Arya olarak başladı ama bir noktadan sonra Arry olarak kendini gizleme başladı ve ondan sonra bu döngü ve değişim sürecinin arkası geldi; gelincik, nan, cat, beth, no one vs. vs. vs. vs. diye gidiyor bu. Her bir isim bir dönüşüm, bir döngü ve değişim. Zaten yukarıda da değinmiştim SU BİLİNÇALTINI TEMSİL EDER; Arya, Arya olduğuna dair tüm simgesel şeyleri(çatal, diğer hediyeler ve kıyafetler vs.) suya atarak kimliğini bilinç altına gömmeye karar vermişti, bir tek İğne’yi atamadı. Braavos zaten başlı başına AY ŞEHRİ olarak bile tanımlanabilir, bu yüzden zaten cuk oturmuş ona. Yorumun devamında ise TAM AY ARYA’NIN KENDİSİ deniyor; gücünün kimliğini vs. her şeyinin doruğa ulaştığı nokta… Braavos’ta iken döngü YENİ AY’A dönüşecek; yeni ay yeni başlangıç, yeni doğum, yeni olan her şeydir… Sonra oradan tam ay dolunaya dönüşecek şeklinde bağlantı kurmuş. Ay karardığı zaman tapınağa dönüyor; ayın karanlık olduğu evrede 3 gün hizmete(ilk ay konusunda yazdığım bilgiyi gördün değil mi AY ÖLÜR VE 3 GÜN GÖRÜNMEZ VE SONRA TEKRAR DİRİLİR. Fakat FM’ler için ay asla ölmüyor elbette sadece karanlık evresini yaşıyor; bundan ay karardı diyorlar ve bu, onlar için ilahlarına hizmet vakti, bir gün gidip rapor verip dönmüyor, o 3 gün boyunca hizmet ediyor, ayın karanlık evresinde yani ve bu çok ciddi bir ayrıntı. Yüzsüzler ve Öteki bağlantısı açısından da.) devam ediyor ve ay yeniden aydınlanmaya başladığında yeni kimliği ile yahut yeni döngüsü ile dışarıda eğitim dönüşüme devam ediyor. Dikkatimi pek çekmemişti aslında, bir bakayım, yorum da şöyle diyor; gerçek kimliği ortada iken, misal işte arada Arya fışkırıyor ya aradan, onu diyor sanırım, gökyüzündeki ay dolunay şeklinde. Örnek olarak Mercy povunu vermiş. Biliyorsun Arya orada fışkırıvermişti ve baya baya iş yapıyordu. POV’da gökyüzü dolunay idi. Bu bölüm karmaşık gelebilir, açıkçası çeviriyi çok doğru yapamadım, anladığım kadarıyla yazdım ama ben genel mesajı elimden geldiğince verdim.

    Rüyaları haricinde.Kalbindeki ulumayı durdurmak için derin bir nefes aldı. Gördüğü rüyayı daha net hatırlamaya çalıştı ama çoğu çoktan yok olup gitmişti bile. Rüyasındaki kanı ve gökyüzündeki dolunayı hatırladı. Bir de koşarken onu izleyen bir ağaç vardı.

    Ay ve FM bağlantısı da burada kuruluyor zaten, haliyle Arya’nın… Nitekim serinin başından beri Braavos ve FM ile bağlantılı, etkileşimli gidiyor. Sürekli çevresinde burası ile ilgili tipler var.

    Syrio had told her once that darkness could be her friend, and he was right. If she had the moon and the stars to see by, that was enough. (ACOK)

    Misal Arya’nın Artemisya/Diana’ya benzediğini de düşünenler var; avcı, savaşçı bakire kız ve onun simgesi de ay’dır.

    Elbet ay ve arya bağlantısı kursam da özelden; ay-ulukurkar ve Starklar arasında da bir bağlantısı söz konusu ama özelde Arya… Çünkü teknik olarak yeni nesilde şu an hayatta olanlar arasında Jon dışında, ay ile ilişkisi fiziksel olarak da olan tek kişi Arya; tipleri tam bir kuzeyli ve gri gözleri ay rengini simgeliyor bana göre. Her ne kadar ay, yörüngelerdeki hareketlerden kaynaklı olarak renkleri sürekli değişiklik gösterse(ki bence bu bile ayın[suyun] değişken ruhunu yansıtıyor, hoşuma gidiyor :slight_smile: ) genelde grimsi bir renk olarak yahut beyaz olarak yansıtılır ki kendisi madde rengi olarak zaten gridir de.

    Bu arada sen “simgesel anlatım spesifik olmalı” derken, orada kullandığın spesifik kelimesini hangi manada kullanıyorsun? Bir yanlış anlama olmasın benim kafamda şimdi. Ona göre cümleye mana vereceğim. Bazı yabancı kelimeleri hiç yahut çok az kullandığım için kafamda oturtamadığım zamanlar olabiliyor, netleştirmek istedim.

    Şu discord’da bahsettiğim konu, buldum.

    Ayrıca 12 yaş meselesi konusu.

    "And there is no gap anymore. “If a twelve-year old has to conquer the world, then so be it.”

    “Zaman atlaması yok. Eğer 12 yaşında dünyayı fethetmesi gerekiyorsa, öyle olsun.”

    George mentioned that he felt really silly about that planned 5 year jump. He imagined it originally going something like Jon sitting on the Wall going “Well, it’s been 5 fairly quiet years since I’ve been Lord Commander. But I’m starting to think that’ll pick up now…” and realised that the adults wouldn’t wait in their plot lines for Arya to hit puberty.

  4. Ben basliga o ismi verdim sadece, ve sebebi de Doreah’nin anlattigi ejderha hikayesi.
    Beni o yaziyi yazmaya iten o hikayeydi, bir nevi çikis noktasiydi, bu yüzden bu ismi verdim genel olarak.
    Bu hikayeden baslayarak gelistirdigim bir yaziydi o.
    Dany-Günes baglantisi kurdugumu mu düsündün, emin degilim ama öyleyse eger, hayir, kurmadim.

    Wohohoooo :smile:
    Olay kesinlikle bu degildi.
    Hee bu arada öncelikle “Bununla dayetinmeyip benim dahi kullandığım aylı kurt rüyasındaki ay kısımlarını ve gece mağarsı-güneş kısmını alarak bağlantıyı kurmuşsun” demissin, bunun üzerinde durmak istiyorum. Buradan çikan anlam ne biliyor musun? “Sen benim buldugum kismi alip Dany-Jon’a uyarlamissin ve bir baglanti çikarmissin” anlami çikiyor bundan. Bu kismi açtigim baslikta ben paylastim, sen sonra kendi açtigin bu baslikta paylastin. Yani tersi bir durum var.

    Ama esas konuya dönelim. Biz benim açtigim baslikta bir ara “Günes kim?” muhabbeti yaptik ve ben de internette bunu arastirirken Günes-Jon baglantisi buldugumu söyleyip bunu paylastim. Benim zaten yazimin amaci Dany-Ay sembolizmini anlatmakti. Ben Günes arayisina girmedim yaziyi yazarken. Hatta Doreah’nin ve ek olarak Irri’nin anlattigi hikayeyi ele aldigimizda, Günes’in Khal Drogo’yu temsil ettigini söyledim o noktada.
    Gelelim su Ulukurt rüyasi ve Jon’a… Bu kadar çarpitilir veya yanlis anlasilir yani benim yazdiklarim.
    Al bak bununla ilgili yazdiklarimi aynen kopyalayip yapistiriyorum :

    Neeeyy? Aegon mu?
    Ayça, bak, sanki ben sadece Drogo’nun Dany’ye hitap seklini öne sürerek Dany-Ay sembolizmi oldugunu iddia etmisim gibi davranma. Ben birçok sey sundum o baslikta. Allah askina, insaf.

    Su yazdiklarindan hiçbir sey anlamadim, çok anlamsiz geldi.

    Ben o hikayede sembolizm oldugunu düsündügümü söyledim, ki bunu tek düsünen insan ben degilim, ilk düsünen insan hiç degilim. Martin tarafindan yapilmis bir sembolizm var orada, gayet açik, ve ben bundan bahsettim. Ortada iki hikaye var, birbirinden farkli ama her ikisinde de Dany’yi ay’a baglayabiliyorsun, hemde gayet dogal bir sekilde, kolaylikla, hiç zorlanmadan.

    Neyden bahsediyorsun, gerçekten anlamiyorum, istisnalar falan.

    Baska konulari buraya tasiyoruz hee?
    Belli ki sen zaten hala Robb-Dany-Jon olayini tam olarak anlamamissin.
    Inan ban bunun hiçbir anlami da yok zaten, tek basina yok. Olay sadece 6x10’da iki kere Robb karakterinin hatirlatilmis olmasi, önce Dany ile, sonra Jon ile. Dolayisiyla bu, Dany ve Jon arasinda, 6x10’da bir ortak nokta, bir bag olusturuyor. Bu kadar.
    Hani sembolizmi konustugumuz bir konuda, buna gönderme yapmak zaten çok alakasiz.

    Braavos sehrinin ay sehri olmasinin Arya ile bir ilgisi yok. Braavos sehri ay sehri nedir bu arada??
    Kaç kere söyledim, sembolizm olmasi için, kisiye özel bir durum olmali. Braavos ay sehri mi? Tamam, ama Arya olmadan da Braavos ay sehridir. Anliyor musun farki?
    Bak Braavos’u ay’a baglayabilirsin, su’ya da baglayabilirsin, ama buradan Arya = Ay sembolizmi çikarmak, zorlamanin da ötesidir, bunu anlatacak kelime yok yani.

    Su Dansi demissin… Valla su meselesi zaten benim umrumda degil, ay konusu benim ilgimi çekiyor bu noktada. Ama neyse, Arya su dansi ögreniyor diye buradan sembolizm yaratmaya çalisiyorsun. Sanki bunu ögrenen tek kisi, su dansi yapan tek kisi Arya’ymis gibi. Bu sekilde bakarsan, evrende su dansi yapan herkese ayni seyi söylemen gerek. Hani nerede sembolizm? Nerede özellik? Bir durum, bir hikaye, bir eylem, herhangi bir sey birçok kisiye uyuyorsa, orada kisiye özel sembolizm yoktur.

    Harbiden, yazdiklarin zorlama yani, sembolizm ile alakasi yok.

    Sanirim sabah sen uykusuzdun :smile:
    Tatli konu olayi sadece fazladan verdigim bir belirtiydi, yani “aa bak burada da tatli koku belirtisi var, enteresan” seklinde. Asil olay Val’in saçlarina vuran ay isigi ve bu sayede sari saçlarinin, gümüs rengine dönüsmesi. Hee tabi hemen üzerine gelen tatli koku belirtisi de, dedigim gibi, enteresan çünkü gümüs saç yetmezmis gibi, birde Dany’nin mavi çiçek, güzel koku olayini da getiriyor akillara.
    Yani ben esasinda koku meselesine baglamadim, olay bu degildi.
    Olay Dany-Ay sembolizmi üzerinden yapilan yorumlamaydi her seyden önce. Ama sen bunu anlatmak istemedigim için, sembolizmi anlamadigin için, o yorumlamayi da anlamaman gayet normal. O yüzden üstelemiyorum.

    Aman Tanrim, bu kadar yanlis anlasilir :smile:
    Ayça ben sana bosuna o kadar laf anlatmisim, sen olayi hiç ama hiç anlamamissin :no_mouth:
    O rüya var ya hani, iste orada ben hiçbir sekilde Hayalet-Jon baglantisi kurmadim. Ben orada Hayalet’in bakis açisi üzerinden yorumlama yaptim, ki yine bunu yapan tek insan degilim, ilk insan hiç degilim.
    Yani benim yaptigim, Nymeria kraliçe, Arya falan bilmem ne sekilde yapilan baglantilarla uzaktan yakindan alakali degil.
    O konudaki soru suydu : Hayalet neden Sur’u, günesin saklandigi yer olarak görüyor? Hayalet neden böyle düsünüyor?

    Oooo… Konunun içinde kalsaydik daha iyi olurdu. Ay sembolizmi hani, onu diyorum.
    Yaa arkadas, Jon tabi ki Arya’ya benzeyen bir kizi gördügünde, kayip, haber alamadigi ve çok sevdigi kiz kardesi Arya’yi hatirlayacak. Bundan dogal ne var?
    Digerleri için de ayni seyi söyleyebilirim. Arya’yi tabi ki hatirlayacak ve hüzünlenecek, Allah askina abartma sunu :smile: Arya ve Jon’un birbirlerini ne kadar sevdigini biliyoruz, ne kadar özlediklerini de. Bunun vurgulanmasinin ne anlami olabilir? Bundan niye farkli anlamlar çikaralim? Cok saçma yani.

    Böyle bir sey hatirlamiyorum, hatta ilk defa duyuyorum, o yüzden karsi çikan ben miydin? Emin misin?

    Ve Arya devaminda “Bu ben degilim, bu Sansa” gibi bir sey söylüyor. Dolayisiyla, Sansa’cilar da bunu Sansa’nin Kraliçe olacagina çekebilirler.
    Bana sorarsan, bu kadar açik foreshadowing olacagindan emin degilim. Martin’in foreshadowingleri biraz daha gizli, anlamasi zor oluyor, böyle lank diye vermiyor mesajlari. Ama enteresan da buluyorum bu kismi, söyleyeyim.

    Kur hadi, bul bir sey.
    Ben sembolizmden bahsediyorum, sen ne diyorsun…
    Tarth hanesinin armasinda ay ve günes var, evet, baska? Sirf bununla benim bahsettigim türde bir sembolizm çikaramazsin ortaya, mümkün degil.

    Kuram… Teori… Bana daha net seylerle gel.
    Ayrica ben Ates - Buz = Ay - Günes demem.
    Ay hiçbir sekilde, net bir biçimde sogul ile bagdastirilamaz. Ay soguk kis gecelerinde oldugu kadar, sicak yaz gecelerinde de gökyüzündedir. Biraz havada kaliyor yani, uymuyor.
    Ayrica, bunu geçtim, ay simgesi olumlu bir anlam tasimiyorsa… Sen Arya = Ay diyorsun… Yani senin Arya’dan da pek olumlu seyler çikmayacak o zaman.
    Ay olumsuzlugu simgeliyor nedir hemde yaa? Yapma söyle seyler :smile: O da olmamis. O da zorlama. Seni takdir ediyorum aslinda biliyor musun? Sana iki alakasiz sey sunup aralarinda bir baglanti bul desem, eminim o baglantiyi yaratirsin :smile:

    Sadece ben demiyorum, birçok insan diyor, Martin’in yazdiklarindan da bu anlam çikiyor, sen kabul etmek istemezsen de.
    Sunu da belirteyim, bunun bir anlami yok biliyor musun? Martin sadece Dany’yi ay ile sembolize ederek yeri geldiginde bir takim mesajlar vermis, bu kadar. Ay=Dany sembolizmini yaratarak, arada bir yerlere mesajlar serpistirmis. Fazlasi yok.
    Ayrica yukarida da dedigim gibi, Ay ve Ates’in karsit seyler oldugunu söyleyemezsin. Ay sogugu simgeleyemez. Gece bile sogugu simgeleyemez tam olarak. Atesin karsit anlami buzdur, o kadar. Ay’in karsit anlami ise Günes’tir, sicak-soguk meselesinden de degil hee, gündüz-gece olayindan bu böyledir. Ve dedigim gibi, yaz gecelerinde de, kis gecelerinde de ay vardir. Veya yazin da, kisin da, günes vardir. Hee en fazla Günes=sicak=ates diyebilirsin. Ama ay=gece=soguk…??? Hmmm bu tam olmuyor. Ay yerine yildiz da diyebiliriz mesela, ve o da tam olmaz.

    Tamamen Arya ve Sansa arasindaki farkliligi anlatmak içindi. Aksini de söyleyebilirdi, tabi o zamanki Sansa’ya günes demek daha uygun, orasi ayri. Yani adam orada gün ve gece de diyebilirdi, veya toprak ve su… Inan farkli bir anlam çikmazdi.
    Sembolizm bu degildir, çok daha fazlasidir.

    Evet olmaz, ben de bunu diyorum. Sen mesela Arya povlarinda ne zaman “ay” kelimesi geçse, bunu sembolizm diye almissin. Benim Dany ile yaptigim sey ise kesinlikle bu degil.
    Herkesin povlarinda ay kelimesi geçiyordur, herkes için baglanti kurup sembolizm var mi diyecegiz? Hayir. Fazlasi olmali, özel bir bag olmali.
    Dany’de bu var iste. Doreah’nin anlattigi hikayedeki ay’i Dany’ye baglayabiliyoruz, Irri’nin anlattigi hikayeyi de Dany’ye baglayabiliyoruz, Dany’nin povlarinda geçen “Ay” kelimesini (her zaman degil bak) Dany’ye baglayabiliyor (özel bag kurabiliyoruz, sadece tanimdan ibaret olmuyor yani), buna ek olarak da tabi Drogo’nun hitap sekli var… Birçok sey var, hepsini yazmistim ben. Senin yazdigin tarzda seyler de degil, dolayli ve zorlama baglantilar da degil, direkt Dany ile bag.

    Ööff daha neler söyleyecekler merak ediyorum…
    Millet teori kasacagim diye saçmaliyor resmen.

    Roose Bolton’un gözleri için sürekli böyle veya buna benzer bir tanim yapiliyor.
    Burada bir foreshadowing görebiliyorum ben sadece… Arya’nin Yüzsüzlerden biri olacagi.

    Tam tersi, üzgünüm :smile:

    Iyi güzel de, bu Arya’ya özel bir sey olmuyor iste, ben bunu demek istiyorum. Sembolizm olmasi için, özel olmasi gerek, daha özel bag bulman gerek, direkt baglanti saglayabilmen gerek. Senin yazdigin hiçbir seyde bu yok, üzgünüm.

    Türk mitlerini bilmiyorum, pek umrumda da degil bu konu içerisinde, benim ayrica ay ve Dany sembolizmi ile Dany-Jon arasinda bag kurmak gibi bir çabam, hedefim de yoktu. Biz diger baslikta günes kim muhabbeti yaparken, aa bakin söyle bir sey var deyip Hayalet’in yasadiklarini ve düsüncelerini paylastim o kadar.
    Yani ben sanki o basligi sirf Dany-Jon baglantisi kurmak amaciyla açmisim gibi davranma gözünü seveyim, ben sadece kitaplarda Dany=Ay sembolizmi oldugunu anlatan bir yaziyi çok begenip aktarmak istedim, ötesi yok. Hay Jon kadar yaa… Lanet olsun valla.

    Heee… Her açidan gelisim yasayan tek kadin karakter de Arya zaten evet.
    Bunu Sansa’dan tut, Cersei’ye kadar bile, herkese söyleyebiliriz.
    Milletin kafalar iyi valla.

    Bunu her çiragin yapmadigi ne malum?

    Saka gibi valla özür dilerim ama harbiden saka gibi :smile:

    Devami için de daha farkli ne diyebilirim bilmiyorum, inan bana su sekilde okuyorum : :no_mouth::woman_facepalming:

    Ayni sey Dany için de yapiliyor :

    In Greek myth, Artemis is most closely related to nature. She is associated with the bear, probably the first animal ever worshiped by man. The character of Daenerys Targaryen has many parallels with Artemis, one of the Greek versions of the earth-mother. Where Artemis, Mistress of the Beasts, is with her bear and all the animals of the wild, Daenerys is the Mother of Dragons. Manifestations of Artemis include a bathing water nymph, and one of the first times we see Daenerys, she is slowly wading into a bathing pool. Artemis was also the Hellenistic goddess of childbirth and protector of young girls—one of Daenerys’ principal goals is to protect the vulnerable, downtrodden, and enslaved, and she considers those she rules to be her ‘children.’

    As Daenerys moves through her journey, she repeatedly takes on the role of rescuer , one of the most important aspects of both the Goddess and the Hero archetype. Daenerys moves through an illusory otherworld to rescue her dragons from the warlocks of Qarth in Season 2, and she later rescues the slaves from the cities of Astapor, Yunkai and Meereen.

    Daenerys also takes on the title of ‘Mhysa,’ which means ‘mother’—this plays into the earth-mother/goddess element of her female hero archetype. She constantly casts herself in the role of mother, in relation to both her dragons (“A mother does not flee without her children”—”The Prince of Winterfell,” S2/Ep8) and to the slaves she has freed (“I don’t want another child’s bones dropped at my feet.”—“The Wars to Come,” S5/Ep1.)

    Hee bu oluyor ama ben Dany’nin gümüs saçlarini ay’a baglayinca olmuyor? :smile:

    Spesifik kelimesi “özellikli”, “yalnız bir türe, kişiye, olaya özgü olan ve o türün kendine özgü yanlarını oluşturan” ya da “ayırt edici, özgül, özel” anlamlarına gelmektedir ve bir sıfattır. Dilimize Fransızcadan geçmiştir.


    Siyah ve Beyaz’in kapisindaki ay sembolü, Arya-Ay olayi falan…
    Enteresan demisim iste, senin dediklerine enteresan demisim. Yani ilgi çekici, ilk bakista.
    Bu baska, Arya-Ay sembolizmi oldugunu söylemek baska.

    Arya ile ilgiliymis, ee güzel. Ben sana Arya ile ilgili olmasini istemedigimi söylemedim mesela. Ben sadece o ilk cümleyi biliyordum, ek açiklamayi degil.
    Dedigim gibi, dünyayi fethetme ne anlama geliyor? Orasi muamma.
    Bu konuda benim senin söylediklerine karsi çiktigim bir durum yok yani, ne düsünecegimden emin degilim, o kadar.

  5. Baya zaman geçti bunun üstünden ama ancak döndüm buraya… İlk başlarda biraz meşguldum sonra baktım senin sinir zıplamış malum sebeplerle, biraz daha bekleyim dedim. :smiley:

    Başlayalım.(Şimdiden sıcak bastı niye ki ya? ahahahah )

    Dany = Güneş bağlantısı kurduğunu hiçbir zaman söylemedim, nereden çıkarttın ki bunu? Onu ben söyledim ve sen “güneş değil” tarzında bir laf ettin; ya forumda söyledin ya discord’da konuşurken, üzerinden zaman geçti o yüzden hangi tarafta net hatırımda değil.

    Yani ben “Kan ve Ateş!” sözüyle ünlü; ateş ejderhalarına binen; ateş ile bu kadar içli dışlı olan (ki ender üyelerin ateşe dayanıklılığı var.) bir hane üyesinin; üstüne ateşlere girip yanmayıp, ateş geçirmez gibi isimler almış bir hatunun; ateş ejderhalarının anası; muhtemelen R’hllor’un savaşçısı AA olan(yani ateşin oğlu/şampiyonu olarak ifade edilmiş bir kişi bu ki sana göre zaten büyük ihtimal aa kendisi) bir kişi… Nasıl olur da güneş/ateş olarak simgelendirilemiyor? diye karşı çıkıyorum. Astroloji-kozmoloji vs. meselelerinde de zaten güneş=ateştir; gündüze hükmeder. R’hllor kim? Gündüze hükmeden ateş ilahı; valirya hanelerin alayı ateş/güneştir… Hiçbiri ay ile simgelendirilemez. Çünkü AY tamamen geceye hükmeden Büyük Öteki’nin simgesidir. Ben bunu demek istedim. Güneş simgesine daha yakın olan bir kişiye ay diyemeyiz. Çünkü seri boyunca AY malum şekilde simgelendi. Hatta bak Bennero’nun AY meselesi ile ilgili bir bağlantısı var Dany üzerinden ama Dany=Ay değil, Karanlık Çöktü üstüne vs. manasında ölüm, tehlike manasında.

    Benerro parmağını aya doğrulttu, yumruğunu sıktı, ellerini genişçe açtı. Sesi zirveye ulaştığında, adamın parmaklarından ani bir ıslık sesiyle alevler çıktı. Kalabalığın soluğu kesildi. Rahip havaya alevli harfler de çizdi. Valyria hiyeroglifi. Tyrion on şekilden ancak ikisini tanıdı; biri Kıyamet’ti, diğeri Karanlık.

    “Daenerys’in tehlikede olduğunu söylüyor. Kraliçenin üstüne karanlık gözler çöktü ve gecenin köleleri onun yok oluşunu hazırlıyor. Hilekârlık tapınaklarında sahte tanrılara dua ediyorlar… imansız yabancılarla ihanet komploları kuruyorlar…”

    Son alıntıya dönersek rahip önce ayı işaret ediyor ve bazı harfler çizerek (karanlık ve kıyamet) Dany’nin üstüne karanlık gözler çöktü, tehlikede diyor. Yani AY, ÖLÜM ve TEHLİKE. Nitekim ileride bu kuyusunu kazan tiplerden bazılarının kimler olacağına dair de ay ile ilgili başka işaretler de var.

    Yoo sen yazılanı baya yanlış anlamışsın. "Bununla da yetinmeyip benim dahi kullandığım."

    Benim kullandığım… deseydim o zaman ilk ben açtım kullandım, sonra sen geldin kullandın manası çıkardı… BENİM DAHİ KULLANDIĞIM deyince ben de kullandım onu ve sen kullandığında ulukurt vs. olaylarını kullanıp zorlama olmuyor, bağlantılı oluyor ama ben kullanınca zorlama oluyor ve bağlantılı olmuyor… diye bana argüman sundun, diyorum. :slight_smile:

    Olay da hoaaa çok yanlış anlamışsınlık durum yok yani… Ben Jon’un rüyasındaki “ay” kısımlarını ve Arya’nın rüyasındaki “ay” kısımlarını örnek gösterdim(dicord’da da) ama sen “Ulukurtları katma işine… ay gördüğün yere yapıştırmışsın kanıt diye” dedin. Oysa aynı şeyi sen de yapıyorsun. Sen yapınca oluyor ama ben yapınca olmuyor., zorlama oluyor.

    Hele Jon’un GÜNEŞ olarak simgelenmesi meselesi zaten kusuruma bakma ama cidden mantık dışı bir iddia, yani onu aldığın yerdeki kişi uçmuş baya. Senin o “güneş” meselesini yorumlarda neye dayanarak yazdığını biliyorum, buraya yazmadan önce de gittim yorumlarına baktım. Hikaye’de 1. ejderha drogo ile 2. hikaye ise Jon ile bağlantılandırmak için söyledin ama sorun şuydu ki Jon güneş ile bağdaştırılmış biri değil, sen de ulu kurt rüyasını alıp “güneşin saklandığı gecenin mağarası” meselesini kullandın. Ben de buna o başlıkta zaten gayet net bir cevap vermiştim, burada da yazdığım her şeye “zorlama zorlama zorlama” diyerek senin zorlamanın dik alası yaptığın ve kurt-rüya ikilisini kullandığın örneği göstererek çelişkiyi dillendirdim, o kadar.

    Ve o başlıkta da o sunduğunu söylediğin argümanlara karşı argüman sundum zaten, sen azcık insaf et. Senin en büyük argümanın bu hikayede; Drogo’nun onu ay olarak hitap etmesi ve sonrasında şu ejderha efsanesi. Hatta tamamen ilk olarak buna dayandırmışsın, sonrasında itirazlar gelince eklemeler yaptın. Öne sürdüğün üç tane tipin gözlerinde ay parıltısı görmesi ki onlara da cevap verdim orada. Başka neydi? Saçlarının gümüşi olması mı? Ay gibi? İşte biri sana Aegon demiş, sen ise “ama o olamaz çünkü drogo vs. hikayesine” geçmişsin. Ben de sana hak verdim ama sonra bir itirazda da bulundum; ona “ay” diyen yegane kişi Drogo iken ve bu sadece 1. kitapta ejderhalar doğana kadar iken sonrasında böyle kimse hitap etmediği gibi ay ile onu özdeştirecek hiçbir şey yok iken ay= dany sembolizi suya düşüyor, buna tutanamazsın demişim. Yani babası da Arya’ya 1. kitapta “sen aysın” diyor (tamam, kardeşine de güneş diyor ve tek amaç ikisi arasındaki farkı anlatmak diyelim ama senin söylediğin gece gündüz kadar, yer ile gök kadar cümlesi kullanılmıyor, kullanabilirdi…bunun yerine ay kullanılıyor ki ilk sayfalardan itabren sürekli bunlarla etkileşim halinde olan biz kızdan bahsediyoruz=-) ama bir daha kimse ona bunu söylemiyor. Yani 1. kitapta “ay” diye hitap edilen 2 ayrı karakter var ve ondan sonra da hiçbir karakter bu ikisine “sen aysın” gibi bir ifade kullanmıyor. Fakat sen inatla Dany=ay diyorsun… Ben de Arya= Ay diyorum, lakin benim bunu desteklemek adına da kurtların ay bağlantısı(kurtların sahiplerini simgelediğini biliyoruz ki sen de kabul ettin zaten), Braavos’un ay ile olan bağlantısı ve FM’ler ve Ay bağlantısı ve Arya’nın ay karardığında No one olarak hizmet etmeye devam etmesi gibi Ay ile bağdaştırılacak, onlarla etkileşimi, teması olan bir karakter olduğunu söylüyorum özelden. Genel olarak ise kuzey, stark hanesi, ötekiler, büyük öteki üzerinden bir bağ var ama o birleştirici bağı bir türlü yakalayamadım, hikayelerdeki karanlık noktalar yüzünden. :smiley: Yani Arya=Ay, oy Jon Jon Jon ne hoş mucukus diye düz basit bir savunma peşinde de değilim(zaten alakasız ilgisiz meseleler), daha büyük bir kurgu, olay var mesele içinde. Nitekim zaten senin aklına ay=dany bağı oluşmadan çok önce benim oluştu ve nitekim sana dillendirdim, şu diğer kuramları vs. bulunca daha da güçlendi bağ.

    Biz senle TATLILIK-ÖLÜM kavramını konuştuğumuz başlıkta şöyle bir olay geçti. Şimdi “tatlı” ile ilgili her hitap, mesele (Misal Val’ın havanın tadının tatlı olduğunu, Jon’un havanın tatlı koktuğunu söylemesi gibi) ÖLÜM işareti olduğunu söyledim. Haliyle Dany’nin görü olarak gördüğü “duvarda açan mavi çiçek TATLI koku yaydı” meselesini ben, Dany’nin ölümüne veya ona yakın bir şeye yorduğumda sen sadece “aşk, başka nasıl ifade edilebilirdi ki zaten?” diye karşılık verdin ve seri boyunca yazılan tatlı=ölüm kavramı arasındaki bağı hatırlattığım sana inkar etmedin ama “başka türlü anlatamazdı, bu yüzden bu seferlik bir İSTİSNA bu tatlı koku” kavramı dedin(yani tatlı yerine hoş koku da yayabilirdi ya da güzel koku, tatlı yerine neyse konu bu değil.).

    Bunu aldın mı bir kenara? Tamam. Şimdi diğerine geçelim ve birleştirelim.

    Şimdi ben sana diyorum ki… Drogo’nun Dany’e “Ayım benim” diye hitap ettiği bir hikaye var ortada, değil mi? Onu da neyle bağdaştırdık, ejderhaların “yeniden yeryüzüne döneceği” hikaye ile… Nitekim ben bu konuda da sonuna kadar sana katıldım ama senin olayı yanlış yorumladığın bir kısım olduğunu da söyledim. Neyse kısım bu değil. Şimdi bu drogo ve ay meselesinden aldın Dany’yi tüm seri boyunca Dany’nin AY olarak tasvir edileceğine yordun. Ben ise senin tatlı-ölüm kavramı ile ilgili yorumunu hatırlatarak “işte asıl bunun İSTİSNA bir anlatım.” olduğunu söyledim. Çünkü başka hiçbir yerde dany=ay tasviri olmadı ama ölüm-tatlı sık sık sürekli istisnasız işlendi.

    Hatta sana son yorumu da alıntılayım o başlığındaki

    İşte Drogo ve Dany’nin birbirine GÜNEŞ VE AYIM sözünün mantığı burada yatıyor, 2. ay çatlaması ve ejderhaların geri dönüşü gerçekleşiyor; bundan sonra zaten Dany için “ay” vs. ile ilgili bir betimleme yapılmıyor, kadın köküne kadar ateş… O söz olsa olsa hikayeyi forshadowing olarak kullanmak isteyen GRRM’in bu iki aşığa kullandırttığı bir söz. Hani ‘tatlılık’ kavramı ile ilgili söyledin ya “bu seferlik istinai kullanılmış olabilir” vs. işte asıl istisna kullanımı burada… Ben böyle yorumluyorum, senin söylediğin şekil kafama oturmuyor çünkü.

    Kısacası özetle; 2. ay çatlaması dany ile birlikte oldu bitti bile, başka bir geri dönüş beklemeyin. :slight_smile:

    Devam edelim.

    Duygu… Bazen bana “sen benim yazdıklarımı okudun mu? İnan hiç okumamışsın gibi.” tarzında cümleler yazıyorsun ya… Hiç söylemedim ama öyle yazdığın zaman seninle bir şey tartışmak güç oluyor ve tartışmadan soğuyorum.(yahut şu;birileri bir şey yazdığımda hiçbir argüman ifade etmeden ‘zorlama zorlama’ deyince sinirleniyorum.) İlk başta kendimden şüphe ediyorum ve “Kız herhalde söyledi ise haklılık payı vardır. Bir şey gözümden atladı herhalde.” diyorum ve önceki yorumları yeniden okuyor, üzerinden yeniden bir düşünüyor ve sonra senin son söylediğine dönüp “neresini yanlış anlamışım, gayet net anlamışım.” diyorum ama orada bırakıyorum ya da biraz daha deniyorum yazmayı. Misal o tatlılık kavramında koy verdim gitti, yazmadım bir daha.

    Yani bu sefer aynı şeyi ben sana söyleyeceğim ama karşılık olsun diye değil, çünkü cidden ne alaka? diyorum şu yazdığın yoruma. Bak ben baştan beri senin başka konularda vs. yazdığın şeyleri savunurken kullandığın argümanları sana hatırlatıyorum ve benzerini yahut aynısını ben yaptığımda adı “zorlama” oluyor, diye eleştiriyorum. Sen geldin şimdi “başka meselenin konularını burada mı tartışıyoruz?” diyor ve Robb meselesini açıklamaya çalışıyorsun. Yani bir de beni hala “anlamamakla” suçluyorsun; yani seni anlasam sana %100 hak vereceğim, başka yolu yok mu? Ben seni anladım ama hak vermiyorum, doğru bulmuyorum, bağlantı kurma şeklinin yanlış olduğunu söylüyorum. Mesele bundan ibaret. Aynı şeyi şu “döngü” ile ilgili açtığın başlığında da yaptın; oradaki herkesin seni anlamadığını söyleyip, yazmaktan vazgeçtin; çünkü anlamıyoruz ama anlasak sana hak mı vereceğiz? Muhtemelen “ya yok öyle değil” diyeceksin ama ben ister istemez hep bunu anladım, böyle yansıdı. Yeri gelmiş iken ifade etmek istedim, kırıcı bir şey demediğim, ümit ederim inşallah.

    Yani sonrasında da aynı şekilde devam etmiş konu, şahsen burada kesip atmak istiyorum. Fakat saygısızlık olmasın, o kadar yazmışsın, ben de bu kadarına cevap vermişim… kalan kısma şöyle genel olarak özet şekilde cevaplayacağım.

    Bazen ifadelerim o anlık durum yüzünden karışık vs. olabilir, kabul ediyorum. Ben kendimi gerçekten doğru ifade edemediğim için bağlantı kurmada sorun yaşayabiliriz. Bir de iki yorum arasında fikir değişikliğim de gerçekleşebiliyor, çünkü yeni bilgiler edinebiliyor ve o bilgilerden yeni bağlantılar kurabiliyorum.

    Şimdi Ned, kızına sen “ay’sın” dedi, bu drogo’nun Dany’e “ay’sın demesi” kadar etkili bir ifade, sonrasında bunu ikisine de diyen yok, orada kaldı bu. Fakat Dany’nin aksine Arya, “ay” ile etkileşim/referans adına ne arzu edersen söyle… olan kişi/ler ve yerler ile 1. kitaptan beri sıkı fıkı bir etkileşim, kol kola gezme, hoplama zıplama ne dersen de, halinde kaldı; Braavos, FM vs. Özelden Arya, ay ve onunla bağlantılı kişi/ler olay/lar ile ilgisi var, yapışık ikiz mi dersin, başka mı dersin beğendiğin kelimeyi seçebilirsin, sorun yok… Yani AY tarafında diyelim, sen rahatla, hadi ayın kendisini sembolize şeklinde demeyelim, seni kırmayacağım bundan sonra. Sen “simge” kelimesine takıldın gidiyon. Fakat ben burada daha farklı bir hikaye anlatmaya çalışıyorum aslında, lakin pek beceremedim galiba.

    Bu arada Braavos resmi olarak bir ay şehri şeklinde ifade edilen bir yer değil, AY ile sembolize edilebilecek bir yer. Ay Ozanları tarafından bulundu, AY TAPINAĞI en büyük ve başat ibadet yeri, şehrin dört bir yanı ay figürleri ile dolup taşan bir yer vs. vs. vs. FM’lerin AY yüzlü kapıları gibi gbi gibi gibi… Ayrıca kuram teori ay vs. bana net şeylerle gel ifadesi biraz baştan savmalık ifade, senin iddiaların da %100 gerçek, kanıtlanmış seriden yazardan onay almış bilgiler değil, bu yüzden TEORİ kısmında açıyorsun anlatabildim?

    Diğer yandan bana AY=SOĞUK vb. şeylerle ifade edilemez deme kendimi aşağı atarım. Tamam, ilgini çekmiyor, tamam astroloji/kozmoloji ne ise ismi fazla takmıyorsun ama benim ilgimi az çok çeken alanlar; bu ay= gece’nin elemanı; su ile bağdaştırılır; ateş ve güneşin terisidir, tersi özellikler barındırır gibi bilgiler mitolojik/ astrolojik bilgilerdir ve böyle gizli örgütler vs. acayip sever bunları kullanmayı. Martin de mit vb. şeyleri serisinde kullanıyor, bunu iyi biliyorsun.Ay bir çok kültürde farklı yorumlanır ama misal bir tanesinde ay kötü bir ilahtır ve hayat manasına gelen su, ölümün aracısı haline geliyor. Kendisi tanrıça ve ölüm, gece , uyku ilahı olarak kabul ediliyor. (sanırım amerikan yerlilerine ait bir mit imiş) Aklıma hemen gecenin kraliçesi geldi. Misal FM’lerde suyun ne amaçla kullanıldığını hepimiz iyi biliyoruz. (Misal bak bazı kültürlerde de güneş kötüdür, soğuk faydalıdır. Kısacası kimi mitlerde ay iyi ya da kötü; kimisinde de güneş iyi ya kötü simgelenebiliyor. Bu tamamen o halkın yaşam şekli ve bakış açısıyla ilgili bir mesele ve biz bu bakış açısını aynen bu seride de görüyoruz. )

    Şu başlığı bir oku derim. Yani AY’IN BUZ/BÜYÜK ÖTEKİ/ÖLÜM/KARANLIK vs. ilgili bir çok referansı, işareti var ve en az iki hatta üç başlık kuram çıkıyor, sen ay’ın ne olduğunu kabul etmek istemiyorsun, sırf dany ay demek için mi?

    AY simgesi GÜNEŞ karşısında “olumsuz” bir anlam taşıyor. Güneş yaşam ise Ay ölümdür. Son verdiğim başlık örneğinde bol bol örnek verilmiş, Martin nerede ölüm var ise hepsinde ay betimlemesi yapmış. Yorumun en başında Dany hakkında söylenen “tehlike çanları” yorumunda da ay işaret edilip; karanlık ve kıyamet yazıları yazılarak ve Dany’nin (senin ay ile sembolize edilebilir demek için kullandığın örnekte) karşısındaki 3 kişinin gözlerinde “ay” parlaması olmasının neye işaret ettiği aşikar ki ben bu yorumu( 3 kişi meselesinde) zaten senin başlığındaki en son ki yorumumda da yaptım, başkaları da benim gibi düşünüyormuş… Bu ay, arya, su, buz, stark, öteki bağlantısı gibi fikirlere tek sahip kişi de ben değilim, başkaları da ben gibi düşünüyor… Yani bir çok kişinin sen ben gibi düşünmesi, o fikri %100 haklı, doğru ve çok mantıklı yapmıyor, sadece başkaları da bizim gibi düşünüyormuş, bu sadece.

    Benim “ejderhalar” başlığında yazdığım düşüncelerimi biliyorsun; büyük öteki, ww vb. buz tarafın %100 saf kötü olmadığını düşündüğümü söyledim, yani Melisandre’nin ilahı ne kadar iyi ise onlarınki de o kadar iyi yahut tersi ne kadar kötü ise o kadar kötü. Martin’in tarzı ortada.

    Haliyle Arya’nın sürekli ay ile içli dışlı olması vs. elbette ki bizim anladığımız klasik manada ondan pek de hoş şeyler bekleme lafını söyletiyor. Yüce Yürek Hayaleti’nin ona söylediği şeyleri hatırlamıyor musun? “Kurt çocuk, kan çocuk, ölümün kokusu senden geliyor… buradan git kara yürek!” Ve sen bundan gerçekten iyi bir şey bekliyor muydun? :joy: Arya’nın rolü ne olacak bilmiyorum ama ateş karşısında buz tarafından bir rolü olacak gibi ve kendisi zaten hali hazırda kan, ölüm vb. şeylerin westeros şubesi olmaya başladı. Lakin dedim ya ne buz ne ateş ikisi de saf iyi ya da kötü değil bence… haliyle iki tarafta yer alan kişilere de kötü/iyi diyemem tam olarak, gerçi insanın bakış açısı da fark ediyor ama demek istediğimi anladığını düşünüyorum. Valkyrie, FM ve Arya meselesini hatırla.

    Arya’nın ay karardığında dönme meselesi Arya’ya özel bir şey demedim… Nerenden çıkardın? Yani benim açtığım tüm başlıkları okudun sanıyordum, bazısına yorum da yaptın. Oradan bağlantıyı kuramadın? FM-AY ve içlerinden biri olarak ARYA. etkileşim, referans ne dersen de.

    FM kapısındaki Ay; Arya-Ay olayı arasındaki bağ için “ay=arya” şeklinde bir şey dediğini hiç iddia etmedim, senin kafanda dany=ay diye diretmeden önce bunu yazdığımda hiç itiraz etmedin, ilginç buldun (hatta ay meselesini araştıracaktın ama unuttun dedim. Zaten başlığı açınca ben hatırlayıp araştırdım.) ama Dany-Ay meselesinin bağlantısını kurunca itirazlar başladı. Bunu ifade ettim discord’da.

    Aynı şekilde yaş atlaması meselesi için “arya ile ilgili olmasın istemiyorum” tarzı bir ifade, düşünce belirttiğini de söylemedim. Sadece konu bir yerden bir yere gelip buna dayandı ve sen “onunla ilgili değil, kesin değil” dedin, ben de sonra başka bir şey buldum onu ekledim sonradan ben sana atarım dedim, hazır tartışıyoruz buraya koydum o kadar yani. :smiley:

    “fethetme” meselesinin ciddi manada fetih olmadığından eminim, yani orada bir mecaz var. Arya’nın hikayede vurgun yapacağını ifade ediyor ama evet, nasıl bir vurgun bu? Yani insan bir çok şey düşünebilir, bir çok yere çekebilir. Zaten halihazırda herkes bir sürü kuram üretmiş, çek çekebildiğine. :smiley:

    He bunlara arzu edersen cevap yazarsın istemezsen cevap yazmazsın, şahsen pek bir yere varamayacağımızı düşündüğümden ben geri dönüş yapmayacağım bu konuda, yanlış anlama olmasın, saygısızlık ettiğimi düşünme diye belirtmek istedim. Sonuçta söz hakkın var, cevabını yazarsın ama dönüş yapmadığımda da yanlış anlayıp, saygısızlık adletmeyeceğini umarım, çünkü dediğim gibi bir yere varamayacağız, böyle gidecek. Nitekim sana daha önce de söylemiştim özelden sohbet ederken, konu bir yere gitmez hale gelince sohbeti kesiyorum çünkü iş polemik, inatlaşma vb. şeylere giriyor. Tadında bırakıyorum, demiştim. :heartbeat:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

3 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar