Serinin başlangıcından bu yana Arya Stark’ın ve Braavos’un ay ve su ile yakın ilişkili bir etkileşimi var. İçerik Braavos ve bir noktadan FM’leri de ilgilendirdiği için, burası ile bağlantılı olabilecek bir konu olabilir.

Öncelikle ay ve su konusunda kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Ay, mitlerde bazen erkek bazen de kadın olarak kabul edilir. Örneğin Türk mitlerinde ay, önemli bir yere sahiptir. Kozmolojik olarak gökyüzünde ilk ölen ve dirilen Tanrı Ay’dır; 3 gün gökyüzünde görülmez ve sonra yeniden doğar. İlk dönem insanlar bunu ‘ay’ın ölmesi’ olarak algılamıştır. Tüm dünya mitlerindeki ‘kahraman’ anlatıları ‘Ay’ üzerinden kurgulanmıştır. … Mitlerinde ay tutulmaları, ejderhanın (Türklerde kurt-ejder) Ay’ı yediği inancıyla bağlantılı görülmüştür. Viking mitlerinde Ay tutulması, Ay’ı kurtların yemesinden kaynaklıdır. Aynı mantık Türk mitlerinde de vardır; kurtlar ay’a saldırarak onu yer ve böylece ay tutulur. Eliade’ye göre tufan ile ilgili mitlerin çoğu, tufan sonunda tek bir insanın sağ kaldığından ve bu sağ kalan insanın bir ‘ay’ hayvanı ile evlendiğinden bahseder. Sonuçta bu hayvan o kavmin ya da milletin atası olur; Türkler’de bu ay hayvanı Gökbörü’dür. Gökbörü, kurt-ejder kavramı ile de ilişkilidir. Kavim ve boyların atası su baskınına yani tufana sebep olan bir ay hayvanıdır. Türkler çoğu zaman kurt ve ejderi birlikte tasavvur etmiştir. (Bu paragrafta yazan bilgiler Nuray Bilgili’nin Türk Mitolojisi kitabından alıntılanmıştır.)

Elbette ki GoT serisi batı kültür ve mitlerinden esinlenildiği için Türk mitlerinden doğrudan bir referans ile hareket etmek doğru değil ama yazanlardan ‘ortak’ olan öğeleri alarak devam edebiliriz. İskandinav mitleri ve Türk mitlerinin ortak bazı noktaları var aslında, yok değil. Kurt ve Ay kısmı buna bir örnek(Zaten İskandinav mitleri, GRRM’in esinlendiği yerlerden biri; Valhala, Valkyire ve Odin gibi konular aklınıza gelsin.).

Astroloji ile ilgilenenler bilir, ‘ay’ su elementi ile ilişkilidir ve kurt-ay ilişkisinin gerek dünya mitlerindeki gerekse efsanelerdeki yerine hepiniz vakıfsınız.

Hermetics sitesinden ay ve su ilişkisi hakkında bir yazı.

” Su elemanı içeren temel esas içe çekilmedir. Özellikleri ateşe zıttır. Dişi unsuru içerir. Kadim cağlarda hayatın denizden başladığı inanılırdı. Deniz, ayı da hükmeden bir ana tanrıçanın rahmi olarak görülürdü. Suyun yansıma gücünden dolayı kadimler onu bilgeliğin simgesi olarak görmüşlerdir. Onun diğer özellikleri soğukluk, gizlilik ve uykudur. Ateş elemanı şuuru ve su elemanı şuur-altını simgeler. Ateş gündüzün hakimi güneşi içerir, su ise gecenin hakimi ayı içerir. Alevler göğe doğru yükselir, su ise yere doğru düşer. Su bünyesinde her türlü maddeyi eritip barındırır. Su değişkendir ve etraftaki tesirlerin özelliklerini özümseyerek sergiler. Dolaysıyla hayat verici de olabilir, zehirleyici de olabilir. Temizleyici de olabilir, kirletici de. Ancak saf hali ile sadece hayat verici ve arındırıcıdır. Astrolojik özellikleri duygusallık, duyarlılık ve sezgidir. Su eterik alemi simgeler.”

Kısa özet; AY + SU (BUZ) + GECE + KURT hepsi birbiri ile bağlantılı. (Unutmayın buz ve kar, donmuş sudur.)

Ay ve su ilişkisini ve mitlerdeki anlamını gördükten sonra bunun izlerini seride aramaya başlayalım.

  • Braavos(ay ve su), deniz ve sisler ile ejderha lordlarından ( ateş ve güneş) gizlenmiş bir şehir olarak hayatına başladı. Braavos’un köle atalarını buraya getirenler kimlerdi? AY OZANLARI ismi verilen KADIN RAHİPLER; kölelerin, ejderha lordlarından gizlenebilecekleri bu yerin kehanetini ortaya atıyorlar ve sonuç olarak onları buraya getiriyorlar. Bunun sonucunda Braavos’taki en büyük tapınak bu ay ozanlarının tapınağı.

“Ay Ozanları bizi buraya, Valyria ejderhalarının bulamayacağı bu sığınağa getirdi,” dedi Denyo. “Onlarınki en büyük tapınaktır.”

  • Braavos’un bir çok yanında ay/hilal ile ilgili bazı işaretler bulabilirsiniz; misal Ay Havuzu oldukça popüler noktalardan biridir. Ay Gölgesi ; Ay Tanrıçası, Ay Tapınağı vb…

Arya arkasına baktı, liman ve deniz kulağı kaybolmuştu. İleride, kanalın her iki kıyısı boyunca bir sıra büyük heykel yükseliyordu; deniz kuşlarının pislikleriyle lekelenmiş uzun etekli bronz elbiseler giyen, vakur, taş adamlar. Bazıları kitaplar, bazıları hançerler, bazıları da çekiçler tutuyordu. Biri, yukarı kaldırdığı eliyle altın bir yıldız kavramıştı. Bir diğeri taş bir matarayı baş aşağı etmişti, kanalın içine sonsuz bir su akıntısı gönderiyordu. “Onlar tanrı mı?” diye sordu Arya.
“Deniz Lordları,” dedi Yorko. “Tanrıların Adası daha ileride. Gördün mü? Altı köprü aşağıda, sağ kıyıda. O, Ay Ozanlarının Tapınağı.”
Arya’nın deniz kulağından gördüğü binalardan biriydi; kar beyazı mermerden inşa edilmiş muazzam yapının üstü, ayın her safhasını gösteren süt camı bir kubbeyle örtülmüştü. Kapıların yanında bir çift mermer kız duruyordu, Deniz Lordları kadar uzun olan kızlar, hilal şeklindeki kapı pervazınıdestekliyordu.

Benim ise en çok dikkatimi çeken FM’lerin tapınağı olan Siyahın ve Beyazın Evi. Oraya merhamet hediyesi için gelenler ne yapıyordu? Zehirlenmiş ‘tatlı’ suyu içerek ölüyordu. Su konusundaki verdiğim metinde ne diyordu? “Dolaysıyla hayat verici de olabilir, zehirleyici de olabilir. “

Bu evin kapısına odaklanalım.

Yukarıda, üç buçuk metre yüksekliğinde oymalı ahşap kapılar buldu. Sol taraftaki kapı kemik kadar beyaz büvet ağacından yapılmıştı, sağdaki parlak abanozdan. Kapıların ortasında bir ay yüzü oyması vardı; büvet tarafta abanoz ve abanoz tarafta büvet. Ayın görüntüsü, Arya’ya Kışyarı’nın tanrı korusundaki yürek ağacını hatırlattı. Kapılar beni izliyor, diye düşündü.

Gelin şimdide benzer betimlemeyi rahipler toplantısında görelim.

Yüksek sırtlı sandalyeler, yukarıdaki tapınağın kapıları gibi abanozdan ve büvet ağacından yapılmıştı. Abanoz sandalyelerin arkasına büvet yüzler kakılmıştı, büvet sandalyelerin arkasına da abanoz yüzler.

Çıraklar, ellerinde şarap sürahileri tutuyordu ama Arya, elinde SU sürahisi tutuyor. Hatırlar iseniz bu eve ilk geldiğinde de birine elleriyle zehirli suyu içirmişti.

Şimdi FM’lerin ay ile doğrudan ilişkisini anlatan bir şey yok (eğer gözden kaçırmadım ise) fakat Büvet Ağacından kapıları ve sandalyeleri olması; bunlara da AY simgesini kazımaları oldukça ilginç. Aslında başka ilginç ayrıntı da var ama o başka bir konunun konusu olduğu için geçiyorum. Yalnız ay ve suyun ilişkisi yazısında suyun gizlilik, uyku ve soğukluk özellikleri olduğunu unutmayın… aklıma ister istemez FM ve Ötekiler geldi. :smiley:

Arya, ilk kitaptan itibaren ay/su ve bununla ilişkili Braavos/FM’ler ile doğrudan veya dolaylı yoldan etkileşim halinde.

İlk kitapta Jon, Arya’ya Braavos işi bir suikastçı kılıcı vermişti, sonrasında oradan gelen bir öğretmen tarafından SU DANSÇISI olmak için eğitil almıştı ki Braavos’un suikastçılarının kullandığı kılıç sanatının SU DANSI olarak isimlendirmesi bile dikkate değer bir ayrıntı. Ayrıca babası onu “AY” olarak ifade ediyordu. Ayrıca buz/kar ile kaplı soğuk bir coğrafyada yaşadığını unutmayalım.

“Aynen öyle. Şimdi dansa başlayacağız. Unutma çocuk, bu Batıdiyarlıların demir dansı değil, şövalyelerin çekme ya da dövme dansı da değil. Bu suikastçilerin dansı, su dansı. Hızlı ve kıvrak. Bütün insanlar sudan yapılmıştır bunu biliyor muydun? Onları deldiğinde sıvı vücutlarından akar ve ölürler.”

Normal şartlar bir kişiden “insan sudan yaratılmıştır.” diye duyar isek buna pek önem vermeyiz ama bunu su ve ay ile bu kadar ilişkili bir yerden gelen Braavos’lu bir su dansçısı söyler ise kulak kabartmak gerekir, diye düşünüyorum.

Arya, kimliğini geride bırakması gerektiğinde Arya’ya ait tüm eşyaları (İğne hariç) suya atıyordu. bu eylemi bir nevi Arya kimliğinin BİLİNÇ ALTINA atma çabası olarak da görebiliriz. Su, bilinçaltını temsil ediyordu, unutmayın. Hatta ilginç bir ayrıntı da var; gümüş bir çatal vermişlerdi yolculuğu sırasında ve bu ve benzeri birkaç eşyayı Arya, hazinesi olarak kabul ediyordu. Üç ağızlı çatallar, batı mitlerinde genelde su ile ilişkilidir, biliyorsunuz. Türk mitlerinde de hayat ağacı ile ilişkidir ki su, hayat demektir. Lakin elbette ki ölüm ile ilişkili FM’ler için hayat, pek kayda değer bir kısım oluşturmuyor ama biz burada FM olmayan, onların yöntemlerini öğrenmeye çalışan Arya’dan bahsediyoruz.

Arya, KL’den Braavos’a kadar olan yolculuğunda yine Braavoslu olan bir FM, Jaqen ile karşılaşıyor ve onun tarafından Braavos/FM’lerin yanına yönlendiriliyor. Arya burada olduğu süre zarfında hizmet ederken bir süre sonra Braavos dilini öğrenebilmesi için deniz mahsulleri satan bir adamın yanına gönderiliyor ama ayrıca edindiği bilgileri FM’lere getirmek için de zaman zaman geri dönüyor. Ne zaman geri dönüyor? Karanlık çöküp ay çıktığında.

Cat, ay karardığında tepenin üstündeki tapmağa gizlice geri dönüyor ve her seferinde nazik adamı onu beklerken buluyordu. Adam her seferinde, “Bizden ayrılırken bilmediğin ne biliyorsun?” diye soruyordu.

“Bütün insanlar hizmet etmeli.” Ve Cat hizmet ediyordu, her otuz günün üç gününde. Ay karardığında Cat hiç kimseydi, Çok Yüzlü Tanrı’nın siyah beyaz cübbeli hizmetkârıydı. Demir bir fener taşıyarak nazik adamla birlikte güzel kokulu karanlığın içinde yürüyordu. Ölüleri yıkıyor, onların kıyafetlerini karıştırıyor ve sikkelerini sayıyordu. Bazı günler yine aşçı Umma’ya yardım ediyordu, büyük beyaz mantarları doğruyor ve balıkları temizliyordu. Ama sadece ay karanlık olduğunda. Diğer vakitlerde, ayağına çok büyük gelen çizmeler ve etekleri aşınmış kahverengi bir pelerin giyen, Paçavracı Limanı’nda el arabasıyla dolaşıp, “Midyeler;istiridyeler, deniz tarakları,”diye bağıran öksüz bir kız oluyordu.

Ay bu gece kara olacaktı; dün gece incecik bir çizgiden ibaretti. “Bizden ayrılırken bilmediğin ne biliyorsun?” diye soracaktı nazik adam.
“Bu gece ay karanlık olacak,” diye hatırlattı Cat.
“Öyleyse dua etsen iyi olur.” Brusco çizmeyi bıraktı ve keseyi masaya boşaltıp sikkeleri saymaya başladı.

Ama küçük kız cevap veremeden, nazik adam gülümseyerek odaya girdi. “Bize geri dönmüşsün.”
“Ay karardı.”
“Karardı. Bizden ayrılmadan önce bilmediğin ne biliyorsun?”

Dikkatinizi çekti ise Ay Karanlık Olacak yahut Ay Karardı deniyor, biz genelde “bugün gökyüzünde ay yok.” deriz ama özünde ay oradadır, sadece ışığını yansıtmaz ama burada Ay Karanlık olarak tabir edilmesi dikkat çekici. Ay’ın gece ile ilişkili olduğunu unutmayın. Ayrıca Arya kendini sık sık GECE KURDU olarak nitelendiriyor.

Onun geceleri uzak yıldızlarla ve karların üstüne vuran ay ışığıyla aydınlanıyordu ama kız her sabah karanlığa uyanıyordu.(Kör Beth olduğu zaman.)… Kızın gri kuzenlerinden bazıları insanlardan korkuyordu, ölü insanlardan bile, ama kız korkmuyordu. Et, etti ve insanlar avdı. Kız, gece kurduydu.
“Ne kadar zaman kör olmak zorundayım?” diye soruyordu.
Karanlık, senin için aydınlık kadar tatlı olana dek,” diyordu küçük kız.

Arya, kurdu aracılığı ile de ay ile bağlantılı olmaya devam ediyor. Birkaç alıntı.

Gece sona ermeden önce Arya’nın aklı gidip gelmeye başladı. Elinde sürahiyle öylece dikilirken bir kurt olduğunu düşledi, ay ışığıyla aydınlanmış bir ormanda özgürce koşuyordu, arkasında koca bir sürü uluyordu.

“Çünkü gece karanlık ve dehşet dolu.”
Benim için değil.Kör kızın geceleri ay ışığıyla, kurt sürüsünün şarkılarıyla, kemikten koparılmış kırmızı etin tadıyla ve gri kuzenlerin tanıdık kokularıyla doluydu. Kız sadece gündüzleri kör ve yalnızdı.

Kurtların ay ile ilişkisine Jon’un rüyası ile de örnek verebiliriz.

Beyaz kurt siyah bir ormanın içinde, gökyüzü kadar yüksek bir uçurumun altında koşuyordu. Ay, yukarıdaki çıplak dalların oluşturduğu düğümün arasından kayarak, yıldızlı sema boyunca kurtla birlikte gidiyordu. “Kar,” diye mırıldandı ay.

Arya’nın kurdunu görüyor; her gece kurt rüyası gördüğüne göre Arya da görüyordur bunu.

Başka bir yerde, kurdun küçük kız kardeşi başını yukarı kaldırdı ve aya şarkı söyledi. Yüz küçük gri kuzen, dişi kurtla birlikte şarkı söylemek için avlanmaya ara verdi.

Ay’a şarkı söylemek için avlanmaya ara veriyorlar. Devam ediyor rüya…

“Kar,” diye seslendi ay tekrar, kıkırdayarak. Beyaz kurt, buzlu uçurumun altındaki insan izlerini takip ederek yürüdü. Dilinde kan tadı vardı, kulakları yüz kuzenin şarkısıyla çınlıyordu. Bir zamanlar altı kurttular. Beşi, karın içinde, ölü annelerinin yanında kör bir şekilde inliyor ve sertleşmiş ölü memelerden soğuk süt emiyordu, beyaz kurt tek başına emeklemiş ve onlardan uzaklaşmıştı. Geriye dört kurt kalmıştı… ve beyaz kurt onlardan birini artık hissedemiyordu.
“Kar,” diye üsteledi ay.
Beyaz kurt ondan kaçtı, güneşin gizlendiği gece mağarasına doğru koştu, nefesi havada donuyordu. Muazzam uçurum, yıldızsız gecelerde taş kadar siyahtı, engin dünyanın üzerinde yükselen bir karanlıktı, ama ay çıktığında uçurum, donmuş bir dere gibi solgun ve buzlu ışıldardı.

Genel olarak toparlar isek Ay ve Kurtların; dahası Stark çocuklarının bağlantılı olduğunu görüyoruz. Bilhassa Arya’nın Ay ve Su ile bağlantısı ilginç bir nokta.

Aslında Starkların kurt ve buz’u temsil ettiği düşünülür ise ay ve su ve bunlarla ilişkili şeylerle bağlantılı olması şaşılacak bir durum değil. Sizce seri için bunun ne gibi önemi olabilir?

 

Önemli Cevaplar

  1. Aslında Braavos ile Starkların pek Alakası yok ve şimdilik bu sadece ebedi bir yakıştırma gibi duruyor. Çünkü dediğin gibi genelde her zaman kurtlarla ayın bilindik ilişkisine rağmen seri içinde böyle bir şey görmedik. Ancak geçenlerde açılan Dany ve ejderler konusu, antik efsaneler vb unsurlarla düşünüldüğünde bir ihtimal bazı noktalardan anlamlı olabilir.

  2. Braavos daha çok Arya ile ilgisi olan bir yer, özelde Arya… Ay için Stark çocukları dedim ama Sansa’yı katamam. Onun kurdu en baştan ölü.

  3. Stark özelinde değil daha çok Arya üstünden gitsek buradan nereye varabiliriz ki?

  4. Kesinlikle. Dolayisiyla bu sekilde bag kurmak zorlamadir.

    Ve dolayisiyla bu ve bundan sonra yazdiklarin da zorlaminin ötesindedir.

    Braavos’un hikayesi ile ilgili bir detayi Arya’ya baglamak da zorlamadir.

    Yapilan bu tanimin içinde geçen ay kelimesini Arya’ya baglamak da zorlamadir.

    Siyah ve Beyaz’in evinin kapisindaki sembolü Arya’ya baglamak yine zorlamadir. Bu sembolün ortaya çikmasi mesela Arya ile ilgili degildir. Bu sekilde bakarsak, Siyah ve Beyaz’in evinde olan herkesi Ay’a baglayabiliriz. Spesifik olmali sembolizm, burada öyle bir durum göremiyorum.

    Yine ayni sey. Özellikle Arya’ya baglayabilecegin bir durum, ve Arya - Ay sembolizmi yok.

    Yine zorlama, hatta alakasiz.

    Yok, bu da olmadi :smile:
    Burada Arya’nin ne zaman ne sekilde görev aldigi ile ilgili belirti var. Asoiaf dünyasinda zaman ay ile belirlenen bir sey, ay’in evreleri ile. Olay sadece bu.
    Ve sembolizm olsa, yani Arya = Ay durumu olsa, aksine Ay’in çok net görüldügü yazilmasi gerek ki sembolizm vurgulansin.

    Yine sadece tanim. Hiçbir sekilde özel bir mesaj çikaramazsin.

    Ve sonrakiler de öyle.
    Birçok pov’da ay’in da yer aldigi tanimlamalar yapiliyor, dolayisiyla bu sekilde bakarsak, birçok kisi için Ay = X diyebiliriz. Dedigim gibi, sembolizm spesifik olmalidir.

    He! Iste demek istedigim bu! Senin baktigin gibi bakarsak, burada da Jon ile ay arasinda baglanti kurabiliriz. Ama o bag özel olmalidir, anlamli olmalidir. Ben simdiye kadar okuduklarimda öyle bir sey göremedim.

    Kurt rüyalari geceleri oluyor hep, ee gece deyince akla ilk neler gelir? Ay, yildizlar… Kurt basini kaldirip uluyorsa, bir yazar bunu elbette “Ay’a sarki söyledi” seklinde süslü bir sekilde anlatir.
    Ve burada da yine spesifik olarak Arya-Ay baglantisi yok. Bu baglantiyi diger kurtlarla da yapabiliriz. Ay-Arya (kurdu)'na özel bir durum yok.

    Stark çocuklarinin… Yani esasinda Ay=Arya gibi bir sembolizm yok. Dedigim gibi sembolizm spesifik ve özel olmalidir. Öyle bir bag olmali ki, baskalarinda aynisi görülmemeli, karaktere özel olmali.

    Yani kisacasi, üzgünüm ama, hepsi zorlama. Olmamis.

    Okuyup yorumlamami istiyordun, okudum ve yorumladim iste @YeniAy_Ottoman :smile:

  5. Sağ ol canım. :kissing_heart: Şimdi sen de üstün körü geçmeden aşağıdaki yorumu oku. Fakat önce oku, sonra yaz. Okurken yazma :smiley:

    Lakin bak şimdi, Discord’da konuştuklarımızı da hatırlayınca olmadı bu diyorum.

    Ne dedin bana? Dany güneş değil… Kurtlar üzerinden bağ kurma, çok zorlama vs. Senin şu Ay, Güneş ve Ejderhalar bağlantına yazdığın yorumu hatırlıyor musun?

    Jon’un güneş olması ile ilgili aşırı zorlama (cidden aşırı ve uçuk bir zolrmaydı) bir bağlantı kurup Jon-Dany diye birleştirme yapmıştın. Peki, o bağlantıyı nasıl kurdun? Jon’un ULUKURT rüyasını aldın oradan GÜNEŞİN SAKLANDIĞI GECE MAĞARASI’na getirdin meseleyi. Hayalet, Jon’u temsil eden bir hayvan diyerek de pekiştirdin işi. Bununla dayetinmeyip benim dahi kullandığım aylı kurt rüyasındaki ay kısımlarını ve gece mağarsı-güneş kısmını alarak bağlantıyı kurmuşsun. Bana da kurtları kullanıyorsun, ay geçiyor yapıştırıyorsun AY bağlantısı diye, karşı çıkıyorsun. Oldu mu bu şimdi? :smirk:

    Diğer yandan Aegon’un saçı Ay olamaz, çünkü onun ay ile bağdaştıran “AY’IM BENİM” diye bir ifade yok demiştin. Doğru yok. Lakin bu benzetmeyi ona yapan yegane kişi 1. kitapta Drogo olduğu ve bir daha Dany ve Ay benzetmesi hiç kimse ve bir şey tarafından yapılmadığı; hatta ay ile etkileşimli bir yerde dahi bulunmadığı halde bu bağlantıyı sürdürmeye devam ettin. Hani TATLI-ÖLÜM kavramlarında bir yorum yapmıştın, hatırlıyor musun? Bütün tatlı tat ve kokunun ölüm ile bağlantılı olduğu aşikar bir şekilde ortada ve yorum dahi götürmez iken sen sen gittin çiçek ve tatlı koku yayıyor meselesini BİR KERELİĞİNE İSTİSNA şeklinde ifade etmiştin. Şimdi ay-güneş meselesi; neden sadece 1. kitapta EJDERHALARIN GÜNEŞE YAKLAŞMA meselesi ile ilgili hikaye ve doğumlarına daha doğrusu yeniden doğumlarına işaret etmek için kullanılmış olması için istisna olarak kullanıldığı(elbet senin kurduğun hikaye bağlantısının gerçek olduğunu doğru kabul ederek yazıyorum) belirgin olduğu halde(çünkü sonrasında bir daha bu bağlantı asla kurulmamış) bunu kabul etmeyip, hala ay=dany ile simgeleniyor, diye inat ediyorsun ki?

    Bir de Robb üzerinden sırf aynı bölümde ve hemen hemen benzer sahneler var diye ortak payda bilmem ne diye Jon-Dany arasında bağlantı kuruyorsun da resmen bir Ay Şehri olan Braavos(Braavos tanımı ve hikayesi = Arya Ay’dır meselesi değil. Ben sana orada BRAAVOS ŞEHRİNİN AY ŞEHRİ OLDUĞUNU anlatıyorum, okurken anlamamışsın işte. Bu yüzden zorlam zorlama demen komik kaçıyor, Braavos ve ay bir bütün, simgesel olarak bağlanmıyor mu diyorsu yani? :smiley: Yok artık, derim. :slight_smile: Haliyle seri başından beri Braavos’un suikast kılıcına sahip olması, SU DANSI öğrenmesi; Braavos’a ve Yüzsüzlere yönlendirilmesi ve oraya gönderilmesi ve oradaki yaşanılmışlıklar üzerinde bağlantılı kuruluyor. ) ve FM’ler ile bu kadar içli dışlı/etkileşimli olan Arya’nın Ay ile olan bağlantısına zorlama,doğrudan tanım yok, bağlantı kurulamaz diyorsun.

    Bir de Val’ın saçları ay ışığında tatlı koku vs. tarzı bir yorum da yapmıştın, benzetme; Val’ın saçları ve tatlı koku meselesini aldın çiçek ve yaydığı koku meselesine bağladın… Şimdi ben aynı şeyi Jon Arya başlığında yapınca zorlama oluyor, sen yapınca oluyor? Öyle mi? Öyle ya Hayalet, Jon’un kurdu; Jon’u simgeliyor ki kurtların sahiplerinin kişiliklerini ve hatta kaderlerindeki bazı şeyleri işaret ettikleri artık kesinleşmiş bir gerçek… haliyle Nymeria da kraliçe/prenses olarak anılan biri iken Arya’nın ileride kraliçe/prenses’e dönüşeceği(ki teknil olarak prenses ve sonra kraliçe) kısmına neden karşı çıkıyorsunuz? Yahut Karstark kıznın tıpatıp Arya gibi kahverengi saçlara-gri gözlere sahip olup(bak ay ışığı yahut güneşle renk değiştirmiyor Val’da olduğu gibi, tıpatıp aynı renkler); Jon’un onu ilk gördüğünde Arya’ya benzetip kalbinin acıdığı hatta bir an durması… sonrası düğün sırasında gülüşünün ona Arya’y hatırlatıp içinin acımasından sonra duvağına biriken karı kardan bir taç şeklinde dönüşmesi de (kış leydisi demişti Jon içinde ona) kraliçe olacağına işaret olarak kullanıldığında da karşı çıktınız; Widow muydu kız kimdi, Gendry’nin yanında Brienne görmüştü; kızı Arya sanmıştı ve buranın kraliçesi bu demişti… ona da karşı çıktınız. Ned Arya’ya açıkça “kral ile evleneceksin…” diye başlayan bir cümle kurarak kraliçe olacağı ile ilgili foreshadowingin alasını vermiş ama yok, değil diyorsunuz. Sansa o sansa sansa diyorsunuz… Bunun gibi karşı çıktığınız ama kendi kuramlarınıza geldiğinde savunduğunuz kullandığınız bir sürü argüman çıkartırım daha. Tarht hanesinde de ay ve güneş var hatta onları da ay güneş olarak simgeleyip bağlantı kuralım mı bir şeylerle? :smiley:

    Diğer yandan AY SİMGESİNİN bu evrende OLUMLU bir anlam taşımadığı(kötü mana olmasa da) aşikardır. Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler buradaki kuramda ayrıntıları ile verilmiş durumda; Ateş-Buz=Ay-Güneş arasındaki bağlantı ve tabiri caiz ise karşıtlığına. Bunlar birbirine düşman karşıt iki kavram; ateş temsil eden bir kadına sen AY AY AY AY AY diyemezsin. Hele ki senin başlıkta en son yazdığım ve burada da değindiğim gibi senin de zamanında kullandığın 'istisna" olma durumu ortada iken.

    Arya da ay ile sembolize edilmişti babası tarafından, Sansa da güneş. Kızılların ateşle öpülmüş olması (haliyle ateşin simgesinin güneş olması da göz önünde tutulursa) gibi ateşle sembolize edilmeleri de var, Ygrite misal. O anlık bir sembolizeyi tüm hikayeye yayıp, tamamen karakterle bütünleştirir isek o zaman Cersei de dahil bir çok kişi güneş, ay, ateş, alev diye gider sayarız, olmaz böyle.

    Ay’ın ölümle ilgili bir bağlantısı olduğuna dair bir kuram buldum. Misal AY KAPISI, orada hep insanlar ölüyor, değil mi? Orası infaz alanı Lord Arryn için. En son Lysa öldü. Diğer yandan 1. kitapta Drogo için Dany, AY idi ve Drogo’nun ayı onu boğup öldürdü. WW’lerin gece çöküp ay ışığında ya da yarım ayda vs. vs. ortaya çıktığına dair anlatılar vardı misal. Arryn Hanesinin bayrağında ay var, Jon Arryn ta en başta öldü hikayenin.

    Misal şu güzel bayıldığım örneğe bak;

    -Roose Bolton’s eyes look empty in the moonlight, as if there were no one behind them. (Bolt-on? Or will he be killed by a faceless man? Maybe Arya?)

    Bunu da ayrı başlık olarak açayım, değişik. :smiley:

    Bunları verme sebebim, Dany tarafının değil Arya tarafının ay hatta su(çünkü buz-kar) ile bağlantılı, simgeleselleştiği yönünde. Başka türlüsü de olamaz zaten. Mümkün değil yani.

    Zaten bu yüzden Türk mitleri ile değil İSKANDİNAV MİTLERİ ile bağ kurdum; çünkü MARTİN İSKANDİNAV MİTLERİNDEN DE faydalandı; bakınız Valkyrie ve Yüzsüz Adamlar ile Valhala Ölüler Ziyafeti ve Theon’un Ölüler Ziyafeti görmesi gibi… Ayrıca AY ve KURT bütün mitlerde EVRENSEL OLARAK bağlantılıdır çünkü KURT bir AY HAYVANI’dır(kurt adamların ay çıktığında dönüşmesi gibi). Eliade de bunu söylüyor. O kısımları da görmezden gelme. Kısacası AY-KURT bir bütündür, birbirinden kopartıp ilgileri yok asla ama asla diyemezsin, zira evrensel mit kavramına zıt bir şey iddia edersin. Misal EJDERHA da GÜNEŞ hayvanıdır. :wink: Yani ben ejderhayım ejderhayım diyen arkadaş güneş ile bağlantılı tipler. Hatta Çinliler’de ejderha, erkek-ışık-güneş üçlüsü ile tanımlanır. Kendi araştırmanı da yapabilirsin AY VE KURT; GÜNEŞ VE EJDER ile ilgili.

    Ateş elemanı içeren esas yayılma ve genişlemem prensibidir. Diğer özelikleri de parlaklık, sıcaklık, hareketlilik ve canlılıktır. Temel faaliyeti dışa yöneliktir. Ateş tarih boyunca ilahi gücün simgesi olarak görülmüştür. Bu açıdan bazen ona tapınılmıştır. Heraklitüs’e göre her şey ateşten meydana gelmiştir ve ateşe dönecektir. Ateş dönüşüm aracıdır. Dolayısıyla, diğer elemanlar arasında bir aracı görevi görür. Ateşin rengi kırmızı ve erkeklik unsuru içerir. Hint Tantrik sisteminde rajas gunasının içerdiği aktif ve pozitif doğa unsurunu içerir. Ateş ışık verdiği için aydınlığı simgeler. Titan Prometeos insanlara ateş verdiği için cezalandırılmıştı. Ateş yakıcı olduğu için azap verici rolü de olmuştur. Yıkıcı ve tahrip edici yanı da vardır. Dolayısıyla, sembolik olarak arınmak ve aydınlanma ile ifade edilen yüksek bir yanı olduğu gibi ayrıca ihtirasları, azabı ve yıkıcılığı simgeleyen aşağılık bir yanı da vardır. Yüksek unsurunu güneş simgeler ve aşağı unsurunu mars gezegeni simgeler. Ancak tabii ki marsın da yüksek yanları vardır. Ayrıca insanın ilahi pırıltısını veya cevherini simgeler. Bazı kadim mabetlerin sunaklarında daimi bir ateş bulunurdu. Sönmemesi için büyük çaba gösterilirdi. Çünkü o ilahi ilhamı simgelerdi. Majikal çalışmalarda ateş elemanın astral karşılığı ile çalışmanın daha çabuk sonuç vereceği söylenir. Ancak bu tür çalışmamaların daha tehlikeli olduğu ve daha fazla dikkat gerektiği ilave edilir. Ateş çekicidir ve hipnotik bir özelliği vardır. Astrolojik özellikleri, bağımsızlık, önderlik, yaratıcılık, girişkenlik ve enerjidir. Ateş astral alemi simgeler.

    Bildiğin R’hllor inancı işte bu ateş,güneş ve onla bağlantılı her şey.

    Ha Türk mitlerine göre yorumlasak ay hayvanı Türklerde kurt-ejder motifi ile simgelenir. :smiley: Ama kurt-ejder birleşimi olan kimera gibi olan kişi de Jon, yine Dany ile bağ yine kuramıyoruz. :stuck_out_tongue:

    Bir yorum okudum, hiç dikkatimi çekmemişti ama çok mantıklı. Biliyorsun ki ayın döngüleri vardır, bunlar aşamadır(aslında kadınların da ay gibi sürekli döngü içerisinde olup değişip durdukları söylenir, ruhsal değişimlerimiz buna bağlanır, sanırım aya dişi unsuru yakıştırılma sebeplerinden biri de bu galiba :smiley: ) Arya ve Ay’ın döngüleri de bağdaştırılmış. Arya’nın ay gibi döngü yaşama başladığını, değişime tabi tutulduğunu söylemiş ki çok ama çok doğru bir yorum; fiziksel, zihinsel ve kadınsal vs. vs. (yani işte erkek çocuğu gibi başlayıp, aşama aşama kadına dönüşmesi; duygusal olarak değişim yaşaması ve zihinsel olarak 40 yaşındaki birinin olgunluğuna sahip olması gibi gibi gibi) Arya hayatına Arya olarak başladı ama bir noktadan sonra Arry olarak kendini gizleme başladı ve ondan sonra bu döngü ve değişim sürecinin arkası geldi; gelincik, nan, cat, beth, no one vs. vs. vs. vs. diye gidiyor bu. Her bir isim bir dönüşüm, bir döngü ve değişim. Zaten yukarıda da değinmiştim SU BİLİNÇALTINI TEMSİL EDER; Arya, Arya olduğuna dair tüm simgesel şeyleri(çatal, diğer hediyeler ve kıyafetler vs.) suya atarak kimliğini bilinç altına gömmeye karar vermişti, bir tek İğne’yi atamadı. Braavos zaten başlı başına AY ŞEHRİ olarak bile tanımlanabilir, bu yüzden zaten cuk oturmuş ona. Yorumun devamında ise TAM AY ARYA’NIN KENDİSİ deniyor; gücünün kimliğini vs. her şeyinin doruğa ulaştığı nokta… Braavos’ta iken döngü YENİ AY’A dönüşecek; yeni ay yeni başlangıç, yeni doğum, yeni olan her şeydir… Sonra oradan tam ay dolunaya dönüşecek şeklinde bağlantı kurmuş. Ay karardığı zaman tapınağa dönüyor; ayın karanlık olduğu evrede 3 gün hizmete(ilk ay konusunda yazdığım bilgiyi gördün değil mi AY ÖLÜR VE 3 GÜN GÖRÜNMEZ VE SONRA TEKRAR DİRİLİR. Fakat FM’ler için ay asla ölmüyor elbette sadece karanlık evresini yaşıyor; bundan ay karardı diyorlar ve bu, onlar için ilahlarına hizmet vakti, bir gün gidip rapor verip dönmüyor, o 3 gün boyunca hizmet ediyor, ayın karanlık evresinde yani ve bu çok ciddi bir ayrıntı. Yüzsüzler ve Öteki bağlantısı açısından da.) devam ediyor ve ay yeniden aydınlanmaya başladığında yeni kimliği ile yahut yeni döngüsü ile dışarıda eğitim dönüşüme devam ediyor. Dikkatimi pek çekmemişti aslında, bir bakayım, yorum da şöyle diyor; gerçek kimliği ortada iken, misal işte arada Arya fışkırıyor ya aradan, onu diyor sanırım, gökyüzündeki ay dolunay şeklinde. Örnek olarak Mercy povunu vermiş. Biliyorsun Arya orada fışkırıvermişti ve baya baya iş yapıyordu. POV’da gökyüzü dolunay idi. Bu bölüm karmaşık gelebilir, açıkçası çeviriyi çok doğru yapamadım, anladığım kadarıyla yazdım ama ben genel mesajı elimden geldiğince verdim.

    Rüyaları haricinde.Kalbindeki ulumayı durdurmak için derin bir nefes aldı. Gördüğü rüyayı daha net hatırlamaya çalıştı ama çoğu çoktan yok olup gitmişti bile. Rüyasındaki kanı ve gökyüzündeki dolunayı hatırladı. Bir de koşarken onu izleyen bir ağaç vardı.

    Ay ve FM bağlantısı da burada kuruluyor zaten, haliyle Arya’nın… Nitekim serinin başından beri Braavos ve FM ile bağlantılı, etkileşimli gidiyor. Sürekli çevresinde burası ile ilgili tipler var.

    Syrio had told her once that darkness could be her friend, and he was right. If she had the moon and the stars to see by, that was enough. (ACOK)

    Misal Arya’nın Artemisya/Diana’ya benzediğini de düşünenler var; avcı, savaşçı bakire kız ve onun simgesi de ay’dır.

    Elbet ay ve arya bağlantısı kursam da özelden; ay-ulukurkar ve Starklar arasında da bir bağlantısı söz konusu ama özelde Arya… Çünkü teknik olarak yeni nesilde şu an hayatta olanlar arasında Jon dışında, ay ile ilişkisi fiziksel olarak da olan tek kişi Arya; tipleri tam bir kuzeyli ve gri gözleri ay rengini simgeliyor bana göre. Her ne kadar ay, yörüngelerdeki hareketlerden kaynaklı olarak renkleri sürekli değişiklik gösterse(ki bence bu bile ayın[suyun] değişken ruhunu yansıtıyor, hoşuma gidiyor :slight_smile: ) genelde grimsi bir renk olarak yahut beyaz olarak yansıtılır ki kendisi madde rengi olarak zaten gridir de.

    Bu arada sen “simgesel anlatım spesifik olmalı” derken, orada kullandığın spesifik kelimesini hangi manada kullanıyorsun? Bir yanlış anlama olmasın benim kafamda şimdi. Ona göre cümleye mana vereceğim. Bazı yabancı kelimeleri hiç yahut çok az kullandığım için kafamda oturtamadığım zamanlar olabiliyor, netleştirmek istedim.

    Şu discord’da bahsettiğim konu, buldum.

    Ayrıca 12 yaş meselesi konusu.

    "And there is no gap anymore. “If a twelve-year old has to conquer the world, then so be it.”

    “Zaman atlaması yok. Eğer 12 yaşında dünyayı fethetmesi gerekiyorsa, öyle olsun.”

    George mentioned that he felt really silly about that planned 5 year jump. He imagined it originally going something like Jon sitting on the Wall going “Well, it’s been 5 fairly quiet years since I’ve been Lord Commander. But I’m starting to think that’ll pick up now…” and realised that the adults wouldn’t wait in their plot lines for Arya to hit puberty.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

2 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar