Zaman zaman konu başlıkları arasında konuştuğumuz bir konu olmasına rağmen hakkını veren kendi başlığı olmadığı için açma gereği duydum. [Asoiaf] be [Reddit] sitelerinden yazan bilgilerle şöyle bir göz attım ama açıkçası tatmin edici fazla şey görmesem de ucundan faydalandım denebilir. Ayrıca geek teori kanalındaki ilgili konudan da biraz faydalandım. Kısacası %90 kendi bilgi ve fikirlerimin katıldığı bir kuram olacak.

Şimdi FM(Faceless Men) ve Ötekiler bağlantısına geçmeden önce bununla bağlantılı olan R’hllor inancına kısaca bir göz atalım.

Kızıl Tanrı

R’hllor inancının kökeni hakkında bilgi sahibi değiliz. Lakin “AA ve Uzun Gece” ile ilgili kehanetlerin savunucusu ve takipçisi olduğu için oldukça eski olduğu izlenimi veriyor. Bu kehanetin çıkış noktası Assahi toprakları olduğu için de bir ihtimal köklerini oradan bulabiliriz.

R’hllor, Kızıl Tanrı olarak da bilinen; kendini ‘alevler’ ile simgeleyen Essos kökenli bir ilah. Takipçilerine Kızıl Rahipler/Rahibilere deniyor. Bir çok noktada tapınakları var ama seride Asshai ve Volantis merkezleri daha önce çıkıyor. Tahminimiz o ki her bir tapınak bir diğerinden özerk bir şekilde işliyor.

R’hllor, ateşi ve dolayısı ile yaşamı temsil ediyor. Haliyle ‘gün ışığı’ onlar için vazgeçilmez bir nokta. Tabiri caiz ise gündüze hükmeden bir ilahtan bahsediyoruz. Seride şu ana kadar R’hllor inancı, beyaz; insanlığın hayrını düşünen bir din gibi gösterildi.

R’hllor’ın şu ana kadar ateş wightarı yarattığını gördük; Beric ve Leydi Taşkalp. İki örnek bize bunun için ‘aracı’ ihtiyacı olduğunu gösterdi. Beric’i kızıl rahip Thoros; Taşkalp’i ise onun müridi olan Beric aracılığıyla diriltti.

R’hllor inancında rahipler, alevler aracılığıyla ilahlarının onlara gelecek ile ilgili görüler bahşettiğine inanır. Nitekim şu ana kadar da haklı çıkmış görünüyorlar. Yalnız yorumlama sırasında hata yapabiliyorlar.

R’hllor, seçilmişleriyle, kutsanmış ateş aracılığıyla konuşurdu. Külden, dumandan ve alevlerden müteşekkil ve sadece bir tanrının tam anlamıyla kavrayabileceği bir lisan kullanırdı. Melisandre sanatını uzun yıllar boyunca çalışarak geliştirmiş ve bunun bedelini ödemişti.

R’hllor, ölüme, geceye, soğuğa düşman. Rahiplerinin ünlü sözü; “Gece karanlık ve dehşet dolu.” bunu bize göstermektedir.

Melisandre, gece olduğu zaman muhakkak pencere sekisine ve daha birkaç yere mum yakarak, gecenin dehşetini uzak tutmaya çalışır ve asla uyumamaya özen gösterir. Çünkü bu rüya görmek demekti ve ona göre rüya, Büyük Öteki’nin fısıldamasıdır.

Melisandre’nin dairesi asla tam anlamıyla karanlık değildi.

Pencere sekisinde, gecenin dehşetlerini uzakta tutmak üzere üç mum yanıyordu. Yatağın her iki yanında ikişer mum daha titriyordu. Şöminedeki ateş gece gündüz canlı tutuluyordu. Melisandre’ye hizmet edecek insanların öğrenmek zorunda olduğu ilk ders, ateşin sönmesine asla izin verilmemesi gerektiğiydi.

Omuzlarında dünyanın ağırlığı varken uyumak için vakti yoktu. Ve rüya görmekten korkuyordu. Uyku, küçük ölümRüyalar, hepimizi sonsuz geceye sürükleyecek olan Öteki’nin fısıltıları.

R’hllor inancında, kızıl rahipler; R’hllor’un Şampiyonu olarak anılan, Şafak Savaşında Işıkgetiren isimli kılıçla, ejderhal kanı taşıyan, Büyük Öteki ve savaşçılarına karşı mücadele verecek, yaşamı savunacak olan Azor Ahai’yi aramaktadırlar. Böylece bitmeyen yaz gelecektir. Westeros’da Targaryenler arasında bu Vaat Edilmiş Prens olarak anılır.

(Essos’un hiçbir yerinde kışın yaşanmadığını hatırlatmak isterim.)

Kısa özetle R’hllor’un temsil ettiği şeyler

Ateş(güneş)+Yaşam+Gündüz+Bitmeyen Yaz+ Diriltme(ateş ölüleri)

Şimdi de onun zıttı ve düşmanı olan kişiyi tanıyalım.

Büyük Öteki

Büyük Öteki, R’hllor’un düşmanı ve tam zıttı olarak ifade edilir. R’hllor inancı ne kadar eski ise bu inancın da o kadar eski olması akla yatkındır.

Aslında Büyük Öteki kendi başına bir ilah olsa da tam olarak bir dini yapılanması var denemez, bu yüzden bir din olarak da kabul edemeyebiliriz. En azından biz böyle bir şeyi daha göremedik, çünkü onun tarafı gerçekten de ‘çok karanlık’. Yalnız takipçileri olan WW’leri düşünür isek tam olarak din dışı bir oluşum da diyemiyoruz. Neyse, çok önemli bir ayrıntı değil.

Büyük Öteki, R’hllor’un aksine ölümü temsil eder. Onun takipçileri ‘ötekiler’ yahut ‘ak gezenler’ olarak anılan bir çeşit buzumsu canlılardır. Buzu kullanarak bir çok şeyi yapabilirler; zırh, silah ve bilmediğimiz daha nice şeyler. Çoğu kişi onları ölü zannediyor ama GRRM’in söylediğine göre onlar ölü değil, canlı. Nitekim Gece’nin Kralı ile birlikte olan kraliçesi bize bu izlenimi zaten veriyordu.

“The Others are not dead. They are strange, beautiful… think, oh… the Sidhe made of ice, something like that… a different sort of life… inhuman, elegant, dangerous.”
“Ötekiler ölü değil. Onlar değişik, güzel… ve buzdan yapılma perimsi/elf gibi canlılar… yaşamın değişik bir türünü temsil ediyorlar… insan olmayan, zarif ve tehlikeli.”

WW’lerin şu ana kadar ki edindiğimiz izlenimleri çok uzun yaşayan türler olduğu, 8 bin yaşında bir ww görebiliriz. Kızıl Rahibeler ise görünüşte olağan insan yaşamına mensup kişiler ama Melisandre ve onun tapınağındaki Kızıllar diğerlerinden farklı olarak birer ateş wightı olabilirler, buna dair bazı işaretler var.

Büyük Öteki’nin etki alanı kuzeyde, Sur’un ötesini kapsayan coğrafyadır. Tahmin odur ki Sur’un büyüsü, Büyük Öteki’nin güçlerinin öteye geçmesini engellemektedir, sadece WW ve ölülerin değil. Nitekim R’hllor gibi; Büyük Öteki de diriltme gücüne sahiptir. Fakat rakibinin aksine o, bu buz wightlarından bir ordu kurar. Sur ötesinde ölen herkes öyle yahut böyle muhakkak dirilir. Dizide gösterilenin aksine bunun için yanında bir WW olmasına gerek yoktur.

Yine kesin olmamakla beraber Büyük Öteki yahut WW’ler; bu ölülerin gözünden görüp, duyuyor olabilir… Yani bir çeşit warglama güçleri olabilir.

WW’lerin nasıl yapıldığını bilmiyoruz ama bebek iken bu değişimi yaşamları gerektiğini biliyoruz. Ayrıca gündüz asla yol alamazlar, sadece geceleri görünürler. Bu yönden buz wightlarının varlığı onlar için çok önemli, ölüler gündüz de hareket edebiliyorlar.

WW’lerin ilahları ile bir iletişim şekli var ise bu nedir, bilgimiz yok. Kızılların alevi kullanması gibi bunlar da buzları kullanıyor olabilir gibi düşünsek de pek kafaya yatmıyor ama Melisandre’ye göre UYKU/RÜYA halinde sana fısıldıyor.

Melisandre’nin Büyük Öteki’nin görüntüsü hakkındaki fikri. Buradan sanki insan görünümündeki bir ilahtan bahsediyormuşuz gibi izlenim verdi, R’hllor da benzer şekilde mi yoksa?

Hayır. O değildi. Onun çehresi daha ürkütücü olurdu; soğuk ve siyah, bir insanın bakıp da sağ kalamayacağı kadar korkunç.

Ve yine Melisandre’ye göre Büyük Öteki’nin de bir şampiyonu/savunucusu var. Yukarıdaki alıntının devamı…

Ama rahibenin gördüğü ahşap surat ve kurt yüzlü çocuk… onlar kesinlikle düşmanın hizmetkârlarıydı… onun müdafileriydi, tıpkı Stannis’in, Melisandre’nin müdafisi olduğu gibi.

Bildiğiniz gibi Melisandre’ye göre Stannis (Volantis’li Moqorro’ya göre de Dany) AA, yani R’hllor’un Savunucusu/Şampiyonu. Eğer Mel. haklı ise Büyük Öteki tarafında da benzer biri olması gerekir ki 1. kitapta WW’lerin bir NW’ye tuzak kurduğunu gördük, birilerini arıyorlar gibiydi. Artık bu AA mı yoksa kendi tarafları için faydalı olacak biri mi bilemiyoruz.

Melisandre ve diğer kızıl rahip/belerin söylediğine göre Büyük Öteki ve WW’lerin amacı bitmeyen kışı getirmek, yaşamı yok etmek, uzun gecenin kalıcı olmasını sağlamak. Nitekim kuzeydeki hikayelerde buna benzer şekildedir. Kısacası saf kötülük, düşman ve siyah olarak tanıtıldı ama özünde bunlar tam olarak ne ister vs. bilmiyoruz.

Büyük Öteki geceye hükmeder. Melisandre ve Davos’un deyişiyle onun bir diğer ismi de ‘Karanlık Tanrısıdır.’ Ayrıca ‘Buzun Ruhu’ ve ‘Gecenin ve Dehşetin İlahı’ isimlerine de sahip.

Karanlık yine geri çekiliyor… kısa bir süre için. Ama Sur’un ardında düşman güçleniyor. Ve düşman kazanırsa, şafak bir daha asla sökmeyecek.

“Şimdi bizi karanlık tanrısı koruyor leydim, sizi bile.”
Kadının gözleri biraz daha alevli yanıyormuş gibi göründü. “O ismi anmayın sör. Kara gözlerini üstümüze çekersiniz. O kimseyi korumaz, bana inanın…”

“Ben bu meşale gibiyim Sör Davos. İkimiz de R’hllor’un araçlarıyız. Bir amaç için yaratıldık… karanlığı uzakta tutmak için. Buna inanıyor musunuz?”

R’hllor vs Büyük Öteki

“Dünyanın düzeni. Gerçek her yanda, görmesi kolay. Gece karanlık ve dehşet dolu; gündüz parlak, güzel ve umut dolu. Biri siyah, biri beyaz. Buz var ve ateş var. Nefret ve aşk. Acı ve tatlı. Erkek ve kadın. Izdırap ve zevk. Kış ve yaz. Kötü ve iyi.” Melisandre, Davos’a doğru bir adım attı. “Ölüm ve yaşam. Her yerde zıtlıklar. Her yerde savaş.”

Savaş zamanın başladığı andan beri sürüyor ve savaş bitmeden önce bütün insanlar duracakları tarafı seçmek zorunda. Bir taraf Işık Tanrısı R’hllor; Ateşin Kalbi, Gölgelerin ve Alevlerin İlahı. Onun karşısında, adının anılmaması gereken Kebir Öteki var; Karanlık Tanrısı, Buzun Ruhu, Gecenin ve Dehşetin İlahı…”

“Şimdi söyleyin bana Sör Davos, doğru söyleyin… kalbiniz R’hllor’un parlak ışığıyla yanıyor mu? Yoksa soğuk, karanlık ve solucanlarla mı dolu?”

Öteki’nin hizmetkârları kara kalplerini gösterişli ışıkların içinde saklar genelde. Bu yüzden R’hllor, rahibelerine yalanın ardını görme gücü verir.”

(Kuzeyde, bilhassa Sur’un ötesinde hiçbir zaman yaz yaşanmaz. Sadece Sur gerisindeki kuzey bölgesinde zaman zaman karlar erir ve bahar ve yaza benzer bir şey görebiliriz ama kuzey, yaz karlarıyla ünlü bir yerdir.)

Kısa özetle Büyük Öteki’nin temsil ettiği şeyler

Ölüm + Buz/Kar(Ay) + Gece + Bitmeyen Kış + Diriltme(buz ölüleri)

Buraya kadar tamam ise şimdi kurama girelim.

Eğer okumadı iseniz ilk önce bu iki başlığı muhakkak okuyun, çünkü oradan da referanslar yapacağım ve eğer okumadıysanız yazdıklarımı anlayıp, bağlantı kurmakta zorlanacaksınız. Bu iki başlık bu kuram ile bağlantılı bir yazıdır.

Arya Stark ve Yüzsüz Adamlar: “The Valkyrie”

Arya Stark ve Braavos ‘Ay’ ve ‘Su’

ANA İDDİA: Yüzsüz Adamlar, Büyük Öteki’nin hizmetkarları olabilir mi? Haliyle onun rahipleri?

Aslında buna inanmak için geçerli sebeplerimiz var. Öncelikle Büyük Öteki’nin temsil ettiği şeyleri hatırlayın; ölüm ve gece.

Peki, FM’lerin ilahı kimdi? Çok Yüzlü Tanrı(ve çok isimli). Nazik Adam bize ilk FM’nin hikayesini anlattığında o kişinin bütün ilahların aslında tek bir ilah olduğunu anladığını ve ölüm hediyesi vererek onu memnun edeceğini keşfettiğini anlatmıştı. Lakin bütün ilahlar = tek bir ilah, o da Çok Yüzlü İlah şeklinde iddia etmek biraz güç. FM’lerin sonraki söyledikleri, yaptıkları ve savundukları şey bunun tersini gösteriyor.

Bu alıntı bize Çok Yüzlü’nün ve diğer ilahların ayrı olduğunu izlenimi veriyor.

“Bazı tanrılar yargılamış olabilir. Eğer insanları yargılamayacaklarsa, tanrılar ne işe yararlar? Çok Yüzlü Tanrı insanların ruhlarını tartmaz. Hediyesini en kötü insanlara verdiği gibi, en iyi insanlara da verir. Aksi takdirde iyi insanlar sonsuza dek yaşardı.”

Bu da bir diğeri.

“Çok Yüzlü Tanrı.”

“Ve çok isimli,” demişti nazik adam. “Onun adı Qohor’da Kara Keçi’dir, Yi Ti’de Gece Aslanı ve Batıdiyar’da Yabancı, ister Yedi’ye, ister IşıkTanrısı’na, ister Ay Ana’ya, ister Boğulmuş Tanrı’ya, isterse Büyük Çoban’a tapsın, sonunda bütün insanlar onun önünde eğilir. Bütün insanlık ona aittir… aksi takdirde, dünyanın bir yerinde sonsuza kadar yaşayan bir halk olurdu. Sen sonsuza kadar yaşayan bir halk biliyor musun?”

“Hayır,” demişti Cat. “Bütün insanlar ölmeli.”

Bu son alıntıda dikkat çekilmesi gereken birkaç nokta var.

  1. İster Essos isterse Westeros’ta olsun; ‘ölüm ilahı’ olarak tapınılan kim var ise FM’ler için o Çok Yüzlü Tanrı’nın sayısız isim ve yüzünden biri. Yabancı, Kara Keçi ve Gece Aslanı.
  2. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta ise Nazik Adamın sonrasında söylediği şey; başka ilahları sayıyor ve onlara istediğin kadar tap, sonunda Çok Yüzlü’nün yani ÖLÜMÜN İLAHININ karşısına çıkacaksın, diyor. Bütün insanlar ona ait, diyor.
  3. Benim için en dikkat çekici noktalardan bir diğeri ise ilk Uzun Gece ile bağlantılı olan ve bugün ne imparatorluk ne de inanç olarak var olmayan; müridi olmayan Gecenin Aslanı’nın da Çok Yüzlü’nün yani Ölüm İlahının isimleri arasında geçmesi.
  4. Ölümle bağlantılı bu üç ilahın SİYAH/GECE ila bağlantılı olması dikkate değer bir ayrıntıdır. Yabancı, siyah tenli biri olarak ifade edilir(ki Batıdiyar’da da sevilen, dualara eklenen biri değildir.); Kara Keçi ve Gece’nin Aslanı da cabası.
  5. Ve en son kısım; BÜTÜN İNSANLAR ÖLMELİ. FM’lerin ünlü sözü. Melisandre’ye göre ve Yaşlı Dadı’nın hikayelerine göre Büyük Öteki ne istiyor? Tüm insanlığı öldürmeyi. (Elbette FM inancında, insanların eninde sonunda- ne kadar yaşarsa yaşasın- öleceğini söylemek için bu sözü kullanıyor ama öleceksin, diyor. Ne zaman? Bence ilk önce BÜTÜN İNSANLAR HİZMET ETMELİ’den sonra. Sonuçta ölürsen hizmet edemezsin. Kime hizmet ediliyor? Çok Yüzlü’ye.)

(Qohor’un ana ilahı Siyah Keçi’dir; Kızı Rahiplerin orada bunun heykellerini yakmaya çalıştığını duymuştu, Arya. Siyah Keçi ölüm ilahıdır, unutmayın.)

Önemli bir nokta; FM rahipleri toplantı yapacakları zaman her daim GECELERİ bu işi yapıyorlar ve Arya da dışarıda vazifeli olduğu dönemler her daim GECE olduktan sonra tapınağa dönüyordu.

FM’lerin ay, gece, ölüm ve buz(donmuş su) ile bağlantılı olduğuna dair bir çok referansımız mevcut.

“Ölüm en kötü şey değildir,” diye yanıtladı nazik adam. “Ölüm, Tanrı’nın bize hediyesidir, arzuları ve acıyı bitirir. Doğduğumuz gün, Çok Yüzlü Tanrı her birimize birer kara melek gönderir, bu melek hayatımız boyunca yanımızda yürür. Günahlarımız ve ıstıraplarımız taşıyamayacağımız kadar büyük olduğunda, melek elimizden tutar ve bizi yıldızların daima parlayarak yandığı gece topraklarına götürürSiyah kadehten içmeye gelen insanlar, meleklerini arıyorlar. Eğer korkarlarsa, mumlar onları sakinleştiriyor. Yanan mumlarımızı kokladığında neyin kokusunu alıyorsun çocuğum?”

Şimdi burada Waif, havuzlara zehri(yani ölümü) siyah bir sürahi ile taşıyor ve havuzdan su içecekler de siyah bir kadehten bunu yapıyor. Zaten rahiplerin kıyafetlerinin bir yanı siyah renkte. Burada bahsedilen ölüm meleği de kara melek olarak tabir ediliyor ve kişi öldüğü zaman onu YILDIZLARIN PARLADIĞI GECE TOPRAKLARINA götürüyor. Bu bizim bildiğimiz cennet tasvirine falan pek uymuyor, değil mi? Büyük Öteki kimdi ve nereye hükmederdi? Karanlığın, Ölümün ve Gece’nin İlahı; Geceye Hükmeder.

Ayrıca, Arya’nın bir sorusuna Waif’in verdiği cevap da dikkate değer.

“Ne kadar zaman kör olmak zorundayım?” diye soruyordu.
Karanlık, senin için aydınlık kadar tatlı olana dek,” diyordu küçük kız.

Benzer karanlığı sev meselesi, Kan Kuzgun’u tarafından Bran’a da söyleniyordu.

FM’lerin kıyafetleri ve kapısının bir yanı beyaz ve bir diğer yanı da siyah. Siyahın ölümü ve geceyi temsil ettiğini tahmin etmek zor değil, haliyle beyazın da tam tersini temsil ettiğini çıkarabilir miyiz? Bu durumda bu ikisi arasındaki savaşı, mücadeleyi yahut belki dengeyi konu alıyordur? Şimdi Öteki ve FM’lerin derdinin ne olduğunu bilmediğim için ‘denge’ unsurunu eklemem sizin kafanızı karıştırmasın. Diğer yandan masonların simgelerinde olan siyah-beyaz dama desenli zeminler vardır, bunların onlar için ifadesi iyi-kötü ve sıcak-soğuk gibi zıtlıkları simgeler. GRRM, bunu masonlardan esinlenmiş olabilir ki Melisandre’nin yukarıdaki sözlerini hatırlayın. Muhtemelen FM’nin siyah-beyaz meselesi bunu temsil ediyor.

“Dünyanın düzeni. Gerçek her yanda, görmesi kolay. Gece karanlık ve dehşet dolu; gündüz parlak, güzel ve umut dolu. Biri siyah, biri beyaz. Buz var ve ateş var. Nefret ve aşk. Acı ve tatlı. Erkek ve kadın. Izdırap ve zevk. Kış ve yaz. Kötü ve iyi.” Melisandre, Davos’a doğru bir adım attı. “Ölüm ve yaşam. Her yerde zıtlıklar. Her yerde savaş.”

FM’lerin kökleri, Valirya’daki madenlerden çalışan köleleri dayanmakta ve onlara karşı isyan ettiklerini biliyoruz. İlk FM’nin merhamet hediyesini ilk önce ölümü dileyen kölelere verdiğini ve daha sonra Nazik Adam’ın sözleriyle; köle efendilerine de götürdüğünü biliyoruz.

Arya nazik adamdan uzaklaştı. “Köleyi öldürdü mü?” Bu, kulağa doğru gelmiyordu. “Efendileri öldürmeliydi!”

Hediyeyi onlara da götürdü… ama bu başka bir günün hikâyesi, kimseyle paylaşılmaması daha iyi olan bir hikâye.”

Daha sonra ise kaçan köleler, AY OZANLARI tarafından Braavos’a götürülüyor ve oradan Valiryanın ejderha lordlarının gözlerinden gizlenerek yaşamaya başlıyorlar. FM’ler de burada çiçek açıyor yani gerçek manada teşkilatlanıp şimdiki halini alıyor.

“Ay Ozanları bizi buraya, Valyria ejderhalarının bulamayacağı bu sığınağa getirdi,” dedi Denyo. “Onlarınki en büyük tapınaktır.”

Braavos ve FM’lerin ejderha lordları ile bir sorunu olduğunu görmek için daha açık bir ifadeye gerek duymuyoruz. Nitekim Demir Banka’nın temsilici de Jon’a açıkça “ejderhaları sevmediklerini” söylemiştir. Çünkü ejderha ateş demektir ve ataları köle olan bu insanlara geçmişi anımsatmaktadır. Nazik Adam’ın hikayesini hatırlar iseniz madenler ölümüne sıcaktı ve alevler, lavlar yüzünden ölümler meydana geliyordu. Bu yüzden ateşle ilgili şeylere pek yanaşmadıklarını çıkarımını yapmak yanlış olmaz. Zaten Braavos da daha çok sis, soğuk, yağmur, su ve ay ile betimlenebilecek bir şehir. Yani akla gelecek ilk şey bunlar olurdu.

Aslında ateşten hoşlanmayan bir başkası daha var, daha doğrusu başkaları? Yüce Yürek Hayalet’ine göre kuzeyin güçleri de ateşten hoşlanmıyor, çünkü İlk İnsanların gelirken yanlarındaki getirdikleri meş’aleler ile ağaçları nasıl yakıp yıktığını hala hatırlıyorlar.

Buraya bir parantez açmak istiyorum; aslında Melisandre’nin ateş ve R’hllor’ı şu ana kadar iyilik ilahı gibi anlatmasına; beyaz diye ifade etmesine hatta yaşam olarak sunmasına rağmen garip bir şekilde iki referans bize ölüm ve kötülük imajı çiziyor. Haliyle ister istemez acaba Ötekiler de lanse edildiği kadar saf kötü değil mi? sorusunu soruyoruz. Serinin ağırlıkta GRİ karakterlerden oluştuğunu; GRRM’in insanların gri olduğu tezini düşünür isek gayet mümkün gibi görünüyor. #Devam.

Kozmolojik olarak SU; soğukluk, gizlilik ve uyku özellikleri ile ifade edilir. Ateşin zıttı özellikler barındırır. Şuur altını temsil eder. Deniz, ay’a da hükmeden bir ana tanrıçanın rahmi olarak kabul edilir. Ateş gündüzün hakimi güneşi içerir, su ise gecenin hakimi ayı içerir. Astrolojik özellikleri duygusallık, duyarlılık ve sezgidir. FM’lerin insanlara ölüm hediyesini merhametinden(duygusallık) sunması, acılarına kayıtsız kalamaması(duyarlılık) ve ölümün işaretlediği kişileri sezgisel olarak biliyor görünmelerini hatırlayın.

FM’lerin tapınağı olan Siyahın ve Beyazın Evi’nin kapı girişi nasıldı?

Yukarıda, üç buçuk metre yüksekliğinde oymalı ahşap kapılar buldu. Sol taraftaki kapı kemik kadar beyaz büvet ağacından yapılmıştı, sağdaki parlak abanozdan. Kapıların ortasında bir ay yüzü oyması vardı; büvet tarafta abanoz ve abanoz tarafta büvet. Ayın görüntüsü, Arya’ya Kışyarı’nın tanrı korusundaki yürek ağacını hatırlattı. Kapılar beni izliyor, diye düşündü.

Ayrıca tapınak içindeki sandalyelerinde de bunu görüyoruz.

Yüksek sırtlı sandalyeler, yukarıdaki tapınağın kapıları gibi abanozdan ve büvet ağacından yapılmıştı. Abanoz sandalyelerin arkasına büvet yüzler kakılmıştı, büvet sandalyelerin arkasına da abanoz yüzler.

FM’lerin Ay işlemesindeki mana ne olabilir ki? Yukarıda yazılanları hatırlayın. Ay, geceye hükmeder. Büyük Öteki kimdir? Ölüm’ün, Gece’nin ve Karanlığın İlahı. R’hllor nasıl gündüz hüküm sürüp, güneş(alev) ile temsil ediliyor ise Büyük Öteki de geceye hükmedip, ay(buz) ile temsil ediliyor. Ve gariptir ki Çok Yüzlü İlah gibi birden fazla isimle de anılıyor.

Ayrıca Braavos’ta hiçbir şekilde ağaç yetişmiyor, Arya’nın buraya ilk geldiği zaman bunu fark ettiğini okuyoruz. Essos’ta da Büvet Ağacı olduğuna dair bir bilgi daha okumadık. Bilindiği üzere bunlar Westeros’a özel ağaç türü ve kuzey güçleri ile bağlantılı. Bu kapı ve sandalyelerin üzerine işlenen yüz bir ay ve Arya’ya Yürek Ağacı’nın yüzünü hatırlatıyor hatta bu yüzün onu izlediğini düşünüyor.

Yürek Ağacı ile ilgili buradaki yazıyı okumadıysanız, muhakkak okuyun. Rüyalar – Ejderha Rüyaları – Yıkıcı Kehanet

Melisandre, uyku ve rüyalar için ne demişti? “Büyük Öteki’nin fısıltıları.”

Su’yun özellikleri ne idi? Gizlilik, uyku ve soğukluk. FM’lerin gizliliğe önem verdiği ortada hatta WW tarafı bile bizim için tam bir gizlilik içeriyor, adamlar yıllarca çaktırmadan çoğalmış, güç toplamış ve şimdi harekete geçiyor. Uyku konusunda Melisandre’nin görüşlerine ve Thoros’un sözlerine sahibiz. Soğukluk meselesi ise zaten ortada; onun isimlerinden biri de Buzun Ruhu. Buz da donmuş sudur, unutmayın.

Garip şekilde Thoros’a göre Büvet Ağaçları, UYUDUĞU zaman; Yüce Yürek Hayalet’inin kulağına FISILDIYORMUŞ.

“Ağabeyin gitmiş olabilir,” dedi Thoros. “Annen de öyle. Alevlerin içinde onları görmedim. Yaşlı kadının bahsettiği düğün, İkizlerdeki düğün… o yaşlı kadının kendi yöntemleri var, bazı şeyleri öğrenmek için. O uyuduğunda, büvet ağaçları onun kulaklarına fısıldıyor. Eğer yaşlı kadın annenin İkizler’e gittiğini söylüyorsa…”

Ayrıca Jaime’nin kehanetvari bir rüya gördüğü zamanı hatırlayın; Nehirtopraklarında uyuduğu zaman başını bir Büvet Ağacı kütüğüne dayamıştı. Kendisi bir yeşilgören yahut yeşil rüya gören biri değil, zaten kendisi İlk İnsan Kanı da taşımıyor. Ejderha Rüyaları gören bir ejderha lordu da değil. Bu durumda bu rüyayı ona birileri göndermiş olmalı ki Kan Kuzgun’un’dan bunun yapılabildiğini biliyoruz. Demek ki Büvet Ağacının bir parçası dahi onu bu şekilde kullanabilmek için araç olarak kullanılabilmekte. Bu durumda BİRİNİN FM’lerin tapınağındaki ay yüzlü büvet ağacı kapısının Arya’yı izleyebilme olasılığı da gayet mümkün. Elbet sadece onu değil, diğer tüm rahipleri hatta rüyalar ile yapmasını istedikleri şeyleri de gösterebilir?

Melisandre’nin şu sözü de beni düşündürdü.

Öteki’nin hizmetkârları kara kalplerini gösterişli ışıkların içinde saklar genelde. Bu yüzden R’hllor, rahibelerine yalanın ardını görme gücü verir.”

Yani bizim bildiğimiz WW’ler dışında hizmetkarları yok ama ya varsa ve işte onlar FM ise? Değil ise kimden bahsediyor ki?

Diğer yandan bu evrende gerçek bir ilah var mı yok mu sorusuna cevap bulamayacağımızı söylemem gerekir. Çünkü GRRM aynen böyle söylüyor.

“I don’t think any gods are likely to be showing up in Westeros, any more than they already do.(Herhangi bir tanrının, şimdiye dek olduğundan daha fazla bir şekilde Westeros’ta ortaya çıkacağını sanmıyorum.)”

Haliyle varlar mı yoksa yoklar mı sorusuna kesin cevap alamayacağız, en fazla kendi kanaatimiz olacak ama yazar, bu kısmı gölgelemiş serisinde… Fakat onlar adına bu işleri yürüten bir çeşit hükümdar, lider gibi bir şeyler görebiliriz? Misal Gece’nin Kraliçesi ve karşıda da ona denk olan R’hllor’un bir adamı vs. Şimdilik söylemesi güç.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar, daha sonra bir ihtimal aklıma yeni bilgiler gelirse eklemeler yapabilirim.

Özetle, elimizdeki verilere göre FM ve Ötekiler arasında; en azından Büyük Öteki arasında bir bağ olduğuna dair işaret var. Sizin fikirleriniz nedir?

Önemli Cevaplar

  1. Güzel bir kuram olmuş gayet mümkün.

    Şöyle bakarsak eğer;
    Buz ve ateş, gece ve gündüz, siyah ve beyaz, nefret ve aşk, acı ve tatlı, sıcak ve soğuk, R’hllor ve Büyük Öteki devamında ise Stark ve Targaryen demek yanlış olmaz. Yani nasıl R’hllor ve Büyük Öteki düşman ise bu iki ailede seride ezeli düşmanlar.

    Hep Ötekilerin neden tekrar harekete geçtiği merak ediliyor seride. Benim fikrime göre Aerys ne zaman Rickard ve Brandon’u öldürdü işte o zaman harekete geçtiler. Daha öncesini de hesaplarsak Aegon’un Westeros’a ayak basması ve Kuzey’i fethetmesi onları uyandırdı diyebiliriz.

    Ejderhaları sayesinde Targaryenler R’hllor’un en büyük hizmetkarları her ne kadar kendileri farkında olmasa da.
    Ben Büyük Öteki’nin de insan hizmetkarları olduğuna inanıyorum. FM oldukça güçlü bir tarikat ancak bence Great Other, R’hllor’un Ejderha Lordları ile olan doğal ittifağını gördü ve FM’nin tek başına yeterli olmayacağını bilip başka bir plan yaptı. Sur’daki 13. Lord Kumandan ile dişi Öteki evlendi. Böylece damarlarında sihirli İlk İnsan kanı akan Stark ailesi ile kendi bağını oluşturdu.

    Serinin sonunda büyük savaşın geleceğini biliyoruz. Cepheler bence şöyle olacak:
    Güneyde 3 ejderhası ve Westeros’un güneyini kendinden önce fetheden Aegon ile ittifak yapmış böylece güneyin ordularını, Essos’un orduları ile birleştiren Azor Ahai Daenerys.
    Kuzeyde Arya ve Yüzsüz Adamları, wight ordusu, Brandon ve wargladığı buz ejderhaları Sansa’nın Vadi ve Kışyarı askerleri son olarak da yanında Ötekileri ve Benjen ile ismini bilmediğimiz Gece Kralı Stark.
    Arada dengeyi bulmaya çalışan Buz ve Ateşin Şarkısı Jon Snow. Bir diğer ihtimal de Jon’un taraf seçmesi olur. Ki hangi tarafı seçeceği tamamen GRRM’nin vicdanına kalmış bir durum iki türlü de yüksek ihtimaller mevcut.

    Böyle bir savaş ve son bence bu seriye yakışır. Tabi sonunda Ak Gezenlerin kazanması lazım. :snowflake::snowflake::snowflake:

  2. Ölümle bağlantısının incelenmesi açısından güzel bir kuram olmuş. Bunlar benzer güçlerle ilintili olsa bile aynı şeye tapıyorlar tarzı bir olayın olduğunu pek zannetmiyorum.

    Benim görüşüm Westeros’da gerçek anlamda doğru bir din olmadığı yönünde. Her dinin benzer tarafları var ama daha çok bu dinler insanların gizemli güçlerle temas etmesi ve kendisine göre farklı yorumları ortaya çıkarmalarıyla oluşmuş gibi duruyor. Yani aslında tanrılar aynı, ama insanların ona olan bakış açısı farklı. İşte çok yüzlü tanrı dediğimiz olay ise az önce belirttiğim mesele üzerine kurulmuş vaziyette. Yani özü birinin herkesin aynı şey için farklı tanrılara dua ettiğini fark etmesi ve onun aydınlanıp aslında tüm bu tanrıların farklı yüzler olduğu düşüncesine gelmesi bir anda. Burada ölüm teması öne çıkıyor kölelerin durumundan dolayı ama baskın unsur ölümden çok bu birleştirici bakış açısı.

    Öte yandan bir diğer önemli mesele ise şu, ben eski Valyria’lıların insanları wight yaparak çalıştırdıklarını düşünüyorum. Yüzsüz adamların ortaya çıkmış olmasının başka bir açıklaması yok bence. İntihar etmek o kadar zor bir şey değil. Onlar bir şekilde son kez ve bu kez ebedi olmak şartıyla öldürüyordu. Bu açıdan bakıldığında aslında yüzsüz adamlar insanları tamamen köleleştirmek amaçlı diriltmeyi amaçlayan ötekilere oldukça zıt bir konumda duruyor. Zaten Braavos köleliğe karşı olan ve özgürlükçülüğün oldukça geliştiği bir mekan.

    Öte yandan Martin bir Amerikalı. Amerikalıların çok sık işledikleri ama bıkmadıkları konu insanlar özgür iradeli mi olmalı yoksa tek bir güç her şeyi yönetmeli mi konusu. Dolayısıyla bu ötekiler, ateşçiler veya diğerlerinin arkasında olan asıl gücün yegane amacının tüm dünyayı köleleştirmek ve bu sayede büyük bir ütopya yaratmak olduğunu düşünüyorum. Özellikle Euron’u Aeron’u tanrı olarak görmesi ve diğer şeyler de buna bir işaret. Her şeyin arkasında Euron var demiyorum ancak Euron da bu büyük tanrısal taht oyununu görüp ben de pay kapabilir miyim düşüncesine gelmiş biri olabilir. Özellikle Daenerys’in köleliğe karşı olan tutumu bunu ortaya koyuyor büyük ölçüde. All men must die ve ölümden başka tanrı yoktur gibi mottolar daha çok ölümü kullararak köle imparatorluğu yaratmaya çalışan ve tanrı olmaya uğraşanlara bir gözdağı, onlardan daha büyük olan ölüm tanrısını alt edemeyeceklerine dair bir uyarı, başkaldırı niteliği taşıyor.

    Peki Arya ile ne ilgisi var? Esasında gerçekten öldürmeyi sağlayan bu ekip ve bu ekipten birisi doğal olarak tam anlamıyla kuruluş mitlerindeki düşmanın temsilcisine karşı çok ciddi anlamda işe yarayacaktır.

  3. Buz Starkları; Ateş ise Targaryenleri simgeliyor zaten, bu konuda kimsenin şüphesi yok. Lakin bu iki hane ezeli düşman değiller. 16 yıl önceki isyana kadar bu iki hane arasında bir sorun hiç yaşanmadı.

    İlkine hiç ihtimal vermiyorum ama 2. kısım olabilir. Zaten mevsimler arasında bir dengesizlik söz konusu, ateşin simgelediği bir halk, ejderhaları ile westors’a geliyor, resmen Büyük Öteki’nin burnunun dibine. Tetiklemiş olabilir.

    Şu ana kadar hiç dişi WW bahsi duymadık yahut görmedik; NQ haricinde ve şahsen bu kadının GO’nun gücünü kullanan, WW’lerin başındaki kişi olduğunu düşünüyorum; bunların beyni yani. Bu kadın neden bir Stark ile evlenme gereği duydu? Ve neden 13 yıl boyunca Sur’da bekledi ve Kuzeyin Kralı bundan haberdar olmasına rağmen hiçbir şey yapmadan 13 sene bekledi ve ne oldu da sonunda harekete geçti?

    Bir çocuk yapmış olabilirler mi? İhtimal görüyorum, Duygu bundan çıkacak çocuk normal görünmez herhalde demişti; muhtemelen ama belki de çok fazla dikkat çekici bir görüntüsü yoktu bir çocuk olduysa, bilemeyeceğim artık. 8 bin yıl önce olanlar çok karanlık, çelişkili ve boşluğu var.

    Artık cepheler tam olarak nasıl olacak bilemem :smiley:

    @Symmachus hiç din, ilah yönüne girme meselesinin, GRRM bize zaten bunu anlatmıyor; şu en doğrusu bu en yanlışı demiyor yahut şu ilah kesin diğerleri değil de demiyor, bunu bizim kanaatimize bırakmış ve seriyi etkileyen şeyler değil.

    Valirya ve köleler meselesi ile ilgili zaten bir kuram var böyle. Cehennem Gerçek; 14 Alevler

  4. Ç[quote=“YeniAy_Ottoman, post:4, topic:11061”]
    hiç din, ilah yönüne girme meselesinin, GRRM bize zaten bunu anlatmıyor; şu en doğrusu bu en yanlışı demiyor yahut şu ilah kesin diğerleri değil de demiyor, bunu bizim kanaatimize bırakmış ve seriyi etkileyen şeyler değil.

    Valirya ve köleler meselesi ile ilgili zaten bir kuram var böyle. Cehennem Gerçek; 14 Alevler
    [/quote]

    O kuramı biliyorum ve doğru olduğunu düşünüyorum.

    İstersen ilah de istersen başka bir şey. Bu karanlık güçlerin arkadında olan bir takım gürler var ve bunlar aydınlatılmak sorunda. O güçler bir ilah değildir ve bunların ötesinde bir şeyler varsa onlar aydınlatılmayabilir. Yorumumda asıl önemli olan nokta bu değil, farklı yorum olayı.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

Katılımcılar