Benim en başından beri düşündüğüm ve savunduğum bir kuram; Arya’nın King’s Landing’de başladığı -zorunlu- macerasının istikametine göre, eninde sonunda varacağı yerin Sur olduğu görüşündeyim. Nehirova’ya kadar hatta Vadi’nin yakınlarına kadar varmayı başarmıştı ama kuzey sınırını bir türlü geçememişti, bundan sonrasında ise artık evi olan kuzeye doğrudan gideceğinden neredeyse eminim gibi… Kışyarı’nın hali ortada iken en mantıklı istikamet de Sur.

Geçenlerde gördüm ki benimle aynı düşünen kişiler de varmış. Buna işaret eden alıntıların çok büyük kısmını onlardan arakladım. Ben sadece iki üç şeye bakarak bu çıkarımı yapmıştım ama başkaları daha fazla işaret olduğunu düşünmüş.

Öncelikle burada Martin’in Mektubu ve Serideki Değişiklikler açtığım konuyu yeniden hatırlatmak istiyorum. Çünkü ilk referans noktam GRRM’in ‘mektubu’ oldu. Yazının sonundaki alıntıyı buraya ekliyorum.

Genel olarak baktığımızda seride ana hatlar/iskelet aynen duruyor hatta karakterlerin motiveleri bile aşağı yukarı aynı; birkaç yerde büyük değişiklikler var ama kalan kısımlarda o kadar büyük değişimler söz konusu olmadığı gibi karakterin gelişimini sağlayacak o ızdırap, ihanet vb. durumlar öyle yahut böyle gerçekleşmiş. Sadece olayları farklı şekilde ilerletmiş ama ihanet yine ailede geliyor ve yine aileye yardım edememe yüzünden bir ızdırap, sıkıntı vs. yaşanıyor.

Mektupta Arya’nın ailesini kaybettikten ve Kışyarı yanıp kül olduktan sonra Bran ve annesiyle Sur’a; Jon’dan yardım istemeye gittiği yazıyordu ama bildiğiniz üzere Arya, bunun yerine KL’den Braavos’a kadar uzanan bir maceraya atıldı. Lakin bu GRRM’in planladığı gibi onu Sur’a götürmeyeceğini göstermiyor, aksine bu plan hala devrede olabilir, sadece daha değişik bir şekilde.

Bununla ilgili ilk işaret 1. kitaptaki 2. Jon Snow POV’u.

Arya ağlayacak gibi duruyordu. “Keşke sen de bizimle birlikte gelseydin,” dedi.

“Bazen farklı yollar aynı kaleye çıkar. Kim bilir?” dedi Jon.

Tek bir cümle bazen çok şeye gebe olabilir yahut hiçbir şeye ama yanında başka şeylerle güçlendirilir ise daha manalı bir hale de gelebilir. Lakin Jon’un bu sözü için başka bir cümleye, işarete çok gerek olduğu görüşünde değilim, ben gayet açık seçik bir forshadowing görüyorum. Zaten 1. kitap -dikkatli gözler için- çok fazla forshadowing dolu. Kaldı ki bu ikisinin bir daha bir araya gelmeyeceğini düşünen yoktur, herhalde?

Yine de devam edelim.

Arya, KL’ye vardıktan bir süre sonra artık kendini yalnız hissetmeye başlıyor ve bundan sonrasında sürekli olarak Sur’a ulaşma istek ve çabası içerisinde.

Mutfaktan biraz yiyecek çalar, en iyi çizmelerini giyer, İğne’yi ve sıcak tutacak bir pelerinini alırdı yanına. Üç Dişli Mızrak’ın kenarındaki ormanda Nymeria’yı bulurdu ve birlikte Kışyarı’na dönerlerdi. Ya da Sur’daki Jon’un yanına giderlerdi. Keşke Jon burada olsaydı. Belki bu kadar yalnız hissetmezdi.

Daha sonra benzer bir istek daha 2. kitapta 1. Arya POV sonunda geliyor.

Kral Yolu, Kışyarı’ndan sonra Sur’a gidiyordu. Yoren onu Kışyarı’nda bırakıp yola devam edecekti. Arya annesini, Robb’u, Bran’ı, Rickon’u görmek için can atıyordu ama en çok Jon Kar’ı özlemişti. Keşke Kışyarı’ndan önce Sur’a varmanın bir yolu olsaydı. Jon onun saçlarını dağıtır, “Küçük kardeşim,” derdi. Aynı anda, “Seni özledim,” derlerdi birbirlerine. Tıpkı eskiden her şeyi aynı anda söyledikleri gibi. Bunu çok istiyordu Arya. Bunu her şeyden çok istiyordu.

Daha sonra Lord Ned ile konuşurken, Nehir Toprakları yerine Sur’a gitmeyi, çünkü Jon’un onu koşulsuz kabul edeceğini düşünüyor.

“Leydim?” dedi Ned sonunda. “Gayrimeşru doğan bir ağabeyiniz var… Jon Kar?”

“Sur’da, Gece Nöbetçileriyle birlikte.” Belki de Nehirova yerine Sur’a gitmeliyim. Jon kimi öldürdüğümü ya da saçlarımı tarayıp taramadığımı umursamaz…

Aslında şu ana kadar Arya’nın Sur’a gitme arzusu daha çok fikir olarak kaldı ve tam olarak bir eyleme geçmedi yahut son karar niteliği taşımadı, bundan önce ilk önce Kışyarı’na daha sonra da Cat ve Robb’un yanına gitme kararı almıştı ve Sur, hep alternatif olarak yer alıyordu ama yine de kalbinde ilk gitmek istediği yer olmasına rağmen aklı farklı noktalarda karar kılmış yahut kıldırılmıştı diyebiliriz; Arya’nın bu kararları tamamen özgür kararla aldığını da pek söyleyemeyiz. Devam.

Nereye gidebileceğimi biliyorum,” dedi Arya. Hâlâ bir ağabeyi vardı. Kimse istemese bile Jon beni ister. Bana “küçük kardeşim der ve saçlarımı karıştırır. Ama yol çok uzundu ve Arya oraya tek başına gidebileceğini sanmıyordu. Nehirova’ya bile gidememişti. “Sur’a gidebiliriz.”

Sandor’un kahkahası yarı kükremeydi. “Küçük dişi kurt Gece Nöbetçileri’ne katılmak istiyor öyle mi?”

Ağabeyim Sur’da,” dedi Arya inatla.

Tazı’nın ağzı seğirdi. “Sur buradan bin fersah uzakta. Sadece Boğaz’a varabilmek için bile kahrolası Freyler’le dövüşmek zorunda kalırız. O bataklıkların içinde, kurtları kahvaltı niyetine yiyen aslan kertenkeleleri var. Derimiz yüzülmeden kuzeye varsak bile, kalelerin yarısı demiradamlarla dolu. Ortalıkta binlerce kahrolasıca, becerilesice kuzeyli adam da dolaşıyor.”

Bu Sur’a gitmek için kendi kendine verdiği ilk özgür karar ama Sandor tarafından pek kabul görmedi. Daha sonra ise Tazı’dan ayrıldığında bir Braavos gemisine biniyor ve tam da niyeti Sur’a gitmek ama yine önü kesiliyor; bu sefer kaptan tarafından ve Arya’yı Sur yerine Braavos’a götürüyor.

Onun evi gitmişti, annesi ve babası ölmüştü, Sur’daki Jon Kar dışında bütün kardeşleri katledilmişti. Arya’nın gitmek istediği yer Sur’du. Bu kadarını kaptana da söylemişti ama demir sikke bile adamı ikna edememişti. Arya, varmak için yola düştüğü yerleri asla bulamıyordu. Yoren onu Kışyarına götüreceğine dair söz vermişti ama Arya kendini Harrenhal’da bulmuştu, Yoren de mezarda. Nehirova’ya gitmek için Harrenhal’dan kaçtığında; Lem, Anguy ve Yediler’in Tom’u onu esir alıp tepe mağarasına sürüklemişti. Arya sonra Tazı tarafından kaçırılmış ve İkizler’e götürülmüştü. Tazıyı nehrin yanında ölüme terk etmiş ve Kıyıdaki Doğugözcüsü’ne gitmenin bir yolunu bulmak umuduyla Tuzçukuru’na gitmişti, ancak…

Bu alıntı önemli, çünkü bir önceki yorumda bahsettiğim; “engellenme” meselesini güzel özetlemiş. Lakin söylediğim gibi bu kısımlar ağırlıkta birileri yahut başka şeyler yüzünden alınan yarı-özgür kararlardı. Yine de kendi özgür kararlarını almaya başladığında bile yine birileri yahut bir şeyler tarafından “engel” yiyor ve varmak istediği yere varamıyor.

Dareon ilk kez Mutlu Liman’a geldiğinde, Arya onunla birlikte Doğugözcüsü’ne gitmeyi düşünmüştüama sonra Dareon’un, Bethany’ye, asla geri dönmeyeceğini söylediğini duymuştu.

FM’nin yanına geldiğinde ve NW’den Dareon’u gördüğünde ilk aklına gelen şey yine Sur’a gitmek oldu ama adamın asla dönmeyeceğini öğrenmesi ile bu fikri kafasından uzaklaştırdı. Daha sonrasında ise adamı öldürdüğünü biliyoruz.

Kız el arabasını gösterdi. “İstersen son midyeleri alabilirsin. Karanlık oldu, artık onları kimse almaz. Sur’a mı gidiyorsun?”

“Eski Şehir’e.” Sam, pişmiş midyelerden birini alıp midesine indirdi. “İki gemi arasındayız.” Midye güzeldi, Sam bir tane daha yedi.

Sam’in POV’undan; Arya’nın diğer NW ‘yi öldürmeden önceki olaylar… Sam açısından baktığımız için Arya ne düşündü bilemiyoruz elbette ama Sam’in bir Kara Kardeş olduğunu anlar anlamaz “Sur’a mı gidiyorsun?” sorusunu sorması Dareon’da olduğu gibi aynı fikir kafasında belirmiş izlenimi veriyor; elbette yine zıttı bir cevap alıyor.

“Adım Yoren lordum,” dedi adam. “Bu saatte geldiğim için özür dilerim.” Arya’nın önünde eğildi. “Bu ufaklık oğlunuz olmalı. Sizin görünüşünüzü almış.”

“Ben kızım,” dedi Arya bezginlikle. Adam Sur’dan geliyorsa Kışyarı’ndan da geçmiş olmalıydı. “Ağabeylerimi tanıyor musunuz?” diye sordu heyecanla. “Robb ve Bran, Kışyarı’ndalar. Jon, Sur’da. Jon Kar. O da Gece Nöbetçileri’ne katıldı. Onu tanıyor olmalısınız. Kırmızı gözlü, beyaz bir ulu kurdu var… Jon keşiflere çıkmaya başladı mı? Bu arada, ben Arya Stark.”

Arya’nın oğlan çocuğu gibi etrafta dolaşmasından dolayı çok dikkat edilecek bir alıntı olmadığının farkındayım ama daha bir çok yerde Arya, oğlan çocuğu olmakla itham edilmiş hatta hitap edilmişti; Yoren’in kafilesinde’de Sur’a giden bir oğlan çocuğu olarak katılmıştı. Bu durum bana bir sebeple erkek kılığına girip Sur’a; Gece Nöbetine katılan kızın hikayesini hatırlattı ki seri boyunca da en az 2 yahut 3 kere bu kızdan bahsedilmişti.

“Gece Nöbetine erkek kılığında giren kız hikayesi.” Arya’nın ileride başına gelecek bir şey olabilir, bir ihtimal. İhtimal vermiyor musunuz? Olabilir. Bir iki şeye daha bakalım.

“Dikkatini çekmeyi başarabilmişimdir belki,” dedi Yoren. “Bir dahaki sefere kardeşlerine saldırmadan önce, onlara yaptığının mislinin başına geleceğini hatırla. Beni anlıyor musun?

Öncelikle Yoren, Arya’yı cezalandırırken çevrede kimse yoktu ki bunun olmasına özen göstermişti, zaten uzun uzun olayların kritiğini de yapmayı ihmal etmemişti. Burada “kardeşlerine saldırmadan önce…” ifadesi haliyle Arya için çok ilginç bir cümle zira Arya bir erkek değil ve Gece Nöbetine katılmak için yolda değil; haliyle kafiledeki hiçbir erkek onun kardeşi de değil ama Yoren böyle bir cümleyle karşılık veriyor?

Limanı’nın tavernalarında ve genelevlerinde Arya’nın ağabeyinden bahsedildiğini duyuyordu. Adamlardan biri onun için, Sur’un Kara Piçi demişti.
Bahse girerim ki Kör Beth’i Jon bile tanıyamaz. Bu düşünce kör kızı hüzünlendirdi.

Arya, Braavos’ta iken zaman zaman Jon hakkında konuşulduğunu taverna ve genelevlerde duyuyor, yani bir şekilde Sur ve Jon ile ilgili duyumlar alabiliyor. Nitekim teyzesinin ölümünü dahi öğrenmişti.

Dareon, aptal prensi öldü diye kendini aptal bir kaleden aşağı atan aptal bir leydiyle ilgili aptal bir şarkı söylerken, o Gece Nöbetçileri’nin adamı, diye düşündü Cat. Leydi, prensini öldürenleri öldürmeliydi,_şarkıcı da Sur’da olmalıydı.

Arya’nın öldürülen prens için verdiği tepki manidar ve dikkat çekici, çünkü Jon’un prens/kral olduğunu ve Sur’da öldürüldüğünü biliyoruz. Madem Sur’dan gelen haberleri iyi kötü alıyor; Jon hakkında da bilgiler kulağına zaman zaman çalınıyor; Sur’a Lord Kumandan olan Kara Piç’in haberini alan Braavos; ölüm haberini de almaz mı?

“Kölelerin nereden geldiğini biliyorum. Batıdiyar’dan, Çetinocak isimli eski ve lanetli bir yerden geldiler. Kölelerin hepsi yabanıl.” Kör kız, Kışyarı’nda yaşayan Arya Stark’ken, Yaşlı Dadı ona Çetinocak hakkında hikâyeler anlatmıştı. ‘Yabanıllar, Sur’un Ötesindeki Kral’ın öldürüldüğü büyük mücadeleden sonra kaçtılar. Bir orman cadısı, eğer Çetinocak’a giderlerse gemilerin geleceğini ve onları sıcak bir yere götüreceğini söyledi. Ama şu Lysli korsan gemilerinden başka gemi gelmedi. Fırtına tarafından kuzeye sürüklenen İyi Yürek ve Fil. Korsanlar, gemileri tamir etmek için Çetinocak’ta demir attılar ve yabanılları gördüler. Ama binlerce yabanıl vardı, gemiler hepsini alamazdı. Korsanlar da sadece kadınları ve çocukları almaya karar verdiler. Yabanılların hiç yiyeceği yoktu, bu yüzden erkekler, karılarını ve kızlarını gemilere gönderdiler. Fakat gemiler denize açılır açılmaz, Lysliler yabanılları aşağı götürdüler ve onları bağladılar. Yabanılları Lys’te satmak niyetindeydiler ama bir başka fırtınaya yakalandılar, gemiler birbirlerinden ayrıldı,
İyi Yürek öyle ağır hasar aldı ki geminin kaptanı Braavos’a girmek zorunda kaldı. Ama Fil, Lys’e varmış olabilir. Pynto’nun Yeri’ndeki Lysliler, Fil’in daha fazla gemiyle birlikte geri döneceğini düşünüyorlar. Köle fiyatlarının yükseldiğini söylediler, Çetinocak’ta daha binlerce kadın ve çocuk varmış.”

Bu alıntıda dikkatimizi çeken üç şey var:

  1. Arya, Sur’da olan büyük haberlere vakıf oluyor.
  2. Şu an oradan gelen bir gemi, Braavos’ta demirlenmiş ve tamir oluyor ki bir ihtimal oraya geri dönmeye kalkabilir? Yahut kalkmaz.
  3. Gemilerden biri daha fazlası için oraya geri dönecek; belki yeniden Braavos’a uğraması gerekebilir ve bu durumda Arya da gemiyle Sur’a; Çetinocak’a gidebilir.

Eğer dizideki gibi Jon, oraya gidecek ise Arya ile orada karşılaşma şansı var yahut doğrudan erkek kılığına girmiş bir şekilde Sur’a da gelebilir bizimkisi. 4. kitapta Braavos’a geldiğinde onu getiren geminin kaptanı ve tayfası ismini öğretmek için az uğraşmamıştı, bu sefer onları kullanarak dönmek de isteyebilir. Kısacası seçenek ve ihtimaller bir hayli fazla.

Sizin fikirleriniz nedir?

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!

Önemli Cevaplar

  1. Farklı yollar aynı kaleye çıkar meselesi önemli. Ancak bu aynı kale neden illa sur olsun? Bence ikisinin de farklı bir mekanda buluşması daha bir şairene olur. Mektup var evet ancak mektuptaki amaç ve senin belirttiğin teori çok farklı. Birinde birisinden kaçmak için sığınıyor. Öbüründe ise intikam için geri dönüyor. O kule hikayesini ise hep ben Lyanna ile Rhaegar ilişkisi kapsamında düşündüm ve Lyanna’nın sadece benim çocuğumu korudan daha büyük sözler verdirttiği Üzerine yorumladım.

    Bence senaryo olarak en güzeli ve tatlısı 5 ana karakterin bir yerde buluşması. Diyarın kuzeyi aracılığıyla Eda’sı ve Westeros bağlı birbirine büyük ihtimalle. Bu şekilde düşünürsek kuzey ve essos arası mesafe kuzey ve beyaz liman kadar.