Buradan çevirdiğim bir kuram. Açıkçası kesinlikle katılmıyorum ama değişik bir bakış açısı sunulmuş ve argümanları sunuş şekli hoşuma gitti. Belki buradan yola çıkarak çok başka sonuçlara ulaşıp, daha önce fark etmediğimiz şeyleri fark edebiliriz.

Kuramı ortaya aran kişi; Jon Snow’un ateş büyüsü ile değil buz büyüsü ile dirileceğini ve haliyle Ötekiler’in tarafında yer alıp, seçiminin bu yönde olacağını iddia etmiş. Elbette benim fikrimi biliyorsunuz; Jon Snow Nasıl Dirilecek? ve Karakter Değişimi?

Kısım 1 ‘Tohum Ekiliyor’

Masum bir şaka mı?

Robb onları mahzen mezarın en dibine götürmüş ve kendi boş lahitlerini göstermişti. Sansa sönecek endişesiyle küçük kalın muma bakıyordu sürekli. Yaşlı Dadı mahzen mezarda örümcekler ve köpek büyüklüğünde fareler olduğunu anlatmıştı. Sansa bunları Robb’a söylediğinde ağabeyi gülümsemişti. “Örümceklerden ve farelerden daha beter şeyler var,” diye fısıldamıştı. “Burası ölülerin yürüdüğü yer.” Tam o sırada derin, pes ve titretici sesi duymuşlardı. Bebek Bran, Arya’nın ellerine yapışmıştı.

Kapağı açık lahitten kana susamış, solgun, bembeyaz bir ruh çıktığında Sansa çığlıklar atarak mahzenin merdivenlerine doğru koşmaya başlamış, Bebek Bran, Robb’un bacağına sarılmıştı. Arya yerinden kımıldamamış ve ruha bir yumruk atmıştı. Ruh dedikleri, kendini una bulamış Jon’du aslında. “Seni aptal!” diye bağırmıştı Sansa. “Bebeği korkuttun.” Ama Jon ve Robb katıla katıla gülmüşlerdi. Hemen sonra Arya ve Bran da gülmeye başlamıştı.

Jon’un burada ‘hayalet’ kılığına girmesini kuramı yazan kişi “muhtemelen sadece tesadüftür” ama Leydi Cat’de (“Kalbim taşlaşmış hissediyorum” sözü ve Leydi Taşkalp meselesi) olduğu gibi; GRRM bazı şeyleri üstü kapalı bir şekilde ima ediyor, demiş. Aslında bir tesadüf değil, gerçekten de bu bir forshadow örneği. Bu Jon’un ölüm dirileceği ve bir nevi hayalete dönüşeceğine işaret eden bir anı.

Jon’un İsmi

Ygritte, Jon’un ismini duyar duymaz şu şekilde karşılık veriyor.

“Şeytani bir isim.”

Yabanıl kızın isme tepkisi “Snow” ile imtihanları gibi de algılanabilir. Yani karlarla kaplı bir coğrafyada yaşıyorlar ve bu ciddi manada hayatta kalma mücadelesi gerektiren bir yaşam türü. Bu yüzden “kar” ismine tepkisi bu olabilir, demişse de forshadow olarak Jon’un böyle bir şeye dönüşebileceği imasının yapılmış olabileceğini düşünmüş. Yabanıllardan başka kimse Jon’un ismine karşı böyle bir tepki vermediğine dikkat çekmiş. Aslında bildiğim kadarıyla Yabanıllar arasında piçlik bir mesele bile değil. (Aslında bu isim meselesinde bir başka görüşe denk gelmiştim; 13. Lord Kumandan’ın bir Snow olabileceği, bu yüzden de piçlere karşı hoşnutsuz bir bakış açısının Diyar’da yayılmış olabileceği görüşü var.)

Jon’un Kurdunun İsmi

Ulukurtların isimlerine dikkat çekmiş, buraya yazma gereği duymuyorum. Zaten bu konuda bir başlık var. Stark Hanesi’nin Ulu Kurtları’nın Gizli Manası

Hayalet’in isminin diğerlerinkinden oldukça farklı olduğunu düşünmüş ve şu yorumu yapmış: “Jon, ona Hayalet ismini vermiştir çünkü oldukça beyazdır ve hiç ses çıkartmaz. Ayrıca zaman zaman Hayalet’in Kuzey ve Eski İlahlarla karşılaştırmıştır.”

Kırmızı gözler, diye fark etti Jon, ama Melisandre’nirı gözleri gibi değil. Kırmızı gözler, kırmızı ağız, beyaz kürk. Kan ve kemik, bir yürek ağacı gibi. Bu hayvan eski tanrılara ait.

Jon ve Hayalet arasında paylaşılan güçlü bağlantı nedeniyle, Jon’un kendini Kuzey’e ait bir şey olarak gördüğünü düşünebiliriz, diyor arkadaş. Yabanıllara göre; Duvarın güneyindeki her şey güney olarak kabul edilirken, duvarın ötesindeki her şey Gerçek Kuzeydir.

Bran’ın Rüyası

Sonunda kuzeye baktı. Mavi bir kristal gibi parlayan Sur’u ve soğuk bir yatakta tek başına yatan piç kardeşi Jon’u gördü. Jon’un yüzü bembeyazdı. Bedeninin ısınabildiği günlerin anısı onu terk etmiş gibiydi.

Bu alıntı için çeşitli yorumlar varmış sanırım; Jon’un buz hücrelerine atılabileceğinden tut; ölümüne işaret ettiğine kadar ki muhtemelen en mantıklısı da ‘ölüm’ meselesidir. Fakat kuramcı arkadaşa göre bu, Jon’un Ötekiler’e katılacağı zamanki dönüşüm aşaması. (Tek başına pek güçlü bir argüman sayılmaz. Çünkü gerçekten çok şeye çekilebileceği gibi hiçbir şeyi ifade etmiyor da olabilir; tamamen Jon’un yalnızlığını ifade eden bir mesele, iç dünyası…)

Kısım 2 ‘İlk Dönüşümler’

Sam, Jon, demişti ama Jon gitmişti. Şimdi karşısında duran adam Lord Kar’dı, gri gözleri buz kadar sertti.

Bir kez daha Jon ve Soğukluk arasında bir bağlantı kurulmuş; tesadüf de olabilir ama bence insan tarafından Sur’un öteki tarafına sürüklenmesine işaret eden bir ima olabilir, diyor. (Starkların soğukluk vb. şeylerle bağı konusunda; Arya Stark ve Braavos ‘Ay’ ve ‘Su’ )

Melisandre’nin Kehaneti ve Jon’un Rüyası

İlk olarak kehanet:

Buz, görüyorum ve karanlıkta hançer. Kırmızı ve sert donmuş kan ve çıplak çelik

Sonra rüya:

Düşmanlar, örümcekler misali buza tırmanırken, “Kar,” diye feryat etti bir kartal. Jon siyah buzla zırhlanmıştı ama kılıcı avcunun içinde kıpkırmızı yandı.

Kuramcı arkadaşa göre bu MARTİN’in Jon’un dönüşümü hakkındaki en önemli forshadow.(Sanırım bir de Dany’nin Üç Dişli Mızrak rüyası vardı; buz zırhlılara karşı savaşıyordu?) 1. kitapta Ötekiler şu şekilde betimlenmişti.

Gölge hareket ettikçe zırhı renk değiştiriyor gibiydi. Önce yeni yağmış kar kadar beyaz, ardından gölgeler kadar kara, bazen ağaçların derin yeşil grisi üzerine damlamış gibi benekli.

Yaşlı Dadı’nın Ötekileri betimlemesi.

Onlar soğuk yaratıklardı, ölü yaratıklardı. Güneşten, ateşten, demirden ve damarında sıcak kan akan her canlıdan nefret ederlerdi.

Sonuncu kısmı niye paylaşıp nasıl bağ kurmaya çalışmış anlamadım doğrusu. Sanırım “sıcak kandan nefret etme” meselesi ile Jon’un kırmızı yanan kılıcı meselesini “donmuş kanla kaplı kılıç” olabileceğini söylemek istemiş. Siyah Buzlu Zırh ve Kanla Kaplı Kırmızı Kılıç şeklinde Jon’un Ötekiler arasındaki konumunu işaret ettiğini düşünüyor. Elbet burada şöyle bir şey var; Jon burada ölülere karşı savaşıyordu ama diğer yandan ölüler de ağırlıkta duygusal bağları olan, akrabaları/arkadaşları/sevdiği kadın idi. Dahası öldürdüğü ölülerden de kan akıyordu. Yani bir wight değillerdi. Aslında Jon’un bu rüyası gerçekten değişik bir rüya. Bu konuda bir başlık mevcut. Jon Snow’un Rüyası: ‘Buz ve Ateş’

(Bu arada çok bilinmiyor sanırım; GRRM Ötekilerin ölü olmadığını ve farklı bir yaşam türü olduğunu söylemişti, bilginize.)

Kısım 3 ‘Meydana Çıkış’

Açıkçası, bu kuramın çoğu, Jon’un bıçaklamasının hemen sonrasında olanlara dayanıyor. Kesin olan bir şey biliyoruz: Jon, Night’s Watch’ın adamlarını durdurmaya çalışıyor; kılıcına uzanarak savaşmak istiyor. Yeniden diriliş sonrasında kişilerin ölümünden önce neye odaklanma eğiliminde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Jon hayatına geri dönse bile, asıl hedefi, Gece Nöbetçileri ile savaşmak olabilir.

Karışık geldi ise çeviri toparlayım; Leydi Taşkalp hatta belki de Beric’i örnek aldığımızda; ölen bir kişi ölüm anında odaklandığı bir durum söz konusu olduğunda, dirildikten sonra o konu üzerine bir nevi takıntı sahibi olduğunu söylemiş. Beric, Kral’ın Adamı olarak savaşırken öldü ve sonrasında da bu konuda mücadele etmeyi 6 kere dirilmesine rağmen sürdürdü ve Cat de oğlunun ölümünün acısını yaşayarak öldü, Robb takıntılı bir şekilde öldü ve dirildiğinde onun intikamını almaya odaklıydı ve yanlış hatırlamıyorsam geceleri onun tacına bakarak geçiriyordu. Jon’un da NW’ye karşı savaşarak(daha doğrusu savaşmaya çalışarak) öldüğü için uyandığında onlara karşı düşman kesileceğini ve savaşacağını söylüyor. Elbette bu kısma kesinlikle katılmıyorum; mesele ‘duygusal’ bağlantılardan ibaret. Elbette ki Jon dirildikten sonra NW’ye eski gözle bakmayacaktır ama hain ile sadık arasındaki farkı göremeyecek kadar körleşip, önüne gelen NW’yi (bilhassa o dostlarını ki ona saldıran üç beş adamdı) öldüreceğini düşünmek, bunu isteyeceğine inanmak mantıklı değil. Kaldı ki Jon’un ölüm anında odaklandığı şey NW ile savaşmak değildi, Arya idi(Sivri Ucu Düşmana Sapla). GRRM’in söylediğine göre Jon’un ölüm travması Cat’in yaşadığına benziyor (ihanet kısmı).

Cat’in Ölüm Anında Odaklandığı Şeyler
-Oğlu(çocukları)
-İhanet duygusu

Jon’un Ölüm Anında Odaklandığı Şeyler
-Arya
-İhanet duygusu

Kuramı kendim çevirdim ama ilk karşı argümanları da ben sundum gibi oldu, farkındayım.

Yine de her zaman demişimdir Jon(Kışyarı Çocuklarının) soğuk, buz, ölüm, karanlık gibi kavramlarla olan bağı/ilişiği oldukça dikkat çekici bir şey. Zaten bu aile başlı başına ‘buz’ tarafını temsil ediyor.

Sizin fikirlerinizi de alalım.

 

 

Önemli Cevaplar

  1. Ben de bunun olmasına pek ihtimal vermedim ama olursa muhteşem olur.:slightly_smiling_face:

    Burayı ben Jon’un yalnızlığı ve alışamaması olarak değerlendiriyorum , ölü vs olursa Bran fark ederdi zaten.

    Bu da daha çok Jon’un Stark kimliği ile ilgili olduğunu düşünüyorum , Ned Stark 'a olan benzerliği vurgulanmış.

  2. Bran komada iken gördüğü her şey O AN gerçekleşen şeylerdi; bu yüzden elbette ki Jon ölü değil orada ve doğrusu ben de o şekilde algıladım.

    Kuramı yazan arkadaşın kullandığı argümanlar 2. 3. dereceden kanıt niteliği taşıyan zorlama yorumlar hep. :slight_smile:

    Ben de Jon’un artık büyümesi; bir lider, yönetici olmanın getirdiği sorumluluğu üstlenmiş, o maskeyi takmış biri olarak yorumluyorum. Bran da sık sık babası ve Robb için “Bugün lord yüzünü takmış” şeklinde ifadeler kullanmıştı; Sam’in tabiri de bunun farklı bir söylenişi gibi görüyorum.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

Katılımcılar