Uzun bir aradan sonra tekrar bir kuram ile karşınızdayım. Tarzımı artık öğrendiğiniz için kendimi tekrara girmeyeceğim. Bu konu benim de uzun süredir ‘ihtimal’ dahilinde bulundurup, savunduğum bir kuram ama bu videodakinin aksine ben olayı Essos ile sınırlandırmıştım.

Şimdi diyeceksiniz ki “Ne diyorsun? Anlamadık.” Tamamdır, hemen konuya gireceğim. Fakat ilk önce ejderhalar ve Valirya Çeliği hakkında kendi fikrimi yazmak istiyorum. Benim fikrim de ekli olduğu için %50 ben %50 Greyarea’nın kuramı olacak bu başlık.

Valirya İmparatorluğu

Şimdi bildiğiniz üzere ejderhaların ortaya çıkışı ve Valirya Çeliği olarak anılan kılıçların varlığı- ismi üzerine – Valirya dönemine bağlanmıştır. Yani net tarih sanırım tam belli olmasa da en geç 5 bin yıl öncesine dayandırılıyor.

Valiryalılar ortaya çıktıktan sonra hızla yükselmişler ve ejderhalarıyla kendilerinden çok daha eski olan hatta hala günümüzde varlıklarını korumaya başarmış imparatorlukları bir bir fethetmeye başlamışlardır. Ayrıca “büyü” işinde çok ileride olmaları da bir kenara not düşülmesi gereken bir nokta.

Valirya’da büyüler “Kan ve Ateş”’e dayalıdır.

“Eski Valyria’nın ejderha lordları, ejderhalarını tılsımlarla ve büyülü borularla kontrol ederdi.” Dany POV

Nitekim ben bunu her daim oldukça ilgi çekici bulmuşumdur, çünkü çoban diye adlandırılan adamlar bir anda büyü öğrenip, ejderhalara biniyor ve büyük bir imparatorluk kurmaya güç yetiriyordu. Bu, basit bir örnek ile açıklamak gerekirse, bir anda gelişmiş bir alfabe ve dil bilgisine sahip yazı düzenine sahip olmaya benziyor, sanki yerden ot gibi çıkmış yahut gökten indirilmiş gibi. Böyle şeylerin bir geçmişi, başlangıcı ve süreci olmak zorunda. Haliyle Valiryalılara ejderhalara binmeleri için büyüleri öğreten başka biri yahut birileri olduğu görüşündeyim. Bu kişi/ler kim derseniz; kökleri Şafak İmparatorluğu dönemine uzanan bir çeşit tarikat gibi bir şey olabilir, kesin şu diyemem ama böyle bilgiler elit bir öbek insanın elinde bulunan şeylerdir, herkesle paylaşılmaz. Aynı Yüzsüzlerin yüz değiştirme bilgilerini kendileri dışında kimseyle paylaşmaması gibi. Onlar bunu kimlerden öğrendi ki? Onlara da biri öğretmiş olmalı. Muhtemelen Valirya’da öğrendiler.

Elbet bir parantez açıp başka bir noktaya değinmek de gerekiyor. Buz ve Ateşin Dünyası kitabında yazdığına göre Valirya’nın kendi tarihi notlarında Valirya’lılar ejderhalardan türediklerini ve kanatlı ejderhalarla akraba olduklarını iddia ettiği yazmakta. Görünüşleri de buna işaret etmektedir ki görünüş meselesinin gizemi hala çözülememiştir. Yani belki de çoban falan değillerdi, anlatıldığı gibi… Belki bunların kökleri de Şafak İmparatorluğuna uzanıyordur yahut çok başka bir şeye, bilemiyoruz.

Peki, bu kanaate nasıl nail oldum? Bunun için de efsanelere bakmak gerekecek.

Azor Ahai ve Işıkgetiren Efsaneleri

Efsaneler çeşitli ve çelişkili de olsa o dönemlerde Azor Ahai ve kutsal ateşle dövülmüş Işık Getiren kılıcı beni ister istemez düşünmeye sevk etti. Efsaneler olduğu gibi kabul edilemez, çünkü geçen zaman üzerine çok fazla gerçek dışı bilgiyi de katmıştır. Bu yüzden efsanelerde en doğru olduğunu inandığını, ortak noktalara odaklanmak iyidir. Bu da AA, Uzun Gece ve Kılıç.

Şimdi kılıcın kutsal ateşle dövüldüğü biliniyor ve çok sıcak olduğu, kırmızı renkte olduğu da… AA’nın bu kılıcı kimin üzerinde kullandığını bilmiyoruz. Onun sadece karanlığa karşı savaşmak için yükselen bir kahraman olduğu söyleniyor; Kan İmparatorunu mu yoksa Gece’nin Aslanı’nı mı öldürdü? Yahut başka birini? Kim onu kahraman seçip, bu yola soktu? Bilgimiz yok. Fakat Stannis’e anlatıldığına göre tek başına da savaşmamış. Uzun Geceyi nasıl sonlandırdığını da bilmiyoruz. Efsane’de sonlanması onun eylemlerine bağlansa da bu kısım çok karanlık. Dedim ya kimi öldürdü de sonlandırdı? Çünkü efsaneye göre Uzun Gece’nin sebebi kız kardeşini öldüren bir adamın ‘kan ihaneti’ idi; Gece’nin Aslanı (Gece’nin Kralı aklıma geldi.) buna öfkelenip Uzun Gece’ye sebep oluyor ve yaratıkları dört bir yana saçılıp, insanları cezalandırmaya başlıyor. Sonra bir AA ve kılıçtan bahsediliyor ama ötesi yok.

Şimdi ben Uzun Gece vs. meselesine değinmiyorum, benim odaklandığım kısım Işık Getiren isimli kılıç. Bu kılıç sıradan bir kılıç olsaydı eğer bu kadar adı anılmazdı ve dövmek için de bu kadar uğraşılmazdı. Sihirli bir kılıç, sihir barındıran bir kılıç. AA birkaç kez başarısız olduğuna göre daha önce böyle bir kılıç dövülmemiş; ya birileri ona akıl verip böyle bir kılıç dövmeye çalıştı yahut kendi demircilik ve büyü bilgisini harmanlayıp böyle güçlü sihirli bir kılıç dövmek ve kendi amacı için kullanmak istedi (muhtemelen bu 2. çünkü kılıcın ikinci kırılışında ne yapacağını bilmediği yazıyordu ama sonra bir yolunu buluyordu.) ve nitekim başardı da.

Kan, kutsal ateş, büyü ve çelik. Kılıcı yaparken kullandığından emin olduğumuz bileşenler bunlar.

Peki, bu kutsal ateş nedir?

Bir tapınakta dövdüğü söylendiği için tapınakta yanan bir kutsal ateş olduğu düşünülüyor. Aslında bir tapınakta yanan ATEŞ bana ister istemez R’hllor inancını anımsatıyor. Melisandre’ye sorsak ateşin kendisi zaten kutsaldır. Bu R’hllor inancının (haliyle Büyük Öteki’nin) Şafak İmparatorluğu dönemine kadar uzandığının bir işareti de olabilir. Zaten Melisandre ve diğer Kızılcıkların inandığına göre de AA, R’hllor’un savaşçısı, onu seçen kişi.(AA’nın 2. gelişi için söylenen bir söz bu ama ilki için de bunu söylemek güç olmasa gerek.).

Nitekim şu başlığa göz atabilirsiniz.

Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler

Unutmayalım ki Şafak İmparatorluğu efsanevi bir ülkedir ama Yüzsüzlerden tutun Assahi yazıtlarına kadar varlığından söz edilir. Tam kesin zaman veremesek de İlk İnsanların Westeros’a gelmesinden çok önceleri var olmuştur.

Şimdi ateşin kutsallığı meselesine geri dönelim. Bizim bildiğimiz kadarıyla yeryüzünde sihir barındıran yegane ateş Ejderha Alevidir. Bunun dışında okunup üflenip kutsallaştırılan bir ateş kaynağı yok, nitekim içinde sihir de yok?

Basit bir ateş ile bu kılıcı dövse elimizde basit bir çelik olmaz mıydı? Böyle basit bir çeliği soğutması da kolay olmaz mıydı? Olurdu. Fakat basit bir ateş değil, haliyle basit bir kılıç olmadığı için soğutma işlemi de diğer basit kılıçlarda olduğu gibi su ile olmuyor hatta hayvan kanıyla da olmuyor.

Bu arada dikkat çekmek istediğim çok önemli bir kısım var. Efsanede kılıcı Nissa’nın kalbine sapladığından kanın ve kadının gücü, cesaretinin vs. ÇELİĞE aktığını, geçtiğini yazıyor. Oysa biz biliyoruz ki Kahramanlar Çağında bile Westeros’ta daha BRONZ kullanılıyordu silah yapmak için, çelik değil. Demek ki bu imparatorlukta çelik ilminde ilerleme kaydedilmiş.

Uzun lafın kısası bu kutsal ateş olarak kabul edilen ateşin EJDERHA ATEŞİ olduğunu düşünüyorum. Ve Işık Getiren kılıcı, sonraki emsallerinden bir tık fazlası olsa da temelde dövülen ilk ejderha çeliği kılıçtır. Hatırlatırım ki bu kılıçlarla WW öldürüyoruz. Belki ilk AA’nın da amacı sadece bu yaratıkları öldürüp, yok etmekti? (Fakat bu kadar basit bir şey olması zor, kılıç diğer emsallerinden bir tık fazlası diyorum. Sürekli ısı yayan, kırmızı bir kılıç. Çok özel birini öldürmek istemiş olabilir. Fakat Uzun Gece sonrasında yeniden kapıya dayandığına göre çok da başarılı olmuş denemez, geçici süre defetmiş.)

Burada bir parantez açıp kan meselesi ile ilgili bir iki şey demek istiyorum.

Valirya gibi Melisandre de büyüleri için kan ve ateş kullanıyor. Muhtemelen bu Asshai ve R’hllor takipçileri için de geçerli olan bir şey. Asshai’de bazı büyüler öğrenen Miri de kan büyüsü yapmıştı.

Melisandre’ye göre Kral Kanında Güç Vardır. Bu her kral kanı için geçerli midir yoksa kanında büyü olan kral ve soyları için mi geçerlidir? Şahsen 2.ye daha bir ağırlık veriyorum. Nissa Nissa’nın kanı ile tamamlanan Işık Getiren kılıcını unutmayın. Kanında büyü mü vardı ki? Sıradan bir insanı kullanamaz mıydı AA? Hayvan kanı hiçbir işine yaramamıştı. Bu kadarını biliyoruz.

Valirya Çeliği – Ejderha Çeliği

Devam. Kan ve Ateş.

Peki, Valirya Çelikleri neyden yapılıyor? Şimdi Valirya Kıyameti ile yok olan bu bilgi eksikliği yüzünden çok bir şey bilmiyoruz ama bileşenlerini aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz.

Ejderha Ateşi, büyü ve çelik. Bir ihtimal belki ejderha camı da kullanılıyordur, kesin değil. Çünkü genelde siyah rengi verenin bu olduğu düşünülüyor.

Unutmayın ki Valirya Çeliği bilgisi yine belli bir kesimin elinde bulunan bir bilgi idi, bu doğrudan yazmaz ama buna dair işaret; kıyamet sonrası bu bilginin yok olmasıyla anlaşılıyor. Biz biliyoruz ki başta Targaryen ve Valeryon olmak üzere bir çok ejderha lordu ailesi bu kıyametten kurtuldu ama bilgi yok oldu, herkesle paylaşılan bir bilgi olsaydı o zaman bugün hala Valirya çeliği dövülüyor olurdu.

Her ne kadar bu çeliğe Valirya çeliği dense de başat bileşenlerin en başında ejderha alevi geldiği için Ejderha Çeliği olarak da anılabilir ama sanılanın aksine – yukarıda değindiğim gibi- bu çeliğin bilgisi Valirya ile birlikte var olmuş bir bilgi olduğu kanısında değilim, her ne kadar isim patentini Valiryalılar almışsa da.

Elbet şöyle bir soru da sorulabilir; madem öncesinde biliniyordu neden bir sürü ejderha çeliği kılıç vs. yok şu an, o dönemlerden kalma? Valirya yıkılalı 300 yıldan fazla oldu ama kaç tane Valirya kılıcı elimizde? Ya o kılıçların yapım sırrı? Şafak İmparatorluğu bilmem kaç bin yıl önce var olmuş, yok olmuş bir ülke, aradan geçen binlerce yılda kılıçların kaybolması kaçınılmaz olduğu gibi Valirya’ya asla ulaşmadığını da bilemeyiz. Sonuçta büyüyü, ejderhaları bağlamayı ve doğal olarak bu kılıçları dövmeyi de birileri öğretmişti, yukarıda bahsettiğim gibi. Hem bilginin sınırlı bir elit kesim tarafından Valirya’da olduğu gibi elinde tutulduğunu ve öyle seri üretime geçilen kılıçlar olmadığını da düşünüyorum. Belki birkaç tane özel kişi için yapılmıştır AA sonrası yahut hiçbir zaman yapılmamış, bilgi kayıt altına alınmış ve saklanmıştır. İhtimaller çok fazla.

Bunun dışında kim demiş ki Valirya öncesinde Westeros’ta ejderha çeliği yoktu?

Valirya çeliğine ejderha çeliği denmez, denemez diyenler de çıkabilir… Aslında denir ve denmiş diyebiliriz, bunu video kuramında değineceğim.

Gelelim şimdi video kuramına.

Westeros’ta Kahramanlar Çağında Ejderha Var mıydı?

Video kuramının temeli bu soruya oturuyor ve kısaca EVET denerek buna dair işaretler veriliyor. Nitekim benim kuramımda da belirttiğim gibi Valirya öncesi; Şafak İmparatorluğuna kadar ejderhaların varlığını götürme imkanımız olabilir.

Greyarea, genel olarak çağların ve zaman dilimlerinin anlatıldığı gibi olmadığını, bazı şeylerin sandığımızdan daha geç yahut erken dönemlerde olmuş olabileceği üzerinde duruyor, bu konuda video yapmıştı ama açıkçası çok ilgimi çekmediği için tamamını izleyip, çevirmedim. Fakat bize anlatılan zaman dilimlerine güvenmemek gerektiğini seriye bakarak da anlayabiliriz zaten.

Devam.

Zaman Sorunsalı

Bildiğiniz üzere HBO, yan dizi konularından birinin başlangıç düğmesine bastı; 10 bin yıl öncesine gidileceği söyleniyor. GRRM, daha yönetmenin, oyuncuların, çekim yerlerinin hatta ismin dahi daha belirlenmediğini söylemekle beraber onun isim tercihinin UZUN GECE olduğunu da eklemişti. Yani WW’lerin ve doğal olarak Starkların, İlk İnsanların köklerine değinen bir dizi olması ihtimal dahilinde ki başka ne olacaktı 10 bin yıl öncesinde, değil mi?

GRRM’in bloğundaki açıklaması.

Aslında burada dikkat çeken kısım GRRM’in İlk İnsanlar hakkında anlatılan sözlü tarihin doğru olduğunu varsaymamız ile ilgili bir cümlesi; Hisar üstatlarından bazıları bahsi geçen süreden daha az bir zaman önce yaşanılanların gerçekleştiği yönünde. Yani 8 değil 6; 10 değil 5 bin yıl önce gibi. Yani burada işaret edilen nokta bize sunulan zaman dilimlerinin gerçekliğinden şüphe etmemiz gerektiği…

Bu yüzden efsanelere ve geçen zaman dilimlerine pek de güvenmemek akıllıca olur, GRRM bile böyle diyor ise. Misal seriye bakacak olursak Uzun Gece’de İlk İnsanlar mücadele etti ama Yandell’in ağzından yazdığı Buz ve Ateşin Dünyası kitabında Son Kahraman gidip Ormanın Çocuklarını buluyor, bu bir dönüm noktası oluyor ve Gece Nöbetçileri ile birlikte ww’lere karşı savaşılıp uzun gece sonlanıyor hatta kitapta 2 kere Kışyarın’da bu konuda yapılmış bir şarkı söyleniyor.(Bran’ın lordları misafir ettiği ziyafette ve sArya’nın düğününde.) Sur’un Uzun Gece bittikten sonra yapılmaya başlandığı söyleniyor ama diğer yandan Gece Nöbetinin WW savaşında başı çektiği de yazıyor. Üstüne 13. Lord Kumandan hikayesinde WW olduğu söylenen bir kadının Sur’un tepesinden gülümsemesi, içeri girmesi ve yaşanan diğer olaylar da söz konusu. Gece’nin Kralına karşı savaşan Sur Ötesindeki Kral’ın borusu ve mücadelesi bile kendi içerisinde soru işaretlere sahip. Haliyle yazan her şeye çok güvenmeyip, ana hikayeye odaklanmak daha sağlıklı olur gibi.

Dizi için resmi açıklamaya da bir göz atarsak, sandığımızdan daha farklı bir hikaye ile karşılaşacağımızdan emin olabiliriz.

“Taking place thousands of years before the events of ‘Game of Thrones,’ the series chronicles the world’s descent from the golden Age of Heroes into its darkest hour. And only one thing is for sure: from the horrifying secrets of Westeros’s history to the true origin of the white walkers, the mysteries of the East, to the Starks of legend … it’s not the story we think we know.

Özetle, Kahramanlar Çağının en karanlık saatlerini, GoT’tan binlerce yıl öncesini; Westeros’un korkunç gizemlerini ve tarihini; WW’lerin kökleri, DOĞUNUN GİZEMLERİ ve Stark efsanesini konu alacak… BİZİM DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ BİR HİKAYE DEĞİL. diyerek olaya son noktayı koyuyor.

Uzun Gece konusuna değindiklerine göre ve Doğu’yu da işin içine kattıklarına göre ilk Uzun Gece; Gece’nin Aslanı ve ilk AA meselelerine kadar değinecekler… Yahut bunların hepsi aslında aynı olabilir mi? Yani şu an gelen Uzun Gece 3. değil de 2. olamaz mı? Son Kahraman aslen AA olabilir mi? Unutmayın, HİKAYE SANDIĞIMIZ GİBİ DEĞİL diyorlar.

Erimiş Siyah Taşlar

Kurama dönersek; Aegon’un Fethinden önce de ejderhaların Batıdiyar’da dolandığına dair işaretler olduğunu söylüyor video; Valirya’nın yükselişinden hatta Andal istilasından önceye kadar…

Şimdi Westeros’ta ERİMİŞ SİYAH TAŞLAR olduğunu ve bunların da sadece Ejderha Aleviyle yapıldığını biliyoruz; aynı Valirya yolları ve Volantis’in Siyah Duvarı gibi.

İlki Eskişehir’de Savaş Adası’nda bulunan Hightower Kulesi. Kulenin yükseldiği yapının temeli ERİMİŞ SİYAH TAŞtan bir labirent kaledir. Burasının yapımı hakkında üstatların çeşitli fikirleri varsa da(Labirent Yapıcı denen birileri tarafından yapılmış olması gibi; kalenin labirent özelliği yüzünden muhtemelen.) bizim dikkatimizi çeken kısım bu taşın yapımının Valirya ve ejderhalara dayandırılmasıdır.

Valirya işi erimiş siyah taş meselesinin özü şudur; hiçbir kırma, şekillendirme işlemi olmadan ejderha aleviyle taş eritilir ve şekil verilir, böylece diğer binaların yapımında görülen çatlak, iz, işaret vs. bulunamaz. Sanki biri eliyle şekil verip kurutmuş gibi bir havası var diyelim.

Ve büyük ihtimal ile Ejderha Kayası da aynı şekilde ejderha aleviyle yapılmıştır. Kesin böyle diye bir söz yok ama burası Valiryalıların yaptığını biliyoruz. Sonuçta bu adamların bina inşa etme yöntemi erimiş siyah taş… Buna işaret de var zaten.

“Ejderhalar canlanamaz. Artık sadece taştan oyulmuşları var çocuğum. Çok eski zamanlarda adalarımız büyük Özgür Valyria Bölgesi’nin en batı noktasıydı. Bu kaleyi de Valyrialılar yaptı. Onlar, taşa bizim bilmediğimiz yöntemlerle şekil verirlerdi. Bir kaleyi savunabilmek için iki duvarın birleştiği her noktada bir kule olmak zorundadır. Valyrialılar, kalelerinin korkutucu görünmesi için bu kuleleri ejderha şeklinde yaptılar. Yine aynı sebeple kale duvarlarının mazgallarını sade yapmak yerine gargoylelerle donattılar.”

Westeros’taki kaleler arasında Ejderha Kayası dışında kalesini gargoylelerle süslemiş bir kalenin daha olduğunu vurgu yapılmış videoda; Kışyarı.

Hikayeye göre (ki GRRM’e göre kesin yaşadığı yaşamadığı belli olmayan bir kişiden bahsediyoruz.) Kışyarı, Mimar Brandon tarafından Kahramanlar Çağı’nda inşa edilmiştir, aynı Sur’un kendisi gibi. Elbette şimdiki halinden çok başka bir görünüme sahipti; sadece İlk Kule ve yeraltına devasa bir mahzen yapılmıştı. (En azından kaleden günümüze ulaşan en eski parçası bu ikisi, belki ilk kale uzun gece’de yıkılmış ve sadece bu ikisi günümüze gelmiş de olabilir.) İlk Kule, gargoylelerle süslü. Elbette mahzen mezarların girişinde de ulukurtlar vardı ve mahzen mezar da ulukurt heykelleri ve kral/lordların heykelleri var.

Kışyarı, her yöne dağılmış taş duvarlardan, kulelerden, avlulardan ve tünellerden oluşan gri bir labirentti bir çocuk için. Kalenin daha eski bölümlerindeki koridorlar öyle garip eğimlere sahipti ki hangi katta olduğunu şaşırabilirdi insan. Üstat Luwin, kalenin taştan canavar bir ağaç gibi dallanıp budaklanarak büyüdüğünü söylerdi. Dalları kalınlaşıp birbirine dolanmış, kökleri yeryüzünün derinliklerine kadar inmişti.

Videoyu yapan ablamız, Kışyarı’nın yapımında belki de ejderhaların yahut onlarla ilgili bir şeyin kullanılmış olabileceğini düşünüyor. Şahsen bunu dayandırdığı şeyin gargoyle etkeni olması iddiayı baya zayıf kılan bir durum olsa da neden sadece Kışyarı ve Ejderha Kayasında mevcut olduğu, temelinden almış gitmiş.

Westeros’ta Ejderhalara İşaret ve Son Kahraman Hikayesi

Son Kahraman ile ilgili 2 hikaye; Yaşlı Dadı ve Buz ve Ateşin Dünyası kitabı.

Yaşlı Dadı

“Andallar’ın gelişinden, kadınların Dar Deniz’in ötesindeki Rhoyne şehirlerinden kaçışından önceydi bunlar. O zamanlardaki krallık, İlk İnsanlar’ın krallıklarıydı ve onlar da diyarı ormanın çocuklarından almışlardı. Ama ormanın çocukları sık ormanların içinde, ağaçların arasındaki gizli şehirlerinde ve boş tepelerde yaşamaya devam ettiler, ağaçların üzerindeki yüzleriyle nöbet tuttular. Soğuk ve ölüm dünyayı kaplarken, çocukları bulmaya kararlı son kahraman, insan ordularının kaybettiği şeyleri kadim büyülerle geri alabileceğini umarak ölü topraklara girdi. Yanında kılıcı, atı, köpeği ve bir düzine dostu vardı. Ormanın çocuklarının gizli şehirlerini asla bulamayacağını düşünüp umudunu kaybettiği ana kadar yıllarca aradı. Dostları birer birer ölmüştü. Ve atı ve köpeği. Kılıcı öylesine buz tutmuştu ki kullanmaya kalktığında ellerinde parçalandı. Ötekiler kesilen ellerinden akan kanın kokusunu aldılar ve yanlarında tazı büyüklüğündeki ölü örümceklerle sessizce izini sürdüler…”

Üstat Yandell

Uzun Gece’nin nasıl sona erdiğini yine efsanelerin bize anlattıklarından öğreniyoruz. Kuzeyde söylenene göre, Ormanın Çocukları’ndan yardım istemek için son bir kahraman yanında yol arkadaşları ile birlikte yola düşer. Anlatıcıya göre ya bu kahramanı yol arkadaşları terk eder, ya da yol arkadaşları karşılaştıkları devler, dirilmiş ölüler ve Ötekiler ile yaptıkları mücadelede tek tek yaşamlarını yitirirler. Tek başına kalan kahraman Ak Gezenler’in bütün çabalarına rağmen sonunda Çocuklar’ın olduğu yere varır. Çocuklar’ın sayesinde Gece Bekçileri bir araya toplanır ve Ötekiler’in buzlu Kuzey’e kaçması ve sonsuz kışın bitmesi ile sonuçlanan Şafak Savaşı’nı kazanırlar. Şu an, aradan altı bin yıl(ya da Gerçek Tarih’e göre sekiz bin yıl) geçmesine ve yüzyıllardır Ormanın Çocukları veya Ötekiler görülmemiş olmasın rağmen, diyardaki insanları korumak için yükselmiş olan Sur’da Gece Gözcüleri’nin yeminli kardeşleri görevlerini devam ettirmektedirler.

Sam’in Ötekiler hakkında bulduğu bilgiler. Dikkatli okuyun

“Ejderhacamından bahsedildiğini gördüm. Kahramanlar Çağı’nda, ormanın çocukları Gece Nöbetçilerine her yıl obsidiyen hançerler verirmiş. Ötekiler hava soğuduğunda geliyor, hikâyelerin çoğu bu hususta hemfikir. Ya da Ötekiler geldiğinde hava soğuyor. Bazen kar fırtınaları sırasında ortaya çıkıyorlar ve gökyüzü açıldığında eriyerek yok oluyorlar. Işıktan ve güneşten saklanıyorlar ve geceleri görünüyorlar yahut onlar göründüğünde gece çöküyor. Bazı hikâyeler, onların hayvan cesetleri sürdüğünü söylüyor. Ayılar, ulu kurtlar, mamutlar, atlar; hayvan ölü olduğu sürece ne sürdüklerinin önemi yok. Minik Paul’u öldüren Öteki, ölü bir at sürüyordu, yani hikâyelerin bu kısmının gerçek olduğu ortada. Bazı kayıtlar devasa buz örümceklerden de bahsediyor. Onların ne olduğunu bilmiyorum. Ötekiler’e karşı verilen bir mücadelede ölenler yakılmalı; aksi takdirde ölüler, Ötekiler’in köleleri olarak yeniden canlanıyor.”

“Bütün bunları biliyoruz. Soru şu; onlarla nasıl savaşacağız?”

“Hikâyelere inanacak olursak, Ötekiler’in zırhı sıradan bıçaklara karşı dayanıklı,” dedi Sam “ve kendi kılıçları, her çeşit çeliği parçalayacak kadar soğuk. Bununla birlikte, ateşten korkuyorlar ve obsidiyene karşı savunmasızlar.” Tekinsiz Orman’da yüzleştiği Öteki’ni hatırladı. Sam onu Jon’un yaptığı ejderhacamı hançerle bıçaklandığında, Öteki eriyip yok olmuştu. “Ötekiler’i ejderhaçeliği ile katleden son kahramandan bahseden bir Uzun Gece kaydı buldum, iddiaya göre Ötekiler, ejderhaçeliğinin karşısında duramıyor.”

“Ejderhaçeliği?” Jon kaşlarını çattı. “Valyria çeliği mi?”
“Benim de ilk düşüncem buydu.”

Benim kuramımda bahsettiğim EJDERHA ÇELİĞİ isimlendirilmesi ve VALİRYA’DAN ÖNCE BU KILIÇLARIN VAR OLMASI meselesini yakaladığınızı sanıyorum.

Yani Valirya öncesinde yaşanmış bir Uzun Gece ve WW’lerden birinin ejderha çeliği ile öldüren SON KAHRAMAN. Bu bizim AA mı yoksa? Belki AA 3. defa gelecektir? Neyse konu bu değil.

Yani dikkatinizi çektiğini sanıyorum. Valirya var olmadığı için ortada Valirya çeliği diye bir şey yok ama EJDERHA var olduğu için EJDERHA ÇELİĞİ diye bir şey var. Eğer ejderha olmasaydı, BRONZ kılıç dövülen bir dönemde ÇELİK ne ayak? Ejderha ismi ne ayak? Nasıl olabilir ki? Değil mi? Şimdi efsaneler ve zaman sorunsalı meselesini daha iyi anladığınızı farz ediyorum. Fakat pekiştirmesi için şunu da yazalım.

Elimizdeki en eski tarihler, Andallar’ın Batıdiyar’a gelişinden sonra yazılmış. İlk İnsanlar, sadece kayalara kazınmış hiyeroglifler bırakmış. Dolayısıyla; Kahramanlar Çağı, Alacakaranlık Çağı ve Uzun Gece hakkında bildiğimizi düşündüğümüz her şey, bazı rahiplerin o vakitlerden binlerce yıl sonra tuttuğu kayıtlardan geliyor. Hisar’da bütün bunları sorgulayan aliüstatlar var. Bu eski tarih kitapları, yüzlerce yıl hüküm sürmüş krallarla ve henüz şövalyeler bile yokken binlerce yıl at sürmüş şövalyelerle dolu. Hikâyeleri biliyorsun; Mimar Brandon, Symon Yıldızgöz, Gece Kralı… senin, Gece Nöbetçileri’nin dokuz yüz doksan sekizinci Lord Kumandan’ı olduğunu söylüyoruz ama bulduğum en eski liste altı yüz yetmiş dört kumandan gösteriyor. Listenin hangi vakitte yazıldığına bakarsak…”

Yani olayı toparlar isek eğer bize aktarılan olaylar ve zamanlarında ciddi çelişkiler ve uyumsuzluklar var; ejderhalar ve ejderha çeliğinin varlığı bronzdan silah yapan westeros’ta Kahramanlar Çağı’nda biliniyor ve kullanılıyor; Son Kahraman böyle bir kılıç ile bir Öteki öldürmüştür. Son Kahraman’ın AA ile de bir çeşit bağlantısı olduğu/olabileceği konuşulan şeyler arasında.

Bu arada Valirya çeliği özelliği gösteren ve çok öncesinde yapıldığı bilinen/iddia edilen bir kılıç daha var; Şafak. Bunu sadece özel çelik bilgisi ile ilgili pekiştirme yapmak için ekledim, üzerinde duracağım bir konu değil.

Ek bir bilgi daha; ateş ejderhaları dışında efsanelerde yer alan bir ejderha türü daha vardır; BUZ EJDERHALARI. Yaşlı Dadı da böyle hikayeler anlatırmış nitekim.

Efsaneye göre;

Buz ejderhalarının Titreyen Deniz ve Beyaz Atık arasında dolaştığı söylenir. Bildirildiğine göre, Valyria’nın ejderhalarından çok daha büyüktürler ve soluk mavi kristalin gözleri, uçsuz bucaksız kanatları ve soğuktan nefesi olan canlı buzdan yapılmıştır.

Buz Ejderha tanımı sizce de size WW’leri anımsatmadı mı? GRRM’e göre WW’ler canlıdır ve buzdandır, farklı bir yaşam türüdür. Sur’un bir buz ejderhası üstüne yapıldığı kuramları ister istemez sürekli aklıma geliyor, sizi bilmem ama Sur yıkılınca altından böyle bir şey çıkmasını bekliyorum. Hatta ilginç nokta ise bu ejderha türünden bahsedilen povların hepsi Jon’a ait ve Sur ile ilişkilendirilmiştir.

Kuramın sonuna geldik, sizin fikirleriniz nelerdir? Her ne kadar konumuz Westeros’ta Ejderhalar Vardı ise de konunun bağlantılarının genişliği dolayısıyla uzun gece, aa, son kahraman gibi yerlere de uğramadan edemiyoruz. Yani tartışılacak çok konu var.

Önemli Cevaplar

  1. Yine döktürmüşün de kıymet bilen yok.Keske teori ile ilgili yorum yapsam ama cehalet esigini henuz gecemedim.Emege saygıdan ötürü yorum yaptım :grin:

  2. Beynim çorba oldu.

    Bu çok ilgimi çekti ama :

    Ben bunu gözden kaçirmisim ve genel konu ile ilgili tüm bakis açimi hafiften baltalayan bir bilgi bu.
    Ejderhalarin hep var oldugunu tahmin ediyorum, Valyrialilar kesfetmeden önce de ama ben tarihte onlara hükmedenlerin hep Valyrialilar oldugunu düsünmüsümdür. Simdi eger AA’nin hikayesindeki kutsal ates ejderha atesi ise, AA herhalde bir ejderha bulup “suraya bir üflesene bir zahmet yaa” demedi, o ejderha üzerinde bir kontrolü olmasi gerek.
    Ama bir yandan da çok saçma… O kutsal ates ejderha atesi ise, bildigin Valyria çeliginden kiliç olur iste, daha ne diye karisina sapliyor kilici? Teoride buna deginilmis ama beni ikna etmedi verilen cevap.
    Birde ejderha kontrolü konusu var, hani bir ejderhanin atesini kullanip kiliç dövüyorsa, illa ki o ejderha üzerinde kontrolü vardir. Ee madem öyle bir sey var, ne diye kiliç yapmaya ugrasiyor? Hadi bunlari geçtim, basitçe aklima su geliyor, ejderhasi olan adam niye dünyayi fethetmeye çikmaz (söz konusu olaylardan öncesinde), ya da neden bu tarihte anlatilmaz?

    Tamam binlerce yillik bir hikaye ve hikayeler, degisime ugrayabilirler, unutulan, silinen kisimlari vardir ama ejderha detayi silinir mi? Gerçekten ejderha atesi ise o kutsal ates mesela ve Martin bunun hikayede silinen bir detay oldugunu söylerse, bu biraz zorlama olmaz mi?

    Son Kahraman, AA… Ben bu ikisini hiçbir zaman, hiçbir sekilde bagdastiramadim çünkü hikayeleri o kadar farkli ki. Hani yanlis bilgi, yanlis aktarim bile sanki bu farki kapatamaz gibi geliyor bana.

    Son Kahraman’in kilici… Bir yanda kilicinin soguktan parçalandigi söyleniyor, diger yanda ejderhaçeliginden kiliçla savastigi, ki bu bomba bilgi yani, silip atamazsin. O dönemde, Westeros’da ejderha çeligi (Valyria çeligi) bir kiliç, her seyi geç, bu bile kafa karistiriyor.

    Harbiden ne düsünecegimi bilmiyorum. Kafam karisti.

  3. Tabi kesin değil, Şafak çağı diğer kıtayla ilgili bir kavram da olabilir ama spekülasyona girmeyip bizim bildiğimiz şeylerden hareket edecek olursak evet kahramanlar çağı da şafak çağı da bizim kıtaya özgü.

  4. Teşekkürler. Yani en az iki yahut üç kere geçiyor Sur+buz ejderhası+ Jon üçlüsünde. İster istemez… :slight_smile:

  5. Bir alternatif, bir matematik yok.

    “Yaşlı ve genç, gerçek ve sahte, parlak ve karanlık ejderhalar. Ve sen. Bütün bunların ortasında hırlayan büyük gölgeli küçük bir adam.”

    … diyor Moqorro.
    Kontrastlar, karsit anlamlar seklinde anlatiyor gördüklerini.
    Yani cidden her tanima uyan biri olacagi izlenimine nasil kapildin? Cok merak ediyorum.

    Simdi bir grup insan hayal et ve onlara söyle dedigini düsün :
    “Yasli ve genç, sakin ve öfkeli, korkmus ve cesur gözler görüyorum”

    O insanlar birbirlerine bakip “Ben yasli olanim, evet. Öfkeli sensin. Bu sakin bak. Oradaki cesur olan…” falan mi diyecekler? :smile: Baska yasli, öfkeli veya sakin yok mu?
    Her insan birçok tanima uyabilir. Biri yasli, sakin ve korkmus olabiliyorken; digeri genç, sakin ve cesur olabilir.
    Tipki bizim konumuzda, bir kisinin genç, sahte ve aydinlik; bir digerinin genç, gerçek ve karanlik olabilecegi gibi.
    Vikiye ekledigim Rüyalar ve Kehanetler yazisinda, genel görüsü ve tahminleri yazdigim için, mesela yasli tanimina Brynden’i eklemistim, fakat yasli bir ejderha oldugu halde, Moqorro’nun gördügü görüde olabilir mi? Ondan süpheliyim. Cünkü daha önce de dedigim gibi, Tyrion kendini bu ejderhalarin ortasinda bulacak. Ve Brynden’in durumu malum.
    Dolayisiyla kim bu yasli tanimina uyabilir? Blackfyre oldugu düsünülen Varys ama tabi beni biliyorsun, varsayim ve teorilerle fikir sahibi olmayi pek sevmiyorum. Ama su an en iyi açiklama da bu. Yani diyecegim o ki, büyük ihtimalle bir tanima sadece bir kisinin uydugu bir durum olacak. Yasli tanimina.
    Tabi son iki kitapta, bu görünün gerçeklestigi zamana kadar, ortaya yasli tanimina uyan, ejderha kanina sahip baska biri çikarsa, orasi ayri.

    Tabi isin metaforik yanina da bakmak lazim. Yani bunu da degerlendirmek gerek. Ejderhalar gerçek insan metaforu oldugu kadar, baska bir seyin metaforu da olabilir mi? Mesela atiyorum aklima ilk geleni… Ejderhakayasindaki ejderha heykelleri… Yüzlerce yildir orada duran, eski (yasli) “ejderhalar”.
    Imgeler sonuçta çok belirsizdir, ve yorumlama çok önemlidir. Direkt olayi, kisiyi görmezsin, onlarin bir nevi gölgelerini, çarpitilmis görüntülerini görürsün daha çok. Bir ejderha heykelenin hareketsiz gölgesi, karanlik ejderha tanimina sebep olabilir. Yine ayaklari üzerinde duran, kanatlari katlanmis bir ejderha heykelinin gölgesi, çökmüs, yorgun bir ejderha gibi görünüp, yasli ejderha tanimini ortaya çikarabilir. Hareketli ve canli bir renge sahip bir ejderha “gölgesi” görürsün, bunu genç ve gerçek diye yorumlayabilirsin.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

35 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar