Essos’un geniş ovalarında yaşayan göçebe bir toplumdur Dothraklar. Ancak siz bunu zaten biliyordunuz. Bense bu yazıda rahatlıkla ulaşabileceğiniz genel bilgileri tekrar etmeyeceğim. Bunun yerine bu yenilmez at efendilerini savaş meydanlarında inceleyeceğiz. ‘‘Yenilmez’’ mi dedim? Bakalım bu yazı Dothraklara bu sıfatı kazandıracak mı? Yazdıklarım kendi düşüncem olmakla birlikte, kitap serisi esas alınarak düşünülmüştür. Daha fazla zaman öldürmenin alemi yok değil mi? O halde yazımıza geçelim.

ZIRH VE DONANIM

Dothraklar süvari olmalarına karşın ağır zırh giymezler. Hatta ‘‘zırh giymezler’’ desek yeridir. Çoğunlukla boyanmış bir yelek ile at kılından yapılma bir pantolon giyerler. Ve bütün zırhları bunlardır. Kendi kültürlerinde ağır zırh giymek ‘‘korkaklık’’ olarak görülür. Tercih ettikleri bu donanım onları yaralardan, sıyrıklardan, ok darbelerinden koruyamasa da standart bir Dothrak süvarisi bu açığı hızı ve çevikliği ile büyük oranda kapatır. Bu hızlarına uygun olarak da arakh adı verilen kavisli bir silah kullanırlar. Kamçı kullanan birlikler de görülür. Ancak en seçkin birlikleri atlı okçularıdır. At üstündeki hızlarını isabetli ok atışlarıyla birleştiren bu birliklerin eşi benzeri yoktur. Genel durumu ele aldığımızda zırh yerine hızı tercih etmeleri onları meydan savaşlarında büyük bir güç yapmıştır. Dothrak atlarının da sıradan Batıdiyar atlarına göre daha hızlı ve manevra gücü daha yüksek olduğu söylenir. Bu bir söylenti dahi olsa Dothraklar’ın tıpkı kendileri gibi zırhsız olan atları ağır zırhlı şövalye atlarına göre elbette daha çeviktir.

TAKTİK VE SALDIRI

Meydan savaşlarında büyük bir güç oldukları aşikardır. Tamamen süvarilerden oluşan orduları büyük bir çeviklik ve hız ile saldırır. Birliklerinin manevra kabiliyeti yüksektir. Belli bir düzende saldırmak yerine ‘‘kuru hücum’’ olarak nitelendirdiğim ve basitçe, tüm birliklerin aynı anda taarruza geçmesi olan bir stille saldırırlar. Savaş sırasında tozu dumana katan hızları, çığlıkları vb. düşman için yeterince ümit kırıcı bir psikolojik silahtır. Düşünün ki at üstünde çığlık saçan en az kırk bin kişi üstünüze geliyor.

ZAYIF YÖNLERİ

  • Hücumları serttir ancak durdurulamaz değildir. Nitekim düzenli bir mızrakçı piyade ile durdurulmaları işten bile değildir. Bu konuda bildiğimiz en meşhur örnek için Qohor Savaşı’nı incelemeniz yeterlidir.
  • Süvarilerden oluşan bir ordu olduklarından dolayı kuşatmalarda zayıf oldukları kanaatindeyim. Kale surlarına at ile tırmanılamaz. Bu bilinir.
  • Bütün halinde iyi savaşçılar olmalarına rağmen tek tek dövüşte bir Batıdiyar şövalyesi tarafından harcanırlar. Dothraklar tarihleri boyunca şövalyelerle hiç savaşmadılar. Bir şövalye ağır zırhlıdır. Ve bu zırhın sadece belirli birkaç bölümü açıktır. Bu açıklıklara hedef almadığınız sürece o zırhı delmeniz pek mümkün değildir. Dothraklar’ın bu açıklıklardan haberleri yok. Dolayısıyla bir şövalyeye karşı bocalama ihtimalleri oldukça yüksek. Şövalyenin de at efendilerini tanımadığını düşünebilirsiniz. Ancak büyük ihtimalle şövalye yarı çıplak, zıplayan bir adama karşı şövalye olduğunu hatırlatmakta gecikmeyecektir. Dizinin ilk sezonuna ait bir sahnede Jorah ve bir Dothrak arasında geçen kısa bir düelloda gördüğümüz kadarıyla bunları varsaymakta hiç de haksız sayılmayız.

Peki düzlüklerin amansız süvarileri en iyi oldukları şeyde, yani meydan savaşında, nasıl mağlup edilebilirler?

Bir süvariyi ordunun diğer unsurlarından öne çıkaran şey manevra kabiliyeti ve hızıdır. Haddi zatında atıdır demek doğru olur. Yapmanız gereken bu unsuru yok etmek. Dümdüz bir ovada bir Dothrak khalasarı ile karşılaşmışsanız size Yedi bile yardım edemez. Ancak deneyimli bir komutan bunun bilincinde olmalıdır. Zira düşmanı tanımak savaş sanatının en önemli kurallarından bir sayılır. Eğer Dothrak ordusunu daha engebeli bir araziye çekebilirseniz onlara karşı bir üstünlük sağlayabilirsiniz. Atları yani hızı devredışı bırakırsınız böylelikle.

Örneğin tepede konuşlanmış yetenekli okçularınız ve onların daha da önünde kalkan duvar-mızrak ikilisini kullanan piyade düzeniyle düşmanınıza ciddi kayıplar verdirebilirsiniz. Bunu yerine ormanlık yani ağaçların sık olduğun bir yerde savaşmanız da sizin yararınızadır. Dothrakların hızlarını kesmenin bir yolunu bulduğunuz anda onları gafil avlamak pek de zor olmayacaktır.

Bir diğer yol ise savaşta hile ve hurda sevenler için. Eğer savaştan kısa süre önce bir Dothrak kampındaki atları zehirlemeyi başarırsanız bu onlara psikolojik bir darbe vuracaktır. Zira ata binmeyen bir adam gerçek bir adam değildir, onların kültüründe. Suları veya atların yemlerini zehirlemek kitleler halinde at ölümlerine sebep olacağından işinize daha çok yarayacaktır. Bu elbette çok riskli ve zorlu bir görev. Ancak her orduda bu tür çılgınlıkları yapacak kadar aklından zoru olan askerler bulunur.

Yazının sonuna geldik. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Dothrakları fazla mı küçümsedim? Yoksa yazdıklarım pratiğe geçemeyecek kadar teorik fikirler mi? Sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum doğrusu.

Önemli Cevaplar

  1. Dothraki’ler hakkında düşüncelerinize katılmakla birlikte. Bu baldırıçıplak, medeniyetten nasibini almamış, barbar yaratıkların Westeros’un orduları üzerinde hiçbir üstünlük sağlayamayacağı kanaatindeyim. Güneyden kuzeye doğru simüle etmeye çalışalım. Düşünün ki Dorn’a ayak bastılar Dorn kuvvetleri bunları hallaç pamuğu gibi sallar. Onuda yapamadılar kalelerine çekilip barbarları açlığa mahkum edebilirler. Kral Ormanı’na veya Fırtına Topraklarına çıktılar. Onları bekleyen uçsuz bucaksız ormanlar, nereden çıkacağı belli olmayan şövalyeler ve piyadeler olacaktır. Ormanlık alanda ata binmek büyük bir külfet, bizzat deneyimledim ata binerken yüzümü ağaç dalları çizmişti. Nehir ve Taç Toprakları’na belki tutunabilirler ancak Nehirli hanelerin güçlü kaleleri ve güçlü orduları bulunmakta. Bunların yanında Nehirliler nüfus avantajına sahip ve lojistik desteğe erşimleride kolay olacaktır. Gelelim her dothraki’nin kabusu Arryn Vadisi’ne sarp kayalıklar, uçurumlar, kanyonlar, yer yer yalnızca tek bir insanın geçebileceği geçitlere dolu. Parmakları aştıkları anda ordunun yarısı telef olur. Geriye kalanları ise Vadinin Şövalyeleri halleder. Arta kalanlar ise Ay Kabilelerine yem olur. Boğaz için söylemeye değer birşey bulamıyorum, boğaz her ordunun kabusu. Girerselerde birkaç yüzyıl sonra turba olarak Westeros halkına büyük bir hizmette bulunmuş olurlar. Ve son olarakta Kuzeye değinelim yaz mevsiminde dahi karın ve tipinin normal karşılandığı bu topraklarda hiçbir dothraki sağ çıkamaz daha Kuzeyli görmeden kayıplar vermeye başlarlar. Hayatında kar görmemiş insanlar “at kılı” kıyafetler içerisinde soğuğa ne kadar sayanabilir ki. Daha da tehlikelisi Westeros halkının artık bağışık olduğu Büyük Bahar Salgını gibi durumları yaşamadıklarından ve bu hastalığa karşı bağışıklık geliştirmediklerinden dolayı hastalığa karşı aşırı duyarlı olduklarınıda varsayabiliriz. Bu durum reel tarihte Amerikan Yerlileri’nde cereyan etmiş ve olağanüstü rakamlarda can almıştı. Özetleyecek olursak coğrafya ve yedi tamamen bu at efendilerine karşı durumda ve bu durum uzun bir sürede değişmeyecek gibi duruyor.

  2. Şahsen gayet doğru bilgiler verdiğin görüşündeyim. Dothrakların en büyük kusuru diziplinsiz oluşları ve özünde savaş taktiği falan bilmemeleri. Onlar savaş hilesi, oyunu nedir bilmez. Kuru gürültü ile toplu halde hücum eder, karşısında pek savaşmayı bilmeyen yahut gözleri korkmuş ordular var iken ki bunlar çoğunlukla piyade sınıfı, yenmeleri içten bile değildir şüphesiz. Sonuçta süvari olmaları, sayıca üstün olmaları önemli ve çok etkili faktör; atlar, o dönemin tankları gibi bir şey.

    Lakin disiplinli, zırhlı askerler ile ağır kayıplar vererek de olsa (malum şu savaş gibi) onlara karşı zafer mümkün olabilir. Yalnız kayıp çok fazla olacağı için bunu ne kadar zaferden saymak mümkündür, bilemiyoruz işte. Bu yüzden açık meydan savaşı yapmak aptalca bir cesarettir. En güzeli girintili çıkıntılı, kanyonlu bölgelere çekip, etraflarını sarmak ve mızrak-ok yağmuruna tutup harcamak hepsini. Bu şekilde sıfıra yakın kayıp verilir.

    Yazı için teşekkürler, güzel olmuş.

  3. Teknik analize gerek yok aslında yenmek için tek bir şey yapmaları gerekli eşeklerin üstüne kuru ot bağla hepsini birbirine zincirle ilerleyecekleri sırada ateşe verirsin kuru otları salarsın düşmanın üstüne.Kendisine alevli eşekleri koşarak geldiğini gören atlar orduyu birbirine katmaya yeter.Sonra mızraklıları salarsın olur biter.

  4. Timur stratejilerini westerosta uygulamak

  5. Güzel bir yazı şu faktör de var savaştan kaçmayacaklardir ve tamamı savaşçı olmasıda önemlidir, wasteros daki gibi köylüler yok aralarında. Meydan savaşı dışında bir etkileri olamaz atsizda pek işe yaramazlar ama en nihayetinde savaş tecrübesi olan binlerce adam kolay lokma değildir. Benim düşüncem.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

4 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar