Şöyle bir konu buldum ama aslında temelde benim aşağıdaki kuramlarla bağlantılı.

Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler

Arya Stark ve Yüzsüz Adamlar: “The Valkyrie”

Başlayalım. Yine kendi eklemem ve yorumlarımla. Şimdi genel özet geçmek gerekir ise Ötekiler hakkında temelde hiçbir şey bilmiyoruz; amaçları, kökleri gibi… Şu ana kadar hep bize kötü gösterilmişlerdi ama bu bir Tolkien hikayesi değil, burada iyi kötü arasındaki kavramlar biraz göreceli
ve gri tonlarına ayrılmış, haliyle bu onları %100 saf kötü yapmıyor. Öyle düşünmemek gerekiyor ama işte, şu ana kadarki Melisandre anlatımları ve imajları bu yönde.

Şimdi Kankuzgun’u ve Bran arasındaki konuşmalara da bakar isek bizim ihtiyarın niyeti de en az Ötekiler kadar muamma. İlk başta (sanırım dizinin de etkisiyle) Ötekilere karşı bir şey sezinlesek de seride onlara karşı bir eylem ve söz görmedik kendisi açısından, değil mi?

Melisandre ve diğer R’hllor takipçilerine göre (yukarıdaki kuramlarda da yazdığı üzere) Büyük Öteki, karanlığın, gecenin, dehşetin, ölümün ilahı… Ve karanlık/gece Melisandre gibi kişilerin korktuğu, çekindiği, sevmediği şeyler; korkulması gerekir karanlıktan.

Lakin gariptir ki Bran ilk warg denemesinde(mahzende) Jon ile konuşurken karanlıkta olmanın güzelliğinden bahsetmiş ve daha sonra Kankuzgun’u ile olan konuşmasında ihtiyar ona “Karanlıktan asla korkma, zırh gibi giy.” tarzında cümleler aktarmıştı. Hatta bununla da yetinmiyoruz, Yüzsüzler Arya için karanlığın da gündüz kadar tatlı hale gelmesi gerektiğini söylüyor, karanlık ile haşır neşir olması yönünde tavsiyeler veriyorlardı, aynı Kan Kuzgun’u gibi. Peki bu Stark ahalisi neyi temsil ediyor? Buz. Kankuzgun’u özünde Targ olsa da ve bu aidiyeti benimsediği geçmiş eylemlerinden de belli olsa da aynı aidiyeti eski ilahlar ve yaşam tarzı için de benimsediğini, kuzey güçlerinin onu seçtiğini vs. biliyoruz. (Yoksa ötekiler başında bu mu var? :smiley: ) Yani zaten en son da küs ayrılmıştı bunlardan ve anne tarafından köklerine, kuzeye dönmüştü. Nitekim hala da burada bu dede. Ayrıca Melisandre, Kankuzgun’u ve Bran’ı gördüğü zaman huzursuzluk hissetmiş, düşmanın adamları olduğunu düşünmüştü.

Hatta Kankuzgun’un söylediği cümleyi de hatırlayalım.

“Never fear the darkness…The strongest trees are rooted in the dark places of the earth. Darkness will be your cloak, your shield, your mother’s milk. Darkness will make you strong.” “Asla karanlıktan korkma… En güçlü ağaçlar toprağın karanlık yerlerine kök salar. Karanlık senin örtün olacak, kalkanın, annenin sütü. Karanlık seni güçlü kılacak.

Karanlık hakkında o kadar laf eden Melisandre ve kızılcıkları hatırlayın bir de bu sözü kıyaslayın. Sizce de Kankuzgun’u tarafında garip bir şeyler yok mu? Ayrıca Yüce Yürek Hayalet’inin ağaçların, ilahların vs. ateşle gelen insanları hala hatırladığını ve ateşten hoşlanmadıklarını söylediğini de hatırlayın. Buz, kuzey tarafı ateşe ve onu simgeleyen şeylere hoş bakmıyor.

Bran komadan çıkarken vs. uyanmasını hayatta kalmasını vs. söyleyerek “Çünkü kış geliyor.” diyor ve biz ister istemez Ötekilere karşı savaşta mücadele verecek izlenimi ediniyoruz, neden? Zira onlar kötü adam olarak lanse edildi ve Starklar iyidir. Oysa sonraki kitaplarda(yukarıda yazdığım ayrıntılar gibi) pek de anlatıldığı gibi görünmüyor. Ateş ile deneyim sahibi herkes ondan nefret eder iken bir tek Melisandre ve tayfası onu iyi, güzel kabul ediyor. Lakin biz hala ateş tarafı iyi, buz tarafı kötü diyoruz. Garip.

Yine de bir ihtimal Kankuzgun’un iki taraf arasında dengede olduğu, iki taraftan da korunduğuna, dünya ile bütün olduğuna(ne de olsa ağaçlara bağlı) dair iddialar ortaya atan okuyucular da var. Lakin bir tarafın karanlık ve onu temsil eden her şeye karşı Büyük Öteki muamelesi çekip bu tarafın da karanlığı bu kadar sevmesi ve savunması ister istemez Buz ve Ateş tarafları izlenimi edindiriyor bizde. Misal şu kısımlar beni düşündürüyor. Bir türlü bu adam ve amaçları doğrultusunda karar veremiyorum.

Sur’un ötesindeki toprakların kemik dondurucu soğuğundan sonra mağaralar kutsal bir surette sıcaktı ve kayaların içine ayaz girdiğinde şarkıcılar ateş yakıp soğuğu tekrar geri gönderiyorlardı. Aşağıda rüzgâr yoktu, kar yoktu, buz yoktu, seni tutmak için ellerini uzatan ölü yaratıklar yoktu. Sadece rüyalar, kuru sazdan yapılmış mumların ışığı ve kuzgunların öpücükleri vardı. Ve karanlıkta fısıldayan adam.

Meera’nın Yaprak adını verdiği şarkıcı, “Son yeşilgörenin bedeninin büyük bölümü ağacın içine karıştı,” diye açıkladı. “Fani hayatının ötesinde yaşadı ama hâlâ burada. Bizim için, sizin için, diyarların insanları için. Etinde sadece azıcık kuvvet kaldı. Bin bir göze sahip ama izlenecek çok şey var. Bir gün anlayacaksın.”

Bizim için, diyar için, sizin için… Gerçi hala Ötekiler kötü, onlardan korumak kurtarmak için şeklinde bir etki altındayım. Buz ve Ateş arasında olanlar; mevsimsel döngülerin dengesizliğin nedenleri vs. hala bilinmediği için belki de bu iki taraf arasındaki savaşın yeryüzünü yok etme ihtimalinde korumak için uğraşıyordur?

Devam.

Ay hilâldi, bir bıçağın ağzı kadar ince ve keskindi. Solgun bir güneş doğdu, battı ve tekrar doğdu. Kırmızı yapraklar rüzgârda fısıldadı. Kara bulutlar gökyüzünü doldurdu ve fırtınalara dönüştü. Şimşekler çaktı, gök gürlemeleri haykırdı. Siyah elli ve mavi gözlü ölü adamlar yamaçtaki yarığın etrafında dolaştılar ama içeri giremediler. Kırık çocuk tepenin altında, büvet ağacından yapılmış tahtta oturuyordu, kollarında kuzgunlar dolaşırken karanlıktaki fısıltıları dinliyordu.

Ay şişman ve yuvarlaktı. Yıldızlar siyah gökyüzünde dolaştı. Yağmur düştü, dondu, ağaç dalları buzun ağırlığıyla kırıldı.

Uçurumun üstünde açılan büyük mağara zift kadar siyahtı, katran kadar siyahtı, bir karganın tüylerinden daha siyahtı. Işık içeri izinsizce giriyordu, istenmiyordu ve hoş karşılanmıyordu, çok geçmeden geri gidiyordu; yemek ateşleri, mumlar ve sazlar kısa bir zaman için yakılıyor ve sonra tekrar söndürülüyordu, kısa hayatlarına son veriliyordu.

(Bu arada KARGA figürü çok sık kullanılıyor, unutmayın ki kargalar ölümü ifade eden canlılardır, Yabanıllar bu yüzden karga diyor Gece Nöbetçilerine, siyah giyinmeleri ve onlar için ölüm getirdikleri için. Kankuzgun’u da eski bir karga idi ve Bran’ın rüyalarında da KARGA olarak görünüyordu. Bran için ise o hala üç gözlü karga.)

Kuramı yazan kişiye göre Bran’ın AY ifadeleri sadece zamanın geçişlerini gösteren betimlemeler değilmiş. Güneş nasıl R’hllor tarafını temsil ediyor ise Ay da Büyük Öteki tarafını temsil ediyor, diyor ki ben zaten başından beri bunu söylüyorum. Ay ve Braavos- Yüzsüz Adamlar -Arya Kankuzgun’u Bran’ı iki taraftan da yozlaşmadan da koruyor, yeryüzüne yakın tutup eğiterek daha güçlü olmasını sağlıyor, şeklinde devam etmiş.

Jon’un rüya örneğine girişmiş; Hayalet ve diğer kurtları gördüğü… Orada Ay’ın “Kar” demesi; onun aslında Mormont’un kuzgunu olması ki onu kontrol edenin de Kankuzgun’u olması gibi etkenlere değinerek… Ay, Hayalet’e sesleniyor, bizimki cevap vermiyor, koşuyor sadece ve kardeşlerini hissediyor, sürüsünü. Nymeria, ay’a şarkı söylüyor kurt kuzenleriyle. Ay hala “kar” diye seslenmeye devam ediyor. Summer’ı hissedemiyor. Sonra ay’dan kaçıyor “güneşin saklandığı gece mağarasın” gidiyor(ki burası gece kalesi) ve Hayalet, sur ötesinin- yaz kokan kardeşinin olduğu yerin- çok daha soğuk olduğunu biliyor (ki kardeşinin orada olduğunu bilmesi de ilginç. Hani hissedemiyordu?). Bir buz saçağı yere düşer, bizimki diş gösterir, kanat sesi ve Jon gözlerini açar, kuzgun göğsüne konmuştur.

Şimdi buradan sonra AY-ÖLÜM bağlantısı kurmaya başlamış. Bu rüyanın Jon’un ölümüne işaret ettiğini söylüyor, bağlantıyı nasıl kurmuş bilmiyorum. Yani BR onu çok geç olmadan önce kurtarıyor diyor ama Ay simgesiyle bağıran (kuram doğru ise) zaten BR. Bence Jon’un ölüm işareti burada yok ama şu TATLI KAVRAMI ve ilk kitaptan HAYALET oyunu gibi şeyler zaten Jon’un öleceğini çok kez vurgulamıştı. ( Tatlılık kavramı: ASOIAF’da ‘Tatlılık’ Kavramının Olumsuzluğu, Sur’da Açan Mavi Çiçek ve Dany’nin Geleceği )

Fakat devamı şu… Nymeria’nın aya şarkı söylemesi ve Arya’nın o sırada ölüm ilahına tapınılan bir yerde yeni hayatına başlamış olmasına parmak basılmış ki Arya da ona buna ölüm dağıtan bir ve biliyorsunuz ki onu Ay olarak betimlemiştir çok kez.

Sonra devam ediyor ki nasıl gözümden kaçmış, bilemedim. Cidden kitapları yeniden okumam gerekiyor ama yeni kitaplar yüzünden eskilerine bir türlü dönemiyorum. Neyse, uzatmayalım.

Tyrion POV’una gidiyoruz, son kitaptak. Başrahip Bennero.

Benerro parmağını aya doğrulttu, yumruğunu sıktı, ellerini genişçe açtı. Sesi zirveye ulaştığında, adamın parmaklarından ani bir ıslık sesiyle alevler çıktı. Kalabalığın soluğu kesildi. Rahip havaya alevli harfler de çizdi. Valyria hiyeroglifi. Tyrion on şekilden ancak ikisini tanıdı; biri Kıyamet’ti, diğeri Karanlık.

“Daenerys’in tehlikede olduğunu söylüyor. Kraliçenin üstüne karanlık gözler çöktü ve gecenin köleleri onun yok oluşunu hazırlıyor. Hilekârlık tapınaklarında sahte tanrılara dua ediyorlar… imansız yabancılarla ihanet komploları kuruyorlar…”

Sonrasında Azor Ahai kehanetinin üstünde geçiliyor. Çok ilginç değil mi? İmansız yabancılarla kurulan komplolar, sahte ilahlara dua edilen hilekar tapınaklardaki düşmanları; gecenin köleleri, Dany’nin üstüne karanlık çöktü, yok olması için planlar yapıyorlar.

İlk aşamada akla Cersei ve tayfası gelse de aslında alakası yok, çünkü kızı daha orada ciddiye alan yok. Sadece Euron ciddiye alıyor ve ondan faydalanma niyetinde olduğunu söylemişti. Bunun dışında yok oluşu için uğraşan tipler kimler acaba? Dany’nin yanındakiler ve yanında olduğunu iddia ettikleri mi? Muhtemelen onlar da sayılabilir ama Dany cidden AA ise, AA’nın yok oluşu için uğraşan bir karşı taraf olmalı, Buz tarafı… Sur’un ötesindekiler ise bunu orada ne kadar başarabilirler eğer Sur’un öbür tarafında adamları yok ise? Nitekim Mel. de büyük ötekinin hizmetkarı kara kalplerinin ışıltılı bilmem neler altında sakladığından falan bahsediyordu. Bunlar WW olamaz, başka hizmetkarları var ve biz görmedik yahut gördük ama anlayamadık mı? Şahsen ben Yüzsüzler diyorum.

Son alıntıya dönersek rahip önce ayı işaret ediyor ve bazı harfler çizerek (karanlık ve kıyafet) Dany’nin üstüne karanlık gözler çöktü, tehlikede diyor. Yani AY, ÖLÜM ve TEHLİKE. Nitekim ileride bu kuyusunu kazan tiplerden bazılarının kimler olacağına dair de ay ile ilgili başka işaretler de var.

Ay’ın Göz olarak tarif edildiği birkaç referans daha varmış.

İlki Arya’nın düğünü sırasında ay ışığı betimlemesi yapılıyor ve bir iki paragraf sonra şu kısım geliyor. Arya’nın düğünü yapıldığı sırada etrafta hem eskilerden kalma hem de Boltonların yeniden gelişinden sonra öldürdükleri gecekonducuların ölüleri vardı.

Ağaçların üzerinde, karanlık gökyüzünde hilal yüzüyordu, sis yüzünden yarı görünür liflideydi, ipek bir duvağın ardından bakan bir göze benziyordu.

Başka bir Tyrion bölümünde (yerini bulamadım) Dolunay, Utangaç Bakire’nin direği üstüne yüzdüğünü ve büyük bir göz gibi akıntı yönünde takip ettiğini düşünür. (Bu arada tatlı kavramı meselesini hatırlarsınız… POV’lardan birinde Tyrion bu tekne için “Tatlı bir gemi” diyordu. Ay meselesinin geçtiği povu bulamadım ama taş adamların olduğu sahne olabilir.)

Bir başka yüz-göz+ ay meselesi Arya’nın yüzsüzler tapınağına ilk gelişinde. Kapıda ay yüzü var ve doğal olarak yüzün gözleri var ve Arya, kendisini izliyormuş gibi hissediyordu.

Yukarıda, üç buçuk metre yüksekliğinde oymalı ahşap kapılar buldu. Sol taraftaki kapı kemik kadar beyazbüvet ağacından yapılmıştı, sağdaki parlak abanozdan. Kapıların ortasında bir ay yüzü oyması vardı ; büvet tarafta abanoz ve abanoz tarafta büvet. Ayın görüntüsü, Arya’ya Kışyarı’nın tanrı korusundaki yürek ağacını hatırlattı. Kapılar beni izliyor, diye düşündü.

Kuramcı arkadaş, Jon’un rüyasına dönüp; Ay’ın Jon’u takip ettiğini söyleyerek aslında karanlık gözlerin onun da üstüne çöktüğünü ve ölüm/tehlike meselesine değinmiş(sanırım yukarıda ilk rüyadan bahsettiğinde demek istediği bağlantı buydu.). Biliyoruz ki Başkahya önderliğinde oğlana komplo kurup öldürdüler. Hatta baya ileri gidiyor ve Benerro’nun Dany için olan uyarısı aslen Jon için geçerli diyor(şimdi Benerro AA’nın Dany olduğunu söylüyor ya, haliyle alevlerden AA’yı bir şekilde görüp komployu biliyor manasında herhalde.); Gecenin Köleleri; Üzerine Çöken Karanlık (Gece Bekçileri); Hilekar tapınaklarda sahte tanrılara edilen dua (R’hllor) ve imansız yabancılar (Yabanıllar) Ha bence doğru mu? Hayır, hiç alakası yok. Öncelikle adam kendi ilahından görü alıyor ve kendisini sahte mi ilan ediyor? Ayrıca hangi Yabanıl bizimkine komplo kurmuş hem de Mel ve diğerleriyle işbirliği yapıp? Kısaca yanlış bir yorum, o uyarı Dany için.

Ay ve Ayışığının Ölüm yahut Ötekiler ile bağlantılı olduğuna dair bir çok işaret var, diyor.

  • İlk kitabın açılışında karanlığın çöküp, Yarım Ay’ın yükselişi ile WW’ler ortaya çıkıyor ve ayışığı kılıçlarına ve zırhlarına yansıyarak renk değiştirmelerini vs. sağlıyordu.
  • Arryn Hanesinin sancağında ay simgesi de var ve Jon Arryn hikaye başladığında ölmüştü. Yani hanenin başı olan bir adamdan bahsediyoruz.
  • Yine Vadi’de Ay Kapısı var ki burası bildiğiniz infaz yeri, en son Lysa burada öldü.
  • Dany, Drogo için “Ay” ve Drogo kendi ay’ı tarafından boğularak öldürüldü.
  • 60 küsur demir doğumlu Boltonlar tarafından öldürürken karanlık bulutlar hilalin karşısından kaçıyor, gibi bir cümle kurulmuş. Kısacası bir yerde adamlar öldürülürken gökyüzündeki ay da betimlenmeye özen gösterilmiş.
  • Tyrion, Valirya’ya yakın olduğu zamanlarda Selaesori Qhoran’da iken çok büyük bir ay görüyor. Hatta gördüğü en büyük ay, Valirya zaten bildiğiniz kıyamet ve ölüm ile anılan bir yer artık. Ayrıca Benerro da alevlerin içinde geminin (Tyrion ve Jorah’ın olduğu) asla istikametine varamayacağını söylüyor ki öyle de oluyor, fırtına vs. çıkıyor ve sonrası malum.
  • Altıncı kitap Arianne POV’da “kardeşimi seviyorum” diyor, Quentin için ve ancak ayın onu duyabileceğini söylüyor ki kardeşi çoktan öldü.
  • AY ÇAYI da ölümdür, hamile kalmayı engeller yahut var olan bebeği öldürür. Neden Ay çayı demiş GRRM diye merak ederdim. Yani sonuçta ay ismi olan bir bitkiden yapılmıyor. Yahut ay ışığında içmiyoruz yani.
  • Demi doğumlu Bakire Qarl, Deepwood’da ölmek üzere olan bir kuzeylinin başında elinde kılıcı gözlerinde parlayan ay ışığı ile görülüyor.
    -Dany, Dothrak denizinde kayıpları oynarken gökyüzünde bir hilal vardı ve biz biliyoruz ki kız düşük yapıyordu.
  • Ashai Deepwood’da iken gökyüzünde dolunay vardı ve sonrasında zaten Stannis ve adamları gelip, kaleyi ele geçiriyordu.

Bu aşağıdaki son üçüne başka bir başlıkta değinmiştim, bir başkası da ben gibi düşünmüş, hoşuma gitti.

Dany, Quaithe, Xaro Xhoan Daxos ve Daario’nun gözlerinde ay pırıltısı vs. görüyor.

  • Şimdi Daario’ya bizim hatun aşık ve kehanetler içinde aşk ihaneti gibi bir şeyler daha vardı. Daarios ise Euron olsun ister Daario’nun kendisi olsun; bu adam bu kıza fena vuracak. Hatta bununla ilgili Selmy üzerinden bir foreshadowing de var.

“Daario’ya olan sevgisi zehirdi. [Bal arısı] çekirdekten daha yavaş bir zehirdir, ama sonunda ölümcül.

  • Quaithe kim? Asshai’li bir kadın, yüzünü göstermeyenlere güvenmem gibisinden bir sözü mü vardı Jorah’ın? Sanki. Neyse. En başından beri Dany bu kadına güvendi, sebep? Çünkü hiçbir talebi olmadı, yanındaki diğer ikisi ise bir şeyler talep etti, arzuladı ama Quaithe orada güzel güzel tavsiyeler verdi ve arada bir görünüp vermeye devam etti, besbelli ki cam mumu ile yapıyor bu işi; rüyasına da giriyor çünkü. Quaithe açık seçik “bana güven” demedi diye biliyorum ama eylemleri ile “bana güven” demiş biri, Dany’e isabetli bir iki şey söylüyor. Kim olduğunu unutma, ejderhalar biliyor(moral konuşması gibi bir şey, hareket geçirmek için…) ve beyaz kısrağa dikkat…veba getiriyor… Hep de Dany böyle kötü moralde iken ortaya çıkıyor, sapık gibi takipte herhalde. Yani en zayıf olduğu anlar neredeyse. Hal böyle olunca güvenir oldu, hatta gitme etme demelere başladı Dany. Tam kıvamına getiriyor yani bu kadın kızı. Diğer uyarısı ne oldu? Ona gelen herkesi gördü cam mumundan vs.’den ve hiçbirine güvenme dedi… Hiç kimseye güvenme diyor ve yaptığı hamleler ile güvenini kazanıyor yani benden başkasına güvenme diyor resmen… Biri daha var böyle bir karakter, eylemleri ile insana güven aşılayan, şirin tatlı görüntüsü olup da güvenme sakın ha bana denmesine rağmen güvenilen biri. Kim? Bealish! Quaithe’nin bir arzusu isteği var ama ne, ne ise Dany’nin hoşlanacağı bir şey olsaydı en baştan talep ederdi… Bu kadından da hayır beklemeyin.
  • Tacir adama bir şey deme gereği dahi duymuyorum, zaten en başından beri ondan faydalanmaya çalışan sahte gözyaşları ile tatlı zehirli sözleri ile en son Dany’yi öldüreceğini üstü kapalı söyleyen biri. Kısacası onun ölümü ve yok oluşu için komplolar kuran, aleyhine planlar yapan bir adam. Yukarıda Benerro’nun uyarısındaki kişilerden üçünün bunlar olduğunu düşünüyorum.

Başka şeyler de yazmış ama Büyü Mekaniği diyerek başka kısımlara değinmiş, ben oralara hiç girmiyorum, yoruldum da zaten.

Bir de olası bazı ölümler yahut ölümle bağlantılı kısımlar da var ileride gerçekleşmesi beklenen.

  • Misal Bolton’un gözlerinin ay ışığında boş olduğu ve arkasında hiç kimsenin görünmediği yazıyor. (no one ve boş olması ay ışığında meselesi yüzünden öleceği ve bir yüzsüz tarafından; misal Arya, bunun yapılabileceği düşünülebilir.)
  • Hayaletin gözleri ay ışığında ateş havuzu gibi görünmüştü.
  • Val’ın saçları ay ışığında gümüşe dönmüş, yanakları soğuktan beyazlamış ve “Hava tatlı” demişti. Muhtemelen bu abla fazla yaşamayacak demektir; ay ve tatlı kavramı ile çifte kavrulmuş resmen.

Keyifli okumalar dilerim.

Önemli Cevaplar

  1. Buna benzer bir düşünceyi dile getirdiğim için tarafınızdan aforoz yediğimi hatırlıyorum :smiley:

    Aslında burada neden karganın ölümle ilişkili olduğu meselesi bence Asoiaf mitolojisini kavramak adına çok önemli. Euron daha önce Karga simgesiyle alakalı olarak bir Karga’nın nerede ölüm varsa önceden görebildiğini söylüyor ve kendisi de tüm Westeros’un ölmekte olduğunu gördüğünü söylüyor. Yani kargalar ölmek üzere olanları tespit edip başına giderler ya o hesap. Bu ölümü simgeleme olayı geleceği görmek ve buna benzeyen şeyler için önemli bir nokta

    Aslında Dany düşmanlarını sadece Westerosda aramamak lazım. Kadın Qarth, Volantis tüm köle temelleri uygarlıkları kendine düşman etti. Zaten Benerro’nun Büyük Ötekiyi sahte diye tanımlayacağını zannetmiyorum.

    Neyse genel olarak evet olabilir mantıklı teori. Zaten şu ayın parçalanıp ejderlerin çıkmasından belli oradan bir şeylerin çıkacağı.

  2. Sen Rhaeger falan dedin, bu adam bir muamma… Kaldı ki kesin böyledir şeklinde bir fikir üretmeyip, gülümsedim. :smiley:

    Evet, karga önemli bir simge ve ayrıca…

    “Sadece yalandı,” dedi üzüntü dolu sesiyle. Rüyasında gördüğü kargayı hatırlamıştı. “Ben uçamıyorum. Ben yürüyemiyorum bile.”

    "Kargalar yalancıdır," dedi Yaşlı Dadı. Bir koltukta oturuyor ve iğne oyası yapıyordu. “Bir karga hikâyesi biliyorum.”

    diyen bir de Yaşlı Dadımız var. Bu kadının anlattığı yahut söylediği her şey doğru değil elbette ama genelde anlattıklarından bir “doğruluk” payı bulunabiliyor. Bu “kargalar yalancıdır” sözü, bize bir gönderme olabilir.

    Kankuzgun’u bir zamanlar gece nöbetinde bir KARGA idi ve Bran’ın rüyasında KARGA olarak görünüyordu ki Bran da onun için" o hala onun için üç gözlü karga idi" diyor. Yani tamamen dürüst olmadığını düşünebiliriz bu adamın ki gençliği de böyle idi zaten. :slight_smile:

    Zaten ben hep Güneşin R’hllor’u ve Ay’ın da Büyük Öteki’yi simgeldiğini düşünürüm, çünkü mantıken ve kozmolojik olarak da evrensel bir bilgidir bu; güneş gündüze, ay ise geceye hükmeder.

    Bu arada düzenleme yaptım, SArya düğünü ile ilgili eklemeyi unuttuğum bir ayrıntıyı da yazdım.

    İlki SArya’nın düğünü sırasında ay ışığı betimlemesi yapılıyor ve bir iki paragraf sonra şu kısım geliyor. Arya’nın düğünü yapıldığı sırada etrafta hem eskilerden kalma hem de Boltonların yeniden gelişinden sonra öldürdükleri gecekonducuların ölüleri vardı.

  3. Ghost’u da kaybedeceğiz anlaşılan.

  4. Ölürse üzülürüm. :frowning:

    Diğer yandan acaba bir ihitmal (temenni) ulukurt olması, gözlerinin ateş gibi olması gibi şeyler yüzünden ölüm getiren bir hayvan olması şeklinde yorumlayabilir miyim? Diye düşünsem de zorlama mı oldu ki? :slight_smile: Ben hep Hayalet’in renginin buzu; gözlerinin ise ateşi simgelediğini düşünmüştüm. Haliyle Jon’un buz ve ateş olmasını. Çünkü Melisandre onun İçin hem “ısı ısıyı çeker” demişti hem de “içinde güç var” demişti. Gözlerinde her ay gördüğümüzü ölecek şeklinde yorumlamak yerine o üçlü gibi ölüm ve tehlike şeklinde de yorumlamak doğru olabilir. Misal Demirdoğumlu bir oğlanın gözünde de ay parlıyordu ve ölen bir Kuzeyli’inin başında kılıcı ile duruyordu, ölen o değil yerdeki idi; öldüren de o idi sanırım. Ay ve tatlı kavramı öyle yahut böyle ölüm ile ilgili ama biri gelecekteki ölüm biri daha çok (sanki) şu an ki ölüm ve tehlike getiren kişi manasında gibi, aralarındaki sınır çizgiler biraz bulanık.

  5. Hayır ya o değil. İnatla Brynden iyi adamdır, jantidir yapmaz öyle şeyler hem ejder falan demiştin.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

1 kez daha cevap

Katılımcılar