Bulduğum kuramlardan birini daha bugün sizinle paylaşacağım. Aslında bu biraz yarı tespit yarı kuram olacak. Yazan arkadaş da kuram kısmını Sansa’ya bağlamış. Tespitlere ve kurama ben de kendimden eklemeler yapacağım.

ASOIAF’da tekrarlanan bir tema; bir evin ikinci oğlunun ilk doğan oğlundan daha önemli olması. Genellikle ilk doğan ölür, bir sonraki varisi devralarak devralmaya devam eder. Kuram, temel olarak 5 kitabı ele almıştır.

Bildiğiniz gibi bu evrende ilk doğan evlatlar, her daim öncelik sahibi olmuşlardır. İlk doğanlar kral ve lord olur, küçükler ise onların sancaktarı, danışmanı yahut sağ kolları vs. olur. Fakat garip bir şekilde, ASOIAF’da ilk doğanların çoğu ölüyor ve yerini kendisinden sonrakine bırakıyor.

Bugün ASOIAF’taki birkaç büyük karakter arasında paralellikler çizeceğiz.

Yazıyı okumaya başlamadan önce İkinci Oğullar viki maddesini incelemeniz faydalı olabilir.

Brandon/Ned Stark

Catelyn’in söyledikleri Ned’in dudaklarının acıyla bükülmesine sebep oldu. “Evet. Brandon. Brandon ne yapılması gerektiğini bilirdi. O hep en iyisini bilirdi. Her şey Brandon içindi aslında. Kışyarı, sen, her şey. O Kral Eli ve kraliçelerin babası olmak için doğmuştu. Ben bu kadehin bana uzatılmasını istememiştim.”

Catelyn yumuşamıştı ve kocasının çektiği acıyı görebiliyordu. Eddard Stark onunla, ölen kardeşi Brandon yerine evlenmişti. Ölen kardeşin soluk gölgesi hâlâ aralarındaydı. Tıpkı adını bilmediği, Ned’in piç oğlunun annesi olan kadının gölgesi gibi.

Brandor Stark, Rickard Stark’ın ilk doğan oğlu olarak Kışyarı Lordluğunu alacaktı ve kardeşleri Ned ve Benjen ise onların sancaktarları olacaktı. Lakin baba-oğul, Deli Kral tarafından öldürülünce lordluk ve Bran’a ait olması gereken her şey Ned’e geçti.

Joffrey “Baratheon” ve Tommen “Baratheon”

Joff. ilk doğan olduğu için kral olarak tahtına oturmayı başardı şüphesiz ama 3. kitapta zehirlenerek öldü ve tahtı 2. doğan oğula; Tommen’a geçti.

Jon Snow/Stark/Targaryen

Aslında Jon ve Robb arasındaki yaş farkı hafta yahut aylar ile sayılacak cinsten, lakin hangisi önce geliyor bilmesek de Robb’un hazırladığı vasiyette Jon’u meşrulaştırıp, varisi ilan ettiği düşünülür ise 2. büyük oğul olarak sıralamada ikinci yere tırmandı ve Robb bir yıl gibi kısa bir hüküm sürdükten sonra ölerek, yerini Jon’a bıraktı. Bu, Ned Stark’ın piç oğlu olarak baktığımızda görünen madalyon.

Madalyonun diğer yüzü ise Jon’un babasının Rhaegar olduğu gerçeği. Aegon’un gerçekten KL’de öldüğü ve mevcut olanın sahte olduğunu kabul edersek; Jon, ilk doğan oğul ağabeyi Aegon’dan sonra taht sıralamasında yerini alıp, kral oldu.

Viserys Targaryen

Resmi olarak Jon’un kimliği bilinmediği için Viserys, kral olması beklenen ağabeyi Rhaegar’dan sonra (çocukları da öldüğü için) 2. oğul olarak kral kabul edildi.

Samwell Tarly and Dickon Tarly

Sam, ilk doğan oğul olarak Tarly Hanesinin başına geçmesi gerekiyordu ama babasına göre yeterince erkek olmadığı ve hanesinin geleceğini ona teslim edemeyecek kadar güvenmediği için ölüm ile Sur arasında tercihe zorlanarak, tüm haklarından caydırıldı ve ikinci oğul Dickon, Tarly Hanesinin gelecekteki varisi oldu.

Sandor Clegane ve Gregor Clegane

Gregor resmi olarak ölü kabul ediliyor ve aslında cidden bir ölü; zombi. Haliyle hane ve topraklar, onun erkek kardeşi, hanenin 2. oğlu, Sandor’a geçiyor. Tamam, okuyucu olarak onu ölü biliyoruz ama Sessiz Adası’nda yaşadığından da eminiz gibi bir şey. :slight_smile:

Diğerleri

Tyrion Lannister, 2. oğul olarak ağabeyi Jaime’den(Kral Muhafızı olduğu için) sonra Kaya’nın varisi olması gerekiyordu. İşin özünde yasalar önünde de aynen öyle. (Elbet arada bir pürüz oldu ama biz ona odaklanmayalım. :smiley: )

Euron Greyjoy, 2. oğul olarak Balon’dan sonra kral oldu.

Bu kişi sayılmaz aslında ama eklendiği için yazıyorum… Kevan Lannister, çok kısa sürse de ağabeyi Tywin’in ölümünden sonra onun Kral El’i makamını aldı(her ne kadar babadan oğla geçen bir şey olmasa da). (Lannister Hanesinin yönetimini fiilen eline geçirmişti aslında, yasal olarak lord, Tyrion görünse de yahut Cersei, artık bu kısım biraz yoruma bakıyor.)

Stannis Barth. ağabeyin ölümünden sonra (çocuklar kendisinden olmadığı gerekçesiyle) kendini 2. oğul olmanın verdiği yetkiyle kral ilan etti.

Bran Stark, Jon’un gerçek kimliğinin ortaya çıkması durumunda, 2. oğul olarak Kışyarı’nın asıl varisi konumunda olacak.

Şimdi işin kuram kısmına gelelim.

Sansa Stark ve Arya Stark

Şimdi Jon, görünürde hala piç sayıldığı, bilindiği ve tüm Stark çocukları öldüğü düşünüldüğü için Sansa, Kışyarı’nın varisi konumunda.(elbette ki Robb’un vasiyeti bilinmediğinden.) Nitekim bunu Jon da Stannis’e söylüyor.

Yani ortada bir ilk doğan durumu yaşıyoruz yine… İlk doğan kız Sansa, ikinci doğan kız Arya…

“Neden, kıza hor davranmayı mı planlıyorsun?” Lord Tywin’in sesi kaygıdan çok merak doluydu. “Benim gayem kızın mutluluğu değil, seninki de bu olmamalı. Güneydeki ittifakımız Casterly Kayası kadar sağlam olabilir fakat hâlâ kuzeyi kazanmak zorundayız ve kuzeyin anahtarı bizzat Sansa Stark.”

Sansa, ilk üç kitap boyunca KL’de rehin olarak tutuluyor çünkü onunla evlenmek kuzeye miras olarak konmak demek. Bu yüzden Kings Landing’de yaşıyor. Neden Littlefinger kaçmasına yardım etti? Çünkü onu Vale ve Kuzey’i evlenerek kontrol etmek için kullanabilir. Kuzey’in anahtarı ve Petyr Baelish’in şemaları.

Elbette burada bir paralel olay daha cereyan ediyor.

Catelyn’in söyledikleri Ned’in dudaklarının acıyla bükülmesine sebep oldu. “Evet. Brandon. Brandon ne yapılması gerektiğini bilirdi. O hep en iyisini bilirdi. Her şey Brandon içindi aslında. Kışyarı, sen, her şey. O Kral Eli ve kraliçelerin babası olmak için doğmuştu. Ben bu kadehin bana uzatılmasını istememiştim.”

Ned, hiçbir şekilde Kışyarı Lord’u olmayı hayal etmemişti; ağabeyinin sahip olacaklarını asla arzulamamıştı. Onun daha basit, sade hayalleri vardı. Fakat arzu etmemesine rağmen Brandon öldü ve onun olan her şey Ned’e geçti.

Arya da aynı babası gibi (nitekim tip olarak da ona benziyor.) leydi olmak veya benzer şeyler ile ilgilenmiyor. Sansa’nın Kışyarı varisi olması onun umurunda olmaz. İkinci Oğul/Çocuk sendromu burada da işleyecek olmasın? Sansa ölecek yahut bir sebeple devre dışı kalarak hak, Arya’ya geçecek olmasın?

GRRM’in “kendisiyle çelişen kalp” meselesini sevdiğini ve ilke edindiğinde dair Atlantic’e verdiği söyleşiden bir alıntı.

William Faulkner’la hep aynı fikirdeyim – insanın kendisiyle çelişen kalbin, hakkında yazmaya değer tek şey olduğunu söyledi. Bunu her zaman yol gösterici ilkem olarak aldım, gerisi sadece giyinmeyi ayarladı.

Sansa’nın Ölümü

Bundan sonrası şuradan alınmıştır. Buraya göre Sansa, seriyi ölerek tamamlayacak. Onun iddiasına göre onu öldüren Arya olacak, yahut LF/Arya şeklinde ama ben bu kısma pek odaklanmıyorum. (Hatta bana göre LF’nin ölümü Sansa’nın elinden olma ihtimalini çok yüksek buluyorum, kehanet yüzünden.) Biz sadece Sansa ölecek, kısmına odaklanıyoruz.

Şimdi biliyoruz ki hiçbir karakter güvende değil, herkes de her karakter için kendince “ölüm” işaretleri görüp, yorumlayabilir. Başlayalım.

“Hiç öldürmek istediğin bir erkek kardeşin olmadı mı?” Yine güldü. “Ya da belki bir kız kardeş?” Yüzünde bir şey görmüş olmalıydı, sonra daha yakın bir şekilde eğildi. “Sansa, değil mi? Kurt sürtük, güzel kuşu öldürmek istiyor. ”(ASOS Arya IX)

“Evet güzeldi,” diye onayladı Ned Stark. “Çok güzeldi, söz dinlemezdi ve çok genç yaşında toprağa girdi.” Kılıcı havaya kaldırdı. “Arya, bu kılıçla… İğne? Kimi delik deşik etmeyi düşünüyorsun? Sansa’yı mı? Yoksa Rahibe Mordane’i mi? Kılıç dövüşüyle ilgili ilk kural nedir biliyor musun?”

“Gerçekten,” diye cevapladı babası gülümseyerek. “Bunu şimdi senden alırsam, daha on beş gün geçmeden yastığının altında bir gürz bulacağımdan eminim. Ne kadar üstüne gelirse gelsin ablanı kesmeyeceğine söz ver.”

Aşağıdaki de kurtların ve sahiplerinin kaderi yönünde bir foreshadowing özelliği taşıyor.( diye düşünmüş.)

Herkes Ned’e bakıyordu ama bıçak gibi kesen Sansa’nın gözleriydi. “O kurt kuzeyden. Bir kasaptan daha fazlasını hak ediyor,” dedi Ned.

Gözlerinde acı, kulağında kızının inlemeleri olduğu halde dışarı çıktı. Ulu kurt bağlandığı yerde duruyordu. Ned bir süre durdu hayvanın yanında. “Leydi,” dedi. Çocukların yavrulara taktıkları isimlere dikkat etmemişti hiç. Nedense şimdi yavruya bakarken, hepsinin isimlerini hak ettiğini fark ediyordu. Leydi en küçük, en sevimli, en iyi huylu olanlarıydı. Altın sarısı gözleriyle Ned’e baktı. Ned hayvanın sıkı, gri tüylerini okşadı.

Kısa bir zaman sonra Jory, Buz’u getirdi.

Her şey bittiğinde Jory’ye döndü. “Dört adam seç. Hayvanın bedenini alsınlar ve kuzeye götürsünler. Kışyarı’na gömsünler,” dedi.

Sansa ve Lyanna meselesine bir ortam damar yakalamış. Daha doğrusu Ned’in Lyanna için söylediği bir cümle ile Sansa’nın kendisi için söylediği cümlenin aynısı olmasına dikkat çekilmiş. Aslında Türkçe çevirisinde farklılar var, ikisinde de İngilizce aslında kullanılan cümle şu; ” dead before her time ”

Sansa V, AGOT “Vaktinden çok önce ölmüş bir kızın hayaleti gibiydi.”

Arya, AGOT “Evet güzeldi,” diye onayladı Ned Stark. “Çok güzeldi, söz dinlemezdi ve çok genç yaşında toprağa girdi.”

Sonra Sansa’nın rüyalarına geçiş yapmış.

Yatak odasının kapısına ulaştığında girmeye dayanamadı. Odanın duvarları onu tuzağa düşürdü; Pencere geniş açılmış olsa bile, nefes almak için hava kalmamış gibi hissetti. (…) Yine de hiçbiri onu daha az korkulu hissettirmedi. Bir bıçak onun içinden geçti, o kadar keskin ki Sansa karnını kavradı ve ağladı. (ACOK Sansa IV)

Bir diğer rüyası, sonrasında çiçek açtığı için yatağında kan vardı. Rüyasının gerçeğe dönüştüğünü düşünmüştü.

O gece rüyasında yine isyanı gördü Sansa. İnsanlar etrafında toplanıyordu, tiz çığlıklar atıyorlardı, çıldırmış bin yüzlü bir canavara benziyorlardı. Baktığı her yerde, çarpılarak insan dışı suretlere dönüşen yüzler görüyordu. Ağladı, onları incitecek hiçbir şey yapmadığını söyledi, buna rağmen onu atından düşürdüler. “Hayır,” diye haykırdı, “hayır, lütfen yapmayın, yapmayın,” ama kimse onu dinlemiyordu. Sör Dontos’u çağırdı, kardeşlerini, ölü babasını, ölü kurdunu, bir zamanlar ona kırmızı bir gül veren ihtişamlı Sör Loras’ı ama hiçbiri gelmedi. Şarkılardaki kahramanları çağırdı, Florian’ı, Sör Ryam Redwyne’ı ve Ejderha Şövalyesi Prens Aemon’ı ama kimse duymadı. Kadınlar birer gelincik gibi üstüne çullanmıştı,bacaklarını kıstırıp karnını tekmeliyorlardı. Sonra çelik pırıltısını gördü. Bıçak karnına girdi, deşti ve deşti ve deşti, Sansa’dan geriye ıslak ve parlak şeritlerden başka bir şey kalmayana dek.

Burada, Cersei’nin Sansa’ya söylediği sözü belirtmiş. Ona aşık olduğunu iddia eden LF’nin eninde sonunda onu öldüreceğini söylüyor.

“Aşk zehirdir. Tatlı bir zehir, evet, ama seni hep aynı şekilde öldürür. ”

Sonra Brinne’nin yaşadıkları bir olayı Sansa’ya bağlamış. Shagwell’in beline kılıç sokup, bağırsaklarını keserek öldürüyor ve sonrasında Podric’in Sansa ile ilgili sorusuna “Onun üstünü örteceğim(yani gömecek)” diyerek cevap veriyor, öldürdüğü adamdan bahsettiğini düşünerek.

Brienne soytarının kolunu bir kenara itti ve çeliği adamın bağırsaklarına soktu. “Gül,” diye hırladı adama. Adam gülmek yerine inledi. Tek eliyle soytarının boğazını sıkar ve diğeriyle karnını deşerken, “Gül,” diye tekrar etti Brienne. “Gül!” Aynı kelimeyi söyleyip durdu, tekrar ve tekrar, kendini soytarının ölüm ufunetiyle boğulacakmış gibi hissedene ve eli bileğine kadar kıpkırmızı olana kadar. Ama Shagwell hiç gülmedi. Brienne’in duyduğu hıçkırıklar tamamen kendisine aitti. Bunu fark ettiğinde, Brienne hançerini yere attı ve titredi.

“Şimdi ne yapacaksın leydim?”

“Onun üstünü örteceğim.”

“Kızla ilgili demek istedim. Leydi Sansa.”

Sansa şehirden kaçtığında gemide iken LF’nin “solgunsun, iyi misin?” sorusuna karşın verdiği cevap ve karnı ile ilgili yaşadığı ağrı, korkudan düğümlenmesi gibi sürekli yaşadığı şeyleri eklemiş.(Sürekli karnından deşildiğini, tekmelendiğini vs. gördüğü için rüyasında, karın ile ilgili sorunu foreshadowing olarak almış.)

”Sadece karnım. Deniz hastalığı.” (ASOS Sansa VI)

Sansa dug her nails into her hand. She could feel the fear in her tummy, twisting and pinching, worse every day. (ACOK Sansa IV)

The sight of the food made Sansa feel ill. Her tummy was tied in a knot. (ACOK Sansa IV)

The invitation seemed innocent enough, but every time Sansa read it her tummy tightened into a knot.(ASOS Sansa I)

Doğrusu tüm alıntıları çevirmedim, şahsi fikrim bunları buraya yazmış olsam da çok azını foreshadowing olarak kabul ediyorum ve çevirmediklerimi kesinlikle kabul etmiyorum. Yine de Sansa’nın seride çok sık karnına vurgu yapılması; (eklemedim ama) Braavos Titan’ının bakire küçük kızları yer lafının ister istemez arması Titan olan LF’ye dikkat çekmesi(ki Sansa kehanetini de hatırlayın.) gibi şeyler dikkate değer şeyler ama benim deyimimle 2. derece delil bunlar.

Yazımız burada sona eriyor. Fikirlerinizi alalım. :slight_smile:

Önemli Cevaplar

  1. Ya ben konuya İkinci Oğullar paralı asker grubuyla alakalı bir teori diye girdim bunu beklemiyordum :smile:

  2. Bende aynı şekilde girdim :grin: Sansa bana göre ölecek karakterden biri değil. Bunu ispat edecek bir argüman yok ama istense bulunur. Bir zamanlar Leydi Ashford teorisi vardı, söylenen Leydi Ashford’un öldüğüydü çünkü devamı anlatılmıyor ve Sansa’nın da öleceği söyleniyordu. Ben Sansa’nın kraliçe olacağını umuyorum. Arya Leydi olarak hayal edilemeyecek bir karakter bana göre. Bir suikastçı olabilir belki ama leydi olamaz :neutral_face:

  3. Kendisi teknik olarak bir leydi zaten :joy:

    Lakin anladım asıl demek istediğini, aslında ben de onun(Arya’nın) kraliçe olacağını düşünüyorum, kurdunun isminden tut bir sürü referans var. Erkek kardeşlerinden biri Kışyarı’nı yönetecektir. Sansa ya da Arya’nın Kışyarını yöneteceğini sanmam kraliçe olsunlar ya da olmasınlar. Yine de soy kızlardan devam edebilir. Misal Rickon ölecek ise Bran’ın çocuk sahibi olması güç.

    Diğer yandan Arya’nın İyi Kraliçe ile benzer noktaları var; misal ikisi de kraliçe/leydi olmak için yetiştirilmedi ve böyle bir arzuları yoktu ama ablaları öldüğü için o konuma geldi. Kraliçenin de ablası şiddet/politik içeren evlilikler vs. yaptı, Arya’nın da. Kraliçe abisi kral olduğunda 12 yaşındaydı, Arya da o yaşta olacak. İkisi de leydilerin yaptıkları dışında erkeksi faaliyetler yapıyor; at binmek, avlanmak gibi. Yazar, onunla paralellik kurdu ise (bilinçli olarak) bu bir işaret olabilir.

    Bunun dışında nice büyük küçük orta karakter öldü ve ölecek, Sansa’nın hayatta kalacağına dair güven nereden geliyor? Ben bir tek Arya ölmez diyorum, o da Martin’in karısının favori karakteri olduğu ve öldürür isen boşarım seni dediği için. Yoksa kimse güvende değil bu herif kalem tuttuğu sürece. :smiley:

  4. Aynen aslında Rhaena ve Aegon olacaktı kral ve kraliçe. Aegon öldü tabi. Sonra Viserys de ölünce mecburi olarak Jaehaerys kaldı.

    Ejderhanın Oğullarını bekleyin derim :wink:

  5. seride herkes ölebilir o ayrı mesele de mevzu oğullardan,kızlara ; oradan Sansa’nın ölümüne nasıl geldi anlamadım.Beste ile güfte pek uymamış :grin:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

9 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar