Ejderhanın Oğulları, George R. R. Martin’in de aralarında bulunduğu birçok yazarın bir araya gelip birer hikaye yazdığı The Book of Swords adlı kitaptan bir hikayedir. Hikaye genel anlamda Kral Aegon’un, Kral Aenys ve Kral Maegor’un iktidarını anlatsa da çoğunlukla Aegon’un oğullarının saltanatını anlatır. Yanlış bilinen gerçekler, önceki kitaplarda yazılmış abartılardan ziyade gerçekçi bir hikaye olmasıyla ortaya çıkmış birçok hakikati içinde barındırır. Hikaye forumumuz için çeviri grubumuzdan Ulu_Kurt tarafından çevrilmiştir. Hikayenin çevirisi toplamda 7 bölümden oluşmaktadır.

İyi okumalar dileriz.

EJDERHANIN OĞULLARI

Bölüm 1

Kral Aegon I Targaryen tarihi kayıtlarda her iki kız kardeşini de karısı olarak aldı. Hem Rhaenys hem Visenya gümüş- altın renkli saçlarla kutsanmış, mor gözlü gerçek Targaryen güzelliğine sahip ejderha sürücüsüydüydü. Yine de her iki kraliçe birbirinden farklıydı çünkü her iki kadının farklı özellikleri vardı. Her ikis de krala birer oğul verdi.

Önce Aenys geldi. Aegon’un küçük karısı Rhaenys 7 Fs’de doğurdu. Çocuk doğumdan itibaren küçük ve hastaydı. Her zaman ağlardı, söylenenlere göre çarpık bacaklı olması ve gözlerinin küçük ve sulu olması nedeniyle kralın üstatları bebeğin hayatta kalamayacağından korkuyordu. Süt annelerin verdiği memeyi emmiyordu sadece kendi annesinin göğsünü emiyordu ve söylentiler gerçekse sütten kesilditen sonra iki hafta boyunca çığlık attı. Kral Aegon’dan farklı olarak cesaret edebilenler doğan bebeğin Majesteleri’nden olmadığını, Aenys’in Kraliçe Rhaenys’in yakışıklı eşlikçilerinden birinden doğurduğu bir piç olduğunu, babasının bir şarkıcı veya bir oyuncu olabileceği söylenmişti. Prens yavaş büyüyordu. O yıl Ejderha Kayası’nda doğan Quicksilver isimli bir ejderha Aenys Targaryen’e verilince bebek gelişmeye başladı.

Prens Aenys, annesi Kraliçe Rhaenys ve ejderhası Meraxes Dorne’da öldürüldüğünde üç yaşındaydı. Kraliçenin ölümü çocuk prensin hayatında inkar edilemez izler bıraktı. Prens yemek yemeyi bıraktı hatta nasıl yüründüğünü unutmuş gibi bir yaşındayken nasıl sürünüyorsa öyle sürünmeye başladı. Babası ondan umutsuzdu ve söylentilere göre Kral Aegon Rhaenys öldükten sonra Visenya’nın çocuksuz olması ve belki de kısır olduğunu düşüncesiyle başka bir eş alma konusunu konseye taşımıştır. Kral bu meseleyi kendi içinde sürdüğü için hiçbir kişinin bu konu için söyleyeceği birşey yok ancak bir çok büyük lordun ve soylu şövalyenin bakire kızlarını konseye sunduğu bir gerçektir.

Bütün spekilasyonlar 11 Fs’de sona erdi, Kraliçe Visenya kralın çocuğunu taşıdığını açıkladı. Kendinden emin bir şekilde oğlu olacağını iddia etti ve öyle de oldu. 12 Fs’de prens dünyaya geldi. Yeni doğan hiçbir bebeğin Maegor Targaryen’den daha sağlıklı olmadığını ebeler ve üstatlar kabul etmiştir; doğumdaki kilosu ağabeyinin neredeyse iki katıydı.

Yarı kardeşler asla yakın olmadılar. Prens Aenys varisti ve Kral Aegon onu daima yakınında tuttu. Kral diyar boyunca kaleden kaleye gezdikçe prensde onunla gezdi. Prens Maegor anneiyle kaldı, konseyde annesinin yanında oturuyordu. Kraliçe Visenya ve Kral Aegon o yıllarda ayrıydı. Kraliyet işleri olmadığı zamanlarda Aegon Kral’ın Şehri’ne ve Aegon Kayası’na geri dönerken Visenya oğlu ile Ejderha Kayası’nda kaldı. Bu nedenle her iki tarafa da yakın lordlar Maegor’a Ejderha Kayası Prensi demeye başladılar.

Kraliçe Visenya üç yaşındayken oğlunun eline bir kılıç verdi. Sözüm ona kalede yaptığı ilk şey kedileri kesmekti, adamların dediği gibi … bu hikayenin yıllar sonra düşmanları tarafından tasarlanan bir oyun olduğu anlaşıldı. Ancak prensin bir anda kılıca düşkünlüğü yalanlanamaz. Annesi Yedi Krallık içinde en ölümcül şövalye Sör Gawen Corbray’ı silah ustası seçmişti.

Prens Aenys ise saray içerisinde büyük ölçüde şatafatlı bir şekilde Kral Muhafızları’ndan veya bizzat babası kraldan eğitim alıyordu. Hocalarının hepsinin kabul ettiği şekilde çocuk gayretliydi ancak cesur değildi, babasının heybetinden ve gücünden yoksundu ve Blackfyre’ı eline aldığı zaman bile asla bir savaşçını kadar yeterli olamadı. Hocalarının birbirlerine anlattığı kadarıyla Aenys asla kendisini savaşta rezil etmedi ancak hiçbir şarkıcı onun cesareti hakkında şarkı yazmamıştır.

Prensin sahip olduğu beceriler başka yerlerde yatıyordu. Aenys güçlü tatlı bir sese sahipti ve iyi bir şarkıcıydı. Kitap kurdu olmamasına rağmen zeki, nazik ve büyüleyiciydi. Soylu yada düşük doğumlu genç kızlarla kolayca arkadaşlık kurardı. Aenys sürmeyi de severdi. Babası ona süvari atı, tay ve savaş atı vermişti ama Aenys’in gözdesi ejderhası Quicksilver’dı.

Prens Maegor’da sürmeyi severdi ama atlar, köpekler veya herhangi bir hayvan için büyük bir sevgi göstermedi. Sekiz yaşındayken bir tay onu ahırlarda düşürür. Maegor atı ölümüne bıçaklar… atın çığlığına koşan bir başka atın yüzünün yarısını keser. Ejderha Kayası Prensi’nin yıllar içinde çok arkadaşı oldu ama gerçek dostu hiç olmadı. Kavga etmekte hızlı, affetmekte yavaş ve korku için korkusuz bir çocuktu. Bununla birlikte silahlara olan yeteneği eşsizdi. Sekiz yaşında ki serseri on iki yaşına geldiğinde küçük erkek çocuklara kabadayılık yapıyor, kale avlusunda silah ustaları ile talim yapıyordu. 25 Fs’de on üçüncü isim gününde ve ilk evliliğinden yarım yıl önce annesi Kraliçe Visenya Valyrian Çeliği’nden kılıcı Kara Kız Kardeş’i Maegor’a bahşetti.

Targaryen’ler arasında ki gelenek her zaman akraba ile evlenmek olmuştur. Kardeşin kız kardeşiyle evlenmesi en olası seçenek olarak görülüyordu. Bu olmadığı taktirde kız evlat amcasıyla, kuzeniyle veya yeğeniyle evlenebilir; aynı şekilde erkek evlatda halasıyla, kuzeniyle ve yeğeniyle evlenebilirdi. Bu uygulama eski ailelerde, özellikle ejderhaları yetiştiren ve süren Eski Valyria’da çok yaygındı. Ejderhanın kanı saf kaldı ancak bilgelik gitti. Ensest evlilikten daha az olmasına rağmen bazı prensler büyücülerini ikna edip birden fazla eş aldı. Valyria Kıyameti’nden önce bilge adamların yazdığına göre bin tanrı onurlandırıldı, ama büyücülerin hiç birinden korkulmuyordu ve bundan söz edecek adam çok azdı.

Bu Westeros’da doğru değildi, İnancın gücü tartışmasızdı. Kuzey’de hala insanlar Eski Tanrılar’a ibadet ediyordu ancak diyarın geri kalanı için yedi yüzlü tek tanrı vardı ve Eski Şehir’de ki Yüce Septon tanrının yer yüzündeki sesiydi. Ve [[Andalos]]’dan asırlar boyunca öğretilen inancın öğretileri Targaryen’ler tarafından uygulanan Valyrian evlilik geleneklerine tersti. Ensest baba ve kız, anne ve oğul yada erkek ve kız kardeş arasında olursa olsun aşağılık ve günah kabul edilmiş, bu birliktelikten doğan bebekler Tanrılar ve insanlar arasında zelil olarak görülmüştür. Arka plandan bakıldığında İnancın ve Targaryen Hanesi’nin arasındaki savaşın kaçınılmaz olduğu görülür. Gerçekte En Müteyyinlerin’in birçoğu Fetih sırasında Yüce Septon’un Fatih Aegon ve kız kardeşlerine karşı konuşması bekleniyordu; bunun yerine Lord Hightower’ın hoşnutsuzluğu ile şehri teslim etmiş, Yukarıdaki Baba’nın isteğinin bu olduğunu söylemiş ve hatta onu kutsamıştır.

Aşinalığın teslimiyetin babası olduğu söylenir. Fatih Aegon’u taçlandıran Yüce Septon 11 Fs’de ki ölümüne kadar sadık bir koyun olarak kaldı, bu süre zarfında diyar hem kız kardeşi hem de karısı olan iki kraliçesiyle hükmeden krala alıştı. Kral Aegon’da her zaman İnancı onurlandırmaya özen gösterdi, geleneksel haklarını ve imtiyazlarını onayladı, servetlerini ve mülklerini vergiden muaf tuttu ve hata yapan suçluların yedinin septonlarının, septalarının ve diğer hizmetçilerinin sadece İnancın mahkemeleri tarafından yargılanabileceğine karar verdi.

İnanç ve Demir Taht arasındaki anlaşma Kral Aegon’un dönemince devam etti. 11 Fs’den 37Fs’ye kadar altı Yüce Septon kristal tacı taktı; Majesteleri Eski Şehir’e her geldğinde Yıldızlı Sept’te iyi karşılandı. Yine de ensest evlilik meselesi nezaketin altındaki zehir gibiydi. Kral Aegon’un saltanatı sırasındaki Yüce Septonların hiç biri kralın kız kardeşleriyle olan evliliği hakkında konuşmadılar ve bunu onaylamadılar. İnancın mütevazi kardeşleri, köy septonları, kutsal kız kardeşler ve Fakir Dostlar hala kardeşin kardeşle yatmasının ve bir adamın iki kadın almasının günah olduğuna inanır.

Fatih Aegon kız babası olmadı ancak bu konular buraya bir anda gelmedi. Ejderhanın oğullarının evlenecek kız kardeşleri yoktu, bu yüzden her biri evlenecek gelini aramak için başka yerlere gitmeye zorlandı. Evlenecek ilk kişi Prens Aenys’tir. 22 Fs’de Kral Aegon’un amirali, Donanma Başı ve Dalgaların Efendisi Aethan Velaryon’un kızı Leydi Alyssa ile Prens Aenys evlendi. Kız on beş yaşındaydı, prens ile aynı yaştaydı; gümüş saçları ve mor gözleri ikisinde de olan özellikti çünkü Velaryon’lar Valyrian kökenli eski ve soylu bir haneydi. Kral Aegon’un annesi de bir Velaryon’du bu yüzden evlilik kuzen kuzene olarak sayılmıştı.

Evlilik hem mutlu hemde verimli olduğunu kısa sürede kanıtladı. Ertesi yıl Alyssa bir kız doğurdu. Aenys kızına Rhaena adını verdi ve diyar sevindi… belki de Kraliçe Visenya’da. Herkesin kabul ettiği gibi Prens Aenys Demir Taht’ın mirasçısıydı, ama şimdi Prens Maegor’un ikinci hatta yeni doğan prensesin arkasında taht sıralaması olarak üçüncü olması sorun olarak ortaya çıktı. Kraliçe Visenya sorunun çözümünü henüz on ikisine yeni girmiş Maegor ile Rhaena’nın nişanlanmasını önerdi. Ancak Aenys ile Alyssa buna karşı çıktılar ve bu teklif Eski Şehir’de ki Yıldızlı Sept’e ulaştığında Yüce Septon bir kuzgun gönderdi, kralın böyle bir evliliğe izin vermesi İnanç tarafından iyilikle karşılanmayacağı uyarısı taşıyordu. Yüce Septon Maegor için farklı bir gelin önerdi: Ceryse Hightower, Eski Şehir Lordu Hightower’ın kızı (Ve Yüce Septon’un kendi yeğeni). Eski Şehir ve onu yöneten hanenin yakın bağlarındaki avantajı gören Aegon öneride ki bilgeliği gördü ve bunu kabul etti.


Bölüm 2

Böylece 25 Fs’de Eski Şehir’in Yıldızlı Septi’nde Ejderha Kayası Prensi Maegor Targaryen Leydi Ceryse Hightower ile Yüce Septon’un kıydığı nikahla evlenir. Maegor evlendiğinde on üç yaşındaydı gelin on yaş büyüktü… ama yatak törenine tanık olan lordların kabul ettiği gibi Maegor kocalık vazifelerini yerine getirmişti, o gece bir düzine kez birlikte oldukları konusunda övünüyordu. Ertesi gün “Dün gece Targaryen Hanesi için bir oğlan yaptım” demişti.

Oğlan gelecek sene geldi… Ama Prens Aenys’in ve Leydi Alyssa’nın oğlu oldu, ismi dedesine ithafen verildi, Aegon. Alyssa diğer çocuklarını sırayla doğurmasına rağmen Leydi Ceryse takip eden yıllarda doğum yapmadı. Alyssa 29 Fs’de Aenys’e ikinci bir oğul verdi, Viserys. 34 Fs’de ise üçüncü oğulları olan Jaehaerys’i doğurdu. 36 Fs’de bir başka kız doğdu, Alysanne. Her oğul Maegor’u daha aşağıya itti ve söylenenlere göre kızlarında kardeşlerinden sonra gelmesi bekleniyordu. Bütün bunlara rağmen Ceryse ve Maegor’un çocukları olmadı.

Ancak turnuva alanında ve savaş meydanlarında Prens Maegor’un başarısı erkek kardeşini çokca aşıyordu. 28 Fs’de Nehirova’daki büyük turnuvada Prens Maegor, Kral Muhafızları’nın üç şövalyesini nihai şampiyonla karşılaşmadan ard arda yendi. Meydan dövüşünde ise karşısında kimse duramadı. Ardından babası tarafından Blackfyre’dan daha düşük bir kılıçla şövalye ilan edildi. On altı yaşındaki Maegor Yedi Krallık’ta ki en genç şövalyeydi.

Diğer kahramanlıkları onu takip etti. 29 Fs’de Maegor, Osmund Strong ve Aethan Velaryon, Lys’li korsan kral Sargoso Saan’la savaştı, Maegor’un korkusuz ve ölümcül olduğu belli olan savaştan korsan kralın kökünü kazıdı.31 Fs’de bu sefer Nehir Toprakları’nda soygunculuk yapan Üç Dişli Mızrak’ın Devi adındaki şövalyeyi avladı.

Ancak Maegor henüz bir erjerha binicisi değildi. Her ne kadar Aegon’un saltanatının sonraki yıllarında Ejderha Kayası’nın içerinde yarım düzine yavru ejderha doğmuş olsa da prense yapılan tekliflerin hepsini Maegor reddetti. Konsey toplantısı sırasında ağabeyinin karısı yüksek sesle Maegor’un “ejderhalardan korkup korkmadığını merak ettiğini” söyler. Maegor ökfeden köpürür ve soğukkanlılıkla ona layık tek bir ejderha olduğunu söyler.

Fatih Aegon’un saltanatının son yedi yılı barışçıldı. Dorne Savaşı’nda hayal kırıklığı yaşamasından sonra kral Dorne’un bağımsızlığını kabul etti, barış anlaşmasının onuncu yıl dönümünde Dorne Prensesi Deria Martell’in ‘‘Dostluk Şöleni’’ kutlaması için Balerion’la beraber Güneş Mızrak’a uçtu. Prens Aenys’de Quicksilver’la beraber eşlik etti, Maegor Ejderha Kayası’nda kaldı. Aegon Yedi Krallığı ateş ve kanla yoğurmuştu ama 33 Fs’de ki altmışıncı yaş gününden sonra malzemesi tuğla ve harca dönmüştü. Her yılın yarısında kraliyet planları yapmak ve kaleden kaleye gezmek artık Prens Aenys ile eşi Alyssa’ya kaldı, yaşlanan kral günlerini Ejderha Kayası ve Kral’ın Şehri arasında bölüştürdü.

Aegon’un ilk iniş yaptığı balıkçı köyü genişlemiş, Eski Şehir ve Lannis Limanı’nın büyüklüğüne erişip yüzbinlerce kişinin kokuşmuş şehri olmuştu. Yine birçok boyutta Kral’ın Şehri hala grotesk boyutlarda şişmiş bir ordu kampından biraz daha iyiceydi; kirli, baştan svama, plansız ve geçici. Ve o zamana kadar Aegon’un Yüksek Tepesi’nde yer alan Aegon’un Kayası Yedi Krallık içindeki en çirkin kalelerden biriydi, duvarları uzun kütükten yapılmıştı ve harcı toprak, tuğla ve ahşap karışımıydı.

Büyük bir kral için asla uygun değildi. 35 Fs’de Aegon tüm konseyi ve maiyetiyle Ejderha Kayası’na taşındı ve Aegon’un Kayası’nın yıkılması emrini verdi, böylece yerine yeni bir kale yapılabilirdi. Bu kez kararı kalenin taştan olmasıydı. Yeni kalenin tasarımı ve yapımını denetlemek için Kral Eli Lord Alyn Stokeworth (Sör Osmund Strong bir önceki yıl ölmüştü) ve Kraliçe Visenya (Kral Aegon Kraliçe Visenya ile alay etmek için Kızıl Kale’nin yapılacağı zaman onu konseyine çağırdı böylece Ejderha Kayası’nda kraliçenin varlığına katlanmak zorunda kalmayacaktı) seçildi.

Fatih Aegon 37 Fs’de Ejderha Kayası’nda felç geçirip ölür. Kral torunları Aegon ve Viserys’e Boyalı Masa’da fetih öykülerini anlatırken ölmüştür. Prens Maegor o dönemde Ejderha Kayası’nda ikamet ediyordu, babasının cesedine kale bahçesinde cenaze töreni düzenleyip övgüyle konuşur. Krala savaş zırhı giydirilmiş ve elleri kılıcı Blackfyre’ın üstünde kapatılmıştı. Valyrian’ın eski günlerinden itibaren Targaryen Hanesi ölülerini toprağa gömmek yerine yakarlardı. Cenaze ateşi Vhagar’ın ağzından geldi. Blackfyre kralla yandı ama sonradan Aenys tarafından alındı, bıçağı daha kararmış ama zarar görmemiş halde. Hiçbir ateş Valyrian Çeliği’ne zarar veremez.

Ejderhanın soyundan Kraliçe Visenya, oğulları Aenys ve Maegor ile beş torunu hayattaydı. Prens Aenys babasının ölümünde otuz yaşındaydı, Prens Maegor yirmi beş.

Aenys babası öldüğünde Yüksek Bahçe’deydi ancak haberi alınca Quicksilver’a atlayıp Ejderha Kayası’na geldi. Daha sonra babasının demir-yakut tacını taktı, Büyük Üstat Gawen Aenys’i İsminin Birincisi, Andalların ve İlk İnsanların Kralı, Yedi Krallığın Lordu ve Diyarın Koruyucusu ilan etti. Krallarına veda etmek için Ejderha Kayası’na gelen lordlar diz çöktü ve başlarını eğdiler. Prens Maegor diz çöktüğünde Aenys onu ayağa kaldırdı, yanaklarından öptü ve “Kardeşim, bir daha bana diz çökmemelisin. Birlikte diyarı yöneteceğiz, sen ve ben” demiştir. Sonra kral babasının kılıcını Blackfyre’ı ona verdi ve kardeşine şöyle dedi “Bu bıçak benden daha çok sana yakışır. Benim hizmetimde kullan” demiştir.

Daha sonra yeni kral Kral’ın Şehri’ne yola çıktı ve Demir Tahtı molozun ve çamurun ortasında buldu. Aegon’un Kayası yıkılmıştı ve Kızıl Kale’nin tünelleri ile mahzenleri yapılmıştı ama kale henüz tam yaşanabilecek seviyede değildi. Bununla birlikte binlerce kişi Kral Aenys’i babasının koltuğuna oturtuğunu görmek için tezaürata gelmişlerdi. Daha sonra Majesteleri Yüce Septon’un kutsaması için Eski Şehir’e doğru yola çıkar, sonrasında ise kraliyet işleriiçin Nehirova’yı, Lannis Limanı’nı ve Yüksek Bahçe’yi ziyaret eder. Karısı ve çocukları onunla birlikte seyahat eder, tüm yol boyunca yüzlerce ve binlerce insan yeni krallarını ve kraliçelerini selamlar. Yıldızlı Sept’te tıpkı babası gibi kutsandı ve ona yedi parça yeşim ve inci kakmalı sarı altın bir taç sunuldu.

Aenys Yüce Septon’un hediyesini alsa da bazıları Aenys’in Demir Taht için uygunluğundan şüphe ediyordu. Westeros’un bir savaşçıya ihtiyacı vardı, insanlar birbilerine fısıldadı ve Ejderha’nın iki oğlundan daha güçlü olan Prens Maegor’un adı zikredildi. Fısıldayanlar arasında en önemlisi Maegor’un annesi Dul Kraliçe Visenya Targaryen’di. “Gerçek yeterince açık” dediği söylenir. “Aenys bile görüyor. Yoksa neden oğluma Blackfyre’ı versin ? Sadece Maegor’un yönetme gücü olduğunu biliyor.”

Genç kralın gücü herkesin sahip olabileceğinden daha çabuk test edildi. Fetih Savaşı diyara izler bırakmıştı. Oğullar ölmüş yaşlı babalarını hayal ediyorlardı. Şövalyeler bir kılıç, bir at ve bir zırh takımının bir adamı zenginliğe ve zafere götürdüğü günleri hatırlıyordu. Lordlar krallarına vergi vermedikleri ve düşmanlarını öldürmek için izin istemeye ihtiyaç duyulmayan zamanı hatırlıyordu. “Ejderhanın dövdüğü zincirler kırılabilir” dedi biri diğerine. “Özgürlüklerimizi alabiliriz, şimdi isyan zamanı, bu kral zayıf.”

İlk isyan Nehir Toprakları’nda Harrenhal’ın yıkıntıları arasında çıktı. Aegon kaleyi yaşlı silah ustası Sör Quenton Qoherys’e vermişti. Lord Qoherys 9 Fs’de attan düşüp öldüğünde unvanı torunu Gargon’a geçti. Ziyaretçi Gargon olarak bilinen yeni lord, kadınlar tarafındna beğenilmeyen şişman ve aptal bir adamdı. Lord Gargon kısa süre sonra ilk gece hakkının lorda verilmesi nedeniyle kendi hüküm alanındaki her düğüne gitti. Evlilikle bir dönem konuk hakkı nedeniyle istenmedi. Ayrıca kendi hizmetkarlarının eşleri ve kızları ile de yattı. Kral Aenys Nehirova’da ki Lord Tully’e durumu araştırmasını emretti, bu sırada Lord Qoherys’in hizmetçilerinden birinin kapıyı açmasıyla Kara Harren’in torunu Kızıl Harren olduğunu iddia eden haydut kaleye girdi. Haydutlar lordu yatağından çıkardı ve onu Tanrı Korusuna sürüklediler, Haren cinsel organı kesti ve köpeklere yedirdi. Silahlı birkaç kişi mücade etti ama sonunda öldürüldüler, geri kalanı Harren’e katılmayı kabul ettiler ve onu Harrenhal Lordu ve Nehir Kralı (Demirdoğumlu olduğunu iddia etmesine rağmen adalarda hak iddia etmedi) ilan ettiler.

Haber Nehirova’ya geldiğinde Lord Tully kralı Quicksilver ile birlikte gelmesini ve babası gibi Harrenhal’da ki isyanı bastırmasını istedi. Ama Majesteleri belki de annesinin Dorne’da öldürülmesinden etkilenmiş olacak ki Nehirova’ya sancaklarını toplaması ve Nehirova’da beklemeleri emrini verdi. Sadece bin adam toplandı ve sonunda Aenys yürüyüşe geçti… ancak adamlar Harrenhal’a geldiğinde kaleyi içinde cesetler olduğu halde boş buldular. Kızıl Harren Lord Gargon’un hizmetkarlarını öldürmüş ve ormana saklanmıştı.

Aenys Kral’ın Şehri’ne döndüğünde haberler daha da kötüleşti. Vadi’de sadık Lord Ronnel Arryn kardeşi Jonos tarafından hapsedilir ve Jonos kendisini Dağ ve Vadi Kralı ilan eder. Demir Adalar’da bir başka rahip-kral kendisini Boğulmuş Tanrı’nın oğlu ilan etmiş ve babasını ziyaretten döndüğünü söyleyrek denizden çıkmış, kendisine Lodos-İki kez Boğulmuş ilan etmişti. Ve Dorne’da Kızıl Dağlar’da Akbaba Kral adında bir isyancı ortaya çıktı, Targaryen’ler tarafından Dorne’a yapılanların intikamını almak için bütün Dornelulara seslendi. Gerçi her ne kadar Prenses Deria kendisinin ve tüm Dornelular’ın barış istediğine dair yemin edip bu hareketi kınasa da Menzil sınırında ki dağlardan keçi yollarına, tepelerden ve çöllerden binlerce sancaktar çağrıya kulak verdi.

Lord Harmon Dondarrion krala haber gönderdi, “Bu Akbaba Kral yarı deli ve askerleri dağınık, disiplinsiz ve yıkanmamış. Elli fersah uzaktan kokularını alıyoruz.” Kısa süres onra o ayak takımı Kara Liman’ı ele geçirdi. Akbaba Kral yoluna devam etmeden önce Lord Dondarrion’un burnunu kesti ve Kara Liman’ı ateşe verdi.

Kral Aenys bu isyanların bastırılması gerektiğini biliyordu ama nereden başlayacağına karar veremiyordu. Büyük Üstat Gawen, kralın bu isyanların neden çıktığını anlayamadığını yazmıştır. Halk onu sevmişti değil mi? Jonos Arryn, yeni Lodos, Akbaba Kralı … onlara haksızlık mı yaptı? Şikayetleri olsaydı neden gelmediler? “Ben onları dinlerdim” dedi. İsyancıların neden isyan ettiklerini öğrnemek için elçi göndermekten söz etti. Kral’ın Şehri’nin Kızıl Harren’in saldırısına hazırlıklı olmadığını bildiği için karısını ve çocuklarını Ejderha Kayası’na gönderdi. Kral Eli Lord Alyn Stokeworth’e Vadi’ye bir filoyla ordu götürmesini, Jonos Arryn’i devirip yerine kardeşi Ronnel’ı tekrar lordluğa getirmesini emretti. Fakat gemiler yelken açmak üzereyken Stokeworth’ün şehirden ayrılmasının Kral’ın Şehri’ni savunmasız bırakmasından korkup emri iptal etti. Bunun yerine Eli birkaç yüz adamla beraber Kızıl Harren’i avlamaya gönderdi ve diğer isyancıları nasıl alt edeceğini tartışmak üzere Büyük Konsey’i çağırdı.

Kral saklanırken lordları meydana çıktı. Bazıları kendi yetkileri ile hareket etti, bazıları da Dul Kraliçe Visenya ile. Vadi’de Taşyazı’dan Lord Allard Royce iki tarafa da sadık lordarı bir araya getirip Kartal Yuvası’na karşı yürüyüşe geçti ve sözde Dağ ve Vadi Kralı’nın ordularını kolayca yendi. Fakat iş kendi metbu lordlarının serbest bırakılmasına gelince Jonos Arryn kardeşi Ronnel’ı Ay Kapısı’ndan gönderdi. Dev Mızrağı’nı ejderhayla üç kez dolaşan Ronnel’ın sonu hüzünlü bitti. Kartal Yuvası zapdedilmesi neredeyse imkansız bir kaleydi işte bu yüzden “Kral” Jonos ve takipçileri aşağıya tükürdüler ve meydan okudular, böylece kuşatma başladı… ta ki Prens Maegor ejderha Balerion’a binip de gelene kadar. Fatih’in oğlu en sonunda bir ejderhaya binmişti ve bu ejderha Kara Dehşet’den başkası değildi.

Ateşle yüzleşmek yerine akıllıca davranan Kartal Yuvası garnizonu Jonos’u Lord Royce’a teslim ettiler. Ay Kapısı bir kez daha açıldı ve Jonos nasıl kardeşini attıysa hizmetkarlarıda onu öyle attı. Hizmetkarların teslim olmaları ise yanlızca onları ateşten korudu, ölümden değil. Prens Maegor Kartal Yuvası’nı ele geçirdikten sonra onları idam etti. Aralarında en yüksek doğumlular bile kılıçla ölmenin onuruna erişemediler, hainler sadece ipi hakederdi; Maegor kararını verdi, yakalanan şövalyeler Kartal Yuvası’nın duvarlarına asıldı ve boşluğu tekmeleyerek yavşça ölmeleri sağlandı. Ölen kardeşlerin kuzeni Hubert Arryn Vadi’nin Lordu oldu. Karısı Taşyazı’dan bir Royce’tu ve altı oğulları vardı, Arryn soyadının güvenli kalacaktı.

Demir Adalar’da Pyke’nin Orakçısı Lord Goren Greyjoy, “Kral” Lodos (İsminin İkincisi) adına benzer bir hızda son verir, en çok müridinin olduğu Eski Wyk ve Büyük Wyk’e yüzlerce uzun gemiyle gider ve binlerce kişiyi kılıçtan geçirir. Daha sonra rahip-kralın kafasını salamura edilmiş bir halde Kral’ın Şehri’ne gönderir. Kral Aenys bu hediyeden o kadar memnun kaldı ki Greyjoy’un arzu ettiği bir şeyi yerine getireceğini taahhüt etti. Ve bunu yaparak aptalca bir iş yaptığını ispatladı. Lord Goren Boğulmuş Tanrı’nın oğlu olduğunu ispat edercesine Fetih’ten beri Yedi İnancı’nı artırmak için Demir Adalar’da yer alan tüm septon ve septaları adalardan kovma hakkını istedi. Kral Aenys’in bunu kabul etmekten başka çaresi yoktu.

En büyük ve en tehlikeli isyan Dorne Hudutları boyunca çıkan Akbaba Kral’ın isyanıydı. Her ne kadar Prenses Deria Güneş Mızrağı’ndan olaylara katılanları hainlikle suçlamaya devam etse de bir çift oyun oynadığından şüphe eden pek çok kişi vardı çünkü isyancılara karşı sahaya inmemişti ve onlara asker, para ve malzeme gönderiyordu. Bunun doğru olup olmadığı yüzlerce Dornelu şövalyenin ve binlerce mızraklının Akbaba Kralı’na katıması ve o ayak takımının otuz bin kişiik bir güce dönüşmesiyle belli oldu. Büyük haneler tarafından güçlendirilmiş Akbaba Kralı düşünmeden ordusunu ikiye böldü. Dorne gücünün yarısı Keskin Şarkı ve Boynuz Tepe’ye karşı batıya doğru yürüdüler, diğer yarısı ise Lord Walter Wyl nam-ı diğer Dul Aşığı’nın komutasında Swann Hanesi’nin makamı Taşmiğfer’i kuşatmak için doğuya gitti.

Her iki grupta felaketi yaşadı. Orys Tek-El olarak bilinen Orys Baratheon Fırtına Burnu’ndan son kez yola çıkar ve Taşmiğfer’in duvarları altında Dorne ordusunu parçalar. Walter Wyl yaralı olduğu halde canlı şekilde yakalandı, Lord Orys ona “Baban elimi almıştı. Bunu geri ödeme olarak kabul et” demiş ve Lord Walter’ın kılıç elini kesmiştir. Sonra diğer elini ve ayaklarını da kesmiş ve bunun “faiz” olduğunu söylemiştir. Söylemesi garip ancak Lord Baratheon savaş sırasında aldığı yaralardan dolayı Fırtına Burnu yolunda hayatını kaybeder, oğlu Davos babasının ölene kadar çadırında tuttuğu çürümüş bir çift el ve ayağa gülümsediğini söyler.

Akbaba Kralı’n kendisi daha iyiydi. Keskin Şarkı’yı ele geçiremedi ve kuşatmayı terk edip batıya yürüdü, onun arkasından Leydi Caron Kara Liman’ın parçalanmış Lordu Harmon Dondarrion’la güçlerini birleştirdi ve müşterek bir ordu kurdular. Bu arada Boynuz Tepe’den Lord Samwell Tarly birkaç bin şövalye ve okçuyla Dorne Hudutları’na doğru yola çıktı. Lordun lakabı bu savaştan sonra ‘‘Vahşi Sam’’ oldu, büyük Valyrian Çeliği’nden kılıcı Yürek Felaketi ile düzinelerce Dornelu’yu öldüdü. Akbaba Kral üç düşmanın bir araya getirdiği ordudan çok daha fazlasına sahipti fakat çoğu eğitimsiz ve disiplinsizdi, ön ve arka taraf zırhlı şövalyeler ile karşılaştığında safları parçalandı. Adamlar mızraklarını ve kalkanlarını attılar ve Dorne’un dağlarına koştular ancak kanın tadını alan lordlar “Akbaba Avı” olarak bilinen şeyi başlattı ve Dorne’un içine girdiler.

Kendisine Akbaba Kral ismini veren asiyi Vahşi Sam Tarly yakalar ve iki direğin arasına çırılçıplak halde bağlar. Şarkıcılar kendi isminden dolayı onun akbabalar tarafından parçanarak öldüğünü söyler ancak gerçekte susuzluktan ve işkenceden öldü ve o ölene kadar kuşlar başına üşüşmedi. Daha sonraki yüzyıllarda birkaç Akbaba Kral daha ortaya çıktı ama ilk Akbaba Kral ile aynı kandan olup olmadıkları bilinmez.

İlk çıkan isyan en son bastırılan isyan oldu. Kızıl Harren Tanrıların Gözü’nün batısında bir köyde basılır. Haydut kral kolayca ölmedi. Son savaşında Kral Eli Lord Alyn Stokeworth’ü öldürdükten sonra yaveri Bernarr Brune tarafından öldürülür. Minnettar Kral Aenys, Brune’u şövalye ilan etti, Davos Baratheon, Samwell Tarly, Burunsuz Dondarrion, Ellyn Caron, Allard Royce ve Goren Greyjoy’a hediyeler, altınlar ve onur verdi. En büyük ödülü kendi kardeşine verdi. Kral’ın Şehri’ne döndüğünde Prens Maegor’u kahraman olarak selamladı. Kral Aenys kalabalığın önünde onu kucakladı ve Kral Eli ilan etti. Ve iki genç ejderha o yılın sonunda Ejderha Kayası’nda yumurtadan çıktığında bunun bir işaret olduğu söylendi.

Fakat Ejderhanın Oğulları arasındaki dostluk uzun sürmedi.


Bölüm 3

Çatışmanın kaçınılmaz olması olasıydı çünkü iki kardeşin çok farklı doğları vardı. Nazik ve yumuşak konuşan Kral Aenys’in karısını, çocuklarını ve halkını sevdiği söylenmiştir ve kendiside sevilmek istenmiştir. Kılı ve mızrak uzun zaman önce onun için cazibesini kaybetmiş onun yerine Majesteleri simyadan, astrolojiden ve astronemiden, müzikden ve danstan, en güzelinden ince ve kalın ipeklilerden ve kadifelerden ve üstatların ve septonların verdikleri zekadan hoşlanıyordu.

Kardeşi Maegor daha geniş, daha uzun ve korkutucu derecede güçlüydü ve bunların hiçbiri için vakti yoktu, sadece savaş, turnuvalar ve mücadeleler için yaşardı. Haklı olarak Westeros’ta ki en iyi şövalye olarak dikkat çekerdi ancak alanda ki vahşetine ve mağlup edilen düşmanlara yönelik sertliğine de dikkat çekilirdi. Kral Aenys her zaman çevresini memnun etmeye çalışırdı; zorluklarla karşılaştığı zaman yumuşak kelimelerle cevap verirdi, Maegor’un cevabı ise ateş ve çelikti. Büyük Üstat Gawen Aenys’in herkese güvendiğini, Maegor’un kimseye güvenmediğini yazar. Kral kolayca etkilenirdi, konsey üyelerinden herhangi birinin dediğini yapardı, bu durum onu rüzgarda sallanan bir saza benzetmişti. Öte yandan Maegor boun eğmezdi ve boyun eğmeyen demir bir öubuk gibi katıydı.

Buna faklılıklara rağmen Ejderhanın Oğulları iki yıl birlikte dostane ve iyi bir şekilde diyarı yönetti. 39 Fs’de Kraliçe Alyssa Kral Aenys’e Vaella adında bir başka kız evlat verdi ancak yeni varis çok geçmeden beşiğinde öldü. Belkide Prens Maegor’un bundan sonra yapacakları tamamen Kraliçenin doğurganlığını kanıtlaması nedeniyle oldu. Sebebi her ne olursa olsun Prens aniden Leydi Ceryse’in kısır olduğunu ve yeni Harrenhal Lordu’nun kızı Alys Harroway’i ikinci eşi olarak aldığını açıkladı, diyarı ve kralı şoka uğrattı. Düğün Dul Kraliçe Visenya Targaryen’in himayesi altında Ejderha Kayası’nda gerçekleşti. Kale septonu bunu yapmayı reddettiğinde Maegor ve yeni gelini Valyrian ritüelince “kan ve ateşle” evlendi.

Evlilik Kral Aenys’in izni, bilgisi ve varlığı olmadan gerçekleşti. Ortaya çıktığı zaman iki kardeş acı bir şekilde kavga ettiler. Majesteleri zarafetten yoksundu. Leydi Ceryse’in babası Lord Hightower kralın bu evliliği protesto etmesini ve Leydi Alys’in bir kenara bırakılmasını talep eder. Ve Eski Şehir’de Yıldızlı Sept’te bulunan Yüce Septon daha da ileri gitti, Maegor’un evliliğini günah ve zina ilan ederek kınadı ve prensin yeni karısını “Harroway Fahişesi” olarak andı. Yedinin gerçek oğlu veya kızının böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini hiddetle haykırdı. Prens Maegor muhalif olarak kaldı. Babasının her iki kız kardeşini de karısı olarak aldığını söyledi, İnancın kuralları halkı yönetebilirdi ama Ejderhanın kanını değil. Kral Aenys’in sözleri kardeşinin sözleriyle açtığı yarayı iyileştiremezdi ve Yedi Krallık’ta bulunan birçok dindar lord evliliği kınamıştı, açık açık “Maegor’un Fahişesi” diyenler vardı.

Küsmüş ve kızgın Kral Aenys kardeşine bir seçim hakkı verdi; Alys Harroway’i bir kenara bırakıp Leydi Ceryse’e geri dönmesi veya beş yıl sürügnde kalması. Prens Maegor sürügnü seçti. 40 Fs’de Pentos’a gitmek için yola çıktı; yanında Leydi Alys, ejdehası Balerion ve kılıcı Blackfyre (Aenys kardeşinden Blackfyre’ı iade etmesini istediği ve kardeşi Prens Maegor’un cevaben “Majesteleri onu benden almayı denemelisiniz” dediği söylenir) aldı. Leydi Ceryse Kral’ın Şehri’nde terk edilmişti.

Kral Aenys kardeşinden sonra el olarak dindar bir adam ve aynı zamanda elleriyle mucizeler gerçekleştiren Septon Murmison’u atadı (Septon Murmison her gece Leydi Ceryse’in karnına ellerini dokundurdu ve kralın kardeşinin yasal karısının doğurgan olmaıs için dua etti ancak Leydi Ceryse kısa bir süre sonra bu ritüellerden sıkıldı ve Kral’ın Şehri’nden ayrılarak babası Lord Hightower’ın yanına Eski Şehir’e gitti). Hiç şüphe yokkki Majesteleri bu seçimle İnancı rahatlatacağını umdu. Ancak yanılıyordu. Septon Murmison Ceryse Hightower’ı doğurgan yapabileceği kadar diyarı verimli kılabilirdi. Yüce Septon gürlemeye devam etti ve onun izinden giden lordlar salonlarında krallarının zayıflığından bahsetti. “Kardeşini bile yönetemediyse Yedi Krallığı nasıl yönetebilir?” dediler.

Yinede kral diyardaki hoşnutsuzluğa garip bir şekilde habersiz kaldı. Barış geri dönmüştü ve sorun çıkaran kardeşi Dar Deniz’in öbür tarafında huzursuzluk yaratmıyordu, ve Aegon’un Yüksek Tepesi’ne yeni bir kale inşaatı başlamıştı; hepsi soluk kırmızı taştan inşa ediliyordu, krallığın yeni makamı Ejderha Kayası’ndan daha büyük ve savurgandı, Harrenhal’dan daha güzeldi ve büyük duvarları ve gözetleme kuleleriyle herhangi bir düşmana dayanabilecek düzeydeydi. Kızıl Kale Kral’ın Şehri halkı tarafından adlandırıldı. Kral kaleyi takıntısı haline getirmişti. “Benim torunlarım bin yıl boyunca buradan diyarı yönetecek” demişti. Ve ilan etti. 41 Fs’de soyunun devamını düşünen Aenys Targaryen büyük bir hata yaparak kızı Rhaena ile oğlu Aegon’u evlendirdi ve onları Demir Taht’ın varisi ilan etti.

Prenses on sekiz, prens on beş yaşındaydı. Bir kraliyet düğünü neşeli bir olaydı ve kutlamalar için bir fırsattır ancak bu düğün Yüce Septon’un reddettiği bir ensest evllikti ve Yıldızlı Sept düğünü müctahcen olarak kınayıp bu evlilikten doğan çocukların “tanrıların ve insanalrın gözünde birer zelil” olacağı konusunda uyarı yaptı. Düğün gününde Hatıra Septi -bir önceki yüce Septon tarafından Rhaenys Tepesi’ne inşa ettirilir ve ismi ölen kraliçe onuruna verilir- ışıltılı gümüş zırhlarıyla Savaşçının Oğullarıyla, ayakta durmuş veya at üzerinde veya yavrularıyla birlikte olan halkla dolmuştu ve evlenecek prens ile prenses geçerken çığlık atıyorlardı. Bilge lordların çoğu bu düğüne mesafeli durup katılmadı.

Düğüne tanıklık etmek için gelenler bir düğünden daha fazlasını gördüler. Şölen sonrasında Kral Aenys Ejderha Prensi olarak oğlu Aegon’u isimlendirerek yanlış bir karara imza attı. Salona bir sessizlik çöktü çünkü bu unvan aynı zamanda Prens Maegor’a aitti. Yüksek masada oturan Dul Kraliçe Visenya kralın izni olmadan masayı terketti. O gece Vhagar’a binip Ejderha Kayası’na geri döndü, söylenenlere göre ejderhası ayın önünden geçtiğinde ay kan kırmızı rengi aldı.

Aenys Targaryen diyarın ona karşı aldığı tavrı anlayamadı. Halkı kazanmak için kraliyet gezilerine Aegon ve Rhaena’yı gönderdi ancak gittikleri yerlerde alay edildiler. Kral Eli Septon Murmison nikahı kıydığı için İnanç’tan kovuldu, bunun üzerine kral Yüce Septon’a, İnancın “İyi Murmison” ‘u geri almasını istediği ve kız/ erkek kardeşlerin evliliğinin Valyrian kültüründen geldiğini anlatan bir mektup gönderdi. Yüce Septon’un cevabı o kadar kabaydı ki Majesteleri okuduğunda yüzü solgunlaştı. Aceleden uzak Müminlerin Çobanı Aenys’i “Canavar Kral” olarak adlandırdı, onu bir sahtekar ve tiran ilan etti ve Yedi Krallığa hükmetme yetkisinin olmadığını ilan etti.

İnanç bun uygulamaya başladı. Bir iki hafta sonra Septon Murmison şehrinde kapılarından birinden geçerken bir grup Fakir Dostlar üyesi onu bir sokakta sıkıştırdı ve parçalara ayırdı. Savaşçının Oğulları Hatıra Septi’ni güçlendirmeye başladılar hatta septi kendi kalelerine çevirdiler. Kızıl Kale’nin hala bitmesine yıllar varken Kral, Visenya Tepesi’nin oldukça savunmasız olduğuna karar verdi ve Kraliçe Alyssa ile küçük çocuklarını Ejderha Kayası’na göndermeyi planladı. Akıllıca bir önlemdi. Yelken açmadan üç gün önce iki Fakir Dostlar kalenin duvarlarını aştılar ve kralın yatak odasına girdiler. Kral Muhafızları’ndan Sör Raymolt Baratheon sayesinde Aenys ölümden döndü.

Majesteleri Visenya’ya Visenya’nın Tepesi’ni vermişti. Ejderha Kayası’nda ki Dul Kraliçe Visenya şanına yaraşır şekilde Aenys’i karşıladı ve “Sen bir aptalsın ve zayıfsın yeğenim. Sence hiç kimse baban hakkında konuşabilirmiydi? Bir ejderhan var. Onu kullan. Eski Şehir’e uç ve Yıldızlı Septi bir başka Harrenhal’a çevir. Ya da izin ver o dindar aptalları senin için ben kızartayım. Vhagar yaşlı ama hala ateşi sıcak.” Aenys buna izin vermedi. Bunun yerine Dul Kraliçe’yi Deniz Ejderi Kulesi’nde ki odasına gönderdi ve orada kalmasını emretti.

41 Fs’nin sonunda diyarın büyük bir kısmı Targaryen Hanesi’ne tam zamanlı bir isyan halindeydi. Fatih Aegon’un ölümünden sonra ortaya çıkan dört sahte kral yükselişinin bir tehdide karşı aptallık olarak göründüğünü söyleyen isyancılar Yedinin askerlerini kendilerine inandırıp tanrıların tiranlığa karşı kutsal bir savaşla mücadele edilmesi geektiğini ilan ettiler.

Yedi Krallık’ta düzinelerce dindar lord ağladı ve kralın sancaklarını aşağıya çekerek Yıldızlı Sept’e biat ettiler. Savaşçının Oğulları Kral’ın Şehri’nde ki kapıları ele geçirdiler ve kente kimin girip kimin çıkabileceğini kontrol altına aldılar ve Kızıl Kale’nin işçilerini şehirden çıkardılar. Binlerce Fakir Dostlar üyesi yollara çıktılar ve yolcuların “Tanrıları mı zelilleri mi” seçtiklerini sorguladılar, Targaryen kralını kınamayan lordların kapısında kralı reddedene kadar beklediler. Prens Aegon ve karısı ziyaretleri bitirip Crakehall Kalesi’e sığınmak zorunda kalırlar. Braavos’dan bir elçi Lord Hightower’la müzakere etek için Eski Şehir’e geldi ve Yüce Septon’u “tüm isimlerle birlikte Westeros’un gerçek Kralı” olarak banka defterine yazdı.

Babası gibi isminin birincisi Aenys Targaryen Ejderha Kayası’nın avlusunda alevlerle yakıldı. Cenazesine o sırada on iki ve yedi yaşında olan oğulları Viserys ve Jaehaerys katıldı, ayrıca beş yaşında ki kızı Alysanne’da oradaydı. Kraliçe Alyssa kocası için ağıt yaktı. Tüm bunlar olurken Dul Kraliçe orada değildi. Kralın ölümünden bir saat sonra Vhagar’a bindi ve Dar Deniz’in karşısına, doğuya uçtu.

Döndüğünde, Prens Maegor Balerion’la birlikte yanındaydı.


Bölüm 4

Maegor Ejderha Kayası’nda tacı takacak kadar bir zaman geçirmişti; tacı Aenys’in yedinin imgeli tacı değil kan kırmızı yakutlarla bezeli babaları Aegon’un tacıydı. Tacı kafasına annesi yerleştirdi ve orada olan lordlar ve şövalyelerin önünde oğlunu Targaryen Hanesi’nden Maegor, İlk İnsanların, Andalların ve Rhoynarın Kralı ve Diyarın Koruyucusu ilan etti.

Sadece Yüce Üstat Gawen buna karşı çıktı. Fatih’in Fetih sonrası onayladığı yasalardaki miras yasalarına göre tahtın Kral Aenys’in oğlu Aegon’a geçmesi gerektiğini söyledi. Maegor cevaben “Demir Taht onu ele geçirmeye gücü yeten adama gidecek” dedi. Sonrasında Yüce Üstat’ın derhal idam edilmesine karar verdi ve bizzat Blackfyre ile üstadın kafasını kesti. Kraliçe Alyssa ve çocukları Kral Maegor’un taç giyme törenine şahit olmadılar. Kraliçe, kocasının cenaze merasiminden birkaç saat sonra Ejderha Kayası’nı terkedip lord babasının kalesine, Akıntıtaşı’na gitti. Maegor’a bu haber verildiğinde omuz silktiğini söylenir… sonrasında yanına bir üstat alıp Boyalı Masa odasına gittiği ve diyardaki büyük ve küçük tüm lordlara mektup yazdığı söylenmiştir.

O gün yüz kuzgun uçtu. Ertesi günde Maegor uçtu. Ejderhası Balerion’la dağların ve Karasu Koyu’nun üzerini annesi Dul Kraliçe Visenya ve ejderhası Vhagar’la beraber uçup Kral’ın Şehri’ne indiler. Ejderhaların dönüşü şehirde isyan başlattı, yüzlercesi kaçmaya çalıştılar ama kapılar kapalı ve mühürlüydü. Savaşçının Oğulları şehir duvarlarını, Rhaenys Tepesi’ni ve kendi kalelere haline getirdikleri Hatıra Septi’ni tutuyorlar, Kızıl Kale’de ki kaosu sonlandırmaya çalışıyorlardı. Targaryen’ler Visenya Tepesi’ne sancaklarını diktiler ve onlara katılmaları için halka çağrıda bulundular. Binlercesi geldi. Visenya Targaryen oğlu Maegor’un kralları olduğunu ilan etti. “Gerçek Kral, kardeşim, kocam ve aşkımın kanı Fatih Aegon’un kanı. Onun Demir Taht’ta hakkını sorgulayacak bir erkek varsa iddiasıyla yüzleşmek için karşımıza çıksın.”

Savaşının Oğulları meydan okumayı kabul etmekte geç kalmadı. Gümüş çelikli yedi yüz şövalye ve onların kumandanı Dindar Damon olarak bilinen Sör Damon Morrigen Rhaenys Tepesi’nden aşağıya indi. Maegor “Buraya ağız dalaşına gelmedim” dedi. “Kılıç buna karar verecek”, Sör Damon bunu kabul etti, “Kim haklıysa Tanrılar ona zafer verecek. Eski Andalos’ta olduğu gibi her iki tarafta yedi şampiyon olsun. Yanında duracak altı adam bulabilir misin?” Aenys’in Kral Muhafızları Ejderha Kayası’ndaydı ve Maegor tek başınaydı.

Kral kalabalığa döndü. “Kim kralının yanında duracak?” diye seslendi. Bir çoğu korkuyla döndü veya duymadığını iddia etti, Savaşçının Oğulları’nın cesareti herkes tarafından biliniyordu. Ama sonunda bir adam öne çıktı; Fasülye Dick adında silah ustası olan basit bir adamdı. “Çocukluğumdan beri kralın adamıydım” dedi adam. “Öldüğümde de kralın adamı olacağım.” Ancak o zaman ilk şövalye hamleyi yaptı. “Bu fasülye hepimizi utandırıyor” diye bağırdı. “Burada gerçek şövalyeler yok mu? Sebze olmayan adam yok mu?” Konuşmacı, Kızıl Harren’i öldüren ve Kral Aenys tarafından şövalye ilan edilen Bernarr Brune’dan başkası değildi. Onun bu küçümsemesi kılıçların kalkmasına neden oldu. Maegor için ayağa kalkan ayağa kalkan dört isim Westeros tarihinde önemli isimler olarak geçer; gezgin şövalye Karagövde’den Sör Bramm, Sör Rayford Rosby, Sör Guy Lothson nam-ı diğer Obur Guy ve Danseden Kaya Lordu Sör Lucifer Massey.

Savaşçının Oğulları’nın yedi şövalyesinin isimleride bize kadar gelmiştir. Onlar; Savaşçının Oğulları’nın Kumandanı Sör Damon Morrigen, nam-ı diğer Dindar Damon, Sör Lyle Bracken, Sör Harys Horpe, nam-ı diğer Kurukafa Harry, Sör Aegon Ambrose, Sör Dickon Çiçek, nam-ı diğer Bessbury Piçi, Sör William, nam-ı diğer Avare William ve Yedi Yıldızlı Sör Garibald, nam-ı diğer Septon Şövalye. Dindar Damon’un yedi yargısından önce dua edenlere liderlik ettiği ve Savaşçı’nın kollarına kuvvet vermesi için yalvardığı yazılmıştır.

Daha sonra Dul Kraliçe yargının başlanması emrini verir. Ve mücadele başlar.

İlk ölen Fasülye Dick oldu, çatışma başladığında Lyle Bracken tarafından ilk seçildiği için öldürüldü. Daha sonrasında bilgiler belirgin şekilde farklılık göstermekte. Tarihçilerden bazıları Sör Guy Lothson’un karnının kesildiğinde içinden sindirilmemiş börek kalıntıları çıktığını iddia ederler. Bir başka söylentide Yedi Yıldızlı Sör Garibald’ın savaşırken ilahi söylediğidir. Bazıları bize Lord Massey’in Harys Horpe’un kolunu kopardığını söyler. Bir diğerleri Kurukafa Harry’nin savaş baltasını diğer eline aldığı ve Lord Massey’in gözlerinin arasına gömdüğünden bahseder. Tarihçilerin bir ksımı Sör Harys’in basit bir şekilde öldüğünü öne sürer. Bazıları savaşın saatler sürdüğünü söyler, diğerleri ise savaşçıların çoğunun ilk saldırılarda birbirlerini öldürdüklerini ve ayağa kalkamadan öldüklerini söyler. Ancak tarihçilerin hepsi büyük işler yapıldığı ve şiddetli mücadele edildiğini konusunda hemfikirdir, sonunda ayakta kalan Maegor Targaryen Dindar Damon ve Avare William’a karşı tek başına kalır. Savaşçının Oğulları’nın iki üyesi de ağır yaralıydı, Majestelerinin elinde ise Blackfyre vardı ancak onun da düşmanları kadar yaralı olduğu şarkıcılar ve üstatlar tarafından doğrulanır. Sör William son kez düşmeden önce kralın miğferini kırmış ve kafasına korkunç bir darbe indirmiştir. Birçok kişi Maegor’un öldüğünü düşünüyordu, ta ki annesinin Maegor’un kırık miğferini çıkarana kadar. “Kral nefes alıyor” diye ilan etti. “Kral yaşıyor.” Zafer onundu.

Savaşçının Oğulları aralarında komutanlarıda dahil en güçlü yedi kişiyi kaybetmişti ancak tepelerde ve tacın altında toplanan yedi yüzden fazlasilahlı ve zırhlı adam vardı. Kraliçe Visenya oğluna üstatların gelmesini emretti. Üstatlar ve yardımcıları onu tepeden aşağıya indirdikçe İnancın Kılıçları teslimiyetleri göstermek için diz çökmeye başladılar. Dul Kraliçe onlara Rhaenys Tepesi’nde ki septten döndürülmüş kalelerine dönmelerini emretti. Yirmi yedi gün boyunca Maegor yatağında koma içinde kaldı, üstatlar onu iksirler ve lapalarla hayatta tutmaya çalışırken septonlar yatağının başında dua etti. Hatıra Septi’nde ise Savaşçının Oğulları dua ettiler ve kendi meselelerini tartıştılar. Bazıları mücadeleyi kazandığı ve Tanrıların onu zaferle kutsamasından dolayı Maegor’u kral olarak kabul etmekten başka çareleri olmadığını söylemişti, diğerleri ise Yüce Septon’a itaat etmek için yemin ettikleri ve mücadeleye devam etmeleri konusunda ısrar ettiler.

Kral Muhafızları ise o zamana kadar Ejderha Kayası’ndan gelir. Dul Kraliçe’nin emriyle binlerce Targaryen yanlısı askerin komutasını alırlar ve Rhaenys Tepesi’ni kuşatırlar. Akıntıtaşı’nda ise bir başka Dul Kraliçe Alyssa kendi oğlu Aegon’u tahta çıkarır. Eski Şehir’de ki Hisar’da ise Aliüstatlar toplanıp yeni Yüce Üstat’ın kim olacağına karar vermeye çalışırlar. Binlerce Fakir Dostlar mensubu Kral’ın Şehri’ne doğru yola çıkar. Batıdan gelenler Sör Horys Tepe’yi izlerken güneyden gelenler devasa bir baltacı olduğu söylenen Oduncu Wat’ı izler. Dağınık gruplar Crakehall’ın etrafından ayrılıp yürüyüşlere katıldığında Prens Aegon ve Prenses Rhaena nihayet yola çıkar. Kraliyet ziyaretlerini terk ettiler ve Lord Lyman Lannister’ın koruma teklifiyle Casterly Kayası’na gittiler. Prenses Rhaena’nın hamile olduğunu ilk anlayan Leydi Jocasta’dır.

Yedi Yargısından yirmi sekiz gün sonra iki kadın ve altı yüz paralı askeri taşıyan bir gemi Pentos’tan akşam gelgitinde gelir. Maegor Targaryen’in ikinci eşi Harroway Hanesi’nden Alys Westeros’a döner… ama yalnız değildir. Onunla birlikte adının Kuleli Tyanna olduğu söylenen solgun suretli kuzgun karası saçlı güzel bir kadında gelmiştir. Bazıları kadının Maegor’un metresi olduğunu söyler. Diğerleri Leydi Alys’in eşlikçisi olduğunu iddia eder. Pentoslu bir büyücünün kızı olan Tyanna, zengin bir fahişe olmak için tavena dansçısı olur. Ayrıca bir zehirci ve büyücü olduğu da söylenir. Hakkında kadınlarla da yattığına dair birçok hikaye anlatılır… ancak Kraliçe Visenya üstatların ve septonların görevlerine son verir ve Maegor’un bakımını Tyanna’ya verir.

Ertesi sabah güneş yükseldiğinde kral uyandı. Maegor Kızıl Kale’nin duvarları arasında Alys Harroway ile Pentoslu Tyanna arasında göründüğünde kalabalık çılgınca tezahüratta bulundu ve şehirde kutlamalar başladı. Fakat Maegor Balerion’u hazırladı Rhaenys Tepesi’ne Savaşçının Oğulları’nın ele geçirdikleri septte yedi yüz kadar askerin sabah duası sırasında indiğinde tezaüratlar son buldu. Ejder ateşi binayı yaktığında okçular ve mızraklılar kapılardan çıkmak isteyenler için dışarda bekliyordu. Yanan adamların çığlıkları şehir boyunca duyulabiliyordu ve günler boyunca Kral’ın Şehri üzerinde bir miktar duman kaldı. Böylece Savaşçının Oğulları ateşli sonlarına ulaştılar. Birliklerin küçük kısımları Eski Şehir’de, Lannis Limanı’nda, Martı Kasabası’nda ve Taşlı Sept’te olsa da bir daha asla eski güçlerine kavuşamadılar.

Ancak Kral Maegor’un İnanç Militanları’na karşı savaşı yeni başlamıştı. Saltanatının devamında da devam edecekti. Kralın Demir Taht’ta ki hükmünün ilk hareketi silahlarını bırakmak için şehre gelen Fakir Dostlar mensuplarının suçlanması ve ölüm cezası oldu. Konseyde çıkarttığı yasa ile Majesteleri tüm “sadık lordlarından” arazilerinde gördükleri Fakir Dostlar üyelerini ve İnancın rezil ordularını dağıtmaları emri verir. Buna karşılık Eski Şehir’de ki Yüce Septon Tanrıların gerçek ve dindar çocuklarına” İnancı silahlandırmalarını ve “ejderhaların, canavaların ve zelillerin” saltanatını sona erdirmelerini söylemiştir.

Savaş ilk olarak Menzil’de Taşköprü Kasabası’nda meydana gelir. Emrinde dokuz bin Fakir Dostlar üyesi olan Oduncu Wat Mander’i geçmeye çalışırken altı lordun birleşik gücü onları kapana kıstırır. Nehrin kuzeyindeki ve güneyindeki adamlar Wat’ın ordusunu parçalara ayırır. Eğitimsiz ve disiplinsiz adamların; kaynamış deri, pütürlü ve paslanmış çelik hurdaların; büyük ölçüde ormancı baltası, bilenmiş demir çubuk ve çiftlik aletlerinden silahlanmış adamların ağır zırhlı atlı askerlere dayanamayacağı kanıtlanmış olur. Büyük bir keder açığa çıktı, Mander yirmi fersah kan kırmızı renge büründü ve daha sonra savaşın yapıldığı yer ve kale Acıköprü adını aldı. Wat’ın kendisi aralarında kralın ordularının kumandanı Çimenli Vadi Lordu da dahil yarım düzine şövalyeyi öldürdükten sonra yakalanır. Dev oduncu Kral’ın Şehri’ne zincirli halde teslim edilir.

O zamana kadar Sör Horys Tepe Karasu’yun büyük çatalına büyük bir orduyla ulaştı; ordusu on üç bin Fakir Dostlar mensubu, Taşlı Sept’ten gelen iki yüz Savaşçının Oğulları ve Batı Toprakları ile Nehir Toprakları’ndan gelmiş bir düzine asi lord ve şövalyeden oluşuyordu. Yüce Septon’un çağrısına cevap veren dindarların başında Lord Rupert Falwell nam-ı diğer Savaş Soytarısı vardı; bununla birlikte Sör Lyonel Lorch, Sör Alyn Terrick, Lord Tristifer Wayn, Lord Jon Lychester ve diğer soylu şövalyelerde ordunun içindeydi. Dindar ordu yirmi bin kişi ediyordu.

Kral Maegor’un ordusuda yaklaşık aynı büyüklükteydi ancak Majesteleri’nin ordusunda iki kat fazla zırhlı atlı, uzun oklarıyla bir okçu birliği ve kralın sürdüğü Balerion vardı. Yine de savaş vahşi bir mücadele haline geldi. Savaş Soytarısı Bakire Havuzu Lordu tarafından katledilmeden önce iki Kral Muhafızını yere sermişti. Kral için savaşan Büyük Jon Hogg savaşın başında Kılıçlar’dan birinin kılığına girdi ve adamlarını topladığında dindarların hatlarını kırdı ve Fakir Dostlar’ın kaçmasına sebep oldu. Bir yağmur fırtınası Balerion’un ateşini hafifletti ancak tamamen söndürmedi, dumanların ve çığlıkların arasında Kral Maegor tekrar yere indi ve düşmanlarını ateşle besledi. Kalan Fakir Dostlar kaçıştığında gece yarısı zafer kraliyetin oldu.

Muzaffer Kral Maegor Demir Taht’a oturmak için Kral’ın Şehri’ne döner. Zincirli olduğu halde hala meydan okuyan Oduncu Wat teslim edildiğinde, Maegor devin bacaklarını kendisi keser ama hayatta tutulması emrini verir; “Böylece düğünüme katılabilir” der. Sonrasında Majesteleri Kuleli Tyanna’yı üçüncü karısı olarak alma niyetini açıklar. Annesi Dul Kraliçe bile Pentoslu büyücüyü sevmediğini fısıldamasına rağmen sadece Yüce Üstat Myres açıkça konuşmaya cesaret eder. Myres “Tek gerçek karınız sizi Yüksek Kule’de bekliyor” der; kral onu sessizce dinler, tahtından iner, Blackfyre’ı alır ve durduğu yerde onu öldürür.

Maegor Targaryen ve Kuleli Tyanna Rhaenys Tepesi’nde orada ölen Savaşçının Oğulları’nın külleri ve kemikleri arasında evlenir. Maegor’un töreni yapmaya istekli septon bulması için bir düzine septonu öldürmesi gerektiği söylenir. Oduncu Wat evliliğe tanıklık etmek için canlı tutulur. Kral Aenys’in dulu Kraliçe Alyssa, genç oğulları Viserys ve Jaehaerys ve kızı Alysanne ile birlikte düğünde bulundular. Dul Kraliçe ve Vhagar Akıntıtaşı’na bir ziyarette bulunur; Kraliçe Alyssa’nın erkek kardeşleri ve Velaryon Hanesi’nden kuzenleri gerçek kral olarak Maegor’a saygı duyarlar, Dul Kraliçe Alyssa’yı saraya geri dönme konusunda ikna eder. Dul kalan kraliçe evlilik töreninin bitirilmesi için saraydaki diğer kadınlarla birlikte başta kralın ikinci karısı Alys Harroway tarafından liderlik edilen yatak törenine katılmak zorunda kalır. Kralı yatağa kadar götüren kadınlar ve Alyssa sonrasınra dışarı çıkarlar ama Alys içerde kalır ve kralın yeni karısıyla ilk gecesinde onlara katıldığı söylenir.

Eski Şehir’e haberler geldiğinde Yüce Septon “zina ve fahişe” suçlamalarını en yüksek sesle haykırır, kralın ilk karısı Hightower Hanesi’nden Ceryse’in Maegor’un tek meşru kraliçesi olduğu konusunda ısrar eder. Ve Batı Toprakları’nda Ejderha Kayası Prensi Aegon Targaryen’de kararlıydı. Kral Aenys’in en büyük oğlu olduğu için taht onun hakkıydı. Prens on yedi yaşındaydı ancak zayıf bir babanın oğlu olmasının yanı sıra az sayıda lord Kral Maegor’un hiddetini kabul edip iddiasını destekledi. Kendi annesi Kraliçe Alyssa bile onun iddiasını terk etmişti, adamlar arasında söyleniyordu. Hatta evinde prensi ağırlayan Lyman Lannister, Maegor Aegon ve kız kardeşini Casterly Kayası’ndan kovmasını istediğinde onlara sahip çıkmış ancak kılıcını ona adamamıştır.


Bölüm 5

Ve böylece Prenses Rhaena Casterly Kayası’nda Aegon’dan ikiz kılzarını doğurdu, isimlerine Aerea ve Rhaella oldu. Yıldızlı Sept buna da itiraz etti. Yüce Septon doğan çocukların iğrenç ve zelil olduğunu, ensest ve şehvet ürünü olduklarını ilan etti.

43 Fs’nin ilk anlarında Kral’ın Şehri’nde bulunan Kral Maegor Kızıl Kale’nin yapımını bizzat üstlenmişti. Biten kısımlar yıkıldı yada değiştirildi, yeni inşaatçılar ve işçiler getirilidi ve inşa edilen gizli tüneller ile yollar Aegon’un Yüksek Tepesi’nin derinliklerine doğru ilerlerdi. Kızıl taş kuleler yükseldi ve herkes tarafından sonradan Maegor’un Malikanesi olarak bilinecek kralın kendi binası kuru bir hendekle çevrili korunaklı bir yapı olarak inşa edildi.

Aynı yıl Maegor karısı Kraliçe Alys’in babası Lord Lucas Harroway’i yeni Kral Eli yaptı…ama kralın kulağı oldu eli değil. Majesteleri Yedi Krallığa hükmediyordu ve istediğini adamlarının kulağına fısıldıyordu ancak kendisi üç kraliçe tarafından yönetiliyordu; annesi Kraliçe Visenya, aşığı Kraliçe Alys ve Pentoslu cadı Kraliçe Tyanna. Siyah saçlarından dolayı “Kralın Kuzgunu” ve “Fısıltıların Metresi” olarak anıldı. Krala karşı konuşacak kadar aptalları dinleyen örümcek, fare ve türlü haşarat akşamları ona duyduklarını anlatmak için gelirdi.

Bu arada hala binlerce Fakir Dostlar Vadi, Nehir Toprakları ve Menzil’de yollarda yada keçi patikalarında dolaşıyorlardı; yine de açıkça kralla yüzleşecek sayıda değillerdi ve daha küçük yerlere gitmeye karar verdiler. Gezginlere dönüştüler, kasabalara, köylere ve kötü korunaklı kalelere gittiler ancak kralın sadık ordusu onları yakaladığında katledildiler. Sör Horys Tepe Büyük Çatal Savaşı’nda kaçmıştı ancak hem savaşın yenilmesinden hemde firarından dolayı takipçileri azalmıştı. Fakir Dostlar’ın yeni liderleri asilerden ayırt edilemeyecek Düzensiz Silas, Septon Ay ve Topal Dennis’ti. En zorlu lider Kral’ın Şehri ile Fırtına Toprakları arasında kalan ormanda sadece dürüsüt yolcuların geçmesine izin veren Frengi Jeyne Poore’du.

Bu sırada Savaşçının Oğulları yeni bir kumandan seçmişti, Sör Joffrey Doggett nam-ı diğer Tepelerin Kızıl Köpeği oğulları eski büyük gücüne geri döndürme de kararlıydı. Sör Joffrey Yüce Septon’un duasını almak için Lannis Limanı’ndan yola çıktığında yüzlerce adam onu izledi. Eski Şehir’e vardığında aralarında şövalyeler, yaverler ve gezginlerin bulunduğu iki bine yakın adamı olduğu söylenir. Diyarın başka yerlerinde huzursuz lordlar ve İnancın adamları da askerleri bir araya getiriyor ve ejderhaları baştan indirmenin yolunu arıyorlardı.

Bunların hiçbiri gözden kaçmamıştı. Diyarın dört bir yanına kuzgunlar uçtu; sadakati şüphe uyandıran lordlar ve şövalyeler Kral’ın Şehri’ne çağrılıyordu, diz çökme ve sadakat yemini etmenin yanı sıra bir oğul veya bir kızlarını rehine olarak teslim etmeleri isteniyordu. Yıldızlar ve Kılıçlar yasa dışıydı, her iki örgüte de mensup olmanın cezası ölümdü. Yüce Septon’un da yüksek ihanet suçuyla yargılanması için Kızıl Kale’ye gelmesi emredildi.

Yüce Septon Yıldızlı Sept’ten cevap verdi, kralın Eski Şehir’e gelip günahlardan affolmayı ve zalimliği için tanrıların affını dilemesi gerektiği söylendi. İnançlıların çoğu meydan okumaya devam etti. Bazı dindar lordlar Kral’ın Şehri’ne sadakat yemini etmek ve rehinelerini götürmek için yola çıktı ancak daha fazlası ancak bir çoğu bunu yapmadı, sayılarına ve kalelerinin gücüne güvendiler.

Kral Maegor zehir yaymalarına yarım yıl boyunca müsade etti ve günlerini Kızıl Kale’de geçirdi. Harekete geçen ilk kişi annesiydi. Dul Kraliçe Vhagar’ı eyerledi ve Menzil’e Dorne Sınırları’na kadar ateş ve kan getirdi. Tek gecede Blanetree’lerin, Terrick’lerin, Deddings’lerin, Lychester’ların ve Wayn’ların makamlarını yaktı. Sonra Maegor Balerion’la birlikte Batı Toprakları’na uçtu, Broome’ların, Falwell’ların, Lorche’ların, Myatt’ların ve kraliyetin davetine karşı çıkan “diğer dindar lordların” kalelerini yaktı. Son olarak Doggett Hanesi’nin büyük salonu ve ahırları yanmış kalesine indi. Yangın Sör Joffrey’in babası,annesi ve genç kız kardeşi ile yeminli kılıçları, hizmetlileri ve kölelerinin de canını almıştı. Dumanlar Batı Toprakları ve Menzil’de her yeri sardığında Vhagar ve Balerion güneye döndü. Fetih sırasında başka bir Lord Hightower başka bir Yüce Septon’un tavsiyesi ile Eski Şehir’in kapılarını açmıştı, o zaman bile kalabalık olan şehir şimdi daha büyümüş ve Westeros’un en büyük ve kalabalık şehri olmuştu.

O gece binlerce kişi kapılardan veya limanın uzağındaki gemilere binerek kaçtılar. Binlercesi ise sarhoş olup sokağa çıktı. “Bu şarkı günah ve içkili bir gecede söylenmeliydi” dedi adamlar birbirine “yarın geldiğinde dürüsüt ve aşağılıklar birlikte yanacaklar.” Diğerleri kurtulabilmek için septlere, tapınaklara ve eski ormanlara koştular. Yıldızlı Sept’te Yüce Septon haykırarark dua etti, tanrıların öfkesini Targaryen’lerin üzerine çağırdı. Aliüstatlar özel oturum için buluştular. Şehir gözcüleri ateşle mücadele etmek için kovalara ve çuvallara kum koydular. Şehir surları boyunca yaylar, akrepler, ateş püskürtücüler ve mızraklılar ejderhaları aşağıya çekme umuduyla siperlerdeydi. Eski Şehir Lordu’nun erkek kardeşi Sör Morgan Hightower tarafından yönetilen iki yüz Savaşçının Oğulları askeri Yüksek Kutsallığı savunmak için kendi kışlalarından çıktılar ve Yıldızlı Sept’i çelik halka gibi sardılar. Yüksek Kule’nin tepesinde ki büyük işaret ateşi Lord Martyn Hightower’ın sancaktarlarını uyarmak için yeşil ışığa döndürüldü. Eski Şehir şafağı ve ejderhaların gelmesini beklediler.

Ve ejderhalar geldi. Önce Vhagar güneş yükselirken ve ardından Balerion öğleden hemen önce. Ancak şehrin kapılarını açık, mazgalları insansız ve şehir surlarının üstündeki tepede Targaryen, Tyrell ve Hightower sancaklarını yan yana uçuşurken gördüler. Haberleri öğrenen Dul Kraliçe Visenya oldu. Bu uzun ve korkunç gecenin en karanlık saatinde Yüce Septon ölmüştü. Elli üç yaşında ki adam gücüyle tanınıyor, korkusuz olduğu kadar sağlığıda iyi görünüyordu. Bir gün ve gecede uyku yada beslenme olmadan birden çok vaaz vermişti. Ani ölümü şehirde şok etkisi yarattı ve takipçilerini dehşete düşürdü. Sebepleri bugün bile tartışılmaktadır. Bazıları Yüce Kutsallığın intihar ettiğini söylenir; insanlar bunu ya Kral Maegor’un öfkesiyle yüzleşmekten korkan bir korkağın ya da Eski Şehir’in güzelliklerini ejder ateşinden kurtaran bir soylunun eylemi olarak açıklar. Diğerleri sapkınlığı, vatana ihaneti, kibri ve gurundan dolayı Yedi tarafından canının alındığını iddia eder.

Ve birçok kişi öldürüldüğünden emindi… ama kim tarafından? Bazılarına göre Sör Morgan Hightower ağabeyinin emriyle Yüce Septon’u öldürmüştü (Ve Sör Morgan o gece Yüce Septon’un odasına sürekli girip çıkıyordu). Bazıları ise Lord Martin’in halası ve tatnınmış bir cadı olan Leydi Patrice Hightower’ın bu cinayeti işlediğini düşünüyordu (O gece gerçekten Yüce Septon’un yanına girmek isteyen çoktu ve leydi yanından ayrıldığında hala hayattaydı). Hisar’ın aliüstatları da şüphelilerdi; karanlık sanatlara, bir suikastçıya veya zehir kullanarak bu işi yapabilirlerdi (o gece Hisar ve Yıldızlı Sept arasında gidip gelen mesajlar vardı). Ve hala onların suçsuz olduğunu ve Yüce Septon’un ölümünün bir büyü yoluyla olduğunu ve bunu yapanında Dul Kraliçe Visenya Targaryen olduğu iddia edildi.

Gerçek asla bilinmeyecekti… ancak Lord Martyn’in haber kendisine Yüksek Kule’de verildiğinde ani harekete geçmesi anlaşmazlığın ötesindeydi. Aralarında kardeşinin de bulunduğu tüm Savaşçının Oğulları’nı tutuklamak için kendi şövalyelerini gönderdi. Şehir kapılarını açtı ve Targaryen sancağını duvarlarına astı. Vhagar’ın kanatlarını görmeden önce Lord Hightower’ın adamları En Müteyyinler’leri yataklarından kaldırdılar ve yeni septon seçmeleri için onları Yıldızlı Sept’te götürdüler.

Ancak gerekli olan tek oy pusulasıydı. Nasıl olduysa İnancın bilge adamları ve kadınları Septon Pater’ı seçtiler. Adam doksan yaşında kör, kambur, zayıftı ancak sevimli bir adamdı; yeni Yüce Septon başının üsütne konulan kristal tacın altında neredeyse çökmüştü… ancak Maegor Targaryen Yıldızlı Sept’te onun önünde ortaya çıktığında onu kral olarak kutsadığı için çok mutlu olmuştu, başını kutsal yağla kutsadı ve duanın sözlerini unutmadı.

Kraliçe Visenya kısa süre sonra Vhagar ile Ejderha Kayası’na döndü ancak Maegor neredeyse yarım yıl boyunca Eski Şehir’de kaldı, burada mahkemelere ve yargılanmalara başkanlık etti. Savaşçının Oğulları’nın esir kılıçlarına bir seçim şansı verildi. Onun hükmünü reddedenler Sur’a gidecek ve günlerini Gece Gözcüleri’nin kardeşlerinden biri olarak geçirmesine izin verilecek. Reddedenler İnancın huzurunda öldürülecek. Esirlerin dörtte üçü Siyahlar’ı seçti. Geri kalanlar öldü. Ünlü şövalyelerin ve lordların oğullarından olan yedi kişi Kral Maegor’un Blackfyre ile onları bizzat öldürme onuruna erişti. Geri kalanlar eski kardeşlerinin kılıçlarında öldüler. Sadece bir kişi kraliyet affını aldı, Sör Morgan Hightower. Yeni Yüce Septon resmen Savaşçının Oğulları ve Fakir Dostları’nı lağvetti, kalan üeyelerini tanrıların adına silah bırakmaya davet etti. İnancın artık savunulmaya ihtiyacının olmadığı bizzat Yüce Kutsal tarafından ilan edildi, bundan böyle Demir Taht İnancı bizzat koruyacak ve savunacaktı. Kral Maegor İnancç Militanları’nın yıl sonuna kadar silahlarını teslim etmeleri ve isyankar yollardan vazgeçmeleri için izin verdi. Sonrasında meydan okuyanlar için yeni bir yol izlenecekti; pişmanlık duymadan yenilen her bir Savaşçının Oğulları üyesi için bir altın ejderha, kafası bit dolu Fakir Dostlar için bir gümüş.

Yeni Yüce Septon ve En Müteyyinler itiraz etmedi.

Eski Şehir’de kaldığı süre boyunca Kral Maegor ilk karısı ve ev sahibinin kız kardeşi Kraliçe Ceryse ile uzlaşıp barıştı. Majesteleri diğer eşlerini nasıl kabul edip onlara saygılı davrandıysa Ceryse’de öyle davranacağını, onun onurunu zedeleyecek bir konuşma yapmayacağını, karısı ve kraliçesi olduğu için hakkı olan tüm gelirleri, ayrıcalıkları ve tüm hakları ona vereceğine yemin eder. Uzlaşmayı kutlamak için Yüksek Kule’de büyük bir ziyafet yapılır; eğlence için ikinci bir “yatak töreni” de yapılır, böylece tüm insanlar bunun gerçek ve sevgi dolu bir birliktelik olduğuna şahitlik eder.


Bölüm 6

Kral Maegor’un Eski Şehir’de ne kadar kaldığı bilinmez ancak 43 Fs’nin ikinci yarısında tahta başka bir meydan okuma haberini alır. Yeğeni Ejderha Kayası Prensi Demir Taht’a olan iddiası uğruna Batı Toprakları’nda ortaya çıktı. Ejderhası Quicksilver’la beraber on beş bin kişilik ordusunu Nehir Toprakları’na götüren Aegon, Kral Aenys’in en büyük oğlu olduğu için tahtın kendisine ait olduğunu iddia ediyordu ve amcasının bir zorba ve gaspçı olduğunu iddia etti. İddiasını büyük ve soylu lordların yanı sıra çoğunlukla Nehirli haneler destekliyordu; Tarbeck, Piper, Roote, Vance, Charlton, Frey, Peage, Parren ve Westerling’lerin yanı sıra Vadi’den Lord Corbray, Höyük Toprakların Piçi ve Akbaba Tüneği’nin dördüncü oğlu da destekçileri arasındaydı.

Ordusu disiplinli, komutanları ve şövalyeleri kudretli olmasına rağmen Prens Aegon’un davasıan büyük lordlar katılmamıştı… ancak Fısıltıların Metresi Kraliçe Tyanna kocası Maegor’u Fırtına Burnu’nun, Kartal Yuvası’nın, Kışyarı’nın ve Casterly Kayası’nın dul Kraliçe Alyssa ile gizlice iletişim halinde oldukları konusunda bilgilendirdi. Ejderha Kayası Prensi’ni desteklemek için bir galibiyet almasını bekliyorlardı ve ancak o zaman ikna olacaklardı. Aegon’a bir zafer gerekecekti.

Maegor bunu ona vermeyecekti. Nehirova’dan Lord Tully Harrenhal’dan Lord Harroway’i gönderdi. Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn Kral’ın Şehri’nden beş bin kılıçla ayrıldı ve isyancılarla karşılaşmak için batıya yürüyüşe geçti. Menzil’den Lord Rowan, Lord Merryweather ve Lord Caswell askerleri ile gelmişlerdi. Prens Aegon’un ana ordusu çok yavaş hareket ediyordu, orduda bulunan her hanenin askerleri kendi güçlerinden daha azdı ayrıca Prens o kadar gençti ki (henüz on yedi yaşında) nasıl hareket edeceğini bilmiyordu. Lord Corbray, düşmanlar birleşmeden önce her düşmanı yok etmeleri tavsiyesinde bulundu ancak Aegon ordusunu bölme konusunda hevesli değildi. Onun yerine Kral’ın Şehri’ne doğrudan saldırmayı tercih etti.

Tanrıların Gözü’nün güneyinde kraliyet ordusunun başındaki Sör Davos Darklyn yolu aşmıştı ve yüksek duvarlı bir zeminde bekliyordu, gözcüler güneyden Lord Merryweather ve Lord Caswell’ın kuzeyden de Lord Tully ve Lord Harroway’in ordularının yolda oldukları haberini verdi. Prens Aegon ise diğer ordular gelmeden kraliyet ordusunu ezmeyi düşünüyordu ve saldırıya bizzat Quicksilver’ın üzerinde emir verdi. Bağırışları duyduğunda havadaydı ve yerdeki adamları gökyüzünü işaret ediyordu, Kara Dehşet Balerion gökyüzünün güneyinden ortaya çıkmıştı.

Kral Maegor gelmişti.

Valyria Kıyameti’nden beri ilk kez aynı savaşta yeryüzünde ordular ve gökyüzünde ejderhalar savaşmıştı.

Quicksilver Balerion’un çeyreği kadardı, yaşı kıyaslanamazdı ve genç ejderhanın çıkardığı beyaz alevlere karşı büyük ve siyah alevleri kimse inkar edemezdi. Kara Dehşet genç ejderhanın üzerindeydi ve sonra çenesi kanatlarından birini koparttıktan sonra ejderhanın boynundaydı. Acı bir çığlık ve dumanın ardından genç ejderha düşmeye başladı, ve onunla birlikte Prens Aegon’da düştü. Aşağıdaki savaş ise kısaca kanlıydı. Aegon düştüğünde isyancılar silahlarını ve zırhlarını bıraktılar, kaçmaya başladılar. Ama kraliyet ordusu etraflarındaydı ve kaçış yoktu. Günün sonunda kralın yüz adamına karşı Aegon’un iki bin adamı öldü. Ölüler arasında Lord Alyn Tarbeck, Höyük Toprakların Piçi Denys Kar, Lord Jon Piper, Lord Ronnel Vance, Sör Willam Whistler… ve Ejderha Kayası Prensi Aegon Targaryen vardı. Kraliyet ordusunda tek kayda değer kayıp Lord Corbray tarafından Leydi Forlorn ile öldürülen Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn’di. Yarım yıl boyunca mahkemeler ve infazlar sürdü. Kraliçe Visenya oğlunu isyancı lordları bağışlaması konusunda ikna etti ancak hayatta kalanlar topraklarını ve unvanlarını kaybettiler ve rehineler vermek zorunda kaldılar.

Eski Şehir’de yaşlı Yüce Septon öldü ve yerine yenisi seçildi. Kral ve kraliçelerine karşı birşey söylenmese de Kral Maegor ve İnanç arasında ki düşmanlık devam etti. Yüzlerce Fakir Dostlar mensubu avlandı ve öldürüldü, kafa derileri sayesinde kralın adamları ödül kazandılar, ancak binlercesi hala her nefeslerinde Targaryen’leri lanetlemeye, ormanlarda, çiftliklerde ve Yedi Krallığın vahşi bölgelerinde yaşamaya devam etti. Bir grup daha da ileri giderek kendi Yüce Septon’ları olarak sakallı bir kabadayı olan Septon Ay’ı taçlandırdı. Ve hala Sör Joffrey Doggett, nam-ı diğer Tepelerin Kızıl Köpeği tarafından yönetilen az sayıda Savaşçının Oğulları vardı. Yasadışı ve haklarından mahkum bırakılmış oğullar artık açıktan kralla savaşacak güçte değillerdi, Kızıl Köpek onları gezgin şövalye kılığına soktu ve Targaryen yanlısı “İnanca ihanet” edenleri avlayıp öldürme emri verdi. İlk kurbanları Sör Morgan Hightower’dı, daha önce kendilerinden olan Sör Morgan’ı Bal Kalesi’ne giderken yolda katlettiler. Yaşlı Lord Merryweather’ın yanı sıra öldürülenler arasında Lord Rowan’ın oğlu ve varisi, Davos Darklyn’in yaşlı babası ve hatta kör Jon Hogg bile vardı. Bir Savaşçının Oğulları üyesinin kafası bir altın ejderha etse de diyarın halkı ve köylüleri onları sakladı ve korudular, ne olduğunu unutmadılar.

Ejderha Kayası’nda Dul Kraliçe Visenya iyice yaşlanmıştı, etleri kemiklerinden eriyordu. Yeğeninin dulu eski Kralie Alyssa oğlu Jaehaerys ve kızı Alysanne ile birlikte adada kaldı. Maegor onları annesinin hizmetine vermişti ancak mahkumlardı, ancak Aenys ile Alyssa’nın hayattaki en büyük oğlu Prens Viserys Maegor tarafından başkente çağrıldı. On beş yaşında kılıçta ve mızrakta yetenekli ve umut verici delikanlı kralın yaveri yapılmıştı … Kral Muhafızları peşinde bir gölge gibiydi ve arazide yada hainlikten uzakta tutuluyordu. 44 Fs’nin başında kralın umutsuzca beklediği oğlu doğacak gibi görünüyordu. Kraliçe Alys hamile olduğunu açıkladı ve konsey sevince boğuldu. Yüce Üstat Desmond hamile olmasının üzerine Majestelerine yataktan kalkmasını yasakladı ve onun bakımını iki septa, bir ebe ve kraliçenin kız kardeşleri Hanna ile Jeyne ile ebraber üstlendi. Maegor diğer eşlerininde hamile kraliçeye hizmet etmeleri konusunda ısrar etti.

Ancak yatağında yattığı üç ay sonunda Leydi Alys’in rahminden ağır bir şekilde kan gelir ve bebeği anne karnında ölür. Kral Maegor ölü bebeğini görmeye geldiğinde bükülmüş bacakları, gözleri olmayan büyük bir kafası olmuş halde bir canavar gördüğünde dehşete düşer. “Bu benim oğlum olamaz” diye acı bir çığlık attı. Sonra keder öfkeye dönüştü ve kraliçenin hizmetindeki septaların, ebenin ve Yüce Üstat Desmond’un idam edilmesini emreder, sadece Alys’in kız kardeşlerini korur.

Kraliçe Tyanna Alys’in kralı aldattığını söylemek için Demir Taht odasına geldiğinde Maegor’un ellerinde Yüce Üstat Desmond’un kafasının olduğu söylenir. Söylediğine göre çocuk onun tohumu değildi. Kraliçe Ceryse’in yaşlı, merhametsiz ve çocuksuz halde konseye geri gelmesi üzerine Alys Harroway krala oğlan doğurmadıkça aynı kaderin onu da beklediğinden korkmuş ve bu yüzden babası ve Kral Eli’nden yardım istemiştir. Kral Kraliçe Ceryse veya Kraliçe Tyanna’nın yatağını paylaştığı gecelerde Lucas Harroway çocuk sahibi olmuş erkekleri kızının odasına gönderiyordu. Maegor bunlara inanmayı reddetti, Tyanna’yı kıskanç ve kısır bir cadı olarak suçladı ve Yüce Üstat’ın kafasını ona fırlattı. Fısıltıların Metresi cevap verdi “Örümcekler yalan söylemez”. Krala aşıkların listesini verdi.

Listede Kraliçe Alys’e tohumlarını verdikleri iddia edilen yirmi adamın ismi vardı. Yaşlı adamlar ve genç adamlar, yakışıklı erkekler ve çirkin olanlar, şövalyeler, yaverler, lordlar, hizmetkarlar ve hatta seyisler, demriciler ve şarkıcılar; kral elinin geniş bir çevresi olduğu görüldü. Adamların tek ortak özelliği vardı; hepsi de sağlıklı evlat sahibi oldukları kanıtlanmış adamlardı. İşkence altında sadece ikisi itiraf etti. Tutuklanan on iki kişinin Lord Harroway’ın hizmetinde bulunup ondan altın aldıkları belirlendi. Sorgu hızlı ve gizlice gerçekleştirildi böylece Lord Harroway ve Kraliçe Alys kralın kuşkularını Kral Muhafızları onları öldürmeye gelene kadar bilmeyeceklerdi. Kraliçe Alys yatağından zorla çıkartıldı, onu korumaya çalışan kız kardeşleri gözleri önünde öldürüldü. El Kulesinin inşaatını inceleyen Lord Harroway kuleden aşağıya atıldı. Harroway’in oğulları, erkek kardeşleri ve yeğenleri de alınmıştı. Maegor’un Malikanesi’nin etrafındaki kuru hendeklerde ki mızraklara atıldılar, bazılarının ölmesi saatler sürdü; saf ve düşünme yetisi olmayan Horas Harroway’in ölümü günler sürdü. Kraliçe Tyanna tarafından ismi verilen yirmi kişide sonradan onlara katıldı, ardından bir düzine adamın daha ismi verildi.

En kötü ölüm şüphesiz kendisini kız kardeşi gibi gören Kraliçe Tyanna’nın işkencelerini tadan Kraliçe Alys’indi. Onun ölümünü burada konuşmayacağız, bazı şeyler gömülü ve unutulmuş kalmalıdır. Onun ölümünün iki hafta sürdüğünü ve ızdırabına Maegor’un kendisinin şahit olduğunu söylemek yeterlidir. Ölmesinden sonra kraliçenin bedeni yedi parçaya ayrıldı ve şehrin yedi kapısına asıldı, çürüyene kadar orada kaldılar. Kral Maegor Harroway Hanesi’nin yok olmasını tamamlamak için Kral’ın Şehri’nden çoğu şövalye olmak üzere büyük bir kuvveti Harrenhal’a yola çıkardı. Tanrıların Gözü’ndeki büyük kale hafif bir garnizon tarafından tutuluyordu ve kale muhafızı Lord Lucas’ın yeğeni ve merhum kraliçenin kuzeniydi, kalenin kapılarını açtı. Teslim olmak onu kurtarmadı; Majesteleri bir damla Harroway kanı olan tüm erkekleri, kadınları, çocukları ve tüm garnizonu kılıçtan geçirdi. Sonra Üç Dişli Mızrak’ta Lord Harroway’ın Kasabası’na da aynı şeyi yaptı.

Katliam sonrasında insanlar Harrenhal’ın lanetli bir yer haline geldiğini söylemeye başladılar, onu tutan her lord ve her hanenin sonu felaketti. Bununla birlikte peç kok kralın adamı geniş ve verimli topraklara olan hırsları nedeniyle Kara Harren’in makamını almak istedi… Kral Maegor onların bu isteğinden usanmıştı bu nedenle en gülü hangisi ise Harrenhal’ın ona verileceğini söyledi. Böylece kralın kendisine bağlı yirmi üç şövalyesi Lord Harroway’ın Kasabası’nın kanlı sokaklarında kılıç, mızrak ve gürzle savaştılar. Sör Walton Towers galip geldi ve Maegor onu Harrenhal Lordu ilan etti… ama dövüşte ağır yaralanmış, lordluğun tadına varamadan yaralarından dolayı iki hafta içinde ölmüştü. Harrenhal Lordluğu Sör Walton’un en büyük oğluna geçti, etki alanı azaltılmış olsa da Lord Harroway’ın Kasabası Lord Alton Butterwell’a, Harroway arazilerinin geri kalanı ise Lord Dormund Darry’e verildi.


Bölüm 7

Maegor Kral’ın Şehri’ne Demir Taht’a oturmaya döndüğünde annesi Kraliçe Visenya’nın ölüm haberini aldı. Dahası Dul Kraliçe’nin ölümünü takip eden karmaşada Kraliçe Alyssa ve çocukları bir gemiye binip yola çıkmışlar ve Ejderha Kayası’nı terk etmişlerdi… nereye gittiklerini kimseye söylemeden. Bununla da kalmayıp Visenya’nın odasındaki Kara Kız Kardeş’i çalacak kadar ileri gitmişlerdi.

Majesteleri annesinin bedeninin yakılmasını, kemikleri ve küllerinin erkek kardeşi ile kız kardeşinin yanına gömülmesini emreder. Sonta şövalyelerine yaveri Prens Viserys’i tutuklamaları emrini verir. “Onu kara hücrelere götürün ve sert bir şekilde sorgulayın” diye emir verir Kral Maegor, “Annesinin nereye gittiğini öğrenin”.

“Bilmiyor olabilir” dedi Maegor’un Kral Muhafızları’ndan Sör Owen Bush. Kral bunun üzerine en bilinen sözünü söyler, “Öyleyse ölmesine izin ver. Belki fahişe annesi cenazesi için ortaya çıkar.”

Pentos’un Tyanna’sı karanlık sanatları üstünde uygulasa bile Prens Viserys annesinin nereye gittiğini bilmiyordu. Sorgunun dokuzuncu günü öldü. Cesedi kralın emriyle bir-iki hafta boyunca Kızıl Kale’de ki odasında bırakıldı. “Annesinin gelip onu görmesine izin verin” demişti Maegor ancak beklenilenin aksine Kraliçe Alyssa ortaya çıkmadı ve Majesteleri sonunda yeğenini yaktı. Prens öldürüldüğünde on altı yaşındaydı, hem halk hemde lordlar tarafından çok seviliyordu. Diyar onun için ağladı.

45 Fs’de sonunda Kızıl Kale’nin inşaatı sona erdi.

Kral Maegor inşaatta çalışan ustaları ve işçileri ziyafete davet etti, onlara en keskin şarapları, en tatlı yiyecekleri ve şehrin en iyi genelevinden fahişeleri gönderdi. Ziyafet üç gün sürdü. Sonrasında kralın şövalyeleri harekete geçti ve Kızıl Kale’nin sırlarını ifşa etmemeleri için hepsini öldürdüler. Kemikleri inşa ettileri kalenin altında bırakıldı.

Kalenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra Kraliçe Ceryse ani bir hastalık geçirdi ve ardından öldü. Söylentiye göre Kraliçe Majesteleri ile sert bir kavga etmişti ve bu yüzden Maegor Sör Owen’a onun dilini kesmesini emretmişti. Anlatılanlar gittikçe değişiyordu, kraliçenin mücadele ettiği ve Sör Owen’ın bıçağının kayıp kraliçenin boğazının kesildiği söyleniyordu. Kanıtlanmamış olsa da hikayeye o zamanlar inanılıyordu; ancak bugün, anlatılanların çoğu maalesef kralın düşmanları tarafından onun merhametsiz biri olduğunu kanıtlamak atılan iftiralar olduğuna inanılmaktadır. Gerçek ne olursa olsun ilk karısının ölümü Maegor’u tek kraliçeyle, herkes tarafındna nefret edilen ve korkulan Örümceklerin Metresi kar saçlı ve kara yürekli Pentos’lu kadın Tyanna ile bıraktı.

Maegor Rhaenys Tepesi’nde Hatıra Septi’nin kalıntılarını ve onlarla birlikte orada hayatını kaybetmiş Savaşçının Oğulları’nın külleri ve kemiklerini temizletmişti ve orada Kızıl Kale gibi taştan bir yapı yaptıracaktı. “Ejderhalar için dayanıklı” büyü bir kale yapılacak ve Balerion, Vhagar ve başka ejderhaları içinde barındıracaktı. Böylece Ejderha Çukuru inşaatı başladı. Belkide şaşırıtıcı olmayacak şekilde inşaatıçı, taş ustası ve işçi bulmak kolay olmadı. Şehirdeki zindanlardan çıkan mahkumlar işçi olarak kullanılmaya başladıve Myr ile Volantis’den gelen inşaatçıların gözetiminde çalıştılar.

45 Fs’nin sonunda Kral Maegor bir kez daha İnanç Militanları’nın yasadışı kalıntıları ile savaşmak için şehirden ayrıldı, Kral’ın Şehri’nde yönetimi Kraliçe Tyanna ve yeni Kral Eli Lord Edwell Celtigar’daydı. Karasu’nun güneyinde ki büyük ormanda kralın kuvvetleri oraya sığınan Fakir Dostlar’ı avladı, Sur’a gitmeyi kabul etmeyenler asıldı. Liderleri Frengi Jeyne Poore olarak bilinen kadın kralın aleyhine çalışmaya devam ederken üç takipçisi ona ihanet eder ve ihanet karşılığında şövalyelik unvanını alırlar.

Majesteleri’in yanında bulunan üç septon Frengi Jeyne’i cadılıkla suçlar ve Maegor onun Ağırsu yakınlarında bir alanda canlı olarak yakılmasını emreder. İdam günü Fakir Dostlar mensubu üç yüz kişi ile köylülerin hespi Jeyne’i kurtarmak için ormana dalar. Ancak bunu önceden kral da tahmin etmiştir ve adamlarına saldırmalarını emreder. Kurtarma girişimi yapan herkesin etrafı çevrilir ve öldürülür. Ölenlerin arasında bir lider de vardır; Büyük Çatal’da ki savaştan kaçan Sör Horys Tepe isimli piç kurusu gezgin şövalye. Bu sefer daha az şanslı olduğu kanıtlandı.

Ancak başka yerlerde zaman kralın aleyhine karşı dönmeye başlamıştı. Halk ve lordların çoğu yaptığı zulümler nedeniyle hor görüyordu ve birçoğu kralın düşmanlarına yardım ve rahat yerler veriyordu. Fakir Dostlar tarafından Yüce Septon ilan edilen Septon Ay, Eski Şehir’de bulunan ve kendisine Yüce Yalaka ismi takılan kişiye ve krala karşı Nehir Toprakları ve Menzil’de vaaz vermeye başladı, vaaz sırasında etrafında büyük kalabalıklar oluşuyordu. Altın Diş’in kuzeyindeki tepelede Kızıl Köpek olarak bilinen Sör Joffrey Doggett göründüğünde ne Casterly Kayası ne de Nehirova ona karşı hareket etmedi. Topal Dennis ve Düzensiz Silas nereye gitseler halk onlara yardım etti. Şövalyeler ve silahlı adamlar onları yok etmek uğruna ortadan kayboldular.

46 Fs’de Kral Maegor Kızıl Kale’ye geri döndüğünde savaşların meyvesi olarak yanında iki bin kafatası getirdi. Onlar Demir Taht’a karşı çıkan Savaşçının Oğulları ve Fakir Dostlar’ın kafalarıydı… ancak çok sayıda rahip onların tarlalarda çalışan çiftçiler yada halktan insanlar olduğuna inanıyordu. Yeni yılın gelmesinden sonra Maegor’un meşru çocuğu olmadığı gibi meşrulaştırılmış bir piçi bile yoktu. Kraliçe Tyanna’nın da ona arzu ettiği varisi veremedği görüldü. Fılstıların Metresi Majesteleri’ne hizmet etmeye devam ederken kral artık yatağını onunla paylaşmıyordu.

Maegor’un danışmanları kralın yeni bir eş alması gerektiğini konusunda hemfikirdi… ancak karısının kim olacağı konusunda fikirleri ayrıydı. Yüce Üstat Benifer gururlu ve güzel Kayan Yıldız Leydisi Clarisse Dayne’i önerdi, böylece toprakları ve hanesi Dorne’dan koparılacaktı. Hazine Başı Alton Butterwell yedi çocuklu dul kız kardeşini önerdi. Kuşkusuz bir güzelliği yoktu ancak doğurganlığı kimsenin şüphe etmeyeceği bir konuydu. Kral Eli Lord Celtigar on iki ve on üç yaşındaki iki genç kızını sundu. Kralın onlardan birini veya isterse ikisini seçmesini istedi. Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Maegor’a kardeşinin kızı ve kendi kardeşinin dulu Prenses Rhaena’yı göndermeyi tavsiye etti. Rhaena ile olan düğün ile kraliyet iddiaları birleştirilecek ve kraliyet kanını güçlendirecekti.

Kral Maegor sırasıyla her adamı dinledi. Sonunda ona aday gösterilen kadınların her birini reddetti ancak ortaya konulan bir gerçek onda etki bıraktı. Butterwell’ın şişman ve sıradan kız kardeşi olmasa da doğurganlığı kanıtlanmış bir kadınla evleneceğine karar verdi. Lord Celtigar’ın dediği gibi birden fazla eş aldı. İki eş bir oğlu olma olasılığını iki katına çıkarırdı; üç eş ise üç katına. Ve bu eşlerden biri mutlaka yeğeni olmalıydı, Lord Velaryon’un danışmanlığında bilgelik vardı. Kraliçe Alyssa ve iki küçük çocuğu saklanmaya devam ediyorlardı (Dar Deniz’in karşısına Tyrosh’a veya belki de Volantis’e kaçmış oldukları sanılıyordu) ama yine de Maegor’un tacını tehdit ediyorlardı ve oğlu bir baba olabilirdi. Aenys’in kızı annesinin ve küçük kardeşlerinin iddialarını zayıflatacaktı.

Tanrıların Gözü Altındaki Savaşta kocasının ölümünden sonra Rhaena Targaryen kızlarını korumak için çabuk davranmıştı. Prens Aegon gerçekten kral olsaydı daha sonra en büyük kızı Aerea onun varisi olacaktı ve böylece Yedi Krallığın Kraliçesi olduğunu iddia edebilecekti… ama Aerea ve kız kardeşi Rhaella neredeyse bir yaşındaydı ve Rhaena bu iddianın bile onları ölüme mahkum edeceğini biliyordu. Bunun yerine kızlarının saçlarını boyadı, isimlerini değiştirdi ve onları yanından gönderdi; onları güçlü müttefiklerine emanet etti, iyi ve onların kimliğini ifşa etmeyecek kişilerin yanında büyüyeceğini bilecekti. Prenses anneleri bile kızlarının nereye gittiğini bilmeyecekti, bilmediği şeyi işkence altında olsa bile söyleyemezdi.

Rhaena Targaryen’in kendisi için böyle bir kaçış mümkün değildi. İsmini değiştirse de, saçlarını boyasa da, bir taverna fahişesi gibi açık saçık veya bir septa gibi uzun bir cübbe giyse de ejderhasını saklayamazdı. Dreamfyre zayıf, simli, soluk mavi lekeli dişi bir ejderhaydı, yumutadan iki pençe darbesiyle çıkmıştı ve Rhaena on iki yaşından beri onu sürüyordu. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Bunun yerine prenses ejderhasına bindi ve Maegor’dan olabildiğinde uzağa uçtu; Güzel Ada’da Gün Batımı Denizi’nin üzerinde yükselen uzun beyaz kuleleriyle Güzel Kale’de Lord Farman’ın misafirperverliğine sığındı. Orada dinlendi, okudu, dua etti; amcasının onun yerine ne kadar süre önce öğreneceğini merak etti. Rhaena evlendikten sonra şöyle demiştir; “şüphe etmediğim ne zaman sorusuydu.”

Çağrı, korktuğu kadar çabuk sevmediğinden daha erken geldi. Meydan okuma söz konusu değildi. Bu sadece kralı Balerion’la birlikte Güzel Ada’ya getirirdi. Lord Framan onlarca zaman Rhaena ile ilgilenmişti ve ikinci oğlu Androw ilgilenmenin ilerisine gitmişti. İyiliklerini ateş ve kanla ödeyemezdi. Dreamfyre’ı dizginledi ve Kızıl Kale’ye doğru uçtu, kocasının katili amcasıyla evlenmeye gitti.

Ve orada Rhaena diğer gelinlerle tanıştı, üçlü bir düğün olacaktı. Yeni kraliçelerin üçü de duldu. Westerling Hanesi’nden Leydi Jeyne, Tanrıların Gözü Altındaki Savaş’ta Prens Aegon’un yanında olan ve onunla ölen Lord Alyn Tarbeck ile evliydi. Birkaç ay sonra lordun oğlunu doğurdu. Uzun ve zayıf, parlak kahverengi saçlı Leydi Jeyne’e Maegor onunla evlenme emrini gönderdiği sıralarda Casterly Kayası Lordu’nun küçük oğlu tarafından kur yapılıyordu ancak bu kral için birşey ifade etmiyordu.

Costayne Hanesi’nden Leydi Elinor daha sıkıntılıydı, Fakir Dostlar’ın son saldırısında kral için savaşan kara şövalye Sör Theo Bolling’in kızıl saçlı karısıydı. Sadece on dokuzunda olmasına rağmen Kral Maegor Leydi Elinor’a göz koyduğunda üçüncü oğlunu Bolling’e vermişti. En küçük oğlu hala annesinin göğsündeyken Sör Theo, Kral Muhafızları’ndan iki şövalye tarafından kralı öldürmek, Kraliçe Alyssa ile komplo kurmak ve Jaehaerys’i Demir Taht’a geçirmek suçundan tutuklanır. Bolling masumiyetini iddia etse de suçlu bulunur ve aynı gün kafası kesilir. Kral Maegor tanrıların onuruna dulun yedi gün yas tutmasına izin verdi ve sonra onunla evleneceğini söyleyerek yanına çağırdı.

Taşlı Sept kasabasında Septon Ay, Kral Maegor’un düğün planını ifşa eder ve kasabada ki yüzlerce kişi çılgınca tezaürat eder; ancak sadece az sayıda kişi Majesteleri lehine konuşmaya cesaret etmiştir. Yüce Septon, Kral’ın Şehri’nde ki evlilik törenine katılmak için Eski Şehir’den gemiye binip yelken açar. Fetihten kırk yedi yıl sonra ılık bir bahar gününde Kızıl Kale’de Maegor Targaryen üç kadını eşi olarak alır. Her ne kadar kraliçelerin her biri babalarının sancaklarının renginden pelerinler giysede Kral’ın Şehri halkı onlara dul oldukları için “Kara Gelinler” ismini takmışlardı.

Leydi Jeyne’in oğlu ve Leydi Elinor’un üç oğlunun varlığı düğünde kendilerine düşecek rolleri yapmaları için bir garantiydi, ancak Prenses Rhaena’dan bir şey yapmasını bekleyenler az değildi. Kraliçe Tyanna Targaryen Hanesi’nin kırmızı ve siyahında kıyafetler giymiş gümüş saçlı ve mor gözlü iki kızla ortaya çıktığında umutlar tükendi. “Onları benden saklayabileceğini düşünmek aptallıktı” dedi Tyanna prensese. Rhaena başını önüne eğdi, ağlayarak evlilik yeminini etti.

Takip eden gecelerde birçok zina ve çelişkili hikayeler ortaya çıktı, ve uzun yıllar geçince haikati efsaneden ayırmak zorlaştı. Üç Kara Gelin iddialara göre tek bir yatağı paylaştı mı? Olası görünmüyor. Majesteleri bir gece de üç kadını da ziyaret edip üçüyle de birlikte oldu mu? Belki. Prenses Rhaena daha sonra da iddia ettiği gibi kralı öldürmek için yastığının altına hançer gizledi mi? Elinor Costayne kralla ilişkiye girdiğinde kralın sırtını kanlı şeritlere ayırdı mı? Jeyne Westerling, Kraliçe Tyanna’nın getirdiği veya yaşlı kadının yüzüne attığı duğurganlık iksirini içti mi? Böyle bir iksir teklif edildi veya karıştırıldı mı? İlk cevaplar Kral Jaehaerys’in hükümdarlığı sırasında iki kadının yirmi yıl sonra ölmesine kadar ortaya çıkmaz.

Biz bu kadarını biliyoruz. Düğünün hemen ardından Kral Maegor Prenses Rhaena’nın kızı Aerea’yı “Tanrılar bana bir oğul verene kadar” diyerek yasal varis olduğunu iddia etti, ikiz kız kardeşi Rhaella ise Eski Şehir’de İnanca gönderilerek septa olması sağlandı. Yeğeni Jaehaerys pek çok kişi tarafından haklı varis olarak görülse de aynı ilanın içinde açıkça yok sayıldı. Kraliçe Jeyne’in oğlu Tarbeck Kalesi Lordu olarak isimlendirildi ve Lannister Hanesi’nin yaveri olması için Casterly Kayası’na gönderildi; Kraliçe Elinor’un büyük oğulları da aynı şekilde yaver olarak biri Kartal Yuvası’na diğeri Yüksek Bahçe’ye gönderildi. Kraliçenin en genç bebeği bir süt anneye verilir her ne kadar kraliçe kralın bulduğu süt anneden rahatsız olsa da razı olur.

Düğünden yarım yıl sonra Kral Eli Lord Celtigar, Kraliçe Jeyne’in hamile olduğunu açıklar. Kraliçe Elinor’un da karnı şişmeye başladığında kral kendisi karısının hamile olduğunu ortaya çıkardı. Maegor her iki kadına da hediyeler ve onur bahşetti; babalarına, kardeşlerine ve amcalarına yeni topraklar ve unvanlar verdi ancak sevinci kısa sürdü. Ölmesinden üç ay önce Kraliçe Jeyne ani bir doğum sancısıyla yatağa düştü, Alys Harroway’in doğurduğu gibi bir canavar doğurmuştu, çocuk hem kadın hemde erkek organlarına sahip kolsuz ve bacaksız bir yaratıktı. Ne anne ne bebeği hayatta kalmadı. Maegor lanetliydi, dedi adamlar. Yeğenini öldürmüştü, İnanca ve Yüce Septon’a karşı savaş açmıştı, Tanrılar’a meydan okumuş, sayısız cinayet ve ensest ilişkiye girmiş, zinaya ve tecavüze karışmıştı. Mahrem yerleri zehirliydi, tohumları solucanla doluydu, Tanrılar ona asla yaşayan bir oğul vermeyecekti. Yada fısıltılar öyle söylüyordu. Maegor farklı bir açıklama yapmıştı, Sör Owen Bush ile Sör Malodon Moore’u Kraliçe Tyanna’yı yakalayıp zindanlara atmalarını emretti.

Pentoslu Kraliçe kralın işkencecileri kendi aletlerini hazırlarken itirafta bulundu; Jeyne Westerling’in rahmindeki çocuğu zehirlediğini söyledi tıpkı Alys Harroway’i zehirlediği gibi. Elinor Costayne’i de zehirleyeceğine söz verdi.

Kralın kraliçeyi bizzat kendisinin öldürdüğü, Blackfyre ile kalbinin yerinden çıkarıldığını ve köpeklere yem yapıldığı söylenir. Ama öldüğünde bile Kuleli Tyanna’nın intikamı alındı çünkü söz verdiği yerine getirilmişti. Ay döndü ve tekrar döndü ve gecenin karanlığında Kraliçe Elinor tam gelişmemiş ve tam doğmamış gözsüz kanatlı ve ölü bir bebek doğurdu.

Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Kral Maegor’un saltanatının altıncı yılı hayatının son yılıydı. Yedi Krallık içinde artık herkes kralın lanetli olduğuna inanıyordu. Hala yanında olan takipçileri sabah güneşinde buharlaşan çiy gibi erimeye başladı. Kral’ın Şehri’ne gelen haberlere göre Sör Joffrey Doggett Nehirova’da görünmüştü ancak esir olarak değil Lord Tully’nin konuğu olarak. Septon Ay bir kez daha ortaya çıktı, Eski Şehir’e binlerce kişi yürüyüşe geçti, Yıldızlı Sept’te ki yalakayı “Demir Taht’ın Aptalı” olarak ifşa etti ve tüm askerleri kendisine katılmaya davet etti. Lord Oakheart ve Lord Rowan askerleri ile yola çıktılar ancak Ay’a saldırmaya değil ona katılmaya gittiler. Lord Celtigar Kral Eli görevinden istifa etti ve Pençe Adası’nda ki makamına döndü.

Dorne Hudutları’ndan gelen raporlarda Dorne’luların geçitlerde toplandıkları ve diyarı işgal etmeye hazırlandıkları bilgisi vardı. En kötü darbe ise Fırtına Burnu’ndan geldi. Lord Rogar Baratheon Gemi Kıran Körfezi kıyısında genç Jaehaerys Targaryen’i Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların gerçek ve yasal Kralı ilan etti, Prens Jaehaerys Diyarın Koruycusu ve Kral Eli olarak Lord Rogar’ı seçti. Prensin annesi Kraliçe Alyssa ve kız kardeşi Alysanne Jaehaerys’in yanında durdular, Jaehaerys kını olmayan Karanlık Kız Kardeş ile tahtı gasp eden amcasının saltanatını bitireceğine yemin etti. Yemini yüz sancaktar lordu ve Fırtına Burnu şövalyeri alkışladı. Prens Jaehaerys kral ilan edildiğinde on dört yaşındaydı; mızrakta ve atışta usta, yetenekli bir binici ve yakışıklı bir gençti. Dahası büyük bronz ve açık kahverenkte ismi Vermithor olan ejderhası ve kız kardeşi on iki yaşındaki Alysanne’ın başına buyruk ejderhası Silverwing de vardı. Lord Rogar “Maegor’un sadece tek ejderhası var” diye anlattı Fırtınalı’lara. “Prensin iki tane var.”

Yakında üç olacaktı. Jaehaerys’in Fırtına Burnu’nda kuvvet topladığı haberi Kızıl Kale’ye ulaştığında, Rhaena Targaryen Dreamfyre’rı hazırladı ve evlenmeye zorlandığı amcasını terk edip kardeşine uçtu. Kızı Aerea’yı aldı… ve uyurken kralın yanından Blackfyre’ı aldı. Kral Maegor’un tepkisi yavaş ve şaşkındı. Büyük Üstat’a Kral’ın Şehri’ne tüm lordlarına ve sancaklarına kuzgun göndermesini emretti ancak Benifer bunun yerine Pentos’a giden bir gemiye binip kaçtı. Prenses Aerea’nın gitmesi üzerine annelerinden intikam almak için Eski Şehir’de olan ikiz kız kardeşi Rhaella’nın kafasını isteyen bir elçi gönderdi ancak Lord Hightower bunu yapmak yerine elçiyi hapse attı. Kral Muhafızları’ndan ikisi bir gece ortadan kayboldu ve Jaehaerys’e gitti, Sör Owen Bush ise genelev dışında ağzı bağlanmış halde ölü bulundu.

Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Jaehaerys’e ilk biat edenler arasındaydı. Velaryon’lar diyarın geleneksel amiralleri olduğundan Maegor birden tüm kraliyet donanmasını kaybetti. Menzil’in tüm gücüyle Yüksek Bahçe’nin Tyrell’ları onları takip etti. Eski Şehir’in Hightower’ları, Arbor’un Redwyne’ları, Casterly Kayası’nın Lannister’ları, Kartal Yuvası’nın Arryn’leri, Taşyazı’nın Royce’ları… hepsi tek tek kralın karşısına çıktılar.

Kral’ın Şehri’ndeyse Maegor’un emrinde daha az sayıda lord vardı; bunların arasında Duskendale’ın Lord Darklyn’i, Danseden Kaya’nın Lord Massey’i, Harrenhal’ın Lord Towers’ı, Uyku Kalesi’nin Lord Staunton’u, Keskin Uç’un Lord Bar Emmon’u, Boynuzlar’ın Lord Buckwell’ı, Rosby’nin, Stokeworth’un, Hayford’un, Harte’ın, Byrch’ın Rollingford’un, Bywater’ın ve Mallery’nin lordları vardı. Yine de hepsinin toplamı dört bin asker ediyordu ve on adamdan biri şövalyeydi.

Maegor savaş planı yapmak için bir gece lordlarını Kızıl Kale’ye çağırdı. Ne kadar az olduklarını gördüklerinde ve onlara katılmak için bir büyük lordun gelmediğini fark ettiklerinde bir çok kalp kırılmıştı ve Lord Hayford Majesteleri’ne pes etmesi ve Sur’a gitmesini tavsiye edecek kadar ileri gitti. Majesteleri Hayford’un başını kestirdi, bir mızrağın üzerine oturttuğu kafayı Demir Taht’ın arkasına koydurdu ve savaş konseyine devam edilmesine emretti. Bütün gün plan yapan lordlar gecenin geç saatine kadar planları gözden geçirdiler. En son dinlenmek için kraldan izin aldıklarında vakit Kurt Saati’ydi. Onlar odadan ayrılırken kral Demir Taht üzerinde uyuya kaldı. Lord Towers ve Lord Rosby kralı en son gören kişilerdi.

Saatler sonra şafak söktüğünde Majesteleri’nin kraliçelerinin sonuncusu onu aramaya başladı. Kraliçe Elinor onu hala Demir Taht’ta otururken buldu, elbiseleri kanla ıslanmıştı, soluk ve ölüydü. Kolları pürüzlü bıçaklarla bileğinden dirseğine kadar kesilmişti ve bir başka bıçak çenesinin altından boynuna kadar kesmişti.

Bu güne kadar birçok kişi onu öldürenin Demir Taht olduğunu söyler. Rosby ve Towers taht odasından ayrıldığında kralın yaşadığını ve ta ki Kraliçe Elinor’un cesedi bulana kadar odaya kimsenin girmediği konusunda muhafızlar yemin etmişti. Bazıları ilk kocasının intikamını almak isteyen kraliçenin kör bıçaklar ve kılıçlar yardımıyla kralı öldürdüğünü söyler. Kral Muhafızları’nın yaptığını söyleyenler de vardır ancak odaya girecek her iki kapıda da ikişer şövalye nöbet tutmuştur. Aynı zamanda bir yada birkaç kişinin gizli geçitler yardımıyla taht odasına girdiğide söylenir. Kızıl Kale’nin sırlarını sadece ölüler bilir. Ayrıca kralın gecenin karanlık saatlerinde umutsuzluğa düştüğünü ve kendi canını bıçakları gerektiği gibi bükerek aldığı ve yenilgiye uğramaktansa tahtında ölmeyi beklediği de bir ihtimaldir.

Kral Maegor I Targaryen veya tarihe geçecek adıyla Zalim Maegor’un saltanatı altı yıl altmış gündür. Ölümünden sonra cesedi Kızıl Kale’de yakıldı ve külleri Ejderha Kayası’nda annesinin yanına gömüldü. Çocuksuz öldü ve varis bırakmadı.

Dokuz gün sonra Kral’ın Şehri’nin üstünde gökyüzünde üç ejderha belirdi. Prenses Rhaena geri dönmüştü, yanında kardeşleri Jaehaerys ve Alysanne’da vardı. Anneleri Dul Kraliçe Alyssa bir iki hafta sonra büyük hanelerin liderleri ile sancaktarları ve Fırtına Lordu’nun yanında at sürerek geldi. Halk onları alkışladı. Kuzgunların hespi her kaleye gönderildi, Kral’ın Şehri’ne gelip yeni ve gerçek kralın taç giyme törenine şahit olmak için büyük ve küçük lordların hepsi davet edilmişti.

Ve geldiler.

Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Tanrıların ve insanların şahitliğinde Westeros’un yarısının lordunun önünde Yüce Septon babasının altın tacını oğlunun başının üstüne yerleştirdi ve onun Targaryen Hanesi’nden isminin birincisi Jaehaerys, Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların Kralı ve Yedi Krallığın Lordu ilan etti. Annesi Alyssa kralın erişkinlik yaşına gelmesine kadar naibi ilan edildi ve Lord Rogar Baratheon Diyarın Koruyucusu ve Kral Eli ilan edildi (bir yıl sonra ikisi evlendirildi).

On dört yaşında tahta geçen Jaehaerys elli beş yıl Demir Taht’ta oturdu ve zaman içinde “Yaşlı Kral” ve “Uzlaştırıcı” olarak bilinmeye başladı.

Ancak bu başka üstatlar tarafından başka bir zamanda daha iyi anlatılan bir hikaye oldu.

*** SON ***

Önemli Cevaplar

  1. Bölüm 3

    Çatışmanın kaçınılmaz olması olasıydı çünkü iki kardeşin çok farklı doğları vardı. Nazik ve yumuşak konuşan Kral Aenys’in karısını, çocuklarını ve halkını sevdiği söylenmiştir ve kendiside sevilmek istenmiştir. Kılı ve mızrak uzun zaman önce onun için cazibesini kaybetmiş onun yerine Majesteleri simyadan, astrolojiden ve astronemiden, müzikden ve danstan, en güzelinden ince ve kalın ipeklilerden ve kadifelerden ve üstatların ve septonların verdikleri zekadan hoşlanıyordu.

    Kardeşi Maegor daha geniş, daha uzun ve korkutucu derecede güçlüydü ve bunların hiçbiri için vakti yoktu, sadece savaş, turnuvalar ve mücadeleler için yaşardı. Haklı olarak Westeros’ta ki en iyi şövalye olarak dikkat çekerdi ancak alanda ki vahşetine ve mağlup edilen düşmanlara yönelik sertliğine de dikkat çekilirdi. Kral Aenys her zaman çevresini memnun etmeye çalışırdı; zorluklarla karşılaştığı zaman yumuşak kelimelerle cevap verirdi, Maegor’un cevabı ise ateş ve çelikti. Büyük Üstat Gawen Aenys’in herkese güvendiğini, Maegor’un kimseye güvenmediğini yazar. Kral kolayca etkilenirdi, konsey üyelerinden herhangi birinin dediğini yapardı, bu durum onu rüzgarda sallanan bir saza benzetmişti. Öte yandan Maegor boun eğmezdi ve boyun eğmeyen demir bir öubuk gibi katıydı.

    Buna faklılıklara rağmen Ejderhanın Oğulları iki yıl birlikte dostane ve iyi bir şekilde diyarı yönetti. 39 Fs’de Kraliçe Alyssa Kral Aenys’e Vaella adında bir başka kız evlat verdi ancak yeni varis çok geçmeden beşiğinde öldü. Belkide Prens Maegor’un bundan sonra yapacakları tamamen Kraliçenin doğurganlığını kanıtlaması nedeniyle oldu. Sebebi her ne olursa olsun Prens aniden Leydi Ceryse’in kısır olduğunu ve yeni Harrenhal Lordu’nun kızı Alys Harroway’i ikinci eşi olarak aldığını açıkladı, diyarı ve kralı şoka uğrattı. Düğün Dul Kraliçe Visenya Targaryen’in himayesi altında Ejderha Kayası’nda gerçekleşti. Kale septonu bunu yapmayı reddettiğinde Maegor ve yeni gelini Valyrian ritüelince “kan ve ateşle” evlendi.

    Evlilik Kral Aenys’in izni, bilgisi ve varlığı olmadan gerçekleşti. Ortaya çıktığı zaman iki kardeş acı bir şekilde kavga ettiler. Majesteleri zarafetten yoksundu. Leydi Ceryse’in babası Lord Hightower kralın bu evliliği protesto etmesini ve Leydi Alys’in bir kenara bırakılmasını talep eder. Ve Eski Şehir’de Yıldızlı Sept’te bulunan Yüce Septon daha da ileri gitti, Maegor’un evliliğini günah ve zina ilan ederek kınadı ve prensin yeni karısını “Harroway Fahişesi” olarak andı. Yedinin gerçek oğlu veya kızının böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini hiddetle haykırdı. Prens Maegor muhalif olarak kaldı. Babasının her iki kız kardeşini de karısı olarak aldığını söyledi, İnancın kuralları halkı yönetebilirdi ama Ejderhanın kanını değil. Kral Aenys’in sözleri kardeşinin sözleriyle açtığı yarayı iyileştiremezdi ve Yedi Krallık’ta bulunan birçok dindar lord evliliği kınamıştı, açık açık “Maegor’un Fahişesi” diyenler vardı.

    Küsmüş ve kızgın Kral Aenys kardeşine bir seçim hakkı verdi; Alys Harroway’i bir kenara bırakıp Leydi Ceryse’e geri dönmesi veya beş yıl sürügnde kalması. Prens Maegor sürügnü seçti. 40 Fs’de Pentos’a gitmek için yola çıktı; yanında Leydi Alys, ejdehası Balerion ve kılıcı Blackfyre (Aenys kardeşinden Blackfyre’ı iade etmesini istediği ve kardeşi Prens Maegor’un cevaben “Majesteleri onu benden almayı denemelisiniz” dediği söylenir) aldı. Leydi Ceryse Kral’ın Şehri’nde terk edilmişti.

    Kral Aenys kardeşinden sonra el olarak dindar bir adam ve aynı zamanda elleriyle mucizeler gerçekleştiren Septon Murmison’u atadı (Septon Murmison her gece Leydi Ceryse’in karnına ellerini dokundurdu ve kralın kardeşinin yasal karısının doğurgan olmaıs için dua etti ancak Leydi Ceryse kısa bir süre sonra bu ritüellerden sıkıldı ve Kral’ın Şehri’nden ayrılarak babası Lord Hightower’ın yanına Eski Şehir’e gitti). Hiç şüphe yokkki Majesteleri bu seçimle İnancı rahatlatacağını umdu. Ancak yanılıyordu. Septon Murmison Ceryse Hightower’ı doğurgan yapabileceği kadar diyarı verimli kılabilirdi. Yüce Septon gürlemeye devam etti ve onun izinden giden lordlar salonlarında krallarının zayıflığından bahsetti. “Kardeşini bile yönetemediyse Yedi Krallığı nasıl yönetebilir?” dediler.

    Yinede kral diyardaki hoşnutsuzluğa garip bir şekilde habersiz kaldı. Barış geri dönmüştü ve sorun çıkaran kardeşi Dar Deniz’in öbür tarafında huzursuzluk yaratmıyordu, ve Aegon’un Yüksek Tepesi’ne yeni bir kale inşaatı başlamıştı; hepsi soluk kırmızı taştan inşa ediliyordu, krallığın yeni makamı Ejderha Kayası’ndan daha büyük ve savurgandı, Harrenhal’dan daha güzeldi ve büyük duvarları ve gözetleme kuleleriyle herhangi bir düşmana dayanabilecek düzeydeydi. Kızıl Kale Kral’ın Şehri halkı tarafından adlandırıldı. Kral kaleyi takıntısı haline getirmişti. “Benim torunlarım bin yıl boyunca buradan diyarı yönetecek” demişti. Ve ilan etti. 41 Fs’de soyunun devamını düşünen Aenys Targaryen büyük bir hata yaparak kızı Rhaena ile oğlu Aegon’u evlendirdi ve onları Demir Taht’ın varisi ilan etti.

    Prenses on sekiz, prens on beş yaşındaydı. Bir kraliyet düğünü neşeli bir olaydı ve kutlamalar için bir fırsattır ancak bu düğün Yüce Septon’un reddettiği bir ensest evllikti ve Yıldızlı Sept düğünü müctahcen olarak kınayıp bu evlilikten doğan çocukların “tanrıların ve insanalrın gözünde birer zelil” olacağı konusunda uyarı yaptı. Düğün gününde Hatıra Septi -bir önceki yüce Septon tarafından Rhaenys Tepesi’ne inşa ettirilir ve ismi ölen kraliçe onuruna verilir- ışıltılı gümüş zırhlarıyla Savaşçının Oğullarıyla, ayakta durmuş veya at üzerinde veya yavrularıyla birlikte olan halkla dolmuştu ve evlenecek prens ile prenses geçerken çığlık atıyorlardı. Bilge lordların çoğu bu düğüne mesafeli durup katılmadı.

    Düğüne tanıklık etmek için gelenler bir düğünden daha fazlasını gördüler. Şölen sonrasında Kral Aenys Ejderha Prensi olarak oğlu Aegon’u isimlendirerek yanlış bir karara imza attı. Salona bir sessizlik çöktü çünkü bu unvan aynı zamanda Prens Maegor’a aitti. Yüksek masada oturan Dul Kraliçe Visenya kralın izni olmadan masayı terketti. O gece Vhagar’a binip Ejderha Kayası’na geri döndü, söylenenlere göre ejderhası ayın önünden geçtiğinde ay kan kırmızı rengi aldı.

    Aenys Targaryen diyarın ona karşı aldığı tavrı anlayamadı. Halkı kazanmak için kraliyet gezilerine Aegon ve Rhaena’yı gönderdi ancak gittikleri yerlerde alay edildiler. Kral Eli Septon Murmison nikahı kıydığı için İnanç’tan kovuldu, bunun üzerine kral Yüce Septon’a, İnancın “İyi Murmison” 'u geri almasını istediği ve kız/ erkek kardeşlerin evliliğinin Valyrian kültüründen geldiğini anlatan bir mektup gönderdi. Yüce Septon’un cevabı o kadar kabaydı ki Majesteleri okuduğunda yüzü solgunlaştı. Aceleden uzak Müminlerin Çobanı Aenys’i “Canavar Kral” olarak adlandırdı, onu bir sahtekar ve tiran ilan etti ve Yedi Krallığa hükmetme yetkisinin olmadığını ilan etti.

    İnanç bun uygulamaya başladı. Bir iki hafta sonra Septon Murmison şehrinde kapılarından birinden geçerken bir grup Fakir Dostlar üyesi onu bir sokakta sıkıştırdı ve parçalara ayırdı. Savaşçının Oğulları Hatıra Septi’ni güçlendirmeye başladılar hatta septi kendi kalelerine çevirdiler. Kızıl Kale’nin hala bitmesine yıllar varken Kral, Visenya Tepesi’nin oldukça savunmasız olduğuna karar verdi ve Kraliçe Alyssa ile küçük çocuklarını Ejderha Kayası’na göndermeyi planladı. Akıllıca bir önlemdi. Yelken açmadan üç gün önce iki Fakir Dostlar kalenin duvarlarını aştılar ve kralın yatak odasına girdiler. Kral Muhafızları’ndan Sör Raymolt Baratheon sayesinde Aenys ölümden döndü.

    Majesteleri Visenya’ya Visenya’nın Tepesi’ni vermişti. Ejderha Kayası’nda ki Dul Kraliçe Visenya şanına yaraşır şekilde Aenys’i karşıladı ve “Sen bir aptalsın ve zayıfsın yeğenim. Sence hiç kimse baban hakkında konuşabilirmiydi? Bir ejderhan var. Onu kullan. Eski Şehir’e uç ve Yıldızlı Septi bir başka Harrenhal’a çevir. Ya da izin ver o dindar aptalları senin için ben kızartayım. Vhagar yaşlı ama hala ateşi sıcak.” Aenys buna izin vermedi. Bunun yerine Dul Kraliçe’yi Deniz Ejderi Kulesi’nde ki odasına gönderdi ve orada kalmasını emretti.

    41 Fs’nin sonunda diyarın büyük bir kısmı Targaryen Hanesi’ne tam zamanlı bir isyan halindeydi. Fatih Aegon’un ölümünden sonra ortaya çıkan dört sahte kral yükselişinin bir tehdide karşı aptallık olarak göründüğünü söyleyen isyancılar Yedinin askerlerini kendilerine inandırıp tanrıların tiranlığa karşı kutsal bir savaşla mücadele edilmesi geektiğini ilan ettiler.

    Yedi Krallık’ta düzinelerce dindar lord ağladı ve kralın sancaklarını aşağıya çekerek Yıldızlı Sept’e biat ettiler. Savaşçının Oğulları Kral’ın Şehri’nde ki kapıları ele geçirdiler ve kente kimin girip kimin çıkabileceğini kontrol altına aldılar ve Kızıl Kale’nin işçilerini şehirden çıkardılar. Binlerce Fakir Dostlar üyesi yollara çıktılar ve yolcuların “Tanrıları mı zelilleri mi” seçtiklerini sorguladılar, Targaryen kralını kınamayan lordların kapısında kralı reddedene kadar beklediler. Prens Aegon ve karısı ziyaretleri bitirip Crakehall Kalesi’e sığınmak zorunda kalırlar. Braavos’dan bir elçi Lord Hightower’la müzakere etek için Eski Şehir’e geldi ve Yüce Septon’u “tüm isimlerle birlikte Westeros’un gerçek Kralı” olarak banka defterine yazdı.

    Babası gibi isminin birincisi Aenys Targaryen Ejderha Kayası’nın avlusunda alevlerle yakıldı. Cenazesine o sırada on iki ve yedi yaşında olan oğulları Viserys ve Jaehaerys katıldı, ayrıca beş yaşında ki kızı Alysanne’da oradaydı. Kraliçe Alyssa kocası için ağıt yaktı. Tüm bunlar olurken Dul Kraliçe orada değildi. Kralın ölümünden bir saat sonra Vhagar’a bindi ve Dar Deniz’in karşısına, doğuya uçtu.

    Döndüğünde, Prens Maegor Balerion’la birlikte yanındaydı.

  2. Bölüm 4

    Maegor Ejderha Kayası’nda tacı takacak kadar bir zaman geçirmişti; tacı Aenys’in yedinin imgeli tacı değil kan kırmızı yakutlarla bezeli babaları Aegon’un tacıydı. Tacı kafasına annesi yerleştirdi ve orada olan lordlar ve şövalyelerin önünde oğlunu Targaryen Hanesi’nden Maegor, İlk İnsanların, Andalların ve Rhoynarın Kralı ve Diyarın Koruyucusu ilan etti.

    Sadece Yüce Üstat Gawen buna karşı çıktı. Fatih’in Fetih sonrası onayladığı yasalardaki miras yasalarına göre tahtın Kral Aenys’in oğlu Aegon’a geçmesi gerektiğini söyledi. Maegor cevaben “Demir Taht onu ele geçirmeye gücü yeten adama gidecek” dedi. Sonrasında Yüce Üstat’ın derhal idam edilmesine karar verdi ve bizzat Blackfyre ile üstadın kafasını kesti. Kraliçe Alyssa ve çocukları Kral Maegor’un taç giyme törenine şahit olmadılar. Kraliçe, kocasının cenaze merasiminden birkaç saat sonra Ejderha Kayası’nı terkedip lord babasının kalesine, Akıntıtaşı’na gitti. Maegor’a bu haber verildiğinde omuz silktiğini söylenir… sonrasında yanına bir üstat alıp Boyalı Masa odasına gittiği ve diyardaki büyük ve küçük tüm lordlara mektup yazdığı söylenmiştir.

    O gün yüz kuzgun uçtu. Ertesi günde Maegor uçtu. Ejderhası Balerion’la dağların ve Karasu Koyu’nun üzerini annesi Dul Kraliçe Visenya ve ejderhası Vhagar’la beraber uçup Kral’ın Şehri’ne indiler. Ejderhaların dönüşü şehirde isyan başlattı, yüzlercesi kaçmaya çalıştılar ama kapılar kapalı ve mühürlüydü. Savaşçının Oğulları şehir duvarlarını, Rhaenys Tepesi’ni ve kendi kalelere haline getirdikleri Hatıra Septi’ni tutuyorlar, Kızıl Kale’de ki kaosu sonlandırmaya çalışıyorlardı. Targaryen’ler Visenya Tepesi’ne sancaklarını diktiler ve onlara katılmaları için halka çağrıda bulundular. Binlercesi geldi. Visenya Targaryen oğlu Maegor’un kralları olduğunu ilan etti. “Gerçek Kral, kardeşim, kocam ve aşkımın kanı Fatih Aegon’un kanı. Onun Demir Taht’ta hakkını sorgulayacak bir erkek varsa iddiasıyla yüzleşmek için karşımıza çıksın.”

    Savaşının Oğulları meydan okumayı kabul etmekte geç kalmadı. Gümüş çelikli yedi yüz şövalye ve onların kumandanı Dindar Damon olarak bilinen Sör Damon Morrigen Rhaenys Tepesi’nden aşağıya indi. Maegor “Buraya ağız dalaşına gelmedim” dedi. “Kılıç buna karar verecek”, Sör Damon bunu kabul etti, “Kim haklıysa Tanrılar ona zafer verecek. Eski Andalos’ta olduğu gibi her iki tarafta yedi şampiyon olsun. Yanında duracak altı adam bulabilir misin?” Aenys’in Kral Muhafızları Ejderha Kayası’ndaydı ve Maegor tek başınaydı.

    Kral kalabalığa döndü. “Kim kralının yanında duracak?” diye seslendi. Bir çoğu korkuyla döndü veya duymadığını iddia etti, Savaşçının Oğulları’nın cesareti herkes tarafından biliniyordu. Ama sonunda bir adam öne çıktı; Fasülye Dick adında silah ustası olan basit bir adamdı. “Çocukluğumdan beri kralın adamıydım” dedi adam. “Öldüğümde de kralın adamı olacağım.” Ancak o zaman ilk şövalye hamleyi yaptı. “Bu fasülye hepimizi utandırıyor” diye bağırdı. “Burada gerçek şövalyeler yok mu? Sebze olmayan adam yok mu?” Konuşmacı, Kızıl Harren’i öldüren ve Kral Aenys tarafından şövalye ilan edilen Bernarr Brune’dan başkası değildi. Onun bu küçümsemesi kılıçların kalkmasına neden oldu. Maegor için ayağa kalkan ayağa kalkan dört isim Westeros tarihinde önemli isimler olarak geçer; gezgin şövalye Karagövde’den Sör Bramm, Sör Rayford Rosby, Sör Guy Lothson nam-ı diğer Obur Guy ve Danseden Kaya Lordu Sör Lucifer Massey.

    Savaşçının Oğulları’nın yedi şövalyesinin isimleride bize kadar gelmiştir. Onlar; Savaşçının Oğulları’nın Kumandanı Sör Damon Morrigen, nam-ı diğer Dindar Damon, Sör Lyle Bracken, Sör Harys Horpe, nam-ı diğer Kurukafa Harry, Sör Aegon Ambrose, Sör Dickon Çiçek, nam-ı diğer Bessbury Piçi, Sör William, nam-ı diğer Avare William ve Yedi Yıldızlı Sör Garibald, nam-ı diğer Septon Şövalye. Dindar Damon’un yedi yargısından önce dua edenlere liderlik ettiği ve Savaşçı’nın kollarına kuvvet vermesi için yalvardığı yazılmıştır.

    Daha sonra Dul Kraliçe yargının başlanması emrini verir. Ve mücadele başlar.

    İlk ölen Fasülye Dick oldu, çatışma başladığında Lyle Bracken tarafından ilk seçildiği için öldürüldü. Daha sonrasında bilgiler belirgin şekilde farklılık göstermekte. Tarihçilerden bazıları Sör Guy Lothson’un karnının kesildiğinde içinden sindirilmemiş börek kalıntıları çıktığını iddia ederler. Bir başka söylentide Yedi Yıldızlı Sör Garibald’ın savaşırken ilahi söylediğidir. Bazıları bize Lord Massey’in Harys Horpe’un kolunu kopardığını söyler. Bir diğerleri Kurukafa Harry’nin savaş baltasını diğer eline aldığı ve Lord Massey’in gözlerinin arasına gömdüğünden bahseder. Tarihçilerin bir ksımı Sör Harys’in basit bir şekilde öldüğünü öne sürer. Bazıları savaşın saatler sürdüğünü söyler, diğerleri ise savaşçıların çoğunun ilk saldırılarda birbirlerini öldürdüklerini ve ayağa kalkamadan öldüklerini söyler. Ancak tarihçilerin hepsi büyük işler yapıldığı ve şiddetli mücadele edildiğini konusunda hemfikirdir, sonunda ayakta kalan Maegor Targaryen Dindar Damon ve Avare William’a karşı tek başına kalır. Savaşçının Oğulları’nın iki üyesi de ağır yaralıydı, Majestelerinin elinde ise Blackfyre vardı ancak onun da düşmanları kadar yaralı olduğu şarkıcılar ve üstatlar tarafından doğrulanır. Sör William son kez düşmeden önce kralın miğferini kırmış ve kafasına korkunç bir darbe indirmiştir. Birçok kişi Maegor’un öldüğünü düşünüyordu, ta ki annesinin Maegor’un kırık miğferini çıkarana kadar. “Kral nefes alıyor” diye ilan etti. “Kral yaşıyor.” Zafer onundu.

    Savaşçının Oğulları aralarında komutanlarıda dahil en güçlü yedi kişiyi kaybetmişti ancak tepelerde ve tacın altında toplanan yedi yüzden fazlasilahlı ve zırhlı adam vardı. Kraliçe Visenya oğluna üstatların gelmesini emretti. Üstatlar ve yardımcıları onu tepeden aşağıya indirdikçe İnancın Kılıçları teslimiyetleri göstermek için diz çökmeye başladılar. Dul Kraliçe onlara Rhaenys Tepesi’nde ki septten döndürülmüş kalelerine dönmelerini emretti. Yirmi yedi gün boyunca Maegor yatağında koma içinde kaldı, üstatlar onu iksirler ve lapalarla hayatta tutmaya çalışırken septonlar yatağının başında dua etti. Hatıra Septi’nde ise Savaşçının Oğulları dua ettiler ve kendi meselelerini tartıştılar. Bazıları mücadeleyi kazandığı ve Tanrıların onu zaferle kutsamasından dolayı Maegor’u kral olarak kabul etmekten başka çareleri olmadığını söylemişti, diğerleri ise Yüce Septon’a itaat etmek için yemin ettikleri ve mücadeleye devam etmeleri konusunda ısrar ettiler.

    Kral Muhafızları ise o zamana kadar Ejderha Kayası’ndan gelir. Dul Kraliçe’nin emriyle binlerce Targaryen yanlısı askerin komutasını alırlar ve Rhaenys Tepesi’ni kuşatırlar. Akıntıtaşı’nda ise bir başka Dul Kraliçe Alyssa kendi oğlu Aegon’u tahta çıkarır. Eski Şehir’de ki Hisar’da ise Aliüstatlar toplanıp yeni Yüce Üstat’ın kim olacağına karar vermeye çalışırlar. Binlerce Fakir Dostlar mensubu Kral’ın Şehri’ne doğru yola çıkar. Batıdan gelenler Sör Horys Tepe’yi izlerken güneyden gelenler devasa bir baltacı olduğu söylenen Oduncu Wat’ı izler. Dağınık gruplar Crakehall’ın etrafından ayrılıp yürüyüşlere katıldığında Prens Aegon ve Prenses Rhaena nihayet yola çıkar. Kraliyet ziyaretlerini terk ettiler ve Lord Lyman Lannister’ın koruma teklifiyle Casterly Kayası’na gittiler. Prenses Rhaena’nın hamile olduğunu ilk anlayan Leydi Jocasta’dır.

    Yedi Yargısından yirmi sekiz gün sonra iki kadın ve altı yüz paralı askeri taşıyan bir gemi Pentos’tan akşam gelgitinde gelir. Maegor Targaryen’in ikinci eşi Harroway Hanesi’nden Alys Westeros’a döner… ama yalnız değildir. Onunla birlikte adının Kuleli Tyanna olduğu söylenen solgun suretli kuzgun karası saçlı güzel bir kadında gelmiştir. Bazıları kadının Maegor’un metresi olduğunu söyler. Diğerleri Leydi Alys’in eşlikçisi olduğunu iddia eder. Pentoslu bir büyücünün kızı olan Tyanna, zengin bir fahişe olmak için tavena dansçısı olur. Ayrıca bir zehirci ve büyücü olduğu da söylenir. Hakkında kadınlarla da yattığına dair birçok hikaye anlatılır… ancak Kraliçe Visenya üstatların ve septonların görevlerine son verir ve Maegor’un bakımını Tyanna’ya verir.

    Ertesi sabah güneş yükseldiğinde kral uyandı. Maegor Kızıl Kale’nin duvarları arasında Alys Harroway ile Pentoslu Tyanna arasında göründüğünde kalabalık çılgınca tezahüratta bulundu ve şehirde kutlamalar başladı. Fakat Maegor Balerion’u hazırladı Rhaenys Tepesi’ne Savaşçının Oğulları’nın ele geçirdikleri septte yedi yüz kadar askerin sabah duası sırasında indiğinde tezaüratlar son buldu. Ejder ateşi binayı yaktığında okçular ve mızraklılar kapılardan çıkmak isteyenler için dışarda bekliyordu. Yanan adamların çığlıkları şehir boyunca duyulabiliyordu ve günler boyunca Kral’ın Şehri üzerinde bir miktar duman kaldı. Böylece Savaşçının Oğulları ateşli sonlarına ulaştılar. Birliklerin küçük kısımları Eski Şehir’de, Lannis Limanı’nda, Martı Kasabası’nda ve Taşlı Sept’te olsa da bir daha asla eski güçlerine kavuşamadılar.

    Ancak Kral Maegor’un İnanç Militanları’na karşı savaşı yeni başlamıştı. Saltanatının devamında da devam edecekti. Kralın Demir Taht’ta ki hükmünün ilk hareketi silahlarını bırakmak için şehre gelen Fakir Dostlar mensuplarının suçlanması ve ölüm cezası oldu. Konseyde çıkarttığı yasa ile Majesteleri tüm “sadık lordlarından” arazilerinde gördükleri Fakir Dostlar üyelerini ve İnancın rezil ordularını dağıtmaları emri verir. Buna karşılık Eski Şehir’de ki Yüce Septon Tanrıların gerçek ve dindar çocuklarına" İnancı silahlandırmalarını ve “ejderhaların, canavaların ve zelillerin” saltanatını sona erdirmelerini söylemiştir.

    Savaş ilk olarak Menzil’de Taşköprü Kasabası’nda meydana gelir. Emrinde dokuz bin Fakir Dostlar üyesi olan Oduncu Wat Mander’i geçmeye çalışırken altı lordun birleşik gücü onları kapana kıstırır. Nehrin kuzeyindeki ve güneyindeki adamlar Wat’ın ordusunu parçalara ayırır. Eğitimsiz ve disiplinsiz adamların; kaynamış deri, pütürlü ve paslanmış çelik hurdaların; büyük ölçüde ormancı baltası, bilenmiş demir çubuk ve çiftlik aletlerinden silahlanmış adamların ağır zırhlı atlı askerlere dayanamayacağı kanıtlanmış olur. Büyük bir keder açığa çıktı, Mander yirmi fersah kan kırmızı renge büründü ve daha sonra savaşın yapıldığı yer ve kale Acıköprü adını aldı. Wat’ın kendisi aralarında kralın ordularının kumandanı Çimenli Vadi Lordu da dahil yarım düzine şövalyeyi öldürdükten sonra yakalanır. Dev oduncu Kral’ın Şehri’ne zincirli halde teslim edilir.

    O zamana kadar Sör Horys Tepe Karasu’yun büyük çatalına büyük bir orduyla ulaştı; ordusu on üç bin Fakir Dostlar mensubu, Taşlı Sept’ten gelen iki yüz Savaşçının Oğulları ve Batı Toprakları ile Nehir Toprakları’ndan gelmiş bir düzine asi lord ve şövalyeden oluşuyordu. Yüce Septon’un çağrısına cevap veren dindarların başında Lord Rupert Falwell nam-ı diğer Savaş Soytarısı vardı; bununla birlikte Sör Lyonel Lorch, Sör Alyn Terrick, Lord Tristifer Wayn, Lord Jon Lychester ve diğer soylu şövalyelerde ordunun içindeydi. Dindar ordu yirmi bin kişi ediyordu.

    Kral Maegor’un ordusuda yaklaşık aynı büyüklükteydi ancak Majesteleri’nin ordusunda iki kat fazla zırhlı atlı, uzun oklarıyla bir okçu birliği ve kralın sürdüğü Balerion vardı. Yine de savaş vahşi bir mücadele haline geldi. Savaş Soytarısı Bakire Havuzu Lordu tarafından katledilmeden önce iki Kral Muhafızını yere sermişti. Kral için savaşan Büyük Jon Hogg savaşın başında Kılıçlar’dan birinin kılığına girdi ve adamlarını topladığında dindarların hatlarını kırdı ve Fakir Dostlar’ın kaçmasına sebep oldu. Bir yağmur fırtınası Balerion’un ateşini hafifletti ancak tamamen söndürmedi, dumanların ve çığlıkların arasında Kral Maegor tekrar yere indi ve düşmanlarını ateşle besledi. Kalan Fakir Dostlar kaçıştığında gece yarısı zafer kraliyetin oldu.

    Muzaffer Kral Maegor Demir Taht’a oturmak için Kral’ın Şehri’ne döner. Zincirli olduğu halde hala meydan okuyan Oduncu Wat teslim edildiğinde, Maegor devin bacaklarını kendisi keser ama hayatta tutulması emrini verir; “Böylece düğünüme katılabilir” der. Sonrasında Majesteleri Kuleli Tyanna’yı üçüncü karısı olarak alma niyetini açıklar. Annesi Dul Kraliçe bile Pentoslu büyücüyü sevmediğini fısıldamasına rağmen sadece Yüce Üstat Myres açıkça konuşmaya cesaret eder. Myres “Tek gerçek karınız sizi Yüksek Kule’de bekliyor” der; kral onu sessizce dinler, tahtından iner, Blackfyre’ı alır ve durduğu yerde onu öldürür.

    Maegor Targaryen ve Kuleli Tyanna Rhaenys Tepesi’nde orada ölen Savaşçının Oğulları’nın külleri ve kemikleri arasında evlenir. Maegor’un töreni yapmaya istekli septon bulması için bir düzine septonu öldürmesi gerektiği söylenir. Oduncu Wat evliliğe tanıklık etmek için canlı tutulur. Kral Aenys’in dulu Kraliçe Alyssa, genç oğulları Viserys ve Jaehaerys ve kızı Alysanne ile birlikte düğünde bulundular. Dul Kraliçe ve Vhagar Akıntıtaşı’na bir ziyarette bulunur; Kraliçe Alyssa’nın erkek kardeşleri ve Velaryon Hanesi’nden kuzenleri gerçek kral olarak Maegor’a saygı duyarlar, Dul Kraliçe Alyssa’yı saraya geri dönme konusunda ikna eder. Dul kalan kraliçe evlilik töreninin bitirilmesi için saraydaki diğer kadınlarla birlikte başta kralın ikinci karısı Alys Harroway tarafından liderlik edilen yatak törenine katılmak zorunda kalır. Kralı yatağa kadar götüren kadınlar ve Alyssa sonrasınra dışarı çıkarlar ama Alys içerde kalır ve kralın yeni karısıyla ilk gecesinde onlara katıldığı söylenir.

    Eski Şehir’e haberler geldiğinde Yüce Septon “zina ve fahişe” suçlamalarını en yüksek sesle haykırır, kralın ilk karısı Hightower Hanesi’nden Ceryse’in Maegor’un tek meşru kraliçesi olduğu konusunda ısrar eder. Ve Batı Toprakları’nda Ejderha Kayası Prensi Aegon Targaryen’de kararlıydı. Kral Aenys’in en büyük oğlu olduğu için taht onun hakkıydı. Prens on yedi yaşındaydı ancak zayıf bir babanın oğlu olmasının yanı sıra az sayıda lord Kral Maegor’un hiddetini kabul edip iddiasını destekledi. Kendi annesi Kraliçe Alyssa bile onun iddiasını terk etmişti, adamlar arasında söyleniyordu. Hatta evinde prensi ağırlayan Lyman Lannister, Maegor Aegon ve kız kardeşini Casterly Kayası’ndan kovmasını istediğinde onlara sahip çıkmış ancak kılıcını ona adamamıştır.

  3. Bölüm 5

    Ve böylece Prenses Rhaena Casterly Kayası’nda Aegon’dan ikiz kılzarını doğurdu, isimlerine Aerea ve Rhaella oldu. Yıldızlı Sept buna da itiraz etti. Yüce Septon doğan çocukların iğrenç ve zelil olduğunu, ensest ve şehvet ürünü olduklarını ilan etti.

    43 Fs’nin ilk anlarında Kral’ın Şehri’nde bulunan Kral Maegor Kızıl Kale’nin yapımını bizzat üstlenmişti. Biten kısımlar yıkıldı yada değiştirildi, yeni inşaatçılar ve işçiler getirilidi ve inşa edilen gizli tüneller ile yollar Aegon’un Yüksek Tepesi’nin derinliklerine doğru ilerlerdi. Kızıl taş kuleler yükseldi ve herkes tarafından sonradan Maegor’un Malikanesi olarak bilinecek kralın kendi binası kuru bir hendekle çevrili korunaklı bir yapı olarak inşa edildi.

    Aynı yıl Maegor karısı Kraliçe Alys’in babası Lord Lucas Harroway’i yeni Kral Eli yaptı…ama kralın kulağı oldu eli değil. Majesteleri Yedi Krallığa hükmediyordu ve istediğini adamlarının kulağına fısıldıyordu ancak kendisi üç kraliçe tarafından yönetiliyordu; annesi Kraliçe Visenya, aşığı Kraliçe Alys ve Pentoslu cadı Kraliçe Tyanna. Siyah saçlarından dolayı “Kralın Kuzgunu” ve “Fısıltıların Metresi” olarak anıldı. Krala karşı konuşacak kadar aptalları dinleyen örümcek, fare ve türlü haşarat akşamları ona duyduklarını anlatmak için gelirdi.

    Bu arada hala binlerce Fakir Dostlar Vadi, Nehir Toprakları ve Menzil’de yollarda yada keçi patikalarında dolaşıyorlardı; yine de açıkça kralla yüzleşecek sayıda değillerdi ve daha küçük yerlere gitmeye karar verdiler. Gezginlere dönüştüler, kasabalara, köylere ve kötü korunaklı kalelere gittiler ancak kralın sadık ordusu onları yakaladığında katledildiler. Sör Horys Tepe Büyük Çatal Savaşı’nda kaçmıştı ancak hem savaşın yenilmesinden hemde firarından dolayı takipçileri azalmıştı. Fakir Dostlar’ın yeni liderleri asilerden ayırt edilemeyecek Düzensiz Silas, Septon Ay ve Topal Dennis’ti. En zorlu lider Kral’ın Şehri ile Fırtına Toprakları arasında kalan ormanda sadece dürüsüt yolcuların geçmesine izin veren Frengi Jeyne Poore’du.

    Bu sırada Savaşçının Oğulları yeni bir kumandan seçmişti, Sör Joffrey Doggett nam-ı diğer Tepelerin Kızıl Köpeği oğulları eski büyük gücüne geri döndürme de kararlıydı. Sör Joffrey Yüce Septon’un duasını almak için Lannis Limanı’ndan yola çıktığında yüzlerce adam onu izledi. Eski Şehir’e vardığında aralarında şövalyeler, yaverler ve gezginlerin bulunduğu iki bine yakın adamı olduğu söylenir. Diyarın başka yerlerinde huzursuz lordlar ve İnancın adamları da askerleri bir araya getiriyor ve ejderhaları baştan indirmenin yolunu arıyorlardı.

    Bunların hiçbiri gözden kaçmamıştı. Diyarın dört bir yanına kuzgunlar uçtu; sadakati şüphe uyandıran lordlar ve şövalyeler Kral’ın Şehri’ne çağrılıyordu, diz çökme ve sadakat yemini etmenin yanı sıra bir oğul veya bir kızlarını rehine olarak teslim etmeleri isteniyordu. Yıldızlar ve Kılıçlar yasa dışıydı, her iki örgüte de mensup olmanın cezası ölümdü. Yüce Septon’un da yüksek ihanet suçuyla yargılanması için Kızıl Kale’ye gelmesi emredildi.

    Yüce Septon Yıldızlı Sept’ten cevap verdi, kralın Eski Şehir’e gelip günahlardan affolmayı ve zalimliği için tanrıların affını dilemesi gerektiği söylendi. İnançlıların çoğu meydan okumaya devam etti. Bazı dindar lordlar Kral’ın Şehri’ne sadakat yemini etmek ve rehinelerini götürmek için yola çıktı ancak daha fazlası ancak bir çoğu bunu yapmadı, sayılarına ve kalelerinin gücüne güvendiler.

    Kral Maegor zehir yaymalarına yarım yıl boyunca müsade etti ve günlerini Kızıl Kale’de geçirdi. Harekete geçen ilk kişi annesiydi. Dul Kraliçe Vhagar’ı eyerledi ve Menzil’e Dorne Sınırları’na kadar ateş ve kan getirdi. Tek gecede Blanetree’lerin, Terrick’lerin, Deddings’lerin, Lychester’ların ve Wayn’ların makamlarını yaktı. Sonra Maegor Balerion’la birlikte Batı Toprakları’na uçtu, Broome’ların, Falwell’ların, Lorche’ların, Myatt’ların ve kraliyetin davetine karşı çıkan “diğer dindar lordların” kalelerini yaktı. Son olarak Doggett Hanesi’nin büyük salonu ve ahırları yanmış kalesine indi. Yangın Sör Joffrey’in babası,annesi ve genç kız kardeşi ile yeminli kılıçları, hizmetlileri ve kölelerinin de canını almıştı. Dumanlar Batı Toprakları ve Menzil’de her yeri sardığında Vhagar ve Balerion güneye döndü. Fetih sırasında başka bir Lord Hightower başka bir Yüce Septon’un tavsiyesi ile Eski Şehir’in kapılarını açmıştı, o zaman bile kalabalık olan şehir şimdi daha büyümüş ve Westeros’un en büyük ve kalabalık şehri olmuştu.

    O gece binlerce kişi kapılardan veya limanın uzağındaki gemilere binerek kaçtılar. Binlercesi ise sarhoş olup sokağa çıktı. “Bu şarkı günah ve içkili bir gecede söylenmeliydi” dedi adamlar birbirine “yarın geldiğinde dürüsüt ve aşağılıklar birlikte yanacaklar.” Diğerleri kurtulabilmek için septlere, tapınaklara ve eski ormanlara koştular. Yıldızlı Sept’te Yüce Septon haykırarark dua etti, tanrıların öfkesini Targaryen’lerin üzerine çağırdı. Aliüstatlar özel oturum için buluştular. Şehir gözcüleri ateşle mücadele etmek için kovalara ve çuvallara kum koydular. Şehir surları boyunca yaylar, akrepler, ateş püskürtücüler ve mızraklılar ejderhaları aşağıya çekme umuduyla siperlerdeydi. Eski Şehir Lordu’nun erkek kardeşi Sör Morgan Hightower tarafından yönetilen iki yüz Savaşçının Oğulları askeri Yüksek Kutsallığı savunmak için kendi kışlalarından çıktılar ve Yıldızlı Sept’i çelik halka gibi sardılar. Yüksek Kule’nin tepesinde ki büyük işaret ateşi Lord Martyn Hightower’ın sancaktarlarını uyarmak için yeşil ışığa döndürüldü. Eski Şehir şafağı ve ejderhaların gelmesini beklediler.

    Ve ejderhalar geldi. Önce Vhagar güneş yükselirken ve ardından Balerion öğleden hemen önce. Ancak şehrin kapılarını açık, mazgalları insansız ve şehir surlarının üstündeki tepede Targaryen, Tyrell ve Hightower sancaklarını yan yana uçuşurken gördüler. Haberleri öğrenen Dul Kraliçe Visenya oldu. Bu uzun ve korkunç gecenin en karanlık saatinde Yüce Septon ölmüştü. Elli üç yaşında ki adam gücüyle tanınıyor, korkusuz olduğu kadar sağlığıda iyi görünüyordu. Bir gün ve gecede uyku yada beslenme olmadan birden çok vaaz vermişti. Ani ölümü şehirde şok etkisi yarattı ve takipçilerini dehşete düşürdü. Sebepleri bugün bile tartışılmaktadır. Bazıları Yüce Kutsallığın intihar ettiğini söylenir; insanlar bunu ya Kral Maegor’un öfkesiyle yüzleşmekten korkan bir korkağın ya da Eski Şehir’in güzelliklerini ejder ateşinden kurtaran bir soylunun eylemi olarak açıklar. Diğerleri sapkınlığı, vatana ihaneti, kibri ve gurundan dolayı Yedi tarafından canının alındığını iddia eder.

    Ve birçok kişi öldürüldüğünden emindi… ama kim tarafından? Bazılarına göre Sör Morgan Hightower ağabeyinin emriyle Yüce Septon’u öldürmüştü (Ve Sör Morgan o gece Yüce Septon’un odasına sürekli girip çıkıyordu). Bazıları ise Lord Martin’in halası ve tatnınmış bir cadı olan Leydi Patrice Hightower’ın bu cinayeti işlediğini düşünüyordu (O gece gerçekten Yüce Septon’un yanına girmek isteyen çoktu ve leydi yanından ayrıldığında hala hayattaydı). Hisar’ın aliüstatları da şüphelilerdi; karanlık sanatlara, bir suikastçıya veya zehir kullanarak bu işi yapabilirlerdi (o gece Hisar ve Yıldızlı Sept arasında gidip gelen mesajlar vardı). Ve hala onların suçsuz olduğunu ve Yüce Septon’un ölümünün bir büyü yoluyla olduğunu ve bunu yapanında Dul Kraliçe Visenya Targaryen olduğu iddia edildi.

    Gerçek asla bilinmeyecekti… ancak Lord Martyn’in haber kendisine Yüksek Kule’de verildiğinde ani harekete geçmesi anlaşmazlığın ötesindeydi. Aralarında kardeşinin de bulunduğu tüm Savaşçının Oğulları’nı tutuklamak için kendi şövalyelerini gönderdi. Şehir kapılarını açtı ve Targaryen sancağını duvarlarına astı. Vhagar’ın kanatlarını görmeden önce Lord Hightower’ın adamları En Müteyyinler’leri yataklarından kaldırdılar ve yeni septon seçmeleri için onları Yıldızlı Sept’te götürdüler.

    Ancak gerekli olan tek oy pusulasıydı. Nasıl olduysa İnancın bilge adamları ve kadınları Septon Pater’ı seçtiler. Adam doksan yaşında kör, kambur, zayıftı ancak sevimli bir adamdı; yeni Yüce Septon başının üsütne konulan kristal tacın altında neredeyse çökmüştü… ancak Maegor Targaryen Yıldızlı Sept’te onun önünde ortaya çıktığında onu kral olarak kutsadığı için çok mutlu olmuştu, başını kutsal yağla kutsadı ve duanın sözlerini unutmadı.

    Kraliçe Visenya kısa süre sonra Vhagar ile Ejderha Kayası’na döndü ancak Maegor neredeyse yarım yıl boyunca Eski Şehir’de kaldı, burada mahkemelere ve yargılanmalara başkanlık etti. Savaşçının Oğulları’nın esir kılıçlarına bir seçim şansı verildi. Onun hükmünü reddedenler Sur’a gidecek ve günlerini Gece Gözcüleri’nin kardeşlerinden biri olarak geçirmesine izin verilecek. Reddedenler İnancın huzurunda öldürülecek. Esirlerin dörtte üçü Siyahlar’ı seçti. Geri kalanlar öldü. Ünlü şövalyelerin ve lordların oğullarından olan yedi kişi Kral Maegor’un Blackfyre ile onları bizzat öldürme onuruna erişti. Geri kalanlar eski kardeşlerinin kılıçlarında öldüler. Sadece bir kişi kraliyet affını aldı, Sör Morgan Hightower. Yeni Yüce Septon resmen Savaşçının Oğulları ve Fakir Dostları’nı lağvetti, kalan üeyelerini tanrıların adına silah bırakmaya davet etti. İnancın artık savunulmaya ihtiyacının olmadığı bizzat Yüce Kutsal tarafından ilan edildi, bundan böyle Demir Taht İnancı bizzat koruyacak ve savunacaktı. Kral Maegor İnancç Militanları’nın yıl sonuna kadar silahlarını teslim etmeleri ve isyankar yollardan vazgeçmeleri için izin verdi. Sonrasında meydan okuyanlar için yeni bir yol izlenecekti; pişmanlık duymadan yenilen her bir Savaşçının Oğulları üyesi için bir altın ejderha, kafası bit dolu Fakir Dostlar için bir gümüş.

    Yeni Yüce Septon ve En Müteyyinler itiraz etmedi.

    Eski Şehir’de kaldığı süre boyunca Kral Maegor ilk karısı ve ev sahibinin kız kardeşi Kraliçe Ceryse ile uzlaşıp barıştı. Majesteleri diğer eşlerini nasıl kabul edip onlara saygılı davrandıysa Ceryse’de öyle davranacağını, onun onurunu zedeleyecek bir konuşma yapmayacağını, karısı ve kraliçesi olduğu için hakkı olan tüm gelirleri, ayrıcalıkları ve tüm hakları ona vereceğine yemin eder. Uzlaşmayı kutlamak için Yüksek Kule’de büyük bir ziyafet yapılır; eğlence için ikinci bir “yatak töreni” de yapılır, böylece tüm insanlar bunun gerçek ve sevgi dolu bir birliktelik olduğuna şahitlik eder.

  4. Bölüm 6

    Kral Maegor’un Eski Şehir’de ne kadar kaldığı bilinmez ancak 43 Fs’nin ikinci yarısında tahta başka bir meydan okuma haberini alır. Yeğeni Ejderha Kayası Prensi Demir Taht’a olan iddiası uğruna Batı Toprakları’nda ortaya çıktı. Ejderhası Quicksilver’la beraber on beş bin kişilik ordusunu Nehir Toprakları’na götüren Aegon, Kral Aenys’in en büyük oğlu olduğu için tahtın kendisine ait olduğunu iddia ediyordu ve amcasının bir zorba ve gaspçı olduğunu iddia etti. İddiasını büyük ve soylu lordların yanı sıra çoğunlukla Nehirli haneler destekliyordu; Tarbeck, Piper, Roote, Vance, Charlton, Frey, Peage, Parren ve Westerling’lerin yanı sıra Vadi’den Lord Corbray, Höyük Toprakların Piçi ve Akbaba Tüneği’nin dördüncü oğlu da destekçileri arasındaydı.

    Ordusu disiplinli, komutanları ve şövalyeleri kudretli olmasına rağmen Prens Aegon’un davasıan büyük lordlar katılmamıştı… ancak Fısıltıların Metresi Kraliçe Tyanna kocası Maegor’u Fırtına Burnu’nun, Kartal Yuvası’nın, Kışyarı’nın ve Casterly Kayası’nın dul Kraliçe Alyssa ile gizlice iletişim halinde oldukları konusunda bilgilendirdi. Ejderha Kayası Prensi’ni desteklemek için bir galibiyet almasını bekliyorlardı ve ancak o zaman ikna olacaklardı. Aegon’a bir zafer gerekecekti.

    Maegor bunu ona vermeyecekti. Nehirova’dan Lord Tully Harrenhal’dan Lord Harroway’i gönderdi. Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn Kral’ın Şehri’nden beş bin kılıçla ayrıldı ve isyancılarla karşılaşmak için batıya yürüyüşe geçti. Menzil’den Lord Rowan, Lord Merryweather ve Lord Caswell askerleri ile gelmişlerdi. Prens Aegon’un ana ordusu çok yavaş hareket ediyordu, orduda bulunan her hanenin askerleri kendi güçlerinden daha azdı ayrıca Prens o kadar gençti ki (henüz on yedi yaşında) nasıl hareket edeceğini bilmiyordu. Lord Corbray, düşmanlar birleşmeden önce her düşmanı yok etmeleri tavsiyesinde bulundu ancak Aegon ordusunu bölme konusunda hevesli değildi. Onun yerine Kral’ın Şehri’ne doğrudan saldırmayı tercih etti.

    Tanrıların Gözü’nün güneyinde kraliyet ordusunun başındaki Sör Davos Darklyn yolu aşmıştı ve yüksek duvarlı bir zeminde bekliyordu, gözcüler güneyden Lord Merryweather ve Lord Caswell’ın kuzeyden de Lord Tully ve Lord Harroway’in ordularının yolda oldukları haberini verdi. Prens Aegon ise diğer ordular gelmeden kraliyet ordusunu ezmeyi düşünüyordu ve saldırıya bizzat Quicksilver’ın üzerinde emir verdi. Bağırışları duyduğunda havadaydı ve yerdeki adamları gökyüzünü işaret ediyordu, Kara Dehşet Balerion gökyüzünün güneyinden ortaya çıkmıştı.

    Kral Maegor gelmişti.

    Valyria Kıyameti’nden beri ilk kez aynı savaşta yeryüzünde ordular ve gökyüzünde ejderhalar savaşmıştı.

    Quicksilver Balerion’un çeyreği kadardı, yaşı kıyaslanamazdı ve genç ejderhanın çıkardığı beyaz alevlere karşı büyük ve siyah alevleri kimse inkar edemezdi. Kara Dehşet genç ejderhanın üzerindeydi ve sonra çenesi kanatlarından birini koparttıktan sonra ejderhanın boynundaydı. Acı bir çığlık ve dumanın ardından genç ejderha düşmeye başladı, ve onunla birlikte Prens Aegon’da düştü. Aşağıdaki savaş ise kısaca kanlıydı. Aegon düştüğünde isyancılar silahlarını ve zırhlarını bıraktılar, kaçmaya başladılar. Ama kraliyet ordusu etraflarındaydı ve kaçış yoktu. Günün sonunda kralın yüz adamına karşı Aegon’un iki bin adamı öldü. Ölüler arasında Lord Alyn Tarbeck, Höyük Toprakların Piçi Denys Kar, Lord Jon Piper, Lord Ronnel Vance, Sör Willam Whistler… ve Ejderha Kayası Prensi Aegon Targaryen vardı. Kraliyet ordusunda tek kayda değer kayıp Lord Corbray tarafından Leydi Forlorn ile öldürülen Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn’di. Yarım yıl boyunca mahkemeler ve infazlar sürdü. Kraliçe Visenya oğlunu isyancı lordları bağışlaması konusunda ikna etti ancak hayatta kalanlar topraklarını ve unvanlarını kaybettiler ve rehineler vermek zorunda kaldılar.

    Eski Şehir’de yaşlı Yüce Septon öldü ve yerine yenisi seçildi. Kral ve kraliçelerine karşı birşey söylenmese de Kral Maegor ve İnanç arasında ki düşmanlık devam etti. Yüzlerce Fakir Dostlar mensubu avlandı ve öldürüldü, kafa derileri sayesinde kralın adamları ödül kazandılar, ancak binlercesi hala her nefeslerinde Targaryen’leri lanetlemeye, ormanlarda, çiftliklerde ve Yedi Krallığın vahşi bölgelerinde yaşamaya devam etti. Bir grup daha da ileri giderek kendi Yüce Septon’ları olarak sakallı bir kabadayı olan Septon Ay’ı taçlandırdı. Ve hala Sör Joffrey Doggett, nam-ı diğer Tepelerin Kızıl Köpeği tarafından yönetilen az sayıda Savaşçının Oğulları vardı. Yasadışı ve haklarından mahkum bırakılmış oğullar artık açıktan kralla savaşacak güçte değillerdi, Kızıl Köpek onları gezgin şövalye kılığına soktu ve Targaryen yanlısı “İnanca ihanet” edenleri avlayıp öldürme emri verdi. İlk kurbanları Sör Morgan Hightower’dı, daha önce kendilerinden olan Sör Morgan’ı Bal Kalesi’ne giderken yolda katlettiler. Yaşlı Lord Merryweather’ın yanı sıra öldürülenler arasında Lord Rowan’ın oğlu ve varisi, Davos Darklyn’in yaşlı babası ve hatta kör Jon Hogg bile vardı. Bir Savaşçının Oğulları üyesinin kafası bir altın ejderha etse de diyarın halkı ve köylüleri onları sakladı ve korudular, ne olduğunu unutmadılar.

    Ejderha Kayası’nda Dul Kraliçe Visenya iyice yaşlanmıştı, etleri kemiklerinden eriyordu. Yeğeninin dulu eski Kralie Alyssa oğlu Jaehaerys ve kızı Alysanne ile birlikte adada kaldı. Maegor onları annesinin hizmetine vermişti ancak mahkumlardı, ancak Aenys ile Alyssa’nın hayattaki en büyük oğlu Prens Viserys Maegor tarafından başkente çağrıldı. On beş yaşında kılıçta ve mızrakta yetenekli ve umut verici delikanlı kralın yaveri yapılmıştı … Kral Muhafızları peşinde bir gölge gibiydi ve arazide yada hainlikten uzakta tutuluyordu. 44 Fs’nin başında kralın umutsuzca beklediği oğlu doğacak gibi görünüyordu. Kraliçe Alys hamile olduğunu açıkladı ve konsey sevince boğuldu. Yüce Üstat Desmond hamile olmasının üzerine Majestelerine yataktan kalkmasını yasakladı ve onun bakımını iki septa, bir ebe ve kraliçenin kız kardeşleri Hanna ile Jeyne ile ebraber üstlendi. Maegor diğer eşlerininde hamile kraliçeye hizmet etmeleri konusunda ısrar etti.

    Ancak yatağında yattığı üç ay sonunda Leydi Alys’in rahminden ağır bir şekilde kan gelir ve bebeği anne karnında ölür. Kral Maegor ölü bebeğini görmeye geldiğinde bükülmüş bacakları, gözleri olmayan büyük bir kafası olmuş halde bir canavar gördüğünde dehşete düşer. “Bu benim oğlum olamaz” diye acı bir çığlık attı. Sonra keder öfkeye dönüştü ve kraliçenin hizmetindeki septaların, ebenin ve Yüce Üstat Desmond’un idam edilmesini emreder, sadece Alys’in kız kardeşlerini korur.

    Kraliçe Tyanna Alys’in kralı aldattığını söylemek için Demir Taht odasına geldiğinde Maegor’un ellerinde Yüce Üstat Desmond’un kafasının olduğu söylenir. Söylediğine göre çocuk onun tohumu değildi. Kraliçe Ceryse’in yaşlı, merhametsiz ve çocuksuz halde konseye geri gelmesi üzerine Alys Harroway krala oğlan doğurmadıkça aynı kaderin onu da beklediğinden korkmuş ve bu yüzden babası ve Kral Eli’nden yardım istemiştir. Kral Kraliçe Ceryse veya Kraliçe Tyanna’nın yatağını paylaştığı gecelerde Lucas Harroway çocuk sahibi olmuş erkekleri kızının odasına gönderiyordu. Maegor bunlara inanmayı reddetti, Tyanna’yı kıskanç ve kısır bir cadı olarak suçladı ve Yüce Üstat’ın kafasını ona fırlattı. Fısıltıların Metresi cevap verdi “Örümcekler yalan söylemez”. Krala aşıkların listesini verdi.

    Listede Kraliçe Alys’e tohumlarını verdikleri iddia edilen yirmi adamın ismi vardı. Yaşlı adamlar ve genç adamlar, yakışıklı erkekler ve çirkin olanlar, şövalyeler, yaverler, lordlar, hizmetkarlar ve hatta seyisler, demriciler ve şarkıcılar; kral elinin geniş bir çevresi olduğu görüldü. Adamların tek ortak özelliği vardı; hepsi de sağlıklı evlat sahibi oldukları kanıtlanmış adamlardı. İşkence altında sadece ikisi itiraf etti. Tutuklanan on iki kişinin Lord Harroway’ın hizmetinde bulunup ondan altın aldıkları belirlendi. Sorgu hızlı ve gizlice gerçekleştirildi böylece Lord Harroway ve Kraliçe Alys kralın kuşkularını Kral Muhafızları onları öldürmeye gelene kadar bilmeyeceklerdi. Kraliçe Alys yatağından zorla çıkartıldı, onu korumaya çalışan kız kardeşleri gözleri önünde öldürüldü. El Kulesinin inşaatını inceleyen Lord Harroway kuleden aşağıya atıldı. Harroway’in oğulları, erkek kardeşleri ve yeğenleri de alınmıştı. Maegor’un Malikanesi’nin etrafındaki kuru hendeklerde ki mızraklara atıldılar, bazılarının ölmesi saatler sürdü; saf ve düşünme yetisi olmayan Horas Harroway’in ölümü günler sürdü. Kraliçe Tyanna tarafından ismi verilen yirmi kişide sonradan onlara katıldı, ardından bir düzine adamın daha ismi verildi.

    En kötü ölüm şüphesiz kendisini kız kardeşi gibi gören Kraliçe Tyanna’nın işkencelerini tadan Kraliçe Alys’indi. Onun ölümünü burada konuşmayacağız, bazı şeyler gömülü ve unutulmuş kalmalıdır. Onun ölümünün iki hafta sürdüğünü ve ızdırabına Maegor’un kendisinin şahit olduğunu söylemek yeterlidir. Ölmesinden sonra kraliçenin bedeni yedi parçaya ayrıldı ve şehrin yedi kapısına asıldı, çürüyene kadar orada kaldılar. Kral Maegor Harroway Hanesi’nin yok olmasını tamamlamak için Kral’ın Şehri’nden çoğu şövalye olmak üzere büyük bir kuvveti Harrenhal’a yola çıkardı. Tanrıların Gözü’ndeki büyük kale hafif bir garnizon tarafından tutuluyordu ve kale muhafızı Lord Lucas’ın yeğeni ve merhum kraliçenin kuzeniydi, kalenin kapılarını açtı. Teslim olmak onu kurtarmadı; Majesteleri bir damla Harroway kanı olan tüm erkekleri, kadınları, çocukları ve tüm garnizonu kılıçtan geçirdi. Sonra Üç Dişli Mızrak’ta Lord Harroway’ın Kasabası’na da aynı şeyi yaptı.

    Katliam sonrasında insanlar Harrenhal’ın lanetli bir yer haline geldiğini söylemeye başladılar, onu tutan her lord ve her hanenin sonu felaketti. Bununla birlikte peç kok kralın adamı geniş ve verimli topraklara olan hırsları nedeniyle Kara Harren’in makamını almak istedi… Kral Maegor onların bu isteğinden usanmıştı bu nedenle en gülü hangisi ise Harrenhal’ın ona verileceğini söyledi. Böylece kralın kendisine bağlı yirmi üç şövalyesi Lord Harroway’ın Kasabası’nın kanlı sokaklarında kılıç, mızrak ve gürzle savaştılar. Sör Walton Towers galip geldi ve Maegor onu Harrenhal Lordu ilan etti… ama dövüşte ağır yaralanmış, lordluğun tadına varamadan yaralarından dolayı iki hafta içinde ölmüştü. Harrenhal Lordluğu Sör Walton’un en büyük oğluna geçti, etki alanı azaltılmış olsa da Lord Harroway’ın Kasabası Lord Alton Butterwell’a, Harroway arazilerinin geri kalanı ise Lord Dormund Darry’e verildi.

  5. Bölüm 7

    Maegor Kral’ın Şehri’ne Demir Taht’a oturmaya döndüğünde annesi Kraliçe Visenya’nın ölüm haberini aldı. Dahası Dul Kraliçe’nin ölümünü takip eden karmaşada Kraliçe Alyssa ve çocukları bir gemiye binip yola çıkmışlar ve Ejderha Kayası’nı terk etmişlerdi… nereye gittiklerini kimseye söylemeden. Bununla da kalmayıp Visenya’nın odasındaki Kara Kız Kardeş’i çalacak kadar ileri gitmişlerdi.

    Majesteleri annesinin bedeninin yakılmasını, kemikleri ve küllerinin erkek kardeşi ile kız kardeşinin yanına gömülmesini emreder. Sonta şövalyelerine yaveri Prens Viserys’i tutuklamaları emrini verir. “Onu kara hücrelere götürün ve sert bir şekilde sorgulayın” diye emir verir Kral Maegor, “Annesinin nereye gittiğini öğrenin”.

    “Bilmiyor olabilir” dedi Maegor’un Kral Muhafızları’ndan Sör Owen Bush. Kral bunun üzerine en bilinen sözünü söyler, “Öyleyse ölmesine izin ver. Belki fahişe annesi cenazesi için ortaya çıkar.”

    Pentos’un Tyanna’sı karanlık sanatları üstünde uygulasa bile Prens Viserys annesinin nereye gittiğini bilmiyordu. Sorgunun dokuzuncu günü öldü. Cesedi kralın emriyle bir-iki hafta boyunca Kızıl Kale’de ki odasında bırakıldı. “Annesinin gelip onu görmesine izin verin” demişti Maegor ancak beklenilenin aksine Kraliçe Alyssa ortaya çıkmadı ve Majesteleri sonunda yeğenini yaktı. Prens öldürüldüğünde on altı yaşındaydı, hem halk hemde lordlar tarafından çok seviliyordu. Diyar onun için ağladı.

    45 Fs’de sonunda Kızıl Kale’nin inşaatı sona erdi.

    Kral Maegor inşaatta çalışan ustaları ve işçileri ziyafete davet etti, onlara en keskin şarapları, en tatlı yiyecekleri ve şehrin en iyi genelevinden fahişeleri gönderdi. Ziyafet üç gün sürdü. Sonrasında kralın şövalyeleri harekete geçti ve Kızıl Kale’nin sırlarını ifşa etmemeleri için hepsini öldürdüler. Kemikleri inşa ettileri kalenin altında bırakıldı.

    Kalenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra Kraliçe Ceryse ani bir hastalık geçirdi ve ardından öldü. Söylentiye göre Kraliçe Majesteleri ile sert bir kavga etmişti ve bu yüzden Maegor Sör Owen’a onun dilini kesmesini emretmişti. Anlatılanlar gittikçe değişiyordu, kraliçenin mücadele ettiği ve Sör Owen’ın bıçağının kayıp kraliçenin boğazının kesildiği söyleniyordu. Kanıtlanmamış olsa da hikayeye o zamanlar inanılıyordu; ancak bugün, anlatılanların çoğu maalesef kralın düşmanları tarafından onun merhametsiz biri olduğunu kanıtlamak atılan iftiralar olduğuna inanılmaktadır. Gerçek ne olursa olsun ilk karısının ölümü Maegor’u tek kraliçeyle, herkes tarafındna nefret edilen ve korkulan Örümceklerin Metresi kar saçlı ve kara yürekli Pentos’lu kadın Tyanna ile bıraktı.

    Maegor Rhaenys Tepesi’nde Hatıra Septi’nin kalıntılarını ve onlarla birlikte orada hayatını kaybetmiş Savaşçının Oğulları’nın külleri ve kemiklerini temizletmişti ve orada Kızıl Kale gibi taştan bir yapı yaptıracaktı. “Ejderhalar için dayanıklı” büyü bir kale yapılacak ve Balerion, Vhagar ve başka ejderhaları içinde barındıracaktı. Böylece Ejderha Çukuru inşaatı başladı. Belkide şaşırıtıcı olmayacak şekilde inşaatıçı, taş ustası ve işçi bulmak kolay olmadı. Şehirdeki zindanlardan çıkan mahkumlar işçi olarak kullanılmaya başladıve Myr ile Volantis’den gelen inşaatçıların gözetiminde çalıştılar.

    45 Fs’nin sonunda Kral Maegor bir kez daha İnanç Militanları’nın yasadışı kalıntıları ile savaşmak için şehirden ayrıldı, Kral’ın Şehri’nde yönetimi Kraliçe Tyanna ve yeni Kral Eli Lord Edwell Celtigar’daydı. Karasu’nun güneyinde ki büyük ormanda kralın kuvvetleri oraya sığınan Fakir Dostlar’ı avladı, Sur’a gitmeyi kabul etmeyenler asıldı. Liderleri Frengi Jeyne Poore olarak bilinen kadın kralın aleyhine çalışmaya devam ederken üç takipçisi ona ihanet eder ve ihanet karşılığında şövalyelik unvanını alırlar.

    Majesteleri’in yanında bulunan üç septon Frengi Jeyne’i cadılıkla suçlar ve Maegor onun Ağırsu yakınlarında bir alanda canlı olarak yakılmasını emreder. İdam günü Fakir Dostlar mensubu üç yüz kişi ile köylülerin hespi Jeyne’i kurtarmak için ormana dalar. Ancak bunu önceden kral da tahmin etmiştir ve adamlarına saldırmalarını emreder. Kurtarma girişimi yapan herkesin etrafı çevrilir ve öldürülür. Ölenlerin arasında bir lider de vardır; Büyük Çatal’da ki savaştan kaçan Sör Horys Tepe isimli piç kurusu gezgin şövalye. Bu sefer daha az şanslı olduğu kanıtlandı.

    Ancak başka yerlerde zaman kralın aleyhine karşı dönmeye başlamıştı. Halk ve lordların çoğu yaptığı zulümler nedeniyle hor görüyordu ve birçoğu kralın düşmanlarına yardım ve rahat yerler veriyordu. Fakir Dostlar tarafından Yüce Septon ilan edilen Septon Ay, Eski Şehir’de bulunan ve kendisine Yüce Yalaka ismi takılan kişiye ve krala karşı Nehir Toprakları ve Menzil’de vaaz vermeye başladı, vaaz sırasında etrafında büyük kalabalıklar oluşuyordu. Altın Diş’in kuzeyindeki tepelede Kızıl Köpek olarak bilinen Sör Joffrey Doggett göründüğünde ne Casterly Kayası ne de Nehirova ona karşı hareket etmedi. Topal Dennis ve Düzensiz Silas nereye gitseler halk onlara yardım etti. Şövalyeler ve silahlı adamlar onları yok etmek uğruna ortadan kayboldular.

    46 Fs’de Kral Maegor Kızıl Kale’ye geri döndüğünde savaşların meyvesi olarak yanında iki bin kafatası getirdi. Onlar Demir Taht’a karşı çıkan Savaşçının Oğulları ve Fakir Dostlar’ın kafalarıydı… ancak çok sayıda rahip onların tarlalarda çalışan çiftçiler yada halktan insanlar olduğuna inanıyordu. Yeni yılın gelmesinden sonra Maegor’un meşru çocuğu olmadığı gibi meşrulaştırılmış bir piçi bile yoktu. Kraliçe Tyanna’nın da ona arzu ettiği varisi veremedği görüldü. Fılstıların Metresi Majesteleri’ne hizmet etmeye devam ederken kral artık yatağını onunla paylaşmıyordu.

    Maegor’un danışmanları kralın yeni bir eş alması gerektiğini konusunda hemfikirdi… ancak karısının kim olacağı konusunda fikirleri ayrıydı. Yüce Üstat Benifer gururlu ve güzel Kayan Yıldız Leydisi Clarisse Dayne’i önerdi, böylece toprakları ve hanesi Dorne’dan koparılacaktı. Hazine Başı Alton Butterwell yedi çocuklu dul kız kardeşini önerdi. Kuşkusuz bir güzelliği yoktu ancak doğurganlığı kimsenin şüphe etmeyeceği bir konuydu. Kral Eli Lord Celtigar on iki ve on üç yaşındaki iki genç kızını sundu. Kralın onlardan birini veya isterse ikisini seçmesini istedi. Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Maegor’a kardeşinin kızı ve kendi kardeşinin dulu Prenses Rhaena’yı göndermeyi tavsiye etti. Rhaena ile olan düğün ile kraliyet iddiaları birleştirilecek ve kraliyet kanını güçlendirecekti.

    Kral Maegor sırasıyla her adamı dinledi. Sonunda ona aday gösterilen kadınların her birini reddetti ancak ortaya konulan bir gerçek onda etki bıraktı. Butterwell’ın şişman ve sıradan kız kardeşi olmasa da doğurganlığı kanıtlanmış bir kadınla evleneceğine karar verdi. Lord Celtigar’ın dediği gibi birden fazla eş aldı. İki eş bir oğlu olma olasılığını iki katına çıkarırdı; üç eş ise üç katına. Ve bu eşlerden biri mutlaka yeğeni olmalıydı, Lord Velaryon’un danışmanlığında bilgelik vardı. Kraliçe Alyssa ve iki küçük çocuğu saklanmaya devam ediyorlardı (Dar Deniz’in karşısına Tyrosh’a veya belki de Volantis’e kaçmış oldukları sanılıyordu) ama yine de Maegor’un tacını tehdit ediyorlardı ve oğlu bir baba olabilirdi. Aenys’in kızı annesinin ve küçük kardeşlerinin iddialarını zayıflatacaktı.

    Tanrıların Gözü Altındaki Savaşta kocasının ölümünden sonra Rhaena Targaryen kızlarını korumak için çabuk davranmıştı. Prens Aegon gerçekten kral olsaydı daha sonra en büyük kızı Aerea onun varisi olacaktı ve böylece Yedi Krallığın Kraliçesi olduğunu iddia edebilecekti… ama Aerea ve kız kardeşi Rhaella neredeyse bir yaşındaydı ve Rhaena bu iddianın bile onları ölüme mahkum edeceğini biliyordu. Bunun yerine kızlarının saçlarını boyadı, isimlerini değiştirdi ve onları yanından gönderdi; onları güçlü müttefiklerine emanet etti, iyi ve onların kimliğini ifşa etmeyecek kişilerin yanında büyüyeceğini bilecekti. Prenses anneleri bile kızlarının nereye gittiğini bilmeyecekti, bilmediği şeyi işkence altında olsa bile söyleyemezdi.

    Rhaena Targaryen’in kendisi için böyle bir kaçış mümkün değildi. İsmini değiştirse de, saçlarını boyasa da, bir taverna fahişesi gibi açık saçık veya bir septa gibi uzun bir cübbe giyse de ejderhasını saklayamazdı. Dreamfyre zayıf, simli, soluk mavi lekeli dişi bir ejderhaydı, yumutadan iki pençe darbesiyle çıkmıştı ve Rhaena on iki yaşından beri onu sürüyordu. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Bunun yerine prenses ejderhasına bindi ve Maegor’dan olabildiğinde uzağa uçtu; Güzel Ada’da Gün Batımı Denizi’nin üzerinde yükselen uzun beyaz kuleleriyle Güzel Kale’de Lord Farman’ın misafirperverliğine sığındı. Orada dinlendi, okudu, dua etti; amcasının onun yerine ne kadar süre önce öğreneceğini merak etti. Rhaena evlendikten sonra şöyle demiştir; “şüphe etmediğim ne zaman sorusuydu.”

    Çağrı, korktuğu kadar çabuk sevmediğinden daha erken geldi. Meydan okuma söz konusu değildi. Bu sadece kralı Balerion’la birlikte Güzel Ada’ya getirirdi. Lord Framan onlarca zaman Rhaena ile ilgilenmişti ve ikinci oğlu Androw ilgilenmenin ilerisine gitmişti. İyiliklerini ateş ve kanla ödeyemezdi. Dreamfyre’ı dizginledi ve Kızıl Kale’ye doğru uçtu, kocasının katili amcasıyla evlenmeye gitti.

    Ve orada Rhaena diğer gelinlerle tanıştı, üçlü bir düğün olacaktı. Yeni kraliçelerin üçü de duldu. Westerling Hanesi’nden Leydi Jeyne, Tanrıların Gözü Altındaki Savaş’ta Prens Aegon’un yanında olan ve onunla ölen Lord Alyn Tarbeck ile evliydi. Birkaç ay sonra lordun oğlunu doğurdu. Uzun ve zayıf, parlak kahverengi saçlı Leydi Jeyne’e Maegor onunla evlenme emrini gönderdiği sıralarda Casterly Kayası Lordu’nun küçük oğlu tarafından kur yapılıyordu ancak bu kral için birşey ifade etmiyordu.

    Costayne Hanesi’nden Leydi Elinor daha sıkıntılıydı, Fakir Dostlar’ın son saldırısında kral için savaşan kara şövalye Sör Theo Bolling’in kızıl saçlı karısıydı. Sadece on dokuzunda olmasına rağmen Kral Maegor Leydi Elinor’a göz koyduğunda üçüncü oğlunu Bolling’e vermişti. En küçük oğlu hala annesinin göğsündeyken Sör Theo, Kral Muhafızları’ndan iki şövalye tarafından kralı öldürmek, Kraliçe Alyssa ile komplo kurmak ve Jaehaerys’i Demir Taht’a geçirmek suçundan tutuklanır. Bolling masumiyetini iddia etse de suçlu bulunur ve aynı gün kafası kesilir. Kral Maegor tanrıların onuruna dulun yedi gün yas tutmasına izin verdi ve sonra onunla evleneceğini söyleyerek yanına çağırdı.

    Taşlı Sept kasabasında Septon Ay, Kral Maegor’un düğün planını ifşa eder ve kasabada ki yüzlerce kişi çılgınca tezaürat eder; ancak sadece az sayıda kişi Majesteleri lehine konuşmaya cesaret etmiştir. Yüce Septon, Kral’ın Şehri’nde ki evlilik törenine katılmak için Eski Şehir’den gemiye binip yelken açar. Fetihten kırk yedi yıl sonra ılık bir bahar gününde Kızıl Kale’de Maegor Targaryen üç kadını eşi olarak alır. Her ne kadar kraliçelerin her biri babalarının sancaklarının renginden pelerinler giysede Kral’ın Şehri halkı onlara dul oldukları için “Kara Gelinler” ismini takmışlardı.

    Leydi Jeyne’in oğlu ve Leydi Elinor’un üç oğlunun varlığı düğünde kendilerine düşecek rolleri yapmaları için bir garantiydi, ancak Prenses Rhaena’dan bir şey yapmasını bekleyenler az değildi. Kraliçe Tyanna Targaryen Hanesi’nin kırmızı ve siyahında kıyafetler giymiş gümüş saçlı ve mor gözlü iki kızla ortaya çıktığında umutlar tükendi. “Onları benden saklayabileceğini düşünmek aptallıktı” dedi Tyanna prensese. Rhaena başını önüne eğdi, ağlayarak evlilik yeminini etti.

    Takip eden gecelerde birçok zina ve çelişkili hikayeler ortaya çıktı, ve uzun yıllar geçince haikati efsaneden ayırmak zorlaştı. Üç Kara Gelin iddialara göre tek bir yatağı paylaştı mı? Olası görünmüyor. Majesteleri bir gece de üç kadını da ziyaret edip üçüyle de birlikte oldu mu? Belki. Prenses Rhaena daha sonra da iddia ettiği gibi kralı öldürmek için yastığının altına hançer gizledi mi? Elinor Costayne kralla ilişkiye girdiğinde kralın sırtını kanlı şeritlere ayırdı mı? Jeyne Westerling, Kraliçe Tyanna’nın getirdiği veya yaşlı kadının yüzüne attığı duğurganlık iksirini içti mi? Böyle bir iksir teklif edildi veya karıştırıldı mı? İlk cevaplar Kral Jaehaerys’in hükümdarlığı sırasında iki kadının yirmi yıl sonra ölmesine kadar ortaya çıkmaz.

    Biz bu kadarını biliyoruz. Düğünün hemen ardından Kral Maegor Prenses Rhaena’nın kızı Aerea’yı “Tanrılar bana bir oğul verene kadar” diyerek yasal varis olduğunu iddia etti, ikiz kız kardeşi Rhaella ise Eski Şehir’de İnanca gönderilerek septa olması sağlandı. Yeğeni Jaehaerys pek çok kişi tarafından haklı varis olarak görülse de aynı ilanın içinde açıkça yok sayıldı. Kraliçe Jeyne’in oğlu Tarbeck Kalesi Lordu olarak isimlendirildi ve Lannister Hanesi’nin yaveri olması için Casterly Kayası’na gönderildi; Kraliçe Elinor’un büyük oğulları da aynı şekilde yaver olarak biri Kartal Yuvası’na diğeri Yüksek Bahçe’ye gönderildi. Kraliçenin en genç bebeği bir süt anneye verilir her ne kadar kraliçe kralın bulduğu süt anneden rahatsız olsa da razı olur.

    Düğünden yarım yıl sonra Kral Eli Lord Celtigar, Kraliçe Jeyne’in hamile olduğunu açıklar. Kraliçe Elinor’un da karnı şişmeye başladığında kral kendisi karısının hamile olduğunu ortaya çıkardı. Maegor her iki kadına da hediyeler ve onur bahşetti; babalarına, kardeşlerine ve amcalarına yeni topraklar ve unvanlar verdi ancak sevinci kısa sürdü. Ölmesinden üç ay önce Kraliçe Jeyne ani bir doğum sancısıyla yatağa düştü, Alys Harroway’in doğurduğu gibi bir canavar doğurmuştu, çocuk hem kadın hemde erkek organlarına sahip kolsuz ve bacaksız bir yaratıktı. Ne anne ne bebeği hayatta kalmadı. Maegor lanetliydi, dedi adamlar. Yeğenini öldürmüştü, İnanca ve Yüce Septon’a karşı savaş açmıştı, Tanrılar’a meydan okumuş, sayısız cinayet ve ensest ilişkiye girmiş, zinaya ve tecavüze karışmıştı. Mahrem yerleri zehirliydi, tohumları solucanla doluydu, Tanrılar ona asla yaşayan bir oğul vermeyecekti. Yada fısıltılar öyle söylüyordu. Maegor farklı bir açıklama yapmıştı, Sör Owen Bush ile Sör Malodon Moore’u Kraliçe Tyanna’yı yakalayıp zindanlara atmalarını emretti.

    Pentoslu Kraliçe kralın işkencecileri kendi aletlerini hazırlarken itirafta bulundu; Jeyne Westerling’in rahmindeki çocuğu zehirlediğini söyledi tıpkı Alys Harroway’i zehirlediği gibi. Elinor Costayne’i de zehirleyeceğine söz verdi.

    Kralın kraliçeyi bizzat kendisinin öldürdüğü, Blackfyre ile kalbinin yerinden çıkarıldığını ve köpeklere yem yapıldığı söylenir. Ama öldüğünde bile Kuleli Tyanna’nın intikamı alındı çünkü söz verdiği yerine getirilmişti. Ay döndü ve tekrar döndü ve gecenin karanlığında Kraliçe Elinor tam gelişmemiş ve tam doğmamış gözsüz kanatlı ve ölü bir bebek doğurdu.

    Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Kral Maegor’un saltanatının altıncı yılı hayatının son yılıydı. Yedi Krallık içinde artık herkes kralın lanetli olduğuna inanıyordu. Hala yanında olan takipçileri sabah güneşinde buharlaşan çiy gibi erimeye başladı. Kral’ın Şehri’ne gelen haberlere göre Sör Joffrey Doggett Nehirova’da görünmüştü ancak esir olarak değil Lord Tully’nin konuğu olarak. Septon Ay bir kez daha ortaya çıktı, Eski Şehir’e binlerce kişi yürüyüşe geçti, Yıldızlı Sept’te ki yalakayı “Demir Taht’ın Aptalı” olarak ifşa etti ve tüm askerleri kendisine katılmaya davet etti. Lord Oakheart ve Lord Rowan askerleri ile yola çıktılar ancak Ay’a saldırmaya değil ona katılmaya gittiler. Lord Celtigar Kral Eli görevinden istifa etti ve Pençe Adası’nda ki makamına döndü.

    Dorne Hudutları’ndan gelen raporlarda Dorne’luların geçitlerde toplandıkları ve diyarı işgal etmeye hazırlandıkları bilgisi vardı. En kötü darbe ise Fırtına Burnu’ndan geldi. Lord Rogar Baratheon Gemi Kıran Körfezi kıyısında genç Jaehaerys Targaryen’i Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların gerçek ve yasal Kralı ilan etti, Prens Jaehaerys Diyarın Koruycusu ve Kral Eli olarak Lord Rogar’ı seçti. Prensin annesi Kraliçe Alyssa ve kız kardeşi Alysanne Jaehaerys’in yanında durdular, Jaehaerys kını olmayan Karanlık Kız Kardeş ile tahtı gasp eden amcasının saltanatını bitireceğine yemin etti. Yemini yüz sancaktar lordu ve Fırtına Burnu şövalyeri alkışladı. Prens Jaehaerys kral ilan edildiğinde on dört yaşındaydı; mızrakta ve atışta usta, yetenekli bir binici ve yakışıklı bir gençti. Dahası büyük bronz ve açık kahverenkte ismi Vermithor olan ejderhası ve kız kardeşi on iki yaşındaki Alysanne’ın başına buyruk ejderhası Silverwing de vardı. Lord Rogar “Maegor’un sadece tek ejderhası var” diye anlattı Fırtınalı’lara. “Prensin iki tane var.”

    Yakında üç olacaktı. Jaehaerys’in Fırtına Burnu’nda kuvvet topladığı haberi Kızıl Kale’ye ulaştığında, Rhaena Targaryen Dreamfyre’rı hazırladı ve evlenmeye zorlandığı amcasını terk edip kardeşine uçtu. Kızı Aerea’yı aldı… ve uyurken kralın yanından Blackfyre’ı aldı. Kral Maegor’un tepkisi yavaş ve şaşkındı. Büyük Üstat’a Kral’ın Şehri’ne tüm lordlarına ve sancaklarına kuzgun göndermesini emretti ancak Benifer bunun yerine Pentos’a giden bir gemiye binip kaçtı. Prenses Aerea’nın gitmesi üzerine annelerinden intikam almak için Eski Şehir’de olan ikiz kız kardeşi Rhaella’nın kafasını isteyen bir elçi gönderdi ancak Lord Hightower bunu yapmak yerine elçiyi hapse attı. Kral Muhafızları’ndan ikisi bir gece ortadan kayboldu ve Jaehaerys’e gitti, Sör Owen Bush ise genelev dışında ağzı bağlanmış halde ölü bulundu.

    Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Jaehaerys’e ilk biat edenler arasındaydı. Velaryon’lar diyarın geleneksel amiralleri olduğundan Maegor birden tüm kraliyet donanmasını kaybetti. Menzil’in tüm gücüyle Yüksek Bahçe’nin Tyrell’ları onları takip etti. Eski Şehir’in Hightower’ları, Arbor’un Redwyne’ları, Casterly Kayası’nın Lannister’ları, Kartal Yuvası’nın Arryn’leri, Taşyazı’nın Royce’ları… hepsi tek tek kralın karşısına çıktılar.

    Kral’ın Şehri’ndeyse Maegor’un emrinde daha az sayıda lord vardı; bunların arasında Duskendale’ın Lord Darklyn’i, Danseden Kaya’nın Lord Massey’i, Harrenhal’ın Lord Towers’ı, Uyku Kalesi’nin Lord Staunton’u, Keskin Uç’un Lord Bar Emmon’u, Boynuzlar’ın Lord Buckwell’ı, Rosby’nin, Stokeworth’un, Hayford’un, Harte’ın, Byrch’ın Rollingford’un, Bywater’ın ve Mallery’nin lordları vardı. Yine de hepsinin toplamı dört bin asker ediyordu ve on adamdan biri şövalyeydi.

    Maegor savaş planı yapmak için bir gece lordlarını Kızıl Kale’ye çağırdı. Ne kadar az olduklarını gördüklerinde ve onlara katılmak için bir büyük lordun gelmediğini fark ettiklerinde bir çok kalp kırılmıştı ve Lord Hayford Majesteleri’ne pes etmesi ve Sur’a gitmesini tavsiye edecek kadar ileri gitti. Majesteleri Hayford’un başını kestirdi, bir mızrağın üzerine oturttuğu kafayı Demir Taht’ın arkasına koydurdu ve savaş konseyine devam edilmesine emretti. Bütün gün plan yapan lordlar gecenin geç saatine kadar planları gözden geçirdiler. En son dinlenmek için kraldan izin aldıklarında vakit Kurt Saati’ydi. Onlar odadan ayrılırken kral Demir Taht üzerinde uyuya kaldı. Lord Towers ve Lord Rosby kralı en son gören kişilerdi.

    Saatler sonra şafak söktüğünde Majesteleri’nin kraliçelerinin sonuncusu onu aramaya başladı. Kraliçe Elinor onu hala Demir Taht’ta otururken buldu, elbiseleri kanla ıslanmıştı, soluk ve ölüydü. Kolları pürüzlü bıçaklarla bileğinden dirseğine kadar kesilmişti ve bir başka bıçak çenesinin altından boynuna kadar kesmişti.

    Bu güne kadar birçok kişi onu öldürenin Demir Taht olduğunu söyler. Rosby ve Towers taht odasından ayrıldığında kralın yaşadığını ve ta ki Kraliçe Elinor’un cesedi bulana kadar odaya kimsenin girmediği konusunda muhafızlar yemin etmişti. Bazıları ilk kocasının intikamını almak isteyen kraliçenin kör bıçaklar ve kılıçlar yardımıyla kralı öldürdüğünü söyler. Kral Muhafızları’nın yaptığını söyleyenler de vardır ancak odaya girecek her iki kapıda da ikişer şövalye nöbet tutmuştur. Aynı zamanda bir yada birkaç kişinin gizli geçitler yardımıyla taht odasına girdiğide söylenir. Kızıl Kale’nin sırlarını sadece ölüler bilir. Ayrıca kralın gecenin karanlık saatlerinde umutsuzluğa düştüğünü ve kendi canını bıçakları gerektiği gibi bükerek aldığı ve yenilgiye uğramaktansa tahtında ölmeyi beklediği de bir ihtimaldir.

    Kral Maegor I Targaryen veya tarihe geçecek adıyla Zalim Maegor’un saltanatı altı yıl altmış gündür. Ölümünden sonra cesedi Kızıl Kale’de yakıldı ve külleri Ejderha Kayası’nda annesinin yanına gömüldü. Çocuksuz öldü ve varis bırakmadı.

    Dokuz gün sonra Kral’ın Şehri’nin üstünde gökyüzünde üç ejderha belirdi. Prenses Rhaena geri dönmüştü, yanında kardeşleri Jaehaerys ve Alysanne’da vardı. Anneleri Dul Kraliçe Alyssa bir iki hafta sonra büyük hanelerin liderleri ile sancaktarları ve Fırtına Lordu’nun yanında at sürerek geldi. Halk onları alkışladı. Kuzgunların hespi her kaleye gönderildi, Kral’ın Şehri’ne gelip yeni ve gerçek kralın taç giyme törenine şahit olmak için büyük ve küçük lordların hepsi davet edilmişti.

    Ve geldiler.

    Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Tanrıların ve insanların şahitliğinde Westeros’un yarısının lordunun önünde Yüce Septon babasının altın tacını oğlunun başının üstüne yerleştirdi ve onun Targaryen Hanesi’nden isminin birincisi Jaehaerys, Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların Kralı ve Yedi Krallığın Lordu ilan etti. Annesi Alyssa kralın erişkinlik yaşına gelmesine kadar naibi ilan edildi ve Lord Rogar Baratheon Diyarın Koruyucusu ve Kral Eli ilan edildi (bir yıl sonra ikisi evlendirildi).

    On dört yaşında tahta geçen Jaehaerys elli beş yıl Demir Taht’ta oturdu ve zaman içinde “Yaşlı Kral” ve “Uzlaştırıcı” olarak bilinmeye başladı.

    Ancak bu başka üstatlar tarafından başka bir zamanda daha iyi anlatılan bir hikaye oldu.

    SON

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

56 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar