Aslında bununla ilgili tartışma başlığı açmıştım ama orada pek bir argüman yoktu. IdeasOfIceAndFire ve Talking Thrones kanallarındaki iki videoyu çevireceğim.

Aslında iyi kötü tahmin edebileceğiniz üzere kuramın temeli Stark Hanesinin, Ötekiler ile olan geçmişi ve bir “kan” bağı olup olmadığı üzerine kurulmuş. Şahsen dinlerken oldukça zevk aldım ve ilginç noktalara değinildiğini düşünüyorum. Bilhassa Talking Thrones’ın ayrıntıları çok hoşuma gitti. Başlayalım.

IdeasOfIceAndFire Kuramı

13. Lord Kumandan’ın Hikayesi

“Gece Nöbetçilerine liderlik eden on üçüncü adamdı, korku nedir bilmeyen bir savaşçıydı,” derdi Yaşlı Dadı, “ve ondaki kusur buydu,” diye eklerdi, “çünkü bütün insanlar korkuyu bilmelidir.” Kralın çöküş sebebi bir kadındı; teni ay kadar beyaz, gözleri yıldızlar kadar mavi bir kadın Sur’un tepesinden gülümsemişti. Hiçbir şeyden korkmayan kral, kadının peşine düşmüş, onu yakalamış, onu sevmişti ama kadının teni buz kadar soğuktu ve kral ona tohumlarını verdiğinde ruhunu da vermişti.

Kadını Gece Kalesi’ne getirmiş ve onu kraliçe, kendisini de onun kralı ilan etmişti. Yeminli Kardeşlerini bazı tuhaf büyülerle kendi iradesine bağlamıştı. Gece Kralı ve onun ceset kraliçesi, on üç yıl boyunca hüküm sürmüştü, sonunda Kışyarı’nın Stark’ı ve yabanılların Joramun’u Nöbet’i bu esaretten kurtarmak üzere işbirliği yapana dek. Kral düştükten ve Ötekiler’e kurbanlar verdiği ortaya çıktıktan sonra, Gece Kralının bütün kuyudatı silinmiş ve adının anılması yasaklanmıştı.

_“Bazıları bir Bolton olduğunu söyler,” diye bitirirdi Yaşlı Dadı. “Bazıları Skagos’un dışından bir Magnar, bazıları bir Umber, Flint ya da Norrey olduğunu söyler. Bazıları, demiradamlar gelmeden önce Ayı Adası’na hükmeden Woodfootlar’dan biri olduğunu inanmanı sağlayabilir. Ama değildi. O bir Stark’tı. Onu deviren adamın kardeşiydi.” Sonra Bran’ın burnunu sıkardı, Bran bunu asla unutamazdı. “O Kışyarından bir Stark’tı ve kim bilir, belki de adı Brandon’dı. Belki de tam bu odanın içinde, tam bu yatakta uyurdu.” Hayır, diye düşündü Bran, ama bu kalede yürüdü, bizim bu gece uyuyacağımız kalede. Bran bu düşünceden hiç hoşlanmadı. Gece Kralı gün ışığında sadece bir adamdı, Yaşlı Dadı hep böyle söylerdi, ama geceler krala aitti, o geceleri hüküm sürerdi. Ve hava kararıyor.

Ötekilerin Hikayesi

“Ah benim tatlı yaz çocuğum, sen korkuyu ne bilirsin ki? Korku kışta gelir benim küçük lordum. Kar otuz metre yükselir. Kuzeyden ulumalı buz fırtınaları esmeye başlar. Korku uzun gecede gelir. Gece çöker ve güneş yıllarca yüzünü göstermez. Çocuklar karanlıkta doğar, karanlıkta büyür ve karanlıkta ölür. Ulu kurtlar iyice acıkır, ak yürüyenler ormanlarda dolaşır.”

“Ötekiler yani,” diye sordu Bran, mızmızlanarak.

“Ötekiler,” diye onayladı Yaşlı Dadı. “Binlerce ve binlerce yıl önce, daha önce hiç görülmemiş uzunlukta sert ve soğuk bir kış çökmüştü dünyanın üzerine. Gece bir neslin hayatı boyunca sürmüştü. Krallar, tıpkı ahırlarında ölen domuz çiftçileri gibi titreyerek ölmüştü kalelerinde. Kadınlar, çocuklarının buz tutarak öldüğünü görmektense elleriyle boğarak öldürmüşlerdi evlatlarını. Ağlamışlardı ama sıcak gözyaşları yanaklarında donmuştu.” Yaşlı Dadı ve elindeki iğneleri aynı anda sustu. Üzeri zarla kaplanmış gözleri ve bembeyaz kesilmiş yüzüyle Bran’a baktı. “Böyle hikâyeleri mi seviyordun?”

“Evet,” dedi Bran gönülsüzce. “Ama sadece…”

Yaşlı Dadı başıyla onayladı. İğnesi yine ses çıkarmaya başladı. Pıt, pıt, pıt. “İlk kez o karanlıkta geldi Ötekiler. Onlar soğuk yaratıklardı, ölü yaratıklardı. Güneşten, ateşten, demirden ve damarında sıcak kan akan her canlıdan nefret ederlerdi. Karakolların, şehirlerin ve bütün diyarın üzerine korku saldılar. Kahramanları, hatta orduları, soluk ve ölü atlarının üzerinden uzanıp keserek onar onar öldürdüler. İnsanların kılıçları onları durduramadı. Bakireler ve bebekler için bile merhamet yoktu içlerinde. Buz tutmuş ormanlarda bakireleri avladılar ve hizmetkârlarını ölü bebek etleriyle beslediler.”

Gece Kalesi

Gece Kalesi, 200 yüzyıl önce terk edilmişti. Sur’un ilk ve en büyük kalesi olmasının yanı sıra tabir-i caizse baştan aşağı buzdan kesilerek inşa edilmiştir; basamaklar bile buzdandır. Bu kale’de gizli bir de büyülü yüz-kapı vardır ki sadece Gece Nöbeti yemini etmiş bir kara kardeş bu kapıyı açabilir.

Gece Kalesi’ni bu kadar ünlü yapan şüphesiz ki Gece’nin Kralı olarak anılan 13. Lord Kumandan’dır. Onun dışında Deli Balta, Yıldız Göz, Fare aşçı ve 79 Kaçak gibi bir çok karanlık ve korkunç hikayelerin de merkezi konumundadır.

Elbette biz Gece’nin Kralı ve hikayesi üzerinde duracağız. NK’nin ismi, Ötekiler’e yaptığı kurbanlar neticesinde, siliniyor ve adının anılması yasaklanıyor. Buraya kadar tamam ama ilginç bir nokta var. Neden yasaklanıyor? Kuzey, o dönemler zaten ağaçlara kurban veren insanlar. Yani bu durumda onlar için çok korkunç ve şaşırtıcı olmasa gerek. Diğer yandan bir Ötekiyi kendine eş ve kraliçe almış; bu, onları bu kadar öfkendirmedi yahut korkutmadı da “kurban” vermek mi bu etkiyi yaptı? Siz ne derseniz deyin ama burada kocaman bir ? işareti var; gizlenen, saklanan ve tam manasıyla açıklanmamış, açıklanmak istemeyen.

Bu gizliliği kim sağlayabilir? O dönemlerde Starkların “kral” olarak hüküm sürdüğü söyleniyor, dahası Sur ve Gece Nöbeti kuruluşunda parmağı olduğu. Haliyle Stark Hanesinin bazı bilgileri saklamak, bazı gerçekleri çarptırma gücü var. Elbette yine kendileri “gizlice” olsa da bu kişinin gerçek kimliğini saklamış olma olasılığı da var.

Peki, “tuhaf büyüler”’den kasıt nedir? Benim düşünceme göre “warg” yeteneğinden bahsediyor çünkü insan kontrolü sağlayan -bildiğimiz- yegane güç, warg yetenekleri. Kitapta halen tam olarak onaylanmamış olsa da büyük ihtimal ile 13. Lord Kumandan bir Stark ve warg idi. Hem de oldukça güçlü bir warg, öyle ki tüm Gece Nöbetinin adamlarını hakimiyetinde tutabilen hatta belki de ruhunu başka bedenlere aktarabilen bir warg olabilir. Yabanıllar arasında başka bedenleri ele geçirmek iğrenç ve büyük bir günah kabul ediliyor. Onlar NK’nin gerçek hikayesi ile ilgili bazı şeyleri unutmamış olabilir. (Burada eklemem gerek; genelde bedensel değişim yaptığın zaman bu son olur ve bir daha başka bedenlere geçiş yapamazsınız, çünkü warg yeteneği ruhun kendisinde değil bedende akan kandadır. Yine de bu yeteneklerin sınırları ve kişilere göre farklılıkları, seviyeleri tam bilinmediği için belki NK bir istisna olabilir yahut böyle bir şeyi hiç yapmamış da olabilir. Bu kısım tamamen bir “acaba?” ihtimali o kadar.)

Peki, Gece’nin Kraliçesi kim? Kuram sahibi onun bir çeşit Siren ya da Succubus’u temsil ettiğine inanıyor, bilhassa bir Succubus. Çünkü bu doğaüstü yaratıklar, cinsel olarak birlikte olup yaşam enerjisini, ruhlarını emerler ve burada Gece’nin Kralı, kraliçesi ile birlikte olup “tohumunu” verince “ruhunu” da kaybediyor. Diğer yandan cezbedici, baştan çıkarıcı canlılardır.

GRRM, buz için “intikam, soğuk, insaniyetsizlik” diyor. Gece’nin Kraliçesi tarif edilirken “Buz kadar soğuk” ve “mavi gözler” deniyor, Ötekiler gibi. GRRM, onu buz modeli/ilk örneği olarak somutlaştırıyor. Onun Eski Ahitler’de anlatılan Lilith efsanesinden esinlenilmiş olabileceğini düşünüyor.

İlk insanın ilk karısı olarak anlatılan Lilith, itaat etmeyi reddederek eşini terk eder ve düşmüş başmelek Samael ile birlikte olur ve çocuklarını doğurur. Tanrı da bu yüzden onu ve tüm çocuklarını kınar/ mahkum eder. Lilith, bir gece şeytanına dönüşür ve eski eşi ve yeni karısının çocuklarından ve soyundan intikam alma arzusu ile hareket eder. Lilith, cinsel olarak ahlaksız bir kadındır; geceleri bebekleri çalar. Geceleri ortaya çıkan tüm yaratıklar vs. bu kadınla ilintili.

Asoiaf’ta da NK ve karısının Ötekilere kurban verdiği yazıyordu. Tekrar soralım ne kurban ediyorlardı? Hikaye’de birlikte olduktan sonra ruhunu kaybettiği yazıyor. Bu iki manada olabilir. İlki; kontrol NK’den ziyade kraliçesinde olabilir, yani özgür iradesini nispeten yitirmiş, onun yönlendirmelerine vb. açık hale gelmiş olabilir. İkinci manası da “bebekler” olabilir mi? Bu ikisinin bebekleri olmuş olabilir mi ve bunları Ötekilere vermiş? Sihirli kapının amacı bu olabilir mi?

Beyaz büvet ağacıydı ve üstünde bir yüz vardı.

Ağaçtan bir ışıltı geliyordu, süt ve ay ışığı gibi. Öyle belli belirsizdi ki, kapının kendisinden öte hiçbir şeye dokunmuyordu sanki, tam önde duran Sam’e bile. Ağaçtaki yüz, yaşlı ve solgundu, buruşmuştu ve küçülmüştü. Ölü görünüyor. Ağzı ve gözleri kapalıydı, yanakları çökmüştü, alnı kurumuştu, çenesi sarkmıştı. Bir adam bin yıl yaşayabilse, sadece yaşlansa ve asla ölmese, yüzü böyle görünür.

Kapı gözlerini açtı.

Gözleri de beyazdı. Ve kör. “Kimsin?” diye sordu kapı ve kuyu fısıldadı, “Kim, kim, kim, kim, kim, kim.”

“Ben karanlıktaki kılıcım,” dedi Samwell Tarly. “Ben duvardaki gözcüyüm. Ben soğukta yanan ateş, şafak vaktindeki ışığım. Ben uyurları uyandıran nida, diyar halkını koruyan kalkanım.” “O halde geç,” dedi kapı. Dudakları açıldı, genişledi, genişledi, genişledi; kırışıklardan ibaret bir halkanın içindeki açık ağızdan başka hiçbir şey kalmayana kadar. Sam kenara çekildi ve Jojen’i kapıdan geçirdi. Yaz etrafı koklayarak Jojen’i takip etti ve sonra Bran’ın sırası geldi. Hodor eğildi ama yeteri kadar değil. Kapının üst dudağı Bran’ın başına hafifçe dokundu. Bran’ın başına bir su damlası düştü, burnundan yavaşça aşağı süzüldü. Tuhaf bir şekilde ılıktı ve gözyaşı gibi tuzlu.

Sadece kara kardeşliğin üyesi olan birinin açabildiği bir kapı demiştik. Kuramın sahibi bebeklerin buradan Ötekiler’e vermiş olabileceğini düşünüyor. Başka türlü o kapının neden orada olduğuna mana veremiyormuş. Diğer yandan kapı, biraz Ormanın Çocukları’nın büyüsüne de benziyormuş. Bran’ın düşüncelerine bakarsan “yaşayan” birine benzetiyor ve dahası Kan Kuzgun’u da benzer vaziyette, neredeyse… Bu kapı o çocuklardan biri olabilir mi? Sonuçta konuşan, bilinci olan bir yüz.

Eğer “bebek” kısmı doğruysa kaç tane bebek vermiş olabilir? 13 yıl hüküm sürdüklerine göre 13 bebek vermiş olabilirler mi? Yahut sadece bir tane… Peki, bu kurbanlar niye yapılıyor? Bu, anlaşmanın bir parçası olabilir mi? Kuramın sahibi Uzun Gece’nin sanıldığı gibi bir savaş ile değil bir anlaşma bittiğine inanıyormuş.

Sur’un yapımında Ormanın Çocukları ve Devlerin bulunduğu söyleniyor, Ötekilerin var oluşuna dair bir işaret vs. yok deniyor ama belki de vardır; Sur’un kendisi buzdan yapılma bir yapı ve Ötekilerin “buz” ile inanılmaz şeyler yaptıklarını GRRM kendisi söylüyor. Ötekilerin kendisi zaten buzun hayat bulmuş hali, silahları vb. her şeyleri buzdan yapılma. Buz’dan yapılma bir Sur, onları nasıl durdursun ki? diye soruyor ve Ötekilerin de Sur’un yapımında bir parmağı olduğunu iddia ediyor. Joramun Borusunun varlığına niye ihtiyaç vardı ki, diyor? Bir koz olarak. Anlaşmaya uyun yoksa Sur yıkılır. Ötekiler çoktan boruya sahip olabilir yahut boruları yakında ele geçirebilirler.

NK’nin çocukları da anlaşmanın bir parçası gibi görünüyor ormanın çocuklarının sihrine benzeyen kapıya bakılırsa onlar da bu anlaşmada bulunmuşlar ve bir parçası; yaptıkları büyü ile Ötekilerin büyüsünün Sur’u geçmesine engel oluyor. Soğuk El, Sur’u geçemeyeceğini söylüyor. O da ölülerin büyüsüne benzer şekilde diriltilmiş ve evet, kapının varlığından ve nasıl açıldığından haberdar. Eğer “kurban” vermek için bu kapı kullanılmışsa Ötekiler de kapının varlığını biliyordur.

Eğer NK bir Stark ise, bu demek oluyor ki onun ataları da anlaşma sırasında oradaydı. Belki de Gece’nin Kraliçesinin orada bulunması bir tesadüfi hata değildi; orada olması önceden belirlenmişti. “kurban” kelimesini kullandım ama o bebeklere gerçekte ne olduğunu nereden biliyoruz ki? diye soruyor. Belki bebekler alındı ve Daima Kış Olan Topraklara götürüldü; sonuçta ortada yarı insan ve yarı… Gece’nin Kraliçesi ne ise o olan bir tür vardı? Görünüşe göre kendisi Ötekilerin emsali olan dişi bir Öteki.

İlk İnsanlar ve Ormanın Çocukları arasında yapılan bir anlaşma varsa o sırada da Ötekiler ile de bir anlaşma yapılmış olamaz mı? Ak Gezenlerin kökenleri kuramında bahsedilen köklerinin ormanın çocukları olması kısmına gönderme yapmış.

Stark Hanesi köklerinde “ötekiler” olabilir mi? Yarı Stark Yarı Öteki nasıl görülürdü? Bir insana mı yoksa bir ötekiye mi benzerdi? Kuzeyin Kralı gelip NK ve karısını yendikten sonra bir çocuk bulduysa? Ötekiye benziyor ise öldürürdü, ya insana benziyorsa? Bir Starka’a benziyorsa? Onu gizlice yanına alıp hanesine götürmez miydi? Ned, Arya, Bran hatta Jon’un kanında “ötekilerin kanı” olabilir mi? Bilhassa Jon’un Rhaegar’ın oğlu olduğu gerçeğini de göz önüne alırsak Jon tam manasıyla buz ve ateşin şarkısı olur; büyülü Targaryen kanı ve büyülü Stark kanı muazzam bir büyü enerjisi ortaya çıkarmaz mı?

Stark ve Ötekilerin melezlenmesi anlaşmanın bir parçası olabilir mi? (Reed Hanesi hala buz ve ateşin üstüne yemin eder.) Tüm Stark soyunda Gece’nin Kralı ve Kraliçesinin kanı varsa, bu nedenle “ötekilere” söz verilmiş olmaz mı? (Aklıma Vaat Edilmiş Prens geldi. Kim vaat etti ve kime etti?) Eğer durum buysa WW’lerin neden onca yıl dururken şimdi uyandığını açıklar.

Valyria, Uzun Gece’nin gölgesinde yükselmeye başladı. Muazzam bir büyüsel enerjinin olduğu dönemlerdi. Yeniden canlanma/dirilme üzerine durmuş; Ejderhaların her yerde uçmasına vs… tüm bunların bir döngü oluşturduğunu ve Ötekilerin de belki bu döngüyü beklediğini söylüyor. Aslında ne dediğini tam anlamadım ama galiba “ateş” tarafının güçlenmesi, yükselmesi sebebiyle başlayan bir sebebe dayandırmış, kesin şu demiyor ama bir ihtimal bu, olabilir diyor. Kısaca onları harekete geçirecek bir “işaret” beklemek zorundaydılar ve beklediler, şeklinde bir iddiası var. Bu işaret nedir, kesin şu demiyor. Eğer öyle ise o zaman çok uzun zaman önce Ötekiler hazırlık yapmaya başlamışlar ve harekete geçmişler. Hazırlık süreçleri de bir hayli zaman almış.

Özetle ortada bir anlaşma vardı ve anlaşma bozuldu, bu yüzden geri döndüler.

( Aslında aklıma ister istemez bir şey geldi. Büyük Öteki’nin Sur ötesinde de hizmetkarları olduğuna dair bazı minik bir iki işaret olduğunu düşünüyorum, en azından benim gözüme takılan. Hatta benim Yüzsüz Adamlar ve Ötekiler kuramımı hatırlarsanız FM’lerin Ötekilere hizmet ettiğini düşündüğümü biliyorsunuzdur. Nazik Adam’ın Arya’ya anlattıkları ve üstü kapalı ima ettiği şeye bakarsak -haklıysak- Yüzsüz Adamlar, Valyria Kıyametinden sorumlu kişiler, demektir ve Ötekiler, 300 seneden fazladır faaliyet içerisindeler. )

Kuramın sahibi, Dişi Öteki’nin Ötekiler tarafından insanlarla üreyebileceği şekilde yaratıldığını düşünüyor. Efsanelerin, 8-10 bin yıllık anlatılan şeylerin ne kadarı doğru, ne kadarına inanılabilir diye de sorguluyor(Bunu HBO ve GRRM’in kendisi de dolaylı şekilde söylemiş ve 5. kitapta Sam de bu kısmı sorgulamış ve değinmiştir.). Efsanelerden neresi mecazi anlatım neresi doğrudan aktarım, bilemeyeceğimizi söylüyor. GRRM’in bizim “neyin doğru neyin yanlış” olduğu konusunda sorular sormamıza ustaca başardığını söylüyor. Gerçek büyü ve gerçeklerin zaman içerisinde kaybolduğunu ama bazıların tamamen kaybolmamış olduğunu düşünüyor. Örneğin NK ve kraliçesi… gerçekler hikayede gizli bir şekilde duruyor. Hikaye çarptırılmış, eksik ve yanlış bir şekilde aktarılıyor; belki o gün orada yapılanlar gayet açık seçik yapılıyordu, belki iki hane sadece “evlilik” ile hanelerini birleştiriyordu ama dışarıdan bakanlar için oldukça korkunç bir manzara olabilir ve bu şekilde hikayeler yaymış da olabilirler. (Yani ben de bir ailenin böyle canlılarla evlendiğini vs. görsem ürkütücü bulurdum. :smiley: Bunun dışında neden insanların 13 sene boyunca hiçbir şey yapmadan beklediğini merak etmişimdir, belki olasılık o kadar saçma değildir?) Özetle ortada Stark-Öteki karışımı, daha çok insana benzer bir bebeğin var olduğunu, amca Stark’ın bebeği alıp gizleyerek hanesine alıp yetiştirdiğini ve böylece Starkların kanına Ötekilerin kanı bulaştığını iddia ediyor. Bu temanın Jon’da da aynı şekilde işlendiğinin üstüne parmak basıyor. Efsanede “tohumunu” verdiği konusunda hususi olarak belirttiğini, eğer ortada bir çocuk yoksa neden bu kısmı hususi olarak belirtiklerini sorguluyor. (Neden bir cinsel birleşme var? Olmak zorunda mıydı? Bence değildi. Büyünün kol gezdiği, ölülerin diriltilip kontrol edildiği bir bölgede, bu şekilde git birini baştan çıkar birlikte ol durumu mantıklı değil, gerekmez. Gerçi amaç nedir, ondan hiç bahsedilmemiş hikayede. Bu yüzden bir anlaşma ve bebek meselesi ilk başta akla yatkın geliyor. )

Şimdi buraya kadar ki IdeasOfIceAndFire’ın videosundan çeviriydi. Aşağısı da TalkingThrones’un.

Önemli Cevaplar

  1. (Sınırı aştığım için ikiye böldüm.)

    Talking Thrones Kuramı

    İddiası diğeri ile aynı; Starklar, Ötekilerin torunları olabilir. Kendisi bir tık daha fazlasını iddia edip “belki” Eski Kış Kralları, mahzen mezarlara gömülmeden önce WW olmuş olabilirler, diyor. (Tamam, ikinci iddia baya uçuk ama torun olma meselesi ile ilgili ilginç göndermeler mevcut kitapta.)

    Dahası birden fazla Gece’nin Kralı dahi olabilir.

    Ötekilerin Hikayesi

    “Ötekiler,” diye onayladı Yaşlı Dadı. “Binlerce ve binlerce yıl önce, daha önce hiç görülmemiş uzunlukta sert ve soğuk bir kış çökmüştü dünyanın üzerine. Gece bir neslin hayatı boyunca sürmüştü. Krallar, tıpkı ahırlarında ölen domuz çiftçileri gibi titreyerek ölmüştü kalelerinde. Kadınlar, çocuklarının buz tutarak öldüğünü görmektense elleriyle boğarak öldürmüşlerdi evlatlarını. Ağlamışlardı ama sıcak gözyaşları yanaklarında donmuştu. İlk kez o karanlıkta geldi Ötekiler. Onlar soğuk yaratıklardı, ölü yaratıklardı. Güneşten, ateşten, demirden ve damarında sıcak kan akan her canlıdan nefret ederlerdi. Karakolların, şehirlerin ve bütün diyarın üzerine korku saldılar. Kahramanları, hatta orduları, soluk ve ölü atlarının üzerinden uzanıp keserek onar onar öldürdüler. İnsanların kılıçları onları durduramadı. Bakireler ve bebekler için bile merhamet yoktu içlerinde. Buz tutmuş ormanlarda bakireleri avladılar ve hizmetkârlarını ölü bebek etleriyle beslediler.”

    Bu alıntıya dikkat çekmek istiyorum. Bilhassa İngilizcesini de ekledim. İlk kuramın çevirisinde hikayelerin neresi gerçek neresi yalan ve neresi mecaz anlatım, bilemediğimizi yazmıştım. Bu hikayeye de bu gözle yaklaşın.

    Muhtemelen A WINTER FELL kısmı dikkatinizden kaçmadı. Türkçe çevirisinde dikkat edilmiyor ama orjinal dilinde göze çarpan bir kelime.

    Uzun Gece ( Kahramanlar Çağı) zamanı, Starkların güç kazanıp, Kuzeyin Kralları olarak hüküm sürmeye başladığı ve Kışyarı(Winter Fell)'nın inşa ettiği döneme denk geliyor.

    Diğer dikkat çekilen kısım ise şu cümle. “Onlar soğuk yaratıklardı, ölü yaratıklardı. Güneşten, ateşten, demirden ve damarında sıcak kan akan her canlıdan nefret ederlerdi.” (Elbette GRRM’in açıklamasına göre onlar ölü değil, yaşayan canlılar.)

    “Demirden” nefret etmeleri oldukça ilginç çünkü mahzen mezarda yatan kış krallarının ve lordlarının heykelleri üzerinde DEMİR KILIÇLAR yatırılmış vaziyette. Söylenene göre “kızgın ruhların dışarı çıkmasını engellemek” için bu şekilde bir gelenek başlatmışlar. (Ayrıca hoş karşılanmayan misafirlere karşı da kılıç diz üstüne yatırılır.)

    Eski bir gelenek gereği, bir zamanlar Kışyarı Lordu olan ölülerin kızgın ruhları intikam almak için mezarlarından kalkıp gitmesin diye, her bir taş heykelin kucağına demir uzun kılıçlar konmuştu. En eski heykelin kucağına konan kılıç çoktan paslanıp neredeyse yok olmuş, bir zamanlar konduğu yerde birkaç kırmızı leke bırakmıştı. Ned ruhun serbest kalarak kalede dolaşıp dolaşmadığını merak etti. Dolaşmıyor olmasını umdu. Kışyarı’nın ilk lordları hüküm sürdükleri topraklar kadar sert ve acımasız adamlardı. Ejderha soylular denizin ötesinden gelene kadar, yüzyıllar boyunca hüküm sürmüşler ve kimsenin buyruğu altına girmemeye yemin etmişlerdi. Kendilerine Kuzey Kralları demişlerdi.

    Doğru olduğunu kabul edersek bu intikam dolu ruhlar ne kadar korkunç olabilir, insan merak ediyor. Yani bu ilk krallar neler yapmış ve yapacaklarından korkmuş ki sonrasında gelenler onların mezarlarını bu şekilde mühürleyip hapsetme gereği duymuş? Yaşlı Dadı sağ olsun ki onun hikayesinden anladığımıza göre Ötekiler “demirden” nefret ediyor. Bu ikisinin bir bağlantısı olabilir.

    Yaşlı Dadı bize ilk geldikleri zamanı söyledi ama Uzun Gece’nin gerçekte tam olarak nasıl sona erdirildiği anlatılmadı.

    Son Kahraman’ın Hikayesi

    Buz ve Ateşin Dünyası kitabında Üstat Yandell’in aktardığı Uzun Gece hikayelerinden birinde Son Kahraman’ın hikayesi anlatılıyor.

    Hikayeye bakarsak direnişin bel kemiğini Son Kahraman oluşturmuş ama tek bir adamın Ötekilere karşı bu kadar güçlü bir ittifakı nasıl kurup, darbe indirdiği soru işaretleriyle karşılanmalıymış. Sonuçta Yaşlı Dadı’nın hikayesine göre de “insanların kılıçları onları durduramazdı.” ( Yani orduların bile yetersiz kaldığı canlılardan bahsediyoruz ki ejderha camı, ejderha çeliği ve ateş dışında bir şeyden etkilenmedikleri görülüyor.) HBO, (yeni dizide) anlatılan hikayelerin tamamen gerçek olmadığını açıklamıştı.

    Özetle, Kahramanlar Çağının en karanlık saatlerini, GoT’tan binlerce yıl öncesini; Westeros’un korkunç gizemlerini ve tarihini; WW’lerin kökleri, DOĞUNUN GİZEMLERİ ve Starkların efsanesini konu alacak… BİZİM DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ BİR HİKAYE DEĞİL. diyerek olaya son noktayı koyuyor.

    Dizide, muhtemelen Ötekilerin kendi topraklarına nasıl geri gönderildiğini, Stark efsanelerinin gerçeğini; hanelerinin başlangıcının korkunç gizli gerçeklerini; Ötekilerle gerçek bağlantılarını öğreneceğiz. Kuramın sahibi Son Kahraman’ın gerçek bir kişi olduğuna ve Stark Hanesinin ilk üyelerinden biri olduğuna inanıyor. Kuzeyde bu kadar efsaneleşmiş bir figürün Stark olması çok muhtemel(zaten dizi için de Starkların efsanesi deniyor.). Onun görüşüne göre hikayelerde gerçek ve kurgu oldukça bulanık bir halde. Son Kahraman, Ötekilerle anlaşma yapmış olabilir, onların kuzeyin ötelerine gitmelerini, saldırmaktan vazgeçirerek sağlamış olabilir. Ötekiler ile ilgili görebildiğim ilk şey bunların hiçbir insandan veya hiçbir şey kaçmayacağı ve insanlarla anlaşma yapmaya eğilimli olduğunu yönünde; Craster gerçeği bize “anlaşma” meselesinde açık olduklarını gösteriyor; oğulları karşılığında onun ve ailesinin yaşamasına izin vermişlerdi. Belki de olacaklar için bir forshadowingdir? (ayrıca geçmişte olmuş olana bir işaret). Efsaneler, Ötekilerin kuzeye kaçtığını söylüyor ama bu, Starkların saklamaya çalıştığı asıl gerçeği örtmek için aktardığı bir yalan olabilir. Belki de Son Kahraman, Ötekilerle bir evlilik ahdi yapmıştır.

    Bazı okuyucular Son Kahraman ve Gece’nin Kralı’nın aynı kişi olduğuna inanıyor. Kendisinden önceki 12 Lord Kumandan’ın Son Kahraman’ın yol arkadaşları olarak anlatılanlarla aynı kişiler olduğunu söylüyor. (Yani Gece Nöbeti başına toplamda 13 lord kumandan gelmiş iken Son Kahraman’ın kafilesi de 13 kişiydi.) Son Kahraman’ın 12 arkadaşının ya öldüğü ya da onu terk ettiği anlatılırken Gece’nin Kralı’na kadar gelen 12 lord kumandan hakkında da bir kayıt kuyut, bilgi ve isim vs. yoktur. Neden öldüler? Nerede öldüler? Kaç yıl kumandanlık yaptılar? gibi gibi gibi. Dizi bile bize bu konuda bir göz kırpma yapmış olabilir, diyor. Dizideki NK’nin ilk tanıtımı sırasında arkasında toplamda 12 figür vardır ve kendisi de 13. kişidir. Bunlar özünde 12 kayıp kafile yoldaşı yahut kayda geçmemiş 12 lord kumandan olabilir yahut ikisi birden. Durum ne olursa olsun bütün bunlar Starklar ile bağlantılı. “Ben Son Kahramanın bir Stark olduğuna inanıyorum.” diyor ve Yaşlı Dadı da Gece’nin Kralı’nın bir Stark olduğunu söylüyor. (Sizi bilmem ama bu kuram hoşuma gitti.)

    Eğer Yaşlı Dadı haklıysa ve NK bir Stark ise ve bahsedilen “kurban” NK ve NQ’nin kendi bebek/leri ise o zaman Ötekilerin kanında da “Stark kanı” akıyor demektir. (Burada parantez açıyorum; okuduklarımdan çıkardığım kadarıyla wightlar bir çeşit warg büyüsü ile kontrol altına alınıyor ve bu özelliklerin İlk İnsanlar ve Ormanın Çocuklarında görüldüğünü biliyoruz. Ötekiler farklı bir tür olarak biliniyor, eğer bunların başındaki kişide Stark kanı varsa, warg yeteneğine sahip olması olası görülüyor. Elbette ki IdeasofIceandFire’ın Ötekiler, Ormanın Çocuklarından devşirildi, kuramı doğru ise bu durumda açıklığa kavuşmuş olur yine.)

    Stark kralı ve Sur Ötesindeki kral nasıl oldu da Gece’nin Kralını ve karısını yendi, nasıl bir silah kullandı? diye soruyor. Çünkü efsaneye göre kadın bir dişi Öteki. Starkların ata yadigarı kılıcı “Buz” buradan mı geliyor? ( Stark Hanesi'nin Asıl Kadim Kılıcı 'Buz')

    Ned’in elindeki Valyria kılıcı nispeten yeni bir kılıç olmakla birlikte “Buz” ismi çok daha eskidir.

    Catelyn kılıçlara hiç ilgi duymuyordu ama Buz’un kendine has güzelliğini inkâr edemezdi. Kılıç, Kıyamet’in kadim Özgür Kale’yi yıkmasından önce, Valyria’da demir ustalarının kılıç yaparken çekiçlerinin yanı sıra, büyü de kullandığı zamanlarda yapılmıştı. Buz tam dört yüz yaşındaydı ama dövüldüğü ilk günkü kadar keskindi hâlâ. Taşıdığı isim kendisinden de eskiydi. Kahramanlar Çağı’ndan kalan bir mirastı adı. O zamanlar Starklar, Kuzey Kralları’ydı.

    Bu kılıca “buz” isminin verilme sebebi ilk WW’yi öldüren kılıç olması yüzünden mi yoksa WW’lerin kılıçlarından birinin olması yüzünden miydi? (Son Kahraman’ın ejderha çeliği ile bir ww öldürdüğü Sur kayıtlarında yazıyor aslında.) Bu durumda kılıç Kışyarı’na gelecek ve nesiller boyunca kraldan krala geçecek. Lakin ben ayrıca şunu merak ediyorum; 13. Lord Kumandanın bedenini ne yaptılar? Yakma işlemi kuzey geleneği değildi, Starklar ölülerini gömerlerdi. (Hala da öyle.) Muhtemelen yerin çok derinliklerine gömülmüş olabilir(Kışyarın’da sanırım), ne kadar kötü bir şey yapmışsa yapsın o ailenin üyesidir. (Nitekim çok kötü şeyler yapmış olan aile üyelerinin de mahzene gömüldüğünü biliyoruz.)

    Kışyarı, o dönemlerde günümüzden çok daha farklı bir şekildeydi; mezarlık ve First Keep dışında bir şey yoktu(yahut günümüze sadece bu ikisinin sağlam gelmiş olabilir o dönemden.). Mezarlığın ilk katları çökmüş durumda, belki de amaç orada olanı/ları gizli tutmaktır. Bu durumda kralların heykellerinde neden demirden kılıçlar yatırıldığını (ve bunların “hoş karşılanmayan misafir” manasına gelecek şekilde diz üstü yatırıldığına dair) açıklıyordur. Yaşlı Dadı, Ötekilerin demirden nefret ettiğini söylemişti ve demir, öfkeli ruhları mezarlarında kilitli tutmak için oradaydı.

    Eddard Stark’ın rüyasına bir göz atalım.

    Daha önce binlerce kez yürüdüğü gibi, Kışyarı’nın altındaki mahzen mezarda yürüyordu. Kış Kralları buzdan gözleriyle geçişini izliyordu ve ayaklarının dibindeki ulu kurtlar başlarını çevirip hırlıyordu. Sonunda, Lyanna ve Brandon’la yan yana yatan babasının mezarına geldi. Bana söz ver Ned, diye fısıldadı Lyanna’nın heykeli. Mavi güllerden bir taç giyiyordu ve gözlerinden kan akıyordu.

    Bu heykellerin hepsi taştan yapılma, bu durumda neden heykeller BUZDAN GÖZLERLE Ned’i izliyor? Bu, Kış Krallarının aslında ne olduklarına dair bir “işaret” olabilir mi?

    İlk kitabın “giriş” kısmında Ötekilerin tanımlarına bakalım.

    Öteki duraksadı. Will onun gözlerini görebiliyordu. Mavi. Hiçbir insan evladının sahip olmadığı kadar derin, başka bir mavi. Buz gibi yakan bir mavi. O mavi gözler yüksekte titreyen uzun kılıca sabitlenmişti; metalin üzerinden akan ay ışığına bakıyordu. Will sadece bir kalp atışı süresince umutlanmaya cesaret etti.

    WW’lerin “buz gibi mavi gözleri” var iken Kış Kralları “buzdan gözlerle” Ned’in geçişini izliyordu.

    Şimdi size Davos’un POV’undan bir şey göstermek istiyorum Stark ve Ötekiler arasındaki bağa bir işaret olabilir.

    “Sonra uzun ve zalim bir kış çöktü,” demişti Sör Bartimus. “Beyaz Bıçak dondu, körfez bile buz tutuyordu. Kuzey rüzgârları uluyarak geldi ve köle tacirlerini kalenin içine hapsetti. Tacirler ateşlerin başında toplanıp ısınırken, yeni kral onların tepesine bindi. O, Brandon Stark’tı. İnsanlar ona Buz Gözler derdi, Edric Karsakal’ın büyük büyük torunuydu. Kurt İni’ni geri aldı, köle tacirlerini çırılçıplak soydu ve onları, zindanlarda bulduğu zincire vurulu kölelere verdi. Kölelerin, köle tacirlerinin iç organlarını, tanrılara hediye olarak yürek ağacının dallarına astıkları söylenir. Eski tanrılardan bahsediyorum, güneyli yeni tanrılardan değil. Sizin Yedi’niz kışı tanımaz, kış da onları.”

    Başka bir uzun gece hikayesi için güzel bir senaryo ama yeterince uzun bir kış değil. (Burada bahsi geçen WINTER-FELL ve “BUZ GÖZLER” meselesine dikkat çektiğinizi düşünüyorum.) Beş kitapta binlerce sayfa var ve sadece iki örnekte şu kelimeyi bulabilirsiniz; winter-fell. İki seferde de “zalim/acımasız kış” şeklinde betimleniyor ve ikisinde de kuzeyden “buzdan gözler” geliyor.

    Bence Stark kalesi Winterfell’in Ötekilerle bir olayı olduğu için Winterfell şeklinde isimlendirdiler. İki hikayede de kış kuzeye çöküyor ve ötekiler görünüyor. Ayrıca yeni kral Brandon da “buzdan gözler” şeklinde lakapla tanınıyor. Dikkat edilirse ağaçlara kan sunumu var. Ned bile “idam” sonrası kılıcın temizliğini büvet ağacının altında yapıyor. (Yani kanı orada temizleyerek bir nevi aslında kan sunumu yapıyor. Aslında biz kuzeyin insan kurban ettiğini bildiğimizi ve bu yüzden NK’nin kurban vermesinin neden bu kadar tepkiyle karşılaştığını sorsak da bu kurban verme işleminin hangi çağda başladığını tam olarak bilemiyoruz. Bran’ın gördüğü görü, Uzun Gece’den sonra olmuştu. Bunu dışında “kurban” meselesine Davos hikayesinde değiniliyor, beş kitapta.)

    Bran’ın mahzen mezardayken söylediği bir şey Ötekilerle ilgili bir şey düşünmeme sebep oldu.

    Yüzleri sert ve güçlüydü. Bazıları gerçekten korkunç şeyler yapmıştı ama hepsi Stark’tı. Bran onların bütün hikâyelerini biliyordu. Mahzen mezardan hiçbir zaman korkmamıştı; bu mezar, evinin ve kendi varlığının bir parçasıydı. Bir gün kendisinin de burada yatacağını her zaman biliyordu.

    Bazı Kış Kralları korkunç şeyler yapmıştı, bu korkunç şeyler nelerdi, merak ediyorum. Bence ailenin ilk nesilleriyle; Ötekilerle üreyenlerle bir ilgisi olabilir. Yeni dizide bu konuda daha fazla şey öğrenebileceğimizi düşünüyorum; ww’lerin kökleri gibi. (Nitekim HBO da öyle açıklama yaptı zaten.) İlk tanıdığımız Stark üyeleri, Ned ve ailesi olduğu için bir nevi onlara aşık olduk ve bizim gözümüzde onlar “iyi adamlar” Yeni dizide belki de her şey tam tersine dönecek ve Ötekiler ile NK’yle olan karanlık geçmişleriyle yüzleşeceğiz. Tüm bunlar olanları sorgulamamıza sebep olacaktır; çünkü Ötekilerin hala etrafta dolanmaları ve güç toplayarak tekrar dönüş yapmaları bir şekilde Starklar ile bağlantılı olabilir. (Bu kısım aklıma LOTR serisini getirdi. Diyarın oldukça köklü ve ünlü ve mistik bir ailesi olan insanların kralı Isildur’un tek yüzüğü saklaması, Sauron’un hayatta kalmasına ve geri dönmesine sebep olan olayları tetiklemişti. GRRM’in bu seriden de etkilendiği düşünülür ise Ötekilerin varlığı ve tekrar gelişinin Starkların yaptıkları sebeplere bağlanması pek muhtemel bir durumdur.)

    Kalelerine “winterfell” diyorlar, aile sözü “Winter is coming” ve aile yadigarı kılıcın ismi “ice”. Starklar, soğuk havayı diğer herkesten daha kolay tolerans gösterebilir, yeraltındaki mezarlarıyla ilgili rüyalar görüyorlar ve Bran, Sur ötesine geçip bu yaratıkların ilk yaratıldığı yere gidiyor(kendisi dizideki gibi ormanın çocuklarının yarattığını düşünüyor.). Jon, Son Kahraman ya da AA olabilir. Bundan sonra söyledikleri dizideki olaylarla bağdaştırılmış; bu bağ ve anlaşma yüzünden vs. Jon’la göz göze gelmiş (NK), Bran’ı istiyor vs. vs. Şahsen bu kısma kesinlikle karşı çıkıyorum, zira dizi ile kitap arasındaki WW “hikaye gelişiminin” tamamen farklı olduğu görüşündeyim.

    Uzun bir yazı oldu ve inşallah sabırla okumuşsunuzdur. Genel olarak hoşuma giden tarafları olan, katıldığım noktaları bol olan ama katılmadığım tarafları da olan güzel ayrıntılarla süslenmiş ve dikkate alınması gerektiğini düşündüğüm bir kuram oldu. Ötekiler ve Starklar arasında “kan bağı” var ya da yok; kesin olan bir şey var ki bu ikisinin kesinlikle öyle yahut böyle bir bağı var ve kitaplarda ve yeni dizide bunu öğreneceğiz inşallah. Dizide bir numara beklemediğim için o taraftan bir umudum zaten yok. Nitekim Gece’nin Kralı ve Kraliçesine dahi değinmemişti dizi.

    Okuduğunuz için teşekkür ederim, her zamanki gibi fikirlerinizi bekliyorum.

  2. Rica ederim arkadaşlar. İki ayrı kuram ama aynı konu diye tek başlığa eklemek istedim ve haliyle biraz karmaşık gelebilir. Benim aklıma aslında başka bir şey daha geldi bu sabah; warg king.

    Şimdi Stark Hanesinin “warg” becerisinin bu kişiden geldiği söyleniyor sanırım? Warg King’in uzun gece sonrası yaşadığı iddia ediliyor, iddia dedim çünkü hem bu başlıkta biraz değindim hem de diğer başlılarda bolca değindiğim üzere; efsaneleşen geçtiği dönemler ne kadar doğru, bilinmiyor yani a döneminde geçti denen bir şey aslen b döneminde geçmiş olabileceği gibi iki ayrı dönem denen şey aslında aynı dönem olabilir. Misal ilk başta hikayelerden 2 ayrı uzun gece var diye çıkartıyoruz ama ayrıntılara baktığımızda görüyoruz ki aslında tek bir uzun gece var.

    Uzun Gece sonrası, Ormanın Çocuklarıyla da ittifak halinde olan Warg King ve Starklar savaşıyor; Starklar bu adamı yeniyor ve oğulları ile yaratıklarını ve de yeşil görü sahip kişileri öldürüyorlar ve kızlarını da “ödül” olarak kendilerine eş alıyorlar.

    Bence bu Uzun Gece; Ötekiler, Ormanın Çocukları ve Starklar arasında olan şeylerle bağlı bir olay.

    Gerçekten de bu şekilde bakınca bizim Ned ve ailesinde gördüğümüz “onurlu ve vicdanlı Stark” izlenimi kayboluyor ve yerine en az Lannisterlar kadar acımasız hatta belki daha fazla, bir Stark portresi çiziyor.

  3. Stark’lar zaten hiçbir zaman bu son dönemdeki kadar yumuşamadılar. Kuzeyde hayatta kalmak ve bu kadar zaman boyunca kuzeyin en büyük hanedanı olarak kalabilmek için zalim olmak zorundaydılar. Zaten Stark’ları sevmemin nedeni yumuşak olmaları değil entrika gibi şeylerden anlamamalarıydı.

  4. Adamlar doğrudan ve düz; coğrafya bir kaderidir, demiştir İbn-i Haldun. Coğrafya’nın havası, suyu, toprağı ve orada yetişen şeyler; kısacası her şey insanın karakterini hatta ve hatta düşünme şeklini bile etkiliyor. Misal dün öğrendim ki çöl bedevisi ile çöl şartları arasında ciddi manada benzerlik var, tabiri caiz ise bedeviler, çölün insan haline gelmiş şekli gibi. :smiley:

    Bu yüzden kuzey gibi ağır, sert ve acımasız şartların hüküm sürdüğü topraklarda Stark Hanesinin yumuşak olmasını beklemek güç olur, Ned ve ailesi baya yumuşak görünüyor ama atalarına nazaran (iklim dışında) şartlar falan daha yumuşamış olmasının da faydası olsa gerek. Gene benzer sebeple “entrika” yönünden çok gelişmemiş olmaları da belki bu şekilde açıklanabilir; kuzey gibi bir yerde ya ölmek ya yaşamak vardır; sürekli fiziksel olarak savaşmak zorundasın, çok fazla düşünmek ve siyasi entrikalar kurmak pek mümkün değil. Aslında Türklerin de siyasi entrika konusunda çok iyi olmama sebeplerinden biri coğrafya ve yaşam şartları; bizim de yaşama şeklimiz ve yaşadığımız yerler ağırdı. Ben de bu yüzden Starkları seviyorum, bize çok benziyorlar. :smiley:

    GoT’un yeni dizisini bu yönden merakla bekliyorum, o dönem Starkların ne denli acımasız olduğunu görmek hoş olacak.

  5. teori için teşekkürler, güzel bir yazı olmuş. bütün bu soruları kısmen de olsa gelecek olan yan dizi Uzun Gece de az çok açıklığa kovuşacak gibi.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

3 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar