Bugün sizinle 5. kitap “Ejderhaların Dansı” ve 6. kitap “Kış Rüzgarları” kapsamında bir kuram çevireceğim. Elbet ara ara kendi yorumlarımı da katabilirim, her zamanki gibi. Eğer 6. kitabın yayımlanan POV’larını okumayan var ise ufak bir spoiler uyarısı yapmam gerekiyor. Başlayalım.

“Kardeşini ateşlerimde gördüm, onun için ayarladıkları evlilikten kaçıyordu. Buraya, sana geliyordu. Ölmek üzere olan bir atın sırtında oturan, grilere bürünmüş bir kız. Bunu gün gibi açık gördüm. Henüz olmadı ama olacak.”

Kuşkusuz bu pasajı okuyunca hepimizin ilk aklına gelen SArya olarak, Ramsey ile evlenen Jeyne Poole olduğunu düşünmüşüzdür. Fakat sonraki bölümlerde Alys Karstark ölmek üzere olan bir atın üzerinde Kara Kale’ye geliyor ve sığınma talep ederek kendisi için ayarlanmak istenen evlilikten kaçtığını söylüyordu. Hatta Jon, yanlış çıkan bu kehanet/görü yüzünden Melisandre’ye kızıyor ve “Alys, Arya değil!” diyor ve Melisandre’nin görülerinin de kendisinin de güvenilmez olduğunu vurguluyordu.

Melisandre, Jon’un kendisine güvenmesi için kızı aramaya devam ediyordu ama çok başarılı olduğunu da söyleyemeyiz.

Kız. Kızı tekrar bulmalıyım. Ölmek üzere olan atın sırtındaki gri kızı. Jon Kar, Melisandre’den bunu bekleyecekti, üstelik yakın zamanda. Kızın kaçtığını söylemek yeterli olmayacaktı. Jon bundan fazlasını isteyecekti, zamanı ve mekânı soracaktı. Ve Melisandre bu soruların cevabını bilmiyordu. Kızı yalnızca bir kez görmüştü. Kül kadar gri bir kızdı, ben onu izlerken ufalandı ve rüzgârla savrulup yok oldu.

Melisandre ateşin içine baktığı zaman ölmek üzere olan bir atın üstünde GRİLERE BÜRÜNMÜŞ ve kendisi de GRİ olan bir kız görüyor. Bu yüzden GRİLER diyerek belirgin bir betimleme yapıyordu. Elbette ki Melisandre, Arya’yı hiç görmediği için gördüğü kişinin o olup olmadığını bilemez ama yine de gördüğü ilk kızın Arya olduğuna nasıl kanaat getirdi? Şahsen ben bunu da biraz sorguluyorum. Devam edelim.

Biz Jeyne gelecek diye beklerken gele gele Alys Karstark geldi.

“Lordum, gelmeniz gerek. Özür dilerim lordum. Bir kız bulundu.”

“Bir kız?” Jon, elinin tersiyle gözlerini ovuşturarak doğruldu. “Val mi? Val mi döndü?”

“Val değil lordum. Kız, Sur’un bu tarafında bulundu.”

Arya. Jon dikildi. Arya olmalıydı. “Kız,” diye bağırdı kuzgun. “Kız, kız.”

“Ty ve Dannel, ona Köstebek Kasabası’nın iki fersah güneyinde rastlamışlar. Kral Yolu’ndan aşağı doğru kaçan yabanılları kovalıyorlarmış. Onları da getirdiler. Ama sonra kızı görmüşler. Soylu bir kız lordum, sizi soruyor.”

“Kızın yanında kaç kişi var?” Jon su çanağına gitti, yüzüne su çarptı, çok yorgundu.

“Kimse yok lordum. Kız yalnız geldi. Atı ölmek üzereydi, bir deri bir kemik, topal ve terli.”

Ölmek üzere olan bir atın sırtında oturan gri bir kız. Görünüşe göre Melisandre’nin ateşleri yalan söylememişti. Ama Mance Rayder ve mızrak karılarına ne olmuştu?

Gördüğünüz gibi Melisandre’nin yorumuyla gelenin Arya olduğunu sandı ama gelen Alys idi. Haliyle biz de görünün yanlış yorumlandığını, Melisandre’nin aslında Alys’i gördüğünü sandık zira “ölmek üzere olan at” ve “evlilikten kaçış” noktası birebir tutuyordu. Lakin bir şey eksik, muhtemelen bir çok kişinin gözünden kaçmış bir şey; GRİLER. Görüde grilere bürünmüş kül kadar gri bir kızdan bahsediliyordu ama Alys’in gözleri dışında gri olan bir yeri yok.

Kız, ateşin yanma kıvrılmıştı, kendinden üç kat büyük, siyah, yün bir pelerine sarınmıştı, uyuyordu.

Alys’in sarındığı pelerin “siyah” renkte “gri” değil.

Alys’in bakire pelerini, Gece Nöbetçileri’nin siyah yünüydü. Pelerinin sırtındaki Karstark güneşi, pelerini astarlamak için kullanılan beyaz kürkten yapılmıştı.

Görüldüğü üzere hanesinin renkleri bile siyah ve beyaz ve hiç gri yok. Alys, Jon tarafından biraz Arya’ya benzetilse de gözlerinin rengi dışında “gri” ile ilişkili hiçbir özellik bu kızda yok. Lakin görülerde grilere bürünmüş, kül kadar gri bir kızdan bahsediliyor. O zaman bu kehanet/görünün daha gerçekleşmediğini, Melisandre’nin gördüğü kızın Kara Kale’ye daha ulaşmadığını söylememiz gerekiyor.

Peki, bu kız kim? Aslında ilk düşündüğümüz kişiyle aynı şahıs; Jeyne Poole, yani bizim sahte Arya Stark’ımız. Görünüşe göre Martin bize minik bir oyun oynayarak dikkatlerimizi doğru kişiden yanlış kişiye çevirmek istemiş.

Bu kızın Jeyne olduğundan emin miyiz? İşaretler bunu gösteriyor, şimdi onlara bakalım.

Öncelikle Jeyne’nin kaçtığını biliyoruz ve Stannis’in kızı Jon’a gönderme kararı aldığını 6. kitap POV’undan öğreniyoruz.

“Braavoslu bankacıyı Duvar’a geri götüreceksin. Altı iyi adam seç ve on iki at al.”
“Sürmek için mi,yemek için mi?”
Kral bu laftan hoşlanmamıştı. “Öğleden önce ayrıldığını görmek istiyorum,ser. Lord Bolton her an üstümüze çökebilir, bankacının Braavos’a dönmesi şart.”

Ser Justin bir elini kılıcının kabzasına koydu. “Şövalyelik onurum üzerine yemin ederim.”
“Ah,bir de Stark kızını yanına al. Doğugözcüsüne varmadan önce onu Lord Kumandan Snow’a teslim edeceksin.”

Beşinci kitapta Stannis’in ordusundaki atların durumunun ne olduğu ortada; çok fazla soğuk ve yemek kıtlığı yüzünden atları sürüler halinde kesiyorlar. Savaş başladığında da ellerinde çok fazla at kalmayacağı aşikar. Ser Justin de kızı ve bankacıyı Sur’a götürürken yanına fazladan at alma sebebinin dönüş yolculuğunda yemek için ihtiyaç duyacağı atlar olduğu da ortada. Yani Jeyne, sahte Arya’mızın Sur’a ölmek üzerinde olan bir atla varması çok olası dahilinde. Elbette buz gibi havada hastalıklı ve soğuktan donmuş olacağı için vücudunun renginde de bir değişim olacaktır.

Grilere dönüş yapalım. Theon ve mızrak karıları, SArya(Jeyne)’yı kurtarmak için odasına girdiği yerden başlıyoruz.

Elini tuttuğu kızı ayağa kaldırırken Theon’un eksik parmaklarının kökleri karıncalandı. Kürkler yere düştü. Jeyne kürklerin altında çıplaktı, küçük göğüsleri diş izleriyle doluydu. Theon, kızlardan birinin nefesini tuttuğunu duydu. Rowan, Theon’un eline bir kıyafet yığını tutuşturdu. “Onu giydir. Dışarısı soğuk.” Sincap iç çamaşırlarına kadar soyunmuştu, sedir ağacından yapılmış oymalı bir sandığın içinde daha kalın kıyafetler arıyordu. Sonunda, Lord Ramsay’in kapitone yeleklerinden birini ve iyice yıpranmış bir pantolonunu giymeye karar verdi. Theon, Rowan’ın yardımıyla, Sincap’ın kıyafetlerini Jeyne Poole’a giydirdi.

Burada görüyoruz ki Jeyne, Sincap’ın elbiselerini giydi. Peki, Sincap’ın elbiseleri ne renk?

Sincap geri döndüğünde yanında diğer dört kız vardı: Gri saçlı sıska Myrtle, uzun saç örgülü Cadıgöz Willow, kalın belli ve büyük göğüslü Frenya, bıçaklı Holly. Hizmetçi kızlar gibi giyinmişlerdi, kaba yünden yapılmış gri elbiseleri ve tavşan kürküyle astarlanmış kahverengi yün pelerinleri vardı.

GRİ! Kızlar gri renkte elbise giymişlerdi ve Sincap ile kıyafetlerini değiştiren Jeyne de gri elbiseyi giymiş oldu, yani GRİLERE BÜRÜNMÜŞ oldu.

Burnunun ucu donduğu için karardığında ve Gece Nöbetçileri’nden birinin burnunun bir kısmını kaybedilebileceğini söylediğinde her zamanki gibi Jeyne yine ağlamıştı.

Theon kızı son görüşünde bunları konuşmuş, Jeyne’nin burnu soğuk ısırığı yüzünden kaybolma tehlikesinde. Belki bu Melisandre’nin “ufalanıp, rüzgarla savrulup yok oldu.” derken, burnuyla ilgili bir durum olabilir, diye yorumlamış kuram sahibi. Yahut Jon’un Arya için planladığı gibi Braavos’a gitmesi için gemiye koysaydı fırtınada savrulup gidip, kaybolurdu demiş ama bu “kaybolma” meselesinin sadece Melisandre kızı izlerken görünün sona ermesi şeklinde yorumluyorum, yoksa kızın başına bir şey geleceğinden değil.

Özetler isek Alys, evlilikten kaçıyor ve ölmek üzere olan bir atın üzerinde gelen bir genç kız ama gri ile bağdaştırılmış bir şeyi yok, haliyle bahsi geçen görünün Alys için söylenmiş olması pek olası görülmüyor. Lakin SArya(Jeyne) griler içerisinde bir kız olarak, evlilikten kaçıyor ve Sur’a geldiğinde (muhtemelen) atı ölmek üzere olacak. Yani kehanetin/görünün kahramanı Jeyne Poole.

(Okumayanlar için Kış Rüzgarları Theon POV’un Türkçe çevirisi. Theon Greyjoy Bölümü (Çeviri) – The Winds of Winter)

Önemli Cevaplar

  1. Acaba kim yazmış ola ki :thinking::joy:

    @YeniAy_Ottoman martin bu kadar ayrıntılı hedef şaşırttıktan sonra bana jeyne çıkması çok saçma geliyor. zaten kendisi sahte arya olduğu için mel’in kehaneti direk onu işaret ediyor. bence o grili kız gerçek arya ya da sansa.


  2. kendi konumda ki teoriyi yazacağım:
    Herkes Gri kız’ın Alys olduğu konusunda hemfikir. Ama; a-gri kızın bir kızkardeş olması.b-kendi düğününden kaçıyor olması (Alys bir düğünden bahsetmemişti).c-gri kız’ın geldiği yolun Karhold’un biraz tersinde kalması-ki bence en önemli ipucu-

    “Eğer inatçı lord kumandan izin verirse. Ateşler şu kızın yerini gösterdiler mi?” “Su gördüm. Derin, mavi ve durgun. Suyun üzerinde ince bir buz tabakası oluşmaya başlamıştı. Uçsuz bucaksız, engin bir suydu.” “ Derin Göl(long lake) . Bu kızın etrafında başka neler gördün?” “Tepeler. Araziler. Ağaçlar. Bir geyik. Taşlar. Kız kasabalardan uzak duruyor. Mümkünse, izini kaybettirip avcıları yanıltmak için küçük dere yatakları boyunca at sürüyor.” Çıngıraklı kaşlarını çattı. “Bu durum işi zorlaştırır. Kızın kuzeye geldiğini söyledin. Göl kızın doğusunda mıydı yoksa batısında mı?” Melisandre gözlerini kapatıp hatırlamaya çalıştı. “ Batısında.

    cbe08b62a35c67768abd7ba6077c8392f5471d49_1_480x500

    Gri kız neden Sansa?:Jon’un kızkardeşi, yakında gerçekleşecek bi düğünü var, Stark renkleri GRİ ve beyaz,ve Vadi’den gelirken Long Lake’in batısından geçme olasılığı çok fazla.ayrıca hikayeyle dizinin bağlanması için güzel bir nokta.dizi de zaten direk Sansa olarak gösterdiler.
    @YeniAy_Ottoman jon’un ölümü ve dirilmesi ne kadar sürecek bilmiyoruz. ‘‘hemen dirilir dirilmez ben winterfell’i almaya gidiyom’’ demez heralde.bir süre daha sur’da zaman geçirecek bence.zaten seride zaman farkları olabiliyor. sansa vadi’den kaçarsa peşinde cersei’nin ve muhtemeldir ki baelish’in adamları olacak.hatta ramsay bile peşine düşebilir. gizlenmek zorunda kalacak. zaten alayne olarak pamuklu kıyafetler giyiyor, gri de aşağı doğumlu kızlar arasında çok yaygın bir renk. ya da bir hizmetçi kılığına girebilir. sessiz rahibelere karışabilir.
    hem illa sur’a gitmek zorunda mı? (gerçekten soruyorum,sur diyor muydu? ben sadece kendi düğününden kaçan bir kızın bir yerde peşinde ki adamlardan kaçtığını hatırlıyorum.ve jon’un yanına geldiğini. belki de aslında jon’un sur’dan gelip uzun göl taraflarında kurduğu savaş kampı’na gitmeye çalışıyordur. )
    hem sonuçta ashford teorisine göre de harry’yle evlenmiyor kendisi. bir şekilde kurtulmak zorunda.
    arya’ya gelince yüzsüz adamlar’dan kaçıyor olabilir. en son yine birini öldürmüştü kendi başına. aynı şekilde bir kızkardeş, stark renklerinde ki gri gibi sansa’yla ortak sebepler var. belki de mel jon’a yanlış yorumlamışım derken aslında nokta atışı tutturmuştur. tek sorun: arya yolculuk ederken büyük ihtimalle erkek kıyafetleri giyer. ya da zaten yüzsüz adam olduğu için gayet iyi gizlenebilir. düğünde belki de red wedding benzeri olası bir frey düğünüdür :smile: ya da başka birinin yüzüyle katıldığı herhangi bir düğündür.

  3. Dizide Jeyne karakteri bir noktada Sansa karakteri ile birleştirildi zaten değil mi? Kitapta Ramsay ile evlenen ve onun hem psikolojik, hemde fiziksel şiddetine maruz kalan Jeyne idi, dizide bu kişi Sansa oldu. Birde her iki versiyonda da olaylara şahit olan Theon var. Dizide Sansa kaçıp Sur’a gitti, Jon’a sığındı, dolayısıyla kitapta da bunu yapan Jeyne olacaktır :grin:

  4. ben Jon’a gidecek kızın Sansa olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Sansa yola yalnız çıkmaz, kimle çıkacak. Çıktı diyelim Jon Surda kalmayacak zaten, kaldı diyelim, önce Sancaksızlar ve annesi ile karşılaşması daha muhtemel
    2. bir konuda Jane yada Alys kehanete konu olacak kadar ne gibi bir özellikleri var. Bu da ilginç
    Alys tek başına geldi zekiceye uyuyor.
    Ama Jane yanında Stannis(geyik) in adamları ile geliyor. Sansanın yanında da geyik var Mya, annesinin yanında da geyik var ilginç,

    Üçüncü bir noktada, Sansa ise vadideki o deniz suya uymaz mı? Göl diyen Jon zaten vadiden gemi ile yola çıkması durumunda yine uyar gibi ama bunu da vadideki politik olaylara ve Sansanın konumuna uyduramıyorum. Çünkü Sansa vadi lordunun kuzeni istediği kadar vadide kalırda, LF den kaçarsa başka ama bunu nasıl yapacak henüz güveneceği kimse yok orada bile olsa bile LF den bahsediyoruz kesin önlemi almıştır.

  5. Westeros’ta evlilik-boşanma için(Aleyna meselesi için orada cevap yazdım); Westeros'ta Evlilik ve Boşanma

    Şimdi bunu söyleyebilmek için de “gri” ve “evlilik” meselesi ve daha bir çok şeyi göz önüne alarak çıkarım yapmak gerekir. Sırf bir “harita” yüzünden kalan her şeyi silip, bu kısma odaklanamazsın. Harita eklenmesi de 5. kitaba özel değil, daha önceki kitaplarda da var.

    Sansa mı sorgulayalım, olur. Sıkıntı yok. Konuşacak konu olur. Sonra ben geçen bulduğum konuyu çeviririm.

    Evlilik Sorunu

    "Kardeşini ateşlerimde gördüm, onun için ayarladıkları evlilikten kaçıyordu. Buraya, sana geliyordu. Ölmek üzere olan bir atın sırtında oturan, grilere bürünmüş bir kız. Bunu gün gibi açık gördüm. Henüz olmadı ama olacak.”

    Şimdi Sansa, Aleyna Taş olarak Vadi’de. Neden? Çünkü gidecek bir yeri yok. Kuzey, Lannister destekçisi Boltonların elinde. Nehir toprakları düştü. “Aile” olarak tabir edebileceği yegane kişi Tatlı Robin. Onun topraklarında gizleniyor.

    LF, Sansa’ya evlilik teklifi yaptığında ilk tepkisi ne oldu? “Ama ben evliyim.” LF’nin evlilik planını neden kabul etti? Şu yüzden.

    "…Robert öldüğü zaman, Vâris Harry, Lord Harrold olacak; Vadi’nin Savunucusu ve Kartal Yuvası Lordu. Jon Arryn’ın sancak beyleri beni ya da titrek Robert’ı asla sevmeyecekler ama Genç Kartal’larını sevecekler… ve Genç Kartal’ın düğünü için buluştuklarında… sen kızıl saçlarınla ve sırtına ulu kurt işlenmiş beyaz gri bakire pelerininle ortaya çıktığında… Vadi’deki her şövalye kılıcını sana adayacak ve mirasını sana geri vermek için savaşacak. Sana getirdiğim hediyeler bunlar tatlı Sansa… Harry, Kartal Yuvası ve Kışyarı. Bu bir öpücük daha eder, sence de öyle değil mi?”

    Nitekim 6. kitapta gördük ki Sansa, aynen planladıkları gibi Varis Harry’i baştan çıkarıp, nişana ikna etme oyunlarına başlamış bile. Kaldı ki LF’nin evlilik zamanı ile ilgili söylediği şey de şu.

    "…Bununla birlikte, bu sadece bir nişanlılık. Evlilik, Cersei’nin işi bitene ve Sansa bir dul olana kadar beklemek zorunda. Sen de delikanlıyla tanışmak ve onun beğenisini kazanmak zorundasın. Leydi Waynwood onu rızası olmadan evlendirmeyecek, bunu açıkça söyledi.”

    Yani mantıken Sansa, bu evliliği; evini geri alabilmek adına kabul etti ve kendine düşen rolü yerine getiriyor. İkinci olarak da evlilik, hemen olmayacak, en az bir sene geçmesi gereken bir durum bu. LF için iki şart var; Cersei’nin işinin bitmesi ve Sansa’nın dul kalması yani Tyrion’un ölmesi. (Bu kısım da ayrı bir merak konusu aslında; öleceğinden nasıl bu kadar emin? Acaba arkasından suikastçı falan mı yolladı? :smiley: )

    Özetle Sansa’nın bir evlilikten kaçması için “sebebi” olmadığı gibi evlilik çok yakın zamanda gerçekleşmeyecek. Zaten kimse onu zorla evlendiremez; Cersei’nin elinde bir esir değil o, Vadi’de Starklara saygı duyan lordların evinde misafir.

    Gri Sorunu

    Kız. Kızı tekrar bulmalıyım. Ölmek üzere olan atın sırtındaki gri kızı. Jon Kar, Melisandre’den bunu bekleyecekti, üstelik yakın zamanda. Kızın kaçtığını söylemek yeterli olmayacaktı. Jon bundan fazlasını isteyecekti, zamanı ve mekânı soracaktı. Ve Melisandre bu soruların cevabını bilmiyordu. Kızı yalnızca bir kez görmüştü. Kül kadar gri bir kızdı, ben onu izlerken ufalandı ve rüzgârla savrulup yok oldu.

    Şimdi “gri” renk, Melisandre’nin ateş görüsündeki betimleyici fark. Nasıl ki Yüce Yürek Hayaleti, gördüğü 2 görüde “bakire” betimlemesi ile Sansa’yı işaret etti ve biz bundan şüphe duymadık ise “gri” de burada böyle bir betimleme. Sansa’nın hiçbir yeri gri ile bağdaşabilecek biri değil. Aile armasında gri olması, bunu değiştirmiyor. Madem öyle Yüce Yürek Hayaleti de “gri kız” falan derdi, GRRM öyle yazardı misal. Sansa’nın rengi saçları yüzünden “kızıl” aslında. Arya’nın rengi ise gözleri yüzünden “gri” ama Jeyne’nin olayı “grilere bürünmüş” bir halde geliyor olması.

    Yön Sorunu

    Gerçi bu tam olarak “sorun” değil ama neyse, başlıklar uyumlu olsun dedim. :smiley:

    Melisandre’nin tarif ettiği şekle göre durgun bir su olması gerekiyor; Mance bunun derin göl olduğunu söyledi. Kız küçük dere yatakları boyunca yürüyormuş. Göl, kızın batısında kalıyormuş. Şimdi Stannis’in Jeyne’i Sur’a gönderdiğini biliyoruz. Hangi yolu kullandıklarını bilemeyiz, giderken görmedik daha. Kız tek başına çıkmıyordu yola ama Melisandre “tek” olduğunu söyledi, ölmek üzere olan bir at sırtında. Demek ki yolda bir şeyler oluyor. Kız gölün doğusunda kaldığına göre; orada bir kaç dere yatağı olduğunu biliyoruz, tepeler ve ağaçlar da var. Çünkü tepe ve ağaç da görüyor Melisandre yol boyunca ki istikamete bakarsak zaten “tepeler” bölgesinden geçiyor. Yani Jeyne için de “göl” ve “yol” meselesi uyumlu.

    Sansa, kara yoluyla gelecek ise yine benzer şekilde bir yön kullanabilir tabii olarak. Lakin ilk önce Boğazı ve Mot Catlin’i geçmesi gerekiyor. Bahsi geçen kale, Boltonların elinde. Oranın amacı ipini koparanı içeri almamak zaten, Sansa’nın görülmeme şansı yok. Deniz yolu ile Sur’a kaçması daha mantıklı olmaz mıydı? Yani açıkçası Sur’a kaçmayı kafaya koyarsam salak olmam lazım kara yolundan ilerlemek için, deniz yolu ile gitmek varken. Çünkü karadaki hiçbir sorunu denizde yaşamam ve doğrudan giderim. Elbet deniz yolunun da kendince tehlikeli noktaları var. Lakin gitti diyelim ve deniz yolunu kullandı; Melisandre’nin görüsündeki kız yine olamıyor, kara yolu desen zaten tıkalı; Boğaz’ı geçemez. Elbet biz Boğaz’a varmayı başardığını farz ederek konuşuyoruz, onu da beceremez tek başına. Yol boyunca karşılaştığı tiplerden nasıl korunacak ve ne yeyip içecek?

    Hem neden Sur’a gitsin? NW’nin yeminini biliyor, Jon’un yardım edemeyeceğini biliyor. Sur’da yaşayamayacağını biliyor. Jon ona ne verecek? Vadi’de kalırsa WF’yi alabilir, Harry ve LF yardımıyla; Sur’a giderse ne alacağını düşünebilir? Yani ortada pek mantıklı bir eylem nedeni de yok.

    Bilmem daha sorgulamaya gerek var mı? :slight_smile:


    reddit’ten DutchArya isimli kullanıcının bu görü meselesindeki yorumunu gördüm. Şimdiden söyleyeyim; ben hala Jeyne olduğunu düşünüyorum. Yine de kızın beni düşündüren bazı argümanları olduğu ve hazır konu yeniden hortladığından farklı bir bakış açısı daha eklensin diye çeviriyorum yazıyı. Çünkü hala ortada “evlilikten kaçan” kısmı önemli bir soru olarak yerini alıyor. Gerçi bu kısmı sorgulamak isteyebilirsiniz, Melisandre evlilikten kaçan bir kız olduğunu görünün neresinden çıkardı? Kendisi mi yorumladı yoksa görüde “evlilikten kaçtığını gördü mü?” Bunu bilmiyoruz.

    Başlayalım.

    Melisandre’nin Mance söylediği şey.

    “Su gördüm. Derin, mavi ve durgun. Suyun üzerinde ince bir buz tabakası oluşmaya başlamıştı. Uçsuz bucaksız, engin bir suydu.”

    Bu kısım daha gerçekleşmedi, diyor. (Mantıken Batıdiyar’ın güneyine hala kış gelmedi, sonbahardalar.) Arya, 6. kitapta döndüğü zaman soğun da güneyi vurmuş olacağını düşünüyor. O zaman bahsi geçen durgun büyük gölde ince buz tabakası oluşacak(mış). Bu gölün de Tanrı’nın Gözü olduğunu söylüyor. 5. kitapta Arya’nın kurt rüyalarında nehir topraklarında yer yer kar yağışının başladığını gördüğümüzü söylüyor.

    “Tepeler. Araziler. Ağaçlar. Bir geyik. Taşlar. Kız kasabalardan uzak duruyor. Mümkünse, izini kaybettirip avcıları yanıltmak için küçük dere yatakları boyunca at sürüyor. “Hills. Fields. Trees. A deer, once. Stones. She is staying well away from villages. When she can she rides along the bed of little streams, to throw hunters off her trail.””

    Harrenhall’a giderken Arya POV.

    Every day they marched, and every night she said her names, until finally the trees thinned and gave way to a patchwork landscape of rolling hills , meandering streams, and sunlit fields , where the husks of burnt holdfasts (villages) thrust up black as rotten teeth. It was another long day’s march before they glimpsed the towers of Harrenhal in the distance, hard beside the blue waters of the lake. – Arya, ACoK

    The setting sun made the tranquil surface of the water shimmer like a sheet of beaten copper. It was the biggest lake she had ever seen, with no hint of a far shore. — ARYA IV, A CLASH OF KINGS

    To the east, Gods Eye was a sheet of sun-hammered blue that filled half the world. Some days, as they made their slow way up the muddy shore (Gendry wanted no part of any roads, and even Hot Pie and Lommy saw the sense in that), Arya felt as though the lake were calling her. She wanted to leap into those placid blue waters, to feel clean again, to swim and splash and bask in the sun. — ARYA V, ACoK

    Dikkat edersen bilhassa ilk alıntıda tepeler, orman, göl vb. şeylerin alayı geçiyor Arya’nın yolu boyunca. Buna dayandırmış.

    Bir de Sandor, Arya’yı kaçırdığı zaman Thoros’un onu alevleri içinde görüp yardım etmeye geleceğini falan düşünmüş ama öyle bir şey olmadı elbette. Bunun duanın Melisandre aracılığı ile gerçekleştiğini düşünmüş.

    Söylediğim gibi göl ve yollar meselesi düşündürücü ama ikna etmekten çok uzak, bir sürü açık var yani. Her şeyden önce Arya döndüğü zaman Harrenhall’da işi ne? Yani o yola doğru giderken idi tüm o araziler vs. Sur’a gitme niyeti ile yola çıkıyorsa ki ben en başta bu niyetle Braavos’u terk edeceğini düşünüyorum, Sansa için dediğim şey onun için de geçerli; deniz yoluyla hop doğugözcüsü. Zaten illa deniz yoluyla gelecek Batıdiyar’a. Yani bu arkadaşın söyledikleri de mantıklı değil.

    Özetle bu kısın Jeyne Poole olduğu aşikar gibi. Elbette yeni bir griler içinde kız peydah olmaz ise 6. kitapta yahut Arya dönüş yolunda deniz kazası geçirip kalan yolu zar zor Sur’a ölmek üzere olan bir atla gelmezse. :laughing:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

19 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar