Söz verdiğim gibi kitabı -sonunda- okudum ve içerik hakkında önemli noktaları okuyabileceğiniz bu yazıyı hazırladım.

Bu başlıkta hem kitap içeriği hem de asoiaf ile olan benzer noktalarına değineceğim.

Şimdi kitabı okumayan ama okuyacak olanlar için bundan sonrası oyun bozan bilgi içerir, demedi demeyin.

Kitap yarım saatte bitecek kadar kısa bir masal ve GRRM her zamanki gibi güzel bir iş çıkarmış, adamın anlatım tarzını seviyorum. Sonda söyleyeceğim şeyi başta söyleyeyim ki kafa karışıklığı olmasın; kitap = asoiaf evreni diye, iddiada bulunmak güç. Lakin aksini iddia etmek de güç, çünkü o kadar çok paralel nokta var ki! Zaten GRRM de buranın asoiaf evreni olmadığını söylemedi, politik bir cevapla bu kitabı yazdığında asoiaf’ı yazmadığını, ortada olmadığını söyledi; yani gayet bu hikayeyi (doğrudan ve her yönüyle olmasa bile) asoiaf’a uyarlamış olabilir. Şahsen ben böyle olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi siz de göreceksiniz.

“Soğuğu mu buz ejderhasının yoksa buz ejderhasını mı soğuğun getirdiğinden asla emin olamazdı.”

Bu kısmı okuduğum zaman aklıma hemen Ötekiler hakkında söylenen söz geldi. Onlar hakkında Sam da yaptığı araştırma sonucunda şu cümleyi kuruyordu.

“Ötekiler hava soğuduğunda geliyor, hikâyelerin çoğu bu hususta hemfikir. Ya da Ötekiler geldiğinde hava soğuyor.”

Gördüğünüz gibi birebir aktarma söz konusu; buz ejderhaları/Ötekiler ve soğuk hava teması aynen uygulanmış.

İhtiyar Laura’nın bile hatırladığı en kötü donda (kış dönemi) dünyaya gelmişti.

Bu ihtiyar, hiç kimse doğmadan önce bile yaşanmış olayları hatırlayan kişi olarak betimlenmiş ve aklıma ister istemez “yaşlı dadı” geldi.

Adara, bizim başrol kızımız. Kış Çocuğu olarak tanımlanıyor; o zamanlarda çok kötü bir soğukta doğmuş ve hatta anne karnında iken soğuğun ona nüfus ettiği ve soğuğun annesini öldürdüğünü söylüyorlar. Doğduğu zaman teni soluk mavi ve buz gibiymiş ve sonrasında da bedeni hep soğuk, teni beyaz(ama saçlar sarı) ve gözleri mavi. Saç rengi dışındaki her şeyi bir Öteki’yi anımasıtıyor.

Kızın bir ablası bir abisi var, ismi Arapça, İbranice ve Yunanca kökenli “bakire, güzel, soylu” demek. Kendisi karakter olarak da çok soğuk, ağlamayan, çok ender gülen ve babasının “sevgisiz” olarak tanımladığı bir kız(aslında sevgisiz değil ama duyguları donuk biri, pek göstermiyor.)

İki Krallık, Savaş ve Ateş Ejderhaları

Bu kısım çok kesin hatlarla çizilmese de kız ve ailesinin yaşadığı diyar bir krallık ve kral tarafından yönetiliyor ama kimdir, nedir bahsedilmiyor; ailesi Diyar’ın “kuzey” topraklarında yaşıyor ve kuzey ve batısındaki topraklara hükmeden başka bir krallık ile uzun zamandır savaş halindeler.

En ilginç kısmı ise bu iki krallığın da ateş ejderhalarından oluşan bir birliğinin olması; kızın amcası bu ejderha binicilerinden biri. Karşı tarafın ejderhaları daha fazla ve görünüşe göre orduları çok acımasız ve gaddar. Binici olmak için özel bir şeye sahip olmaya gerek yok(Valyria kanı sahibi olmak gibi) ama terbiye etmek ve sürmek için kırbaç kullanıyorlar ki Dany da bir ara aynı şeyi Drogon için yapmıştı, terbiye etmek için kırbaç kullanmıştı.

Ateş ejderhaları da soğuğa çok duyarlı, kış vakti bu topraklarda duramıyorlar ve Diyar’ın güneyine göçüyorlar. Bu durumda bu Diyar’ın güney kısmında kış çok hafif geçiyor ve kuzeyde çok ağır geçiyor?

Karşı krallığın nedense Yi Ti olabileceği yahut onun konumunda olabileceğini düşündüm, bunun için bir kanıt destek yok, daha çok bir his aslında. Lakin şu başlığı hatırlatmak isterim; Buz ve Ateşin Şarkısı ‘Ejderhalar’ Buradaki kurama göre Westeros ve Essos’ta 8-10 bin yıl öncesinde; Uzun Gece yaşanır iken “ejderhalar” vardı ve ejderha çeliğinden kılıçlar.

Kış Kaleleri ve Buz Kertenkelesi

Buz Kertenkelesi dedikleri bir şey var, öteki gibi bir kertenkele yani, buzdan yaratılmış. Narinler ve böyle sıcak karşısında eriyorlar; buz ejderhaları da aynı şekilde eriyor. Rengi mavi.

Bizim kız her kış, kardan kale yapıyor; buz kaleye dönüşüyor (soğuk hava yüzünden) ve bu kertenkeleler burada yaşıyor.

Diğer yandan Adara’nın yaşadığı kuzeyde, yaz-kış ve diğer bahar-sonbahar mevsimleri var, en asından sonbahar dışında tüm mevsimleri gördük, gayet düzenli bir şekilde ilerliyor. Yaz-bahar döneminde etraf gayet sıcak ve yeşillikler söz konusu.

Dörtyoldaki Han diye tabir edilen isimsiz bir han var, asoiafta da böyle bir kesişme noktasında han vardı.

Buz Ejderhaları ve Kış

Ateş ejderhaları çok fazla olmasına rağmen Buz Ejderhaları ender görülen canlılar olarak tanımlanıyor.

Onların görünmesi “uzun ve amansız bir kışın habercisi” olarak biliniyor ve gerçekten her ejderha görüldüğünde o sene kış, çok ağır geçiyor. Adara’nın doğduğu gece de buz ejderhası görülmüştür ve çok ağır bir kış yaşanmıştır.

“Adara’nın doğduğu gece bir buz ejderhasının ay’a karşı uçarken görüldüğü söylenirdi, o günden beri de her kış yeniden görülmüş ve o kışlar gerçekten de çok zor geçmişti, her sene bahar daha da geç gelmişti.”

Buradan sonra mevsimlerde biraz dengesizlikler belirlemeye, kışlar daha hakim ama yazlar daha geç geldiğini okuyoruz.

Buz Ejderhaları bu kitapta ateş ejderhalarının 1,5 katı büyüklüğünde, buzdan yapılma, soluğunun bile her şeyi donduran; kristal beyazından(neredeyse mavi renkte) ve üzeri kırağı ile kaplı bir canlı. Gözleri berrak, dingin ve donuk. Kanatları geniş, solgun ve yarı saydam bir mavi renkte. Sessiz olarak tanımlanıyor. Ve ateş ejderhalarının aksine “soğuk” püskürtüyorlar. Isıya, buz kertenkelelerinden daha duyarlılar ve Adara bir şekilde bunu biliyor ki buz ejderhası ile bir şekilde arasında bir bağ var kızın, bu yüzden bunları bildiğini, anladığını, hissettiğini ve ejderhanın ona geldiğini düşünüyorum.

Yoksa buz ejderhaları terbiye edilemeyen, üzerine binilemeyen canlılar olarak tasvir ediliyor, bunu deneyenlerin alayı ölmüş yahut bir uzvunu soğuktan kaybetmiş. Çok soğuk oldukları için mantıken öyle üstüne oturmak, dokunmak falan pek akıllıca olmuyor; soğuk ısırığına yakalanıyorlar.

“Buz Ejderhası ölüm püskürtürdü dünyaya; ölüm, sükunet ve soğuk.” Fakat Adara korkmazdı bundan. En nihayetinde bir kış çocuğuydu ve buz ejderhası da onun sırrıydı.

Eğer benim daha önceden açtığım Ay “Buz ve Ölüm” başlığını hatırlarsanız, buz ejderhası + ay’a uçuş + ölüm denklemi gayet dikkat çekici bağlantılar olarak gözler önüne serilecek.

Buz ejderhası ile her yıl bir sene öncekinden çok daha uzağa çok daha sıklıkla uçtu; çiftliklerinin tepesindeki gökyüzünde çok daha sık görünür olmuştu. Her kış bir öncekinden daha uzun ve daha soğuk geçti. Buzlar her geçen sene daha geç eridi.

Sizi bilmem ama en baştaki maddeye cevap niteliği taşıyan bir şey olduğunu düşünüyorum. Buz Ejderhasının varlığı ve görünmesi kış/soğuğu ve etkisini de beraberinde getiren bir şey. Asoiaf’ta da “Kış Geliyor” sözünden anlamamız gereken şeyin “Ötekiler geliyor” demek olduğunu düşünmeden edemiyorum. Sanırım kış etkisini yine bunlar yaratıyor.

Buz Ejderhası ve Her Daim Kış Toprakları

Bu madde benim en ilgimi çeken maddelerden biri. Çünkü “Daimi Kış Toprakları” aynen, asoiaf’ta da mevcut; kuzeyde, Sur’un ötesinde hiç bitmeyen, sürekli kış olan bir alan var ve bu isimle anlıyor, kimse de oraya gitmiyor. Garip ki aynı bölge bu kitapta da var.

Düşman askerleri kuzeyden gelince (3 tanesi) bizim kız korkuyor; yaz dönemi… Buz ejderha onu buluyor (çünkü bence kızın yardım istediğini hissediyor, o bağ yüzünden.) ve kız onu buraya götürmesini istiyor.

Fakat sonra ailesinin yardıma ihtiyacı olduğunu duyunca geri dönüp, yardım etmesi için yalvarıyor ve ejderha da gidip o üçünü öldürüyor.

Fakat bu sırada yaz olduğu ve ateş ejderhaları alev püskürttüğü için eriyip duruyor ve sonunda tamamen yok oluyor, yok olduğu eridiği yerde de suyu çok ama çok soğuk olan, dalgasız küçük bir su birikintisi oluştu.

İster istemez aklımıza Kışyarı ve Kışyarı’nın Tanrıkorusundaki bu gölet geliyor; siyah, soğuk ve dalgasız. Ayrıca kalenin isminin WINTER-FELL olması çok dikkate değer, yani KIŞ DÜŞTÜ.

Adara, ejderhaya bir isim vermiyor ama ejderhanın kışı ve soğuğu getiren şey olduğu ve onun düşüşünden sonraki bölümün isminin ilkbahar olması, ister istemez dikkat çekiyor.

Buz ejderhasının ölmeden önce attığı çığlığın tanımlanma şekli de benim ilgimi çekti.

Adara ilk kez buz ejderhasından bir ses duydu: Her daim kış topraklarında bomboş bekleyen beyaz kalenin kuleleri ve siperlerinde dolaşan kuzey rüzgarlarının çıkardığı sese benzeyen hüzün yüklü korkunç bir tiz çığlık.

Adara’nın yaptığı kış kaleleri de bu şekilde tanımlanıyordu aslında(nereden görmüş, bilmiş yahut bu topraklara dair ne konuşuluyor bu diyarda, bilgimiz yok.). Fakat dikkatimi çeken şey Bran’ın komada iken gördüğü rüyadaki bilgiler. Bran’ın Koma Rüyası

Bran, komada iken kuzeyin çok ötesine, uzağına bakarak daimi kış topraklarına bakış atıyordu ve orada buzdan kuleler, kale vs. görüyordu.

Omzunda duran kargayla bakıştılar. Üç gözü vardı karganın ve üçüncü gözü korkunç bir şeyler biliyordu. Bran aşağı baktı. Artık aşağıda kardan, soğuktan, ölümden ve delici uçlarıyla ona sarılmayı bekleyen buz kulelerinden başka bir şey yoktu. Ucu sivri mızraklar gibi bekliyorlardı onu. Kulelerin tepesi binlerce rüyacının kemikleriyle doluydu. Bran çaresizdi, korkuyordu.

Daha sonra ise kız ve ailesi, güneye gidiyor 3 yıl orada kaldıktan sonra tekrar kuzeye dönüyordu. Bu olay meydana gelene kadar soğuk, ağlamayan, gülmeyen; kısacası diğer çocuklar gibi olmayan “farklı” Adara, ejderhanın ölümü sonrası normal çocuklar gibi gülmeye, ağlamaya başlayan bir çocuğa dönüşüyor, dahası Kış onu tamamen terk etmiştir; artık elleri soğuk değil, sıcaktır.

Haliyle burada bahsi geçen WINTER-FELL belki Adara’yı da işaret ediyor, olabilir mi? Martin’in bir şeylere birden fazla mana katmayı sevdiğini biliyoruz. Zira savaş başlamadan önce kız buraya gerçekten düşüyor ve dahası hem ejderhası hem de kızın içindeki kış ölüyor… Yani çek çekebildiğin yere, elbette Adara, Kışyarı, Stark bağlantısı mı var ki? diye sorabilirsiniz ama olabilir de, en azından mekan ile bir bağ var gibi. Belki bu Adara, asoiaf’ta Gece’nin Kraliçesine evriliyordur sonradan?

Sizi bilmem ama bu benzerliklerin hiçbirinin tesadüf olmadığı aşikar.

Yazıyı kitabın bölüm isimleriyle ve yorumuyla kapatıyorum.

  1. Kış Çocuğu
  2. Kardaki Sırlar
  3. Artan Soğuk
  4. Kuzeydeki Ateşler
  5. Küller
  6. Ateşten Kaçış
  7. Soğuk Öfke
  8. İlkbahar

Şimdi bölümlere bakarsak kış/soğuk burada “olumlu” ama ateş/sıcak burada “olumsuz” hava veriyor; ateş yok eden, kül eden bir kötü maddeye dönüşürken buz tersine kurtaran ama aynı zamanda intikam alan bir maddeye dönüşüyor. Ben asoiaf’ta da karakterlerin ağırlıkta ateşi “kötü” deneyimlediğini ve ateşin sunulduğu gibi “kurtarıcı” taraf olmadığını düşünüyorum. GRRM de buz’u “intikam” olarak tanımlıyor ve elbette “ölüm” de var işin içinde. Bu kitapta da “soğuk öfke “kısmı aslında bir intikam durumundan bahsediyor.

Son bölüm ismi “ilkbahar” ise 7. kitabın ismi olan “Bir Bahar Rüyası” ismini anımsattı.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Önemli Cevaplar

  1. kitabın pdf si bu sabah elime düştü hemende okudum 118 sayfa ama metin 1/3 ü değildir çoğunluk resimdi
    Çok fazla Asoiaf la benzerlik görmedim, Night flyers 'daki gibi etkilenme var, bu kitaptalardaki ayrıntıları orada işleyip eklemiş o kadar…
    Adarayı da Deny ye benzettim mesela
    Adara kışta, deny fırtınada doğdu , doğumda annesi ölüyor
    ötekiler aklıma bile gelmedi
    ejder binicileri iki ordu savaşı falan biraz valeria ejderhalarını anımsattı
    umarım buz ejderhaları Asoıaf a da eklenir sevdim bu ejderhaları

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

Katılımcılar