Daha önce iki videosunu çevirdiğim The Order of The Green Hand ‘in yeni bir kuramı ile karşınızdayım. Hatırlar iseniz bu ikilinin videoları genelde çok dağınık olduğu için kafa karıştırıcı cinstendi, hayret ki bu seferki video dallanıp budaklanmadan tek bir konu üzerinden ilerleyip, sonuca vardırmışlar. 

Evet, başlık gayet açıklayıcı ama biraz daha açalım. Benjen’in Jon’u Nöbet’e katılması konusunda kandırdıklarına inanıyorlar. Dahası bunu Ned’den intikam almak için yaptıklarına dair de bir düşünceleri var. İlk iddiaya sıcak baksam da ikinci iddiaya sıcak bakmıyorum. Yine de argüman ve fikirlerini -kendi fikirlerimle beraber- size dilim döndüğünce açıklayacağım.

Neden Nöbet’e Katıldı?

S: Benjen Stark neden Nöbet’e katıldı?
GRRM: “Güzel soru. Bir gün cevabını alacaksın ama o gün, bugün değil.

Aslında net olmasa da “cevap” yine “cevabın” içinde gizli. Genel görüş turnuva sırasında gelen bir nöbetçinin konuşmasının Benjen’i etkileyip, savaş sonrası katılma kararı aldığında ama GRRM’in cevabına bakarsak bu kadar basit bir sebep olmadığını görebiliriz.

Evet, Nöbet’e katılma nedeni hala bir sır ama bu sırrın “basit olmayan” bir sır olduğu aşikar. Eğer yukarıda bahsi geçen sebep olsa idi GRRM’in bu kadar gizemli bir açıklama yapmasının manası olmazdı. Nitekim altında giz barındırmayan sorular sorulduğunda gayet net ve açık cevaplar vermekten çekinmiyor ama giz barındırıyor ise “okumaya devam edin” gibi açıklamalar yapıyor.

Brandon ve babasının ölümünden sonra Benjen, Ned’den sonra varislikte 2. sırada. Ned’e bir şey olursa ya da doğan oğluna bir şey olur ise Stark soyunu devam ettirmesi gereken kişi ama savaş sonrası hemen Nöbet’e katılıyor. Bunun pek isteyerek olduğunu düşünmüyorlar. Daha çok Ned tarafından oraya gönderildiği fikrine sahipler.

Peki neden? Benjen’ın ailede en yakın olduğu kardeşinin Lyanna olduğu farz ediliyor çünkü hem Brandon ile arasında çok büyük yaş farkı var hem de iki ağabeyi de başka lordların himayesine verilmişti. Haliyle evin en küçüğü olan Benjen ve ablası Lyanna(yaşları yakın)’nın yakın olması beklenen bir şeydir. Hele ki Lyanna’nın erkeksi tavırları Benjen ile zaman geçirmesine olanak verecektir ki Bran’ın görüsünde ikisinin kılıç dövüşü yaparken görmesi bunu kanıtlar cinstendir.

Haliyle Benjen’ın Lyanna ve Rhaegar meselesine vakıf olduğunu ve hatta nerede oldukları bilgisine dahil oldukları sırrını sakladığı için öfkelenen Ned tarafından Sur’a gönderildiği düşüncesi hakim.

Şahsi fikrim nerede olduklarını bildiklerini sanmıyorum, Lyanna bile giderken nereye gideceğini bildiğini sanmıyorum. Lakin ilişkiyi biliyor olabilir Benjen, gayet olası.

Benjen belki Ned tarafından gönderilmiştir belki de kendisi vicdan azabı çekip katılma kararı almıştır, kesin değil ama biz videonun iddiası ile gidelim ve Ned tarafından katılmaya ikna edildiği şeklinde düşünelim.

Ziyafet

Benjen ile ilk Robert’a verilen ziyafette tanışıyoruz, Jon POV I

Şarap içen ve sarhoş olmuş Jon’a yaklaşıyor ve sohbete başlıyor.

Benjen Stark uzun bacaklarıyla sırada kendisine açılan yere atladı ve şarap kadehini Jon’un elinden aldı. “Yaz şarabı,” dedi bir yudum aldıktan sonra. “Bundan daha lezzetlisini bulmak mümkün değil. Ne kadar içtin Jon?”

Jon gülümsedi.

Ben Stark bir kahkaha attı. “Tam da korktuğum gibi. Neyse, sanırım ilk kez tam anlamıyla zil zurna sarhoş olduğumda senden çok daha küçüktüm,” dedi. Yakındaki bir tabaktan, üzerinden kahverengi sos damlayan kavrulmuş soğanı alıp ağzına attı. Soğan ağzında çıtırdadı.

Daha sonra kurt sohbeti ve Sur ötesi hakkında konuşuyor. Jon’un Benjen hakkındaki izlenimlerini de görüyoruz.

Amcasının yüzünün keskin hatları vardı. Kayalık bir dağ zirvesi kadar sert bir adamdı ama mavi gri gözlerinde her zaman bir gülümseme bulunurdu. Gece Nöbetçileri’ne uygun şekilde sürekli simsiyah giyinirdi. Bu geceki kıyafeti en güzel siyah kadifeden yapılmıştı. Uzun siyah deri çizmeler giymişti. Gümüş tokalı, siyah, geniş bir kemeri vardı ve boynuna defalarca sarılmış ağır gümüş zincirler takmıştı. Benjen soğan yerken Hayalet’i neşeyle izliyordu. “Çok sessiz bir kurt bu,” dedi.

“Diğerlerine hiç benzemiyor,” diyerek karşılık verdi Jon. “Hiç ses çıkarmıyor. Ona bu yüzden Hayalet adını verdim ve bembeyaz tüyleri yüzünden. Diğer yavrular siyah ya da gri, hepsi koyu renk.”

“Sur’un ötesinde hâlâ ulu kurtlar var. Keşif gezilerine çıktığımızda onların seslerini duyuyoruz.”

Ardından Benjen hemen başka konuya geçiyor. Aslında daha önceleri birkaç kez ziyaret ettiğini bildiğimizden, Benjen’in gayet bilmesi beklenen bir soruya cevap araması ilginç. Yani sen Jon’un genelde kardeşleriyle yediğini bilmiyor musun, Benjen? İlk defa mı Kışyarı’nı ziyarete gelip yemeğe katılıyorsun?

Benjen uzun uzun Jon’a baktı. “Sen yemeklerini kardeşlerinle birlikte yemiyor musun?” diye sordu.

“Genelde birlikte yiyoruz ama bu gece Leydi Stark bir piçin kraliyet ailesinin masasına oturmasının hakaret olacağını düşündü,” diye cevap verdi Jon tatsız bir sesle.

“Anlıyorum,” dedi Ben. Omzunun üstünden salonun diğer tarafındaki platforma yerleştirilmiş masaya baktı. “Sevgili kardeşim hiç de ziyafet havasında görünmüyor bu gece.”

Bundan sonra da konuyu Sur’a ve Nöbet’e getiriyor.

Babasının hali Jon’un da dikkatini çekmişti. Bir piç her şeye dikkat etmeyi, insanların bakışlarında gizlenmiş gerçekleri görmeyi öğrenmek zorundaydı. Babası herkese nezaket gösteriyor, görgü kurallarına uygun davranıyordu ama üzerinde Jon’un daha önce hiç şahit olmadığı bir gerginlik vardı. İki koltuk ilerisinde oturan kral bütün gece içmişti. Büyük kara sakalının ardındaki yüzü kızarmıştı. Her şeyin şerefine kadeh kaldırmış, her jeste yüksek sesli kahkahalarla gülmüş, önüne getirilen her yiyeceğe açlıktan ölen bir adamın iştahıyla saldırmıştı. Yanında oturan kraliçeyse buzdan oyulmuş bir heykel kadar soğuk görünüyordu. “Kraliçe çok kızgın,” dedi Jon, amcasına sessizce. “Kral gelir gelmez mahzen mezara indi ve kraliçe bundan hiç hoşlanmadı.”

“Hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyorsun değil mi Jon?” diye sordu amcası, uzun dikkatli ve hesaplayan bakışların ardından. “Sur’da senin gibi bir adam çok işimize yarar.

Jon gururla kabardı. “Robb fiziksel olarak benden daha güçlü ama ben çok daha iyi bir savaşçıyım ve Hullen atın üstünde kimseden aşağı kalır yanım olmadığını söylüyor.”

“Bunlar dikkate değer özellikler.”

“Sur’a dönerken beni de yanında götür amca,” dedi Jon heyecanla. “Eğer sen istersen babam izin verir. Bunu biliyorum.”
Amcası Benjen, Jon’a dikkatle bakmaya devam etti. “Sur bir çocuk için çok zorlu bir yer Jon,” dedi.

“Senin gibi bir adam…” cümlesini yeniden çevirdim çünkü Türkçe eksik çeviri olmuş. Şimdi dikkatinizi çekti ise eğer Benjen ilk önce “senin gibi bir adam” ifadesi kullanıyor ama sonra Jon, Nöbet’e katılmak istediğini söyleyince “adam” diye ifade ettiği Jon’a “çocuksun sen” diye karşı çıkıyor.

“Ben neredeyse yetişkin bir erkek sayılırım,” diyerek itiraz etti Jon. “Bir dahaki isim günümde on beş yaşıma basacağım ve Üstat Luwin piçlerin diğer çocuklardan daha çabuk olgunlaştığını söyler hep.”

Benjen aşağı doğru sarkıttığı dudaklarının arasından, “Bu doğru,” dedi. Masadan Jon’un şarap kadehini aldı, yanındaki sürahiden ağzına kadar doldurdu ve bir dikişte bütün kadehi içti.

Daha sonra Jon’un “yetişkin sayılırım, 15’me basacağım; Piçler daha çabuk büyür/olgunlaşır” cümlesini kurunca da “evet, doğru” diyor. Bir karar Benjen; çocuk mu adam mı bu oğlan?

“Ben Gece Nöbetçileri’nde hizmet etmek istiyorum amca,” dedi.

Geceler boyu, kardeşleriyle yan yana yatarken uyumuyor ve bunu düşünüyordu. Robb bir gün Kışyarı Lordu olacaktı ve emrindeki büyük ordulara Kuzey Muhafızı olarak kumandanlık yapacaktı. Bran ve Rickon onun sancak beyleri olacaklar ve ağabeyleri adına karakolları yöneteceklerdi. Kız kardeşleri Arya ve Sansa diğer büyük hanedanların varisleriyle evlendirilecek ve kendi kalelerinin hanımları olmak üzere güneye gideceklerdi. Peki, Jon gibi bir piç ne kazanmayı umabilirdi?

“Benden ne istediğinin farkında değilsin Jon,” dedi amcası. “Gece Nöbetçileri yeminli kardeşlerdir. Bizim ailemiz yoktur. Hiçbirimiz evlat sahibi olamayız. Bizim karımız görevimiz, sevgilimiz onurumuzdur.”

“Bir piçin de onuru olabilir,” dedi Jon. “Yemininizi etmeye hazırım ben.”

“Sen daha on dört yaşında bir çocuksun,” diye karşılık verdi Ben. “Bir erkek değilsin. Henüz değilsin. Bir kadınla tanışıp âşık olana kadar neden vazgeçtiğini anlaman mümkün değil.”

“Bunları hiç önemsemiyorum ben,” dedi Jon ateşle.

“Bilseydin önemserdin belki,” dedi Benjen. “Eğer yeminin sana nelere mal olacağını bilseydin, bedeli ödemek için bu kadar hevesli olmayabilirdin oğlum.”

Jon içinde bir öfke dalgasının kabardığını hissetti. “Ben senin oğlun değilim!” dedi.

Benjen Stark ayağa kalktı. “Ne yazık ki değilsin,” diye karşılık verdi. Elini Jon’un omzuna koydu. “Kendi piçlerin olduğu zaman seninle tekrar konuşuruz, bakalım o zaman neler söyleyeceksin.”

Jon titredi. “Benim asla piçim olmayacak. Asla!” Kelimeler ağzından yılan zehri gibi akmıştı.

Aniden masaya bir sessizlik çöktüğünü fark etti. Herkes susmuş ona bakıyordu. Gözlerinin yaşla dolduğunu hissetti. Kendisini ayağa kalkmak için zorladı.

Kalan son gurur kırıntısıyla, “Müsaadenizi rica ediyorum,” dedi. Arkasını dönüp kimsenin onu ağlarken görmesine izin vermeden hızlıca uzaklaşmak istiyordu. Ne kadar fazla şarap içtiğinin farkında değildi. Yürümeye çalışırken yer ayağının altından kaydı, adımları birbirine dolaştı ve servis yapan bir kızın üzerine doğru yalpaladı. Kızın elindeki şarap sürahisi yere düşüp paramparça oldu. Etrafındakiler kahkaha atmaya başladığında, Jon’un yanaklarından sıcak gözyaşları süzülüyordu. Birkaç adam kollarından tutup dengesini bulmasına yardım etmek istedi ama Jon onları itip ellerinden kurtuldu ve yarı kör halde kapıya doğru koşmaya başladı. Hayalet arkasından geliyordu. İkisi birden karanlığa karıştı.

Benjen Maniple Ediyor

Konuşmayı eklerken aralara yorumları sıkıştırdım gerçi ama biraz daha açalım.

Ziyafet sırasında Benjen geliyor ve Jon ile sohbete başlıyor. İlk başta ulu kurtlar ve Ned ve Kraliçe’nin gerginliği gibi ufak sohbetler ama arada çok gereksiz olan bir soru soruyor.

  • Kardeşlerinle birlikte yemiyor musun?

Benjen’ın daha önceleri kaleyi ziyaret ettiğini biliyoruz, illa ki birlikte yemek de yemişlerdir ve haliyle Jon’un kardeşleriyle yeyip yemediğini biliyor olması bekleniyor, dahası Benjen’ın Jon’un kaledeki konumunu ve Cat’in Jon’a bakışını bilmiyor ise ayıp olur.

Haliyle Jon’un kardeşleriyle yemek yediğini ve neden o gece arka köşede bir yerlere atıldığını, kaledeki konumunu gayet iyi biliyor ama buna rağmen “sarhoş” olduğunu gayet iyi bildiği oğlana damardan girecek sorular soruyor. Yani var olan yarasını kaşıyor. Jon, saray’a gidemez, Cat de onu kalede istemiyor; Benjen bunları da biliyor. Bilmemesi garip olur.

  • Senin gibi bir adam çok işimize yarar.

Daha sonra sarhoş, 14 yaşındaki, yarası kaşınmış oğlana “senin gibi bir ADAM Sur’da çok işimize yarar diyor.” Eh Jon bu, zaten Kışyarı’nda ya da dünyada bir yeri olmadığına inanıyor, hemen atlıyor… “Beni de götür.” Lakin Benjen oğlana büyüklük taslayarak “sen daha çocuksun.” diyor. Az önce “adam” diyordun ama şimdi tersini söylüyorsun. Jon da piç olduğu için diğer çocuklardan daha hızlı büyüyüp olgunlaştığını söylüyor ve Benjen ne diyor? “Doğru.” diyor. Önce “adam” sonra “çocuk” şimdi “adam” diyor.

İlk okuduğumda da bana garip gelmişti. Yani madem çocuk görüyorsun ve nöbete götürmeyeceksin neden oğlana “çok işe yararsın” diyorsun ki? demiştim. Lakin üzerinde durmamıştım.

Benjen bununla da yetinmiyor ve Jon’a ikinci bombayı patlatıyor.

  • “Birkaç piç babası ol da gel, o zaman konuşuruz.”

Şimdi Benjen embesil bir adam değilse ki öyle olduğuna dair bir işaret görmedik daha, Jon’u azıcık bile tanısa onun piçlik meselesine nasıl baktığını ve nasıl incindiğini gayet iyi biliyor olması gerekir iken oğlana “piç sahibi ol da gel” diye bir cümle kurmasının bir mantığı yok, eğer onu maniple etme derdinde değilse. Üzmek istiyorsa ki üzüldü de. Ağladı.

Oğlanın kafasına olta atıyor resmen ve birkaç da güzel yem salıveriyor ve Jon, zaten zihinsel ve duygusal olarak kıvama da gelmiş hooopp yemi yutuyor ve ayağa fırlayarak çekip gidiyor.

Benjen’ın arkasından takip edip, özür dilemediğini ya da iyi olup olmadığına bakmadığı gerçeğini de göz önüne alalım. Yahut bildiğimiz kadarıyla ertesi gün gelip iyi misin, diye sormadığını. Peki ne yapıyor? Onun yerine -muhtemelen Jon’a dahi söylemeden- doğrudan Üstat Luwin’e gidiyor ve Jon’un Nöbet’e katılma istediğini anlatıyor.

Öncelikle bu kısım bile gayet saçma. Bu oğlanın babası Ned değil mi? İzin ondan alınmayacak mı? Niye Luwin? Neden Ned değil? Bu ayrıntı bize Benjen ve Ned’in arasının limoni olduğu izlenimini veriyor. Diğer yandan madem bu bir çocuk, neden katılması istediğini aktarıyorsun? İki gözyaşı döktü diye öne sürdüğün tüm argümanlar geçersiz mi oldu? Endişelerin ortadan mı kalktı? Hayırrr aksine Jon’un katılma arzusu pekişti, iyice kamçılandı. Yani kıvama geldi. Şimdi kimse onu aksi yönde ikna edemeyecek. Luwin de zaten Cat yandaşı olarak Jon sorununa bir çözüm önerisi sundu ki Cat ve Ned’in Luwin’in tavsiye ve önerilerine ne kadar değer verdiğini biliyoruz. Benjen de biliyordur.

Sur’da İlişki

Jon doğruca Sur’a gidiyor. Şu saatten sonra beklentimiz amca-yeğen arasındaki ilişkinin aynı sıcaklıkta devam etmesi ama böyle olmuyor. Benjen -beklediğimizin aksine- oldukça soğuk ve sert bir tavır sergiliyor.

Dünyanın sonundaki bu buz gibi yerde amcası bile terk etmişti onu. Cana yakın Benjen Stark bambaşka bir adama dönüşmüştü burada. O Baş Korucu’ydu. Günlerini gecelerini Lord Kumandan Mormont, Üstat Aemon ve diğer üst düzey korucularla birlikte geçiriyordu. Jon, zalim Sör Alliser Thorne’un himayesine verilmişti.

Jon bile bu durumdan şikayetçi görünüyor. Aslında ilk aşamada Benjen’ın konumu ve Sur’daki işleyen düzen yüzünden böyle davrandığını düşünmek mantıklı geliyor. Sonuçta Jon, Sur’da nasıl bir hayat olduğunu öğrenip, alışmak zorunda. Lakin öyle mi? Amacı ona Sur’daki hayatı öğretip, alışmasını sağlamak mı?

Geldiklerinin üçüncü gününde, Benjen Stark’ın önderliğindeki altı kişilik bir ekibin Tekinsiz Orman’a keşfe çıkacaklarını duymuştu. Amcasını büyük ortak salonda bulmuş ve onunla gitmek için yalvarmıştı. Benjen kaba ve net bir şekilde terslemişti Jon’u. “Burası Kışyarı değil,” dedi yediği eti çatal ve hançerle keserken. “Sur’da sadece hak ettiği şeye sahip olur insan. Sen korucu değilsin Jon. Üzeri hâlâ yaz kokan yeşil bir çocuksun.”

Jon bir aptal gibi devam etmişti tartışmaya. “Bir dahaki isim günümde on beş yaşında olacağım. Yetişkin bir erkek sayılacağım.”

Benjen Stark kükremişti. “Sen bir çocuksun ve Sör Alliser, Gece Nöbetçileri’ne uygun bir erkek olduğunu söyleyene kadar da bir çocuk olarak kalacaksın. Eğer buraya gelirken, taşıdığın Stark kanının sana kolaylıklar sağlayacağını düşündüysen yanılmışsın. Bütün aile bağlarımızı koparırız biz burada. Babanın kalbimde her zaman yeri olacak ama benim asıl kardeşlerim bu adamlardır.” Elindeki hançerle salondaki soğuk, sert, karalara bürünmüş adamları işaret etmişti.

Ertesi sabah, amcasının gidişini görmek için erkenden uyanmıştı Jon. Koruculardan biri neşeyle şarkı söyleyerek aygırını eyerliyordu. Ben Stark adama gülümsedi ama yeğenine bir tebessümü yoktu. “Sana daha kaç kere hayır demek zorundayım Jon? Döndüğümde konuşacağız.”

Amcası atını bir tünele doğru sürerken, Tyrion Lannister’ın Kral Yolu’nda söylediklerini hatırladı ve zihninde Benjen Stark’ın kanlar içinde karda yattığını canlandırdı. Bu düşünce midesini bulandırdı. Ona neler oluyordu böyle? Sonra hücresinin yalnızlığında Hayalet’i buldu. Yüzünü hayvanın kalın beyaz tüylerine gömdü.

Soğuk, katı ve bir gülümsemeden bile mahrum bırakarak çekip gidiyor. Jon’u o kadar üzüp kızdırıyor ki onu bir an ölü şekilde hayal ediyor ama bundan midesi bulanıp utanıyor. “Acaba Jon’un bilinçaltı ona, amcasının düşündüğü kadar iyi olmadığını mı söyleme çalışıyor?” demiş, video sahibi arkadaşlar. Bu biraz zorlama iddia olmuş elbette, öfkelenen bir çocuğun tepkisi sadece.

Yukarıdaki soruya dönelim ama… Benjen, onu alıştırmaya-yardım etmeye mi çalışıyordu aslen? Hiç sanmıyorum. Jon’a yabancı iki kişi (Tyrion ve Donal Noye) ona Sur’da nasıl hayatta kalacağına dair ve nasıl uyum sağlayacağına dair tavsiyeler ve yardımcılarda bulunuyor ve Jon, bu ikisinin yardımından sonra anlıyor ve ne yapması ve yapmaması gerektiğini fark ediyor ama Benjen sadece soğuk, sert ve çoğu zaman görmezden gelerek uzak duruyor. Yani Jon’a yardımcı olmak için hiçbir şey yapmıyor.

Lord Kumandanlık?

ASOIAF’ın telefon uygulamasında Benjen hakkında bilgi verilirken; Ned’in dönüşü sonrasında Nöbet’e katıldığı ve hızla Başkoruculuğa yükseldiği ve Mormont’un da OLASI varisi olduğu yazıyor.

Lord Mormont’un Jon’un “kahyası” olarak aldığı zaman herkes onu gelecekteki Lord Kumandan olması için yetiştirileceğini düşündü hatta Sam bu konuda açık ifadelerde bulundu. Zira genelde bu iş böyle yürür, varisler selefleri tarafından yetiştirilir.

Peki, Mormont bunu Benjen’e söylemiş olabilir mi? Onu kahyası yapmak istediğini? Haliyle bunun ne manaya geldiğini Benjen biliyor mu? Evet. İleride bir gün yeğeninin emri altında girme fikri Benjen’ı rahatsız etmiş olabilir mi? Jon’a bu yüzden “sen korucu değilsin! Sadece çocuksun!” diye çıkışmış, olabilir mi? Tüm bu soğukluk sebebi bu mu?

Bu “korucus değilsin, çocuksun” meselesi de bana biraz şüpheli geliyor aslen. Waymar da çocuk sayılacak bir yaşta idi ve Sur’a katılalı yarım yıl bile olmadığı halde korucu ve kumandan olarak Sur ötesine gönderilmiş bir ekibe liderlik yapıyordu. Jon’un da gayet kalifiye olduğu aşikar. Elbette daha 3 gündür bir çaylağın hemen korucu olarak göreve gönderilmesini beklemek de saçma olurdu.

Mormont Önlem mi Aldı?

Mormont, Benjen’ı bir süre Jon’dan uzak tutmak ve fikri kabullenmesi için Sur ötesi göreve göndermiş olabilir mi? Jon’a tavrını fark etmiş olmalı ve dahası konuşurken bir şeyler belli etmiş olabilir de.

Dürüst olmak gerekirse alayının öldüğü kesin bir korucu birliğini aramak için ne diye Benjen ve adamlarını göndermiş, hiç mana veremiyorum. Bunca ay sonra oğlan ya ölmüştür ya da kaçmıştır; ikisi için de Sur ötesine adam gönderilmez. Elbette niyeti amca-yeğen arasına biraz mesafe koyup, olumsuz duyguları ortadan kaldırmak değilse.

(Gerçi kendisi de sonra gereksiz bir şekilde 300 adamla Benjen’i aramaya gidiyor, yine arada aylar var.)

Fakat Mormont daha önce de Alliser’i sırf rahatsız ediyor diye Jon’dan uzaklaştırmak için KL’ye göndermişti.Özetle Mormont’un Jon’u korumaya özenli davrandığını ve aile yadigarı olduğunu iddia ettiği Valyria kılıcını bile ona vermesi ona karşı özel bir ilgisi olduğunu gösteriyor.

Benjen Tüm Bunları Neden Yaptı?

Kayalık bir dağ zirvesi kadar sert bir adamdı ama mavi gri gözlerinde her zaman bir gülümseme bulunurdu.

Gözlerinde hep bir gülümseme olması… kuramı ortaya atanlar için “serinin en ciddi adamı olmadığı aşikar…” yorumuna sebep olmuş. Yani Theon da sürekli her şey şakaymış gibi gülüp duran bir tip idi ve aslında sonrasında attığı kazığı biliyoruz. Benjen’ın da sürekli gözlerinde gülen bir şeyler olması dikkat çekici bir nokta olabilir.

Peki, diyelim ki video sahibi iki arkadaş haklı. Benjen, Jon’u kasıtlı olarak maniple edip, Sur’a gelmesini sağladı. Niyeti ne? En başta da söylediğim gibi “Ned’den intikam almak” arzusu olduğu düşünülüyor.

Benjen ve Jon arasındaki ilk konuşmaya baktığımızda Benjen, vazgeçmek zorunda kaldığı şeylerden pek hoşnut değil gibi görünüyor, hele ki Sur ve Nöbet’in nasıl berbat bir yer olduğunu düşünür isek ki Jon da ilk başta buranın gerçek halini görünce Ned’in bunu bilmesine rağmen gitmesine izin vermesine çok içerlenmişti…

Benjen’ın kılık kıyafeti de baya afilliydi; gümüş zincirler, en kaliteli kumaş ve kürkten elbiseler vs. Abisi Ned’den daha afilli olmadığını kim söyleyebilir?

“Bilseydin önemserdin belki,” dedi Benjen. “Eğer yeminin sana nelere mal olacağını bilseydin, bedeli ödemek için bu kadar hevesli olmayabilirdin oğlum.”

Benjen yeminin nelere mal olduğunun gayet farkında ve bundan hoşnut olmadığı çıkarımını yapmak zor olmasa gerek, kim memnun ki zaten?

Hayatını böyle yaşamak zorunda kalmak zorunda kaldığı gerçeği Benjen’ı öfkelendiriyor olmalı ve oğlunun Sur’a katılmasını sağlayarak kendisine yapıldığı gibi heba olmasını sağlamaktan daha iyi bir intikam olur muydu, Ned’den alınacak? Hem de kendisinin Sur’a katıldığı yaşlarda. Kendisi nerede mi? Kaçmış olabileceğini düşünüyorlar.

Evet, kuram sonuna geldik. Söylediğim gibi Jon ve Benjen arasında geçen konuşma incelendiği zaman “ilginç” ve sonrasında Jon’a karşı tavrı da biraz düşündürücü ama ben, “intikam” meselesi olduğunu düşünmüyorum. Eğer Ned, onu Lyanna meselesinden yüzünden Sur’a gönderdi ise Benjen aptal olmasa gerek; Jon’un kim olduğundan şüphelense lazım değil mi? Lyanna’nın oğlunu böyle kullanır mı? Sanmam. Belki Sur’a katılmaya ikna meselesinde haklı tarafları vardır ama sebebin “intikam” olduğunu sanmam.

Siz ne diyorsunuz?


Önemli Cevaplar

  1. Seride Erkek Kardeşlerin arasının iyi olmadığını biliyoruz,Robert-Stannis-Renly,Tywin-Tygett,Euron-Victarion,araları iyi olan istisnalar var ama genel anlamda erkek kardeşlerin arası bozuk. Ned ve Benjen arasında böyle olduğu kesin. Jon’un annesi ve babası hakkında ki durumu bence Benjen bilmiyor,bu sırrı bilen iki kişi Howland Reed ve Ned Stark. Eğer Ned’den intikam almak istese bunu onun piçi olan çocuğa yapmaz Robb,Brandon ve Rickon üçlüsünden birine yapardı,Tam bir cevabım yok Kanlı Kuzgunun bir parmağı olabilir bence.

    Benjen zaten sevmediğim karakterlerden birisiydi,tam kapalı kutu bir adam,ne olduğu belli değil,çok sağlam birisi olduğunu düşünmüyorum.

  2. Bence de Benjen “intikam” arayışında biri değil ama Ned ile aralarının limoni olması Ned’in Jon’u oraya göndermesine engel değil. Sonuçta ne kadar kötü olursa olsun orada Jon’a kötü bir şey yapacağı yok. Dahası adamı öyle bir duruma soktular ki yapabileceği çok bir şey de yoktu.

    Piç de olsa “oğlu” ve “seviyor” ki karısının tüm tiksintisine rağmen oğlanı kalede tutuyor. Önemli olan meşru-gayrimeşru olması değil “sevgi” bağı. Misal Roose Bolton olsaydı mesele “varis” hedef alınır çünkü adam, kendini bile sevmiyor bana kalırsa ama Ned öyle değil.

    Robb hedef alınamazdı çünkü oğlan varis, salak mı gitsin Sur’a? Diğerleri ise çocuk. Geriye Jon kalıyor ama açıkçası iddia doğru olsa bile Jon’a kötülük olmuş olurdu daha çok, Ned’den ziyade. :smiley:

    Nedenini merak ettim, niye böyle düşündün?

    Evet, ziyafetteki konuşma ile Sur’daki konuşma arasında dağlar kadar fark var. Benjen’ın yapması gereken şeyleri Noye ve Tyrion yapıyor ama Benjen, kaile dahi almıyor. Üstüne biraz ısrarcı olduğu için öfkeyle köpürüyor, başkalarına tebessüm ederken Jon’a yine sert takılıyor ve bu, soğuk havası Sur’a gelir gelmez başlıyor.

    İlk başta yeğeni diye kıyak geçmeyeceğini öğrenmesini istiyor şeklinde düşünsek de sorduğumuz diğer sorular bu fikri azıcık geçersiz kılıyor.

    GRRM, cidden kapalı kutu karakterleri seviyor olmalı.

    Eğer iddia doğru ise ve Benjen bile isteye Jon’u Sur’a getirdi ise, neden? İntikam meselesini eledim. Adam Sur ötesine gidiyor ve kayıplarda. Mormont neden böyle bir vazifeye gönderdi? Fikir Benjen’den çıkmış olabilir mi? Öyle yahut böyle diğer adamların ölüsünü gören bizler niye Benjen’ı görmedik?

    İleride göreceğiz gibi, wight olarak diye düşündük ama ya hala hayatta ve Ötekiler ile beraber iş tutuyorsa? “İntikam” meselesinden daha olağan dışı bir iddia diye düşünebilirsiniz elbette ama Stark-Ötekiler arasında gerçekten öyle yahut böyle bir bağ var ise… neden olmasın? Ötekilerin birini aradığı aşikar görünüyordu misal. Jon olduğunu düşünüyorum, kuramı biliyorsundur. Benjen bu yüzden mi oğlanı çekti Sur’a? Valyria çeliği kılıç meselesi de anormal, Mormont sürekli Jon’u koruyup kolluyor. Yarımel onu almak istediğinde gönüllü değildi pek ama kararı sonra ona bıraktı ama Yarımel daha yeni yemin etmiş bir oğlanı niye yanına aldı? Tecrübe yok bir şey yok. Yani ortada çok soru var.

  3. Ned güneye gidip öleceğini biliyordu.Ağabeyi ve babası gibi bir daha kuzeye dönmeyeceğini tahmin ediyordu.

    Jonu güneye götüremeyeceği ve şirret bir üvey anne olan karısının yanında bırakamayacağı için mecbur Sura yolladı.Bir ihtimal diğer kuzeyli hanelerin himayesine yollayabilirdi ancak oralarda bile piç diye hor görülür aşağılanırdı.

    Tek nantıklı yol Sur idi.

    Ned ve Benjen arasında sorun olduğunu sanmıyorum.Ned ağabey olduğundan doğal olarak lord oldu.İsyan sırasında ölseydi Benjen başa geçerdi.

    Benjen çok düşün olduğu Lyannanın ölümünden çok etkilendiği için hatırlarla dolu evde kalmak istemedi.Bu nedenle siyahlara büründü.

  4. Ned’in abisi Brandon,Dustin hanesine gönderiliyor. Ned’in çocuklarını göndermemesi garip. Ned ve Benjen’in aralarının gergin olduğu kesin. Sonuçta abin Kışyarı Lordu olacak ve senin eline bir şey geçmeyecek. Aynı meseleyi Robb ve Jon ikilisinde görüyoruz Jon’un Kışyarı Lordu olma isteğini. aynı şeyi Benjen’de kafasında hayal etmiş olabilir,Ned Stark’ın onursuz işler yapabildiğini Arthur Dayne kavgasında olan yalanıyla biliyoruz,adamı arkadan vurdu ama yıllarca insanlara 1-1 dövüşte yenmiş gibi anlattı. Benjen’in Sura kendi isteğiyle gitmediği bir gerçek ve Ned Stark elinde 2 çocukla(Robb ve Jon) ile döndüğü zaman Benjen’in varislik hakkı da elinden gidiyor,Benjen’in içerlediğini düşünüyorum ve Lyanna meselesi de aralarının bozulmasına tuz-biber oldu,Ned Stark’ın bu adamla madem arası bozuk değil neden yıllarca Robert Baratheon’u asıl kardeşi olarak görüyordu,Robert-Stannis gerginliği Ned-Benjen gerginliğiyle benzer

  5. Ned ile Benjen arasında Kışyarı lordluğu için aralarının gergin olması olacak iş midir?

    Benjen aptal biri midir ki lordluk unvanını kuzey muhafızlığını yaşı büyük olan ağabeyi Nedin alacağını bilmeyecek.Zaten isyan sırasında sancaktarları çağırmış bir yıl süren savaş sırasında kuzey ordularına lordlarına komutanlık yapmış biridir Ned.

    Benjenin varislik hakkının elden gitmesi de ne demek oluyor?Yani lord olan Ned atalarının yaptığı gibi evlenip Stark soyunu sürdürmeyip bekar çocuksuz olarak kalıp öldüğünde Benjen mi yerine geçecek.Olacak iş midir?

    Arthur Dayne olayında kitaplarda işin gerçeği açıklanmadı.Arkadan vurma gibi bir şey olup olmadığı belli değil.

    Benjen Sura neden gittiği kitaplarda anlatılmayan belirsiz birşey.Ned gibi bir adamın kalan tek kardeşini zorla Sura göndermesi olacak iş değil.Benjen kale muhafızı olarak görev yapabilirdi.
    Bence başta çok düşkün olduğu Lyannanın ölümünden;babası ve Brandonın ölümünden çok etkilenip Kışyarından ayrı kalmak için kendi isteğiyle siyahlara büründü.Çünkü kale ölen aile bireylerinin hatıralarıyla doluydu.

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

11 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar