Hepimiz Kışyarı Gül’ünün hikayesini biliyoruz. Hikaye doğru ise Stark soyu, bir noktadan sonra kızdan devam etmişti. Haliyle GRRM’in bu hikayeyi anlatmasından yola çıkarak aynı şeyin tekrar olacağını ve bu kızın Arya ya da Sansa olacağını düşündük. Sonuçta ikisi de Kışyarı’nın iki kızı.

Gelin hikayeye bakalım.

Jon, Sur ötesine gittiğinde Ygritte’in olduğu öbeğe saldırıyor ve kızı esir alıyor. Jon kıza ismini soruyor ve sonra o da Jon’a ismini soruyor.

“Benim adım Jon Kar.”

Kız geri çekildi. “Şeytani bir isim.”

“Bir piç ismi,” dedi Jon. “Babam Kışyarı Lordu Eddard Stark’tı.”

:smiley:

( Yabanılların, piçlere “olumlu” bakış açıları düşünülür ise Ygritte’in ona “şeytani isim” demesi, genelde okuyucular tarafından garipsenen bir şeydir. Jon ismine mi Snow ismine mi yoksa Jon Snow ismine mi bu ifadeyi kullandığını bilmiyoruz. Evet, aslında konunun geneli için çok önemi olan bir ayrıntı ve soru değil kanımca ama dayanamadım, buraya da parantez açıp belirtmek istedim.  )

Gelelim asıl konuya. Jon, çok lazımmış gibi kimin piçi olduğunu ve evini söylüyor. Hatta kardeşlerden biri “o seni değil, sen onu sorgulayacaksın, unuttun mu?” diye araya girip, uyarıyor. Yani az önce öldürdüğün ve öldürmek üzere olduğun düşmanla havadan sudan sohbet etmeye başlamak vs. saçma bir harekettir.

Daha sonra aşağıdaki konu geçiyor.

“Akrabaların mıydı?” diye sordu kıza sessizce. “Öldürdüğümüz iki adam?”

“Seninle ne kadar akrabaysak.”

“Ben mi?” Kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?”

“Kışyarı’nın piçi olduğunu söyledin.”

“Öyleyim.”

“Annen kimdi?”

“Bir kadın. Çoğu öyledir.” Bunu bir zamanlar biri söylemişti Jon’a. Kim olduğumu hatırlamıyordu.

Kız tekrar gülümsedi, beyaz dişleri parladı. “Sana kış gülü şarkısını söylemedi mi hiç?”

Sıralama dikkate değer bir şekilde gelişiyor aslında… KIŞYARI’NIN PİÇİSİN… ANNEN KİMDİ(Lyanna)?.. KIŞYARI GÜL’Ü(Lyanna)…

“Bu da nerede durduğuna bağlı,” dedi Ygritte. “Kışyarı’ndaki Stark, Bael’in kafasını istedi ama asla alamadı ve başarısızlığın tadı onu hasta etti. Bir gün ağzındaki acılıkla Bael’e ödlek dedi, sadece zayıf olanları avlayan bir korkak. Bu sözler kulağına gittiğinde Bael, lorda bir ders vermek için yemin etti. Sur’u aştı, Kral Yolu’nu geçti ve bir kış gecesinde elinde arpıyla Kışyarı’na girdi. Adının Sygerrik Skgos olduğunu söylemişti. *Sygerrik* Eski Dil’de ‘hilekâr’ demektir, bu dili İlk İnsanlar konuşurdu ve devler hâlâ konuşur.

Kuzey ya da güney, şarkıcılar her yerde hoş karşılanır. Bael, Lord Stark’ın sofrasına oturdu ve yüksek koltukta oturan lord için gece yarısına kadar şarkılar çaldı. Eski şarkıları ve kendisinin yazdığı yenileri söyledi. O kadar güzel çalıp söylüyordu ki bitirdiğinde lord, Bael’in kendi ödülünü kendisinin seçmesine izin verdi. ‘Bütün istediğim bir çiçek,’ dedi Bael. ‘Kışyarı’nın bahçelerinde açan en güzel çiçek.’

Kış gülleri sadece o vakitler açıyordu ve onlardan daha nadir, daha kıymetli çiçek yoktu. Stark, cam bahçelerine birini gönderdi ve şarkıcının ödemesini yapmak için en güzel kış güllerinin toplanmasını emretti. Emri yerine getirildi. Ama sabah olduğunda şarkıcı ortadan kaybolmuştu… Lord Brandon’ın bakire kızı da öyle. Yatağını boş buldular ama kızın yastığının üstünde Bael’in bıraktığı mavi gül vardı.”

“Lord Brandon’ın başka çocuğu yoktu. Yüzlerce kara karga, lordun emriyle kalelerinden uçtu ama ne Bael’in ne de şu bakirenin izine rastladılar. Lord inancını kaybedip yatağa düşene kadar neredeyse bir yıl aradılar. Stark soyu sona ermiş gibi görünüyordu. Ama bir gece, Lord Brandan yatağında ölümü beklerken bir çocuk ağlaması duydu. Sesi takip etti ve kızını odasında buldu, göğsünde bir bebekle uyuyakalmıştı.”

“Bael kızı geri mi getirmiş?”

“Hayır. Onca zaman boyunca hep Kışyarı’nda kalmışlar. Kalenin altında, ölülerin yanında saklanmışlar. Kız, Bael’i öyle çok sevmiş ki ona bir oğul vermiş, şarkı böyle söyler… ama doğrusunu istersen Bael’in yazdığı şarkılardaki bütün kızlar ona âşıktır. Öyle bile olsa, Bael izinsiz kopardığı gülün karşılığını bir çocukla ödedi ve o çocuk büyüdüğünde bir sonraki Kışyarı Lordu oldu. İşte, sen de tıpkı benim gibi Bael’in kanını taşıyorsun.”

Şimdi hikayeye göre; Stark olmayan bir erkek geliyor, Stark kızına aşık oluyor; kız ona aşık oluyor ve Kışyarı Lordu gözü önünde kızı KAÇIRIYOR ama bir sene sonra kız, elinde bir bebek ile Kışyarı’na döner(daha doğrusu hiç ayrılmamıştır, gizlenmişlerdir mahzenlerde) ve çocuk(özünde babası Yabanıl olmasına, kendisinin yarı Stark olmasına rağmen), kızın babasının başka hiçbir erkek çocuğu olmadığı için bir sonraki Kışyarı Lordu olur ve Stark soyu, kadın tarafından devam eder. Böylece Starklara, yarı Yabanıl kanı taşır.

Aslında okurken eminim bazılarınızın kafasında şimşekler çakmıştır çünkü hikaye, çok benzer bir şekilde seri başlamadan 14 sene önce gerçekleşti.

Rickard Stark’ın 3 oğlu ve 1 kızı vardır. Büyük olan ölür, küçük olan Gece Nöbet’ine katılır ve doğal olarak onlardan soy devam edemez. Ortanca oğlan evlenir ve 3 oğul, 2 kız sahibi olur. Oğlanlardan biri sakat kalır(soy devam edemez), diğeri ölür. Üçüncü olanın da ölmesini bekliyoruz. Geriye iki kız kalır, biri Lannister ile evlidir, diğeri hala bekardır. Haliyle kafadan hemen Arya olabilir çünkü halası Lyanna’ya benziyor, Stark renklerini taşıyor vs. dedik. Olabilir, olmaz diye bir şey yok. Olasılık yüksek. Aynı şekilde Sansa da Kışyarı Stark’ı olduğu için, o da seçenekler arasında.

Rickard’ın kızına dönelim. Lyanna, lordun tek kızı… Lord’un düşmanlık beslediği/isyan etmeye/savaşmaya hazırlandığı haneye mensup olan ve sonraki kral olacak Prens Rhaegar(kendisi ayrıca ozandır) kıza aşık olur, kızı kaçırır ve bir sene boyunca ikisi ortadan kaybolur, saklanır(sene de uyuyor iki hikayedeki). Bir senenin sonunda Lyanna, kucağında bir bebekle ortaya çıkar.

Prens’in kıza KIŞYARI GÜL’ÜNDEN bir taç verdiğini biliyoruz. Yani hem hikayedeki mavi çiçek burada mevcut hem de Kışyarı Gül’ü olarak ifade edilen kişinin Lyanna olduğu ortada (bu yüzden Arya, iki kardeş arasında en güçlü aday dedim; halaya benzeme meselesi.). Lyanna’nın ölürken elinden gül yaprakları döküldüğünü biliyoruz.

Özetle bu çocuk kim? Jon Snow. Dany’nin görülerinde Mavi Çiçek yani Kış Çiçeği olarak tasvir edilmişti. Serideki iki kızımızın aksine Jon, Kışyarı Gül’ü olarak tasvir edilen tek kişi (annesi dışında). Kışyarı Gül’ünün bir diğer ismi de Mavi Kar(snow) Gül’üdür yani Jon’un soyismi ile de uyuşuyor. Bu isim, bu hikayenin anlatığında POV’da ifade edildiği için bir diğer önemli ayrıntı diye düşünüyorum.

Jon, Kışyarı Gül’ü Lyanna’nın oğlu; (muhtemelen) piç olmasa bile hayatı boyunca piç olarak yaşadı ve büyüdü; Kışyarı’nda Stark kültürü ile büyüdü ve Robb’un vasiyetinde sürpriz etken çıkmaz ise kendisi sonraki Kuzey Kralı olarak Stark Hanesinin başına geçecek. Doğal olarak Stark kanına Targaryen kanı da bulaşmış olacak.

Sizi bilmem ama bu hikaye baştan aşağı Jon’un geçmiş ve gelecek hikayesini anlatıyormuş. Haliyle Stark soyu, Lyanna (kadın) aracılığı ile Jon Snow’dan devam edecek görünüyor.

Önemli Cevaplar

  1. Şimdi benim aklıma bir şey takıldı, eğer tüm Stark çocukları ölürse ve Sansa’da serinin sonunda Tyrion ile evli kalırsa, Stark’ların başına Jon mu geçer yoksa Sansa’dan gelecek oğlan mı? Jon bir Targaryen çünkü. Ama Sansa’nın oğlu da Lannister olmuş olur o zaman. Starklar böyle olursa nasıl devam eder, lütfen belirtin.

    Burada Jon’un soyadına demiştir büyük ihtimalle. Ötekilere piç çocuk verme olayı felan var ya belki onunla ilgilidir.

    Bu Jon’un kanı da aşırı zengin arkadaş :smile: . Anne tarafında Aşırı zengin İlk İnsan kanı var, baba tarafında Valyria Kanı. Bu nasıl mükemmel bir şeydir böyle

  2. Şimdi… Robb, Kuzey ve Kışyarı; Sansa aracılığı ile Lannisterlara geçmesin diye kız kardeşini varislik sıralamasından çıkarmak istedi. Zira erkek çocuk yoksa sıralamada büyük kız evlat ve sonra küçük kız evlat var. Haliyle Jon meşrulaştırılıp Stark yapıldığı için Sansa sıralamada geriye gitti(Jon ölse yahut diğer erkek kardeşleri, temelde yine sıra ona gelir).

    Fakat şöyle bir şey de var ki Sansa, Tyrion ile evli kalmaya devam ederse ve Tyrion seri sonunda Lannister Lordu olarak Kaya’ya geçerse -mantıken- Sansa’nın Kışyarı ve Kuzey’i miras almasını beklemek güç olur. Zira o evlenmiş ve başka bir haneye giderek oranın lordunun eşi olmuş, çocukları da o hanenin ve toprakların mirasçısı olmuş. Yine de kan bağı yüzünden hak sırasında gerilerde olacaktır ama başka kültür/inanç/coğrafya olduğu için diğer sancaktarlar bunu kabul etme durumunda olamaz. Yani akraba diye bir Stark nasıl Lannister Lordu olamaz ise bir Lannister da Stark Lordu olamaz. İzin vermezler. Oraya gelene kadar akrabalık bağı ilan edecek sürüyle coğrafyada lord var.

    Neyse Jon ölür ise ve diğer oğlanlar ölür ise Sansa da Tyrion ile evli kalmaya devam ederse yasal hakkı var (Tyrell hanesi de varisleri ile Kışyarı için evlendirmek istedi) ama müsaade edecek lordlar yok. Misal Arya’yı başa getirirler, bekar, Stark ve Stark renklerine sahip…Hatta evlenmek isterler onunla ki onlar çöksün kuzeye(bakma onlar da güneyliler kadar aç gözlü toprak konusunda).
    Karmaşık iş ya, her daim yasal şartlara uyum sağlamıyorlar, bazen istedikleri gibi kırpıp çeviriyorlar gibi. Misal Leydi Dustin, Dustin olmadığı ve orada çocuk olmadığı halde haneyi yönetti ama Jeyne’in Kışyarı’nda hiçbir hak talebi olamıyor. Buna rağmen dul kalan Kışyarı Leydilerinin geçmişte yönettiğini de biliyoruz ama sanırım çocuklar vardı o zaman, çocuksuz değillerdi. Durum ve şartlara göre hareket ediyorlar diyelim.

    Jon’un yaşaması halinde onun bir Targ olmasının çok büyük bir etken olacağını sanmıyorum; Kuzeyli, Stark görünümünde ve öyle yetişmiş; geçirdikleri zamanda zaten saygı ve sevgi duyarlar vs… Yani hikayeye bakarsak zaten Kuzeyin, oğlanın Yabanıl olması ve özünde PİÇ olması da çok rahatsız etmemiş, Stark ismini alıp, kral/lord olup Kuzeye hükmetmiş ve adamlar arkasından gelmiş savaşlara. Bu oğlan daha sonra babasıyla savaştı ve onu öldürdü.

    Al, müzeye koy; öyle bir şey. :smiley:

    Ötekilere piç çocuk verilmiyor. Dahası piçlere de uyuz değiller, bir sürü yapıyorlar ve ne farkı var diğerlerinden diyorlar. Jon rahatsız olmuştu “dünyayı piç çocuklarla dolduruyorlar” diye. Dorne’un kuzey ayağı gibi bu Yabanıllar piçler meselesinde.

  3. Ozan’ın oğlunun isminin Jon olduğu nerede yazıyor ki? Kitaplarda değil. Bağımsız kitaplarda mı?

    Diğer yandan anlamadım Mance=Rhaegar kuramını destekleyen bir hikaye olduğunu da düşünmüyorum, hiç alakası yok. Zaten martin, açık seçik prensin yakıldığını söyledi yani.

  4. Diziye benzer şekilde sonradan araları bozulabilir bence.

    Hatta dans meselesi Aegonla bu ikisi arasında da olabilir.

    Jonerysci değilim, ama gerçekler şu ki dizide Jon Dany meselesinin olmaması aşırı zorlamaydı. Yani basit bir evlilikle çözüme kavuşabilecek bir sorun büyüdü de büyüdü. Bence Aegon’un eklenmemesinden dolayı onun işlevini bir miktar Jon’a bir miktar Dany’e yüklemiş olabilirler. Tabi neyin ne olduğu bilinmez ama ben bu ihtimali halen kuvvetli buluyorum.

    Benim gördüğüm yorumladığım da tam tersi. Sorunların derinine baktığın zaman hep sistemden kaynaklanan aksaklıkların etkili olduğunu görüyotsun. Serinin ikk sahnesi bile buna gönderme aslında. Bir soylu bebesinin emrine verilmiş iki deneyimli adsm ve sonuçta heder olan görev.

    Ben hep İngiltere tarzı bir monarşiye doğru gidilir diye düşünmüş ve hayal etmiştim. Ama böyle olacaksa Jon dururken Bran’ın kral olmasının tek açıklaması “kıllık”. Ama monarşi kalkacaksa eski hanedanın ortadan kalkması anlamlı olabilir.

  5. Onu ben de düşündüm, gerçekten. Fakat eğer “tatlı” kuramım doğru ise hem Bran hem Rickon ölecek görünüyor, sırf bu ikisine “tatlı çocuklar, tatlılar” falan dendiği için. Lakin şöyle de bir şey var ki illa ölüm de demek değil, o da var. Ölümden dönmek de olabiliyor; Bran’ın koması gibi. Lakin Shaggdog ismi yüzünden de öleceği söyleniyor. Adam süs diye bir karakter yapmaz, illa bir şey içindir ama gerçekten “soy” için değilse ne için?

    Bu cümlenin alayı yanlış. :smiley:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

19 kez daha cevap verilmiş

Katılımcılar