Reddit’te gördüğüm ( YezenIRL isimli kullanıcının başlığı) Jon ile ilgili bir karakter çözümlemesi dikkatimi çekti; genel olarak dönüşümünü ve bunun neticeleri üzerinde durmuştu. Dönüşüm meselesinde zaten yıllardır aynı şeyleri söylemişsem de neticeler konusunda o yazıyı yazan arkadaş kadar emin değilim, neyse. Yine de imkansız görünmüyor. Lakin ben kendi analizimi yazacağım.

Girizgahtan da anlayacağınız üzere bu başlıkta 6. kitapta Jon Snow’un nasıl bir karakter dönüşümü yaşayacağı üzerinde durmak istiyorum. Aslında Jon Snow Nasıl Dirilecek? ve Karakter Değişimi? 1 başlığında ucundan bahsettiğimiz ama çok da ayrıntısına girmediğimiz bir konu idi.

Dizideki Jon’un hırslardan arınmış ve her daim saf ruhlu bir oğlan çocuğu gibi ortada dolanması benim gibi bir çok Jon Snow hayranını sinir etmiştir. Bu hem (yaşadıkları düşünülürse) mantıklı bir şey değil hem de izlemesi sıkıcı bir durum. Çevresindeki herkes bir hırs ve taht arzusu ile entrikalar peşinde koşarken hiçbir şeyden haberi olmayan Pollyana gibi bakıp, saf saf eylemlerde bulunması gerçekçilikten de uzak bir şey. Neyse.

Haliyle kitaplarda zaten böyle olmadığı ortada olan ve bundan sonraki ölüm deneyimi ile bir üst seviyeye çıkacağından emin olduğumuz Jon Snow’un ayak seslerine bir bakalım.

Söze ilk GRRM ile başlayalım. Beric hakkında söyledikleri…

” He was sent on a mission to do something, and it’s like, that’s what he’s clinging to. He’s forgetting other things , he’s forgetting who he is, or where he lived. He’s forgotten the woman who he was once supposed to marry. Bits of his humanity are lost every time he comes back from death; he remembers that mission. His flesh is falling away from him, but this one thing, this purpose that he had is part of what’s animating him and bringing him back to death. I think you see echoes of that with some of the other characters who have come back from death.”

“(Beric) bir vazife için gönderildi ve bu daha çok bağımlı olduğu bir şey gibi. Diğer şeyleri unutuyor; kim olduğunu ya da nerede yaşadığını. Bir zamanlar evlenmesi gereken kadını unuttu. Ölümden her dönüşte insanlığından bir şeyler kaybetti; (ama) vazifesini hatırlıyor. Bedeni çöküyor ama bu tek şey; bu amaç, onu ölümden döndürüp canlandırmanın bir parçasıdır. Bence ölümden geri dönen diğer karakterde bunun bir yankısını görüyorsunuz.”

Burada ilk dikkat çeken şey “vazife” kelimesi. Beric bir vazife için gönderildi… Bu şekilde de öldü. Vazife başında. Vazifesi onun sıkı sıkı bağlı olduğu, bağımlı olduğu bir şeydi. Altı kere öldü ve diriltildi ve bu da ondan bir şeyler götürmeye başladı hatta hafızasını bile kaybetmeye başladı ama tek bir şeyi asla unutmadı; vazifesini. Eğer doğru anladıysam bu vazife saplantısı, onun her defasında canlandırılması için bir “çapa” vazifesi görmüş. Yani canlandırma ayinini bir parçası da ölen kişinin bir “amaca” sahip olması gibi görünüyor. Elbette insanlığından da bir şeyler kaybedip, değişim geçirdiğini. Ne kadar çok ölür canlanır isen o kadar çok kayıp demektir.

“My characters who come back from death are worse for wear. In some ways, they’re not even the same characters anymore. The body may be moving, but some aspect of the spirit is changed or transformed, and they’ve lost something.” ~ GRRM

“Benim ölümden dönen karakterlerim aşınmaktan daha kötü. Bazı yönlerden artık aynı kişi değiller. Vücut hareket ediyor olabilir ama ruhun yönü değişti ya da dönüştü ve bir şey kaybetti.”

Beric’i ilk gördüğümüzde “kibirli” bir havaya sahip süslü bir lord iken onunla ölüm sonrasında tekrar karşılaştığımızda süslü ve kibirli lord gitmişti ve daha önce yapmadığı şeyler yapıyordu; soyluları rehin almak ve fidye istemek; zenginleri soymak vb. şeyler. Muhtemelen daha önce olsa asla yapmayacağı ve onuruna yediremeyeceği şeylerdir. Buna rağmen “karanlık” bir ruh haline büründüğünü söylemek güç ama onun ölüm şeklinin trajik vb. bir hal içinde olmadığı da aşikar. Yani ölüp canlanan herkesi karanlık bir kişiliğe bürünmesini beklemek de doğru değil. Lakin “değişim” ve “dönüşüm” kaçınılmaz.

Cat ise Beric’in tam tersi bir portre çiziyor. Yeni halini çok tanıma fırsatımız olmasa bile “intikamcı” bir ruh haliyle etrafta gezdiği, karanlık bir kişiliğe büründüğünü görüyoruz. Gece gündüz gözleri önünde öldürülen oğlu Robb’u düşünüyor ve onun kaybının acısını yaşayıp, sebep olanlardan (Frey ve muhtemelen sonra Bolton) intikam almaya yeminli görünüyor.

Cat’in ölüm anında Robb’a olanları görmesi ve o öfke ile intikam almak isteyerek masum bir Frey olan Çıngıraklıyı nasıl öldürdüğünü gördük. Aslında ölürken onun delirdiğini bile söylemişlerdi. Aklı kıt olan Frey çocuğunu öldürmesi bir tesadüf değil, aksine oldukça özenle seçilmiş bir kişi. Çıngıraklı, zihinsel olarak geri olan bir karakter; saflığı ve masumluğu temsil ediyor. Yüce Yürek Hayalet’i bile onun ölümünü (çıngıraklarının sesini) rüyasında gördüğünde hüzünlendiğini ifade ediyordu. Cat ise intikam için bu masumu öldürdü ve şimdi Cat, intikam için masum öldürmekten bile çekinmiyor. Yeter ki sizin önünde engel olduğunu düşünsün.

“Kara Kalpli Kara Piç”

Son kitapta Tormund’un sık sık Jon’a söylediği bir ifade. Daha önce de Jon, kalbinin karalığını ifade etmişti. Bunun bir çeşit FS olduğuna inanıyorum. GRRM’in Jon’un ölümünü Cat’in ölümüne benzetmişti. Burada kast edilen şeyin şartlar olduğunu düşünmekteyim; ikisi de kendi açılarından hiç beklemediği kişilerden ihanete uğradılar ve öldüler. İkisi de sevdiği birinin ölümü/ölüm tehlikesi içinde olduğunu bilerek ve onu düşünerek öldü.

Karakter değişimi etkileyen bir diğer olay ise deri değiştirme yeteneği, özellikle bir warg iseniz… Kurt ve insan arasında ikisini de değiştiren bir bağ oluşuyor ve Jon, şu an (muhtemelen) ulu kurdunun içinde 2. hayatını yaşıyor.

Kurtlar daha zordu. Bir adam bir kurtla dost olabilirdi, hatta bir kurdu eğitebilirdi ama hiçbir adam bir kurdu gerçekten ehlileştiremezdi. Haggon sık sık, “Kurtlar ve kadınlar bir ömür için bağlanırlar,” derdi. “Birini aldığında onunla evlenmiş olursun. Kurt o gün itibarıyla senin parçan olur, sen de onun parçası olursun, ikiniz de değişirsiniz.”

İkinci hayatınızı bir kurdun (hayvanın) içinde yapıyor iseniz geçen zamanla beraber insan olmayı unutuyorsunuz ve kurdun kendisine dönüşmeye başlıyorsunuz. Aslında bu, yaşarken bile bir wargın karşılaşabileceği bir tehlike (Bkzn: Jojen’in uyarıları). Jon’un bu kadar uzun süre Hayalet’in içinde kalacağını sanmam ama bu birkaç günlük süre bile onu önemli bir şekilde etkileyebilir ve daha çok kurdumsu davranışlar görebiliriz.

Haggon, kendi ölümünden birkaç hafta önce, “Unuttuğunu söylerler,” demişti Varamyr’e. “Bir insanın eti öldüğünde, ruhu hayvanın içinde yaşamaya devam eder fakat anıları her gün biraz daha silikleşir. İnsan daha az varg ve daha çok kurt olur, sonunda insana dair her şey kaybolur ve geriye yalnızca hayvan kalır.”

Yukarıdaki açıklamalar ışığında ölümden önceki ve sonraki Jon Snow’un birebir aynısı olmasını beklemek saflık olur. Jon’un Cat’e benzer (ama aynısı değil) şekilde daha karanlık bir kişiliğe bürüneceğini ön görmek kolay olacaktır.

Genel algı, dönüşümü daha karanlık dahi olsa, Jon’un Ötekiler tehlikesine odaklı bir halde vazifesine devam edeceği… Oysa ben öyle düşünmüyorum. Teknik olarak Jon’un son dönemlerinde kafasına taktığı şey Ötekiler meselesi değil kız kardeşi Arya Stark idi hatta ölüm anında bile son düşünceleri kız kardeşi ile ilgili idi.

GRRM’in Beric’in canlandırılması ile ilgili “vazife” noktasını hatırlayın. Bu “amaç” hem Beric’in dirilmesinde bir çapa vazifesi görmüştü hem de onca canlandırılma işleminden sonra bir çok şeyi unutmasına rağmen asla unutmadığı yegane şey olmuştu.

Jon, ölmeden önce yeminlerini kız kardeşi Arya’yı kurtarmak için bozdu ve onun hayatını tehlikeye soktuğuna inandığı Ramsey’i öldürmek için adam topladı. Amaç belliydi güneye inip onu öldürmek ve Arya’yı ellerinden kurtarmak.

Yeniden canlandığında ne kadar değişmiş olursa olsun hatta bir ihtimal geçmişten unuttuğu bir şeyler olsa bile(ki pek sanmıyorum ama ihtimal olarak kenara koyalım) odak noktası yine bu olacaktır, Ötekiler yahut yemini değil(ki zaten o yemini bozdu). Biraz daha intikamcı bir ruh haline de bürünebilir. Sonuçta kendisini öldürenleri cezalandırmak isteyecektir. Sonra da Arya’nın ve Ramsey’in peşine düşmek…

Bu amaç da onu ister istemez Winterfell savaşına götürecek ve bir ihtimal Stannis ile bile karşı karşıya gelmesine yol açabilir. Bu zaman aralığında Arya’nın Jeyne olduğunu öğrenmesi muhtemelen bir başka psikolojik yıkım ve öfkeye sebep olacaktır ama Arya, bu savaş gerçekleşmeden önce ya da savaş sırasında Jon’un yanına da varabilir. Bu kısım şimdilik önemli değil ama öncesinde gelirse WF savaşında karar kılmasında etkili ana etken (yine o) olabilir.

Jon’un hem kalbinin derinliklerine inmek ve hem de sonradan olabilecekleri görmek için son rüyasını incelemek yerinde olabilir. Biz her ne kadar ilk aşama bunun AA meselesine işaret gibi görsek de (yanan alev kılıcı yüzünden) aslında bundan çok daha öte ve derin bir şey. Aslında rüya yorumu gerçekten çok göreceli bir yorum da olabilmektedir; kılıç görmek x kişi tarafından olumsuz iken y kişisi tarafından olumlu kabul edilebilir. Ben hem Türkiye’de hem yabancıların nasıl yorumladığına bakmaya çalışacağım ve kendi anladığımı da ekleyeceğim ama GRRM’in altında yatan niyetini %100 ifşa edeceğimi söyleyemem, kesin bilmek zor.

O gece rüyasında; ormanda uluyan, savaş borularının feryatları ve davulların vuruşları eşliğinde ilerleyen yabanılları gördü.
Güm GÜM güm GÜM güm GÜM, diye geliyordu ses, bir vuruşta bin yürek. Kiminin mızrağı, kiminin yayı, kiminin baltası vardı. Diğerleri, kemikten yapılmış arabalar sürüyordu, midilliler kadar iri köpekler arabaları çekiyordu. Arabaların arasında devler yürüyordu, boyları on iki metreydi, meşe ağaçları kadar büyük tokmakları vardı.

“Sağlam durun,” diye seslendi Jon Kar. “Onları geri püskürtün.” Sur’un üstünde duruyordu. Tek başınaydı. “Alev,” diye bağırdı, “onları alevle besleyin.” Ama onu duyacak kimse yoktu.

Gittiler. Beni terk ettiler.

Rüya, Yabanıl savaşı ile başlıyor. Bu kısımı ister Jon’un içinde verdiği savaşı simgelediğini düşünün isterseniz bir anının rüyada canlanması olarak; ben ikisini birden düşüneceğim. Ayrıca savaş, gelecekte karşınıza çıkacak düşman ve sorunları da simgelemektedir. Savaş, hırs ve tutkularının peşinden giden birini de psikolojik olarak simgelemektedir. Zor günlerle ve sorunlarla karşılaşılması halinde pes etmeyip, üstesinden gelmek için çabalamayı ve çevredeki insanların kötü davranışlarını da düzeltme çabasını ifade eder. Şu ana kadar ki yorumlar Jon’un durumu ile paralel gibi görünüyor.

Savaşta emirler yağdırıyor ama bakıyor ki onun yanında hiç kimse kalmamış, gitmişler. Terk etmişler. Rüya’da terk edilmek bir çok şeye sebep olarak görülebilir ama Jon’un düşünce ve kişiliğine en uygun yorum sanırım onun “dışlanmışlık” ve “diğerlerinden farklı hissetmesi” ve çevresinde “güveneceği tüm dost ve aileden” noksan olması durumunu ifade ediyor olabilir. Özetle Jon, muhtemelen kendini çok ama çok yalnız hissettiği için rüyasında da herkesin onu terk ettiğini görüyor (ki gerçekten de yalnız hissediyor).

Yanan oklar tıslayarak yukarı fırladı, arkalarında alev dilleri kaldı. Korkuluk kardeşler yere tökezlendi, siyah pelerinleri alev aldı. Düşmanlar, örümcekler misali buza tırmanırken, “Kar,” diye feryat etti bir kartal. Jon siyah buzla zırhlanmıştı ama kılıcı avucunun içinde kıpkırmızı yandı. Ölü adamlar Sur’un tepesine tırmandığında, Jon onları tekrar ölsünler diye aşağı yolladı. Bir ihtiyarı, sakalsız bir delikanlıyı, bir devi, sivri dişleri olan sıska bir adamı, kızıl saçlı bir kızı katletti. Kızın Ygritte olduğunu çok geç fark etti. Kız, ortaya çıktığı kadar çabuk bir şekilde gitti.

Savaşı devam ediyor. Jon’un elinde alevli bir kılıç var. Kılıç, rüyalarda simgesel olarak öldürmeyi arzu ettiğin kişilerin varlığına ve ayrıca sahip olduğun düşmanlara haber verir; Jon’da ikisi de mevcut. Ayrıca kılıç, düşman dışında ihaneti ve sahip olduğun sıkıntıları temsil eder. Sürekli savaşa hazır ve nazır bir kişilik söz konusu. Araştırdığımda kılıç ile sevdiğin veya tanıdığın birini öldürdüğünü görmenin o kişi/lere *ihanet” ettiğin manasına geldiğini gördüm, en azından rüyayı gören bu şekilde düşünmektedir. Jon’un yalan söylediği için Ygritte’e ihanet ettiğini düşünmesi ve vicdan azabı duyması şaşırtıcı bir nokta değil zaten.

Kılıç, ayrıca makam mevki sahibi olmayı da ifade eder ki Jon şu an Lord Kumandan ve eğer GRRM twist yapmayacak ise KK olacak.

Kılıcın alevli olması diğer yandan daha dikkat çekici. Yanan ateşli kılıç motifi bir çok efsaneye konudur. Misal Britanya efsanelerinde özel bir kılıçtan bahsedilir, değersiz bir amaç için kullanıldığında onu tutan kişiyi yakar. İskandinav mitlerinde ise Sutr ismindeki dev, kıyamet savaşını bekler ve yıkıcı bir güce sahip alevli bir kılıcı vardır. Alevli kılıç motifi ayrıca incilde görülür; cennetin girişini koruyan meleğin(camael) elindedir; adem ve havvayı kovulduktan sonra oraya yerleştirilmiştir ki içeri bir daha giremesinler. O ve başında bulunan birlik tarafından kovulmuşturlar efsaneye göre. Yahudi efsanelerinde Dumah isminde bir melek vardır; 1000 gözlü ölüm meleği olarak tabir edilir ve elinde de alevli bir kılıç vardır. (Rüyada 1000 sayısı dikkat çekebilir bu yönden)

Bu açıdan da yaklaşır isek alevli kılıç, Jon’un yıkım gücüne işaret edebilir ve onun cenneti gördüğü (evi-diyar) yeri düşmanlarına karşı-işgale karşı korumaya çalışacağını gösterebilir. Sahip olduğu güç ve konumu “değersiz” bir amaçla kullanır ise simgesel olarak o alevli kılıç (gücü) ona zarar verebilir, canını yakabilir.

Giydiği buzlu siyah zırh ise bir başka dikkat çeken nokta. Bu konuda bir efsane olmadığı için serinin kendisine özel bir ekleme olmasından dolayı yorumu biraz güç olacak çünkü GRRM için her şey demek olabilir. Zırh genelde “koruma”yı temsil eden ve karşılaşacağı sorun, sıkıntı ve düşmanlara karşı korunmak demektir. Bir diğer yorumlamada düşmanlarla mesafe koyup karşılıklı barış anlaşması gibi şeyleri de ifade etmekte. Ayrıca bir kaleye vs. baş olma gibi Türkiye’de manaları vardır; her sıkıştığında sana destek olacak, yanında olacak dostları da ifade etmekte.

Lakin zırhın siyah buz olması bence ana kilit noktalardan biri. Kılıç ateş almıştı; bu Jon’un Targ(ateş) tarafına gönderme yaparken ayrıca siyah buzlu zırh da onun Stark(buz) tarafına gönderme yapıp savaşta iki taraf arasında duracağını gösteriyor olabilir. İki tarafın gücünü elinde tuttuğunu ve bunun yıkım veya barış için kullanabileceği manasına da gelebilir. Yorumlama bir çok şeye açık dediğim gibi. Lakin ortada bir buz ve ateş ikilisinin Jon’da birleştiği, bir araya geldiği bir nokta olduğu kesin görünüyor.

Dünya kırmızı bir sise dönüştü. Jon kılıcını batırdı, savurdu, salladı. Donal Noye’u keserek yere devirdi ve Sağır Dick Follard’ın bağırsaklarını deşti. Qhorin Yarımel dizlerinin üstüne düştü, boğazından akan kanı beyhude bir çabayla durdurmaya çalıştı.

“Ben Kışyarı Lordu’yum,” diye bağırdı Jon. Şimdi önünde Robb vardı, saçları erimiş karla ıslaktı. Uzunpençe onun kafasını aldı. Sonra pürüzlü bir el, Jon’u omzundan yakaladı. Jon döndü…

…ve göğsünü gagalayan bir kuzgunla uyandı. “Kar,” diye bağırdı kuş. Jon kuşa vurdu. Kuzgun, memnuniyetsizliğini çığlık atarak duyurdu ve bir yatak direğine kondu, şafak öncesi karanlığın içinden uğursuz bir şekilde Jon’a baktı.

Tanıdıklarını öldürmeye devam ediyor. Muhtemelen Jon, Donal Noye ve Sağır Dick gibi o savaşta ölen kişilerin ölümünden sorumlu hissediyor olabilir; yeminlerini bozduğunu düşünmüştü (Ygritte meselesi yüzünden) ve zaten o dönem de sürekli olarak Yabanılların safına geçtiği konusunda suçlamalarla uğraşıyordu, bir iz bırakmış olabilir. Misal Dick, Ygritte’in okuyla ölmüştü. Robb’u öldürdüğünü görmesi… Stannis’in lord olmasını teklif ettiğinde bunu düşünmenin bile ona ihanet etmiş hissi yarattığını biliyoruz, bu yüzden “ihanet” düşüncesinin etkilerini görmeye devam ediyoruz gibime geliyor. Ayrıca Jon’un bastırdığı hırsının açığa çıkması “Ben Kışyarı Lorduyum!” bu “ihanet” duygusu fikrini destekliyor gibi.

Özetle Jon, hırslarını bastırmak için uğraşıyor ama bütün bu lordluk vb. şeyleri de arzu ediyor ama bu, sanki kardeşlerine ihanetmiş gibi hissettiği için de suçluluk duygusu ile yüzleşiyor rüyasında… Geçmişinde tanıdığı kişileri öldürmesi bir ihtimal de artık geçmişe sünger çekmesi gerektiğini/çekeceğini ve geçmişindeki sorunlarla yüzleşeceğini; hırslarıyla, arzularıyla, duygularıyla yüzleşeceğini ve onları takip edeceğini bize anlatıyor gibi de… BR’nin gösterdiğine inandığı bu rüyayı sadece Jon’un psikolojisini bize anlatmak için yazıldığını sanmıyorum; bize olacakları da anlatıyor olsa gerek.

Bu yüzden ölümün ardındaki yeniden canlanmanın getirdiği etkiyle de Jon artık hırslarının ve arzuların da peşinden giden; olduğu şeyi ve (muhtemelen) sahip olduğu gücü kabullenen ve bunlarla yüzleşen, kabul eden birine dönüşecek ve Öteki sorununu 2. plana atarak (ama muhtemelen asla tamamen terk etmeden) Winterfell ve ailesinin düşmanı gördüğü kişilerle hesaplaşmaya odaklanacak. Bir ihtimal (yazıyı ilham aldığım kişinin fikri bu) Jon’un bu hırsı, WF savaşı sonunda Rickon’un ölmesine bile neden olabilir.

Elbette tüm bunlar olurken de iki taraftan da tehditler yaklaşıyor ve yakında buz ve ateş karşı karşıya gelecek… Bu zamana kadar da Jon’umuz sandığımız kadar Öteki odaklı olmayacak, bu yüzden Dans 2 vb. konulara katılması gayet yüksek ihtimal ki zaten yeşiller ve siyahlar diye taraflara ayrılacak ise yeşillerin Jon’u temsil ediyor olması en yüksek ihtimal. Bu ise başka bir başlığın konusu şüphesiz. ( Ejderhaların Dansı – 2  )

Okuduğunuz için teşekkürler, fikirlerinizi almak isterim.

(Yazı, ilerleyen zamanlarda ekleme ve çıkarmalar ile güncellenebilir.)

Önemli Cevaplar

  1. Bu doğru olsa da hala daha Ötekileri biliyor olacak. Ötekileri dikkate alıp almamak kişi için seçenek değil. Varlığını bilen herkes odağını onlara çeviriyor. Jon Ötekileri UNUTAMAZ. Aksi halde ölüler onların içinden geçecek. Arya’ya takıntılı olacaktır ama Ötekiler mevzusunu tamamen kapatıp sadece ona odaklanması saçma olur. Diyarı dusunmese bile Ötekiler minimum olarak kendisi ve Arya için tehdit.

    Edit: Yazının devamında bundan bahsetmissin zaten. Bu yorumu yazarken daha yukarılara okuyordum.

    Sanmam. Stannis ona istediği şeyi vaat etti. Muhtemelen gidip onu talep eder.

    Dans konusunda ise tekrar tartışmak istemiyorum. Sen de ben de yorulduk.

  2. Mektup meselesinde Mance-Melinsadre’nin ayağı var ise Stannis ile olan ilişkisi gerilir ve zaten SArya ile karşılaştığında da ona karşı gerilir(Theon, bunu söyledi zaten)… Kuzey “Seni kral olarak tanımıyoruz ki” diye söz ederse Stannis’e ki eder bence… bence gayet kaçınılmaz bir şey. Kuzey ve WF, Stannis’e ait değil ki onu gidecek ondan talep edecek, kim ki o; zaten onun ailesine ait olanı verecek.

    Karşı karşıya gelmeden de ölebilir elbet yahut karşılaşırlar ama öyle şeyler olur ki ölür, illa ölür. :smiley:

Forumumuzda sen de tartışmaya katıl!  forum.gameofthronestr.com

Katılımcılar